Hak Gaspı, İbadetlerin Kazancını Tüketir

Hak; İnkarı mümkün gerçekler demektir...
Hak Gaspı, İbadetlerin Kazancını Tüketir
Beşir İSLAMOĞLU
Beşir İSLAMOĞLU
Eklenme Tarihi : 25.09.2021
Okunma Sayısı : 71

Hak; İnkarı mümkün gerçekler demektir.

Hak; Gerçeğe mutabık olan hüküm, inanç, din ve görüştür.

Ragıb el-İsfahani, hakkın asıl anlamının “mutabakat ve muvafakat” olduğunu söyledikten sonra, ayetlere dayanarak şu tespitlerde bulunmuştur:

 Hak; Bir şeyi hikmetin gereğine uygun olarak icat edendir. Bundan dolayı hak, Allah’ın bir ismi veya sıfatı sayılmıştır.

Hak; Hikmetin gereğine uygun olarak yapılan iştir. Allah’ın bütün fiilleri bu manada haktır.

Hak; Bir şeye aslına uygun ve doğru olarak inanmaktır. Bu şekilde kazanılmış inanç, bilgi haktır.

Hak; gerektiği şekilde, gerekli ölçüde ve gereken zamanda meydana gelen iştir. (Bak. İslam Ansk. 15/137)

Kur’an’da 247 yerde geçen hak kelimesi genellikle “batıl”ın zıddı olarak kullanılmaktadır. Bu anlamlar şöyle özetlenebilir: Gerçeğe uygun söz; doğru haber; doğru yol; aslına uygun bilgi, inanç; delil; bir olayın içyüzü; adalet; görev, hüküm.

İbnü’l Cevzi de hak kelimesinin müfessirlerce on sekiz anlamda kullanıldığını belirterek bu anlamları şöyle sıralar: Allah, Kur’an, İslam, adalet, tevhit, sıdk, mal, vucüb, ihtiyaç, pay, beyan, Kabe’nin durumu,  haram ve helali açıklama, kelime-i tevhit, ölüm, kesinlik, cürüm, batılın zıddı (a.g.e.)

Hak, Allah’ın bir ismidir. Allah’ın, hem varlığı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kesin olması, hem de adaleti gereği herkese hakkını tam olarak vermesi bakımından haktır. Allah sübut ve adalet yönünden hak olunca, artık O’nun her bir ayeti ve her bir emri de haktan başka bir şey olamaz. Allah’ın hak olarak var olması, bir sebebe bağlı değil, bizatihi kendisindendir. Öyle olunca her şeyin varlığının ve gerçekliğinin sebebi de haktır. Ayrıca her varlığın var olma sebebi de ancak hak olan Allah’tandır. Onun için hak, gerçek varlık ve gerçek bilgidir.

Nebi as bir duasında “hak” ile ilgili şunları söylemektedir: “Allah’ım! Sen haksın, senin vaadin haktır, sana kavuşmak haktır. Senin sözün haktır, cennet haktır, cehennem haktır. Peygamber haktır, Muhammed haktır, kıyamet haktır.” (a.g.e.)

Allah hak ise, O’nun sözü de haktır, kitabı da haktır, melekleri de haktır, peygamberleri de haktır, kıyameti de haktır. Bunlarla birlikte gözetilip korunması gerekli olan maddi ve manevi bütün değerler de haktır. Buna göre her türlü görev, yükümlülük ve borçlar da haktır.

“Hak sahibine hakkını ver” nebevi buyruk, herkesin haklara riayet etme yükümlülüğünü ön görmektedir. Hak ve yükümlülükler; Allah hakkı, peygamber hakkı, Kamu (toplum) hakkı, din kardeşliği hakkı, dostluk hakkı, akraba hakkı, komşuluk hakkı, yoksulun hakkı, eşlerin birbirlerine karşı hakları, kişinin kendi (beden ve organları) üzerindeki hakkı, misafir hakkı, yolcu hakkı, hayvan hakları, yaşama hakkı, inanç ve düşünce hakkı, mal-mülk hakkı şeklinde özetlenebilir.

Haklar genel olarak Allah hakkı ve kul hakkı olmak üzere ikiye ayrılmış olmakla birlikte bir kısım eylem ve hükümler hem Allah hem de kul hakkını ilgilendirdiği için karma nitelikli haklara dönüşmüştür.

Allah hakkı denilince ilk akla gelen husus, inanç ve ibadettir. Yani insanların şirk koşmadan Allah’a kulluk etmeleri, Allah’ın insanlar üzerindeki en temel hakkıdır; çünkü Allah, yaratan, her türlü nimet ve imkan vererek yaşatandır.

Yine, kamu yarar ve düzenini ilgilendiren bütün haklar da bir anlamda Allah hakkı olarak nitelendirilmiştir. Böyle nitelendirilmesinin nedeni, hiç kimsenin kamu malını kendi şahsi malı olarak görmemesi ve keyfi tasarruflarda bulunmamasıdır. Ayrıca, Allah hakkı olan kamu malını hem kamu otoritesine sahip kişilerin, hem de ilgili bütün fertlerin koruması ve gerektiğinde kovuşturma hakkına sahip olması gerekmektedir.

Kur’an, kul hakkı üzerinde önemle durmaktadır. Allah’ın emir ve yasaklarının önemli bir kısmı kul hakkı ile ilgilidir. Bu sebeple, Allah’a kulluk, yalnızca belli ibadetleri yerine getirmek değil, aynı zamanda kul haklarına da büyük saygı duymaktır. Aksi takdirde insanların bir arada kardeşçe yaşamaları mümkün olmaz. İslam yasaları, Allah ve yaratılmışların hakkı konusunda insanlara ağır bir sorumluluk yüklemektedir.

Kul hakkı denilen haklar, günümüzde “insan hakları” şeklinde ifade edilmektedir. Bu haklar, bireylerin sahip olduğu imkan ve yararlardır. Bu hakların bir kısmı bireylerin hakkı olmakla birlikte, aynı zamanda Allah ve dolayısıyla kamu haklarıdır ve bireylerin bu hakları kullanması sınırlıdır. Örneğin; bir kimse malını dilediği şekilde kullanarak israf edemez; kendi sağlığını tehlikeye atamaz. Birey kendi hakkını kullanırken başkalarının haklarına tecavüz etmeyecek şekilde kullanmalıdır. Yani kişinin hürriyet ve özgürlüğü sınırlıdır. Sınırı da bir başkasının hak ve özgürlüğüne zararlı olmaya başladığı noktadır.

Bilinmelidir ki Allah hakkı (kamu hakkı) olarak vakıf mallarını yağmalayarak sahip çıkmamak ne kadar ağır bir suç ise, birine iftira etmek, gıybet etmek, yalan söylemek, hile yapmak, hak etmediğimiz bir kazancı almak da bir hak gaspıdır, zulümdür ve ağır bir suçtur. O halde en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün haklar değerli ve önemlidir. Hepsi dolaylı veya dolaysız Allah’ın Haklarıdır. Allah zalimlerden ağır hesap soracaktır.

Dolayısıyla ezberlerimizi ve alışkanlıklarımızı bozarak dini, yeniden anlamaya çalışmamız lazım. İslam’ın kurallarına göre yaşamak istiyorsak, -küçük olsun büyük olsun ve kime ait olursa olsun- mutlaka tüm haklara riayet ederek yaşamamız gerekir.

Nebi as’ın haklar hakkındaki şu hadisi üzerinde düşünülmeye değer bir hadistir. Kul haklarına riayet edilmediğinde, namaz ve zekat gibi ibadetlerin de hiçe çıkacağı açıkça belirtilmektedir. Dolayısıyla ibadetlerine güvenerek hak ihlalinde bulunan zalimler, Ahirette müflis durumda olacaklardır.

“Ümmetimden müflis odur ki, kıyamet günü namaz ve zekatla geldiği halde, namaz ve zekatın kendisine bir yararı olmayan kimsedir; çünkü sövdüğü ve dövdüğü (zarar verdiği kimseler) onun hasenatından (sevaplarından) alarak hasenatını tüketeceklerdir.” (Müslim)

Selam ve muhabbetlerimle…
Beşir İSLAMOĞLU

(Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakış açısını yansıtmayabilir.)

 

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 Resulullah As’dan Sonra Yaşanan Hadiseler, Onun Mesajını (Yolunu) Değiştirmiştir/Saptırmıştır -2-2 Resulullah As’dan Sonra Yaşanan Hadiseler, Onun Mesajını (Yolunu) Değiştirmiştir/Saptırmıştır -1-3 Hak Gaspı, İbadetlerin Kazancını Tüketir4 Ahlakın Şartı Kaçtır?5 Her İyi Müslüman, Aynı Zamanda İyi İnsandır6 Kurban İbadetini (Kurban Etmeden!) Doğru anlamak -2- 7 Hayvanlar İhtiyaç Üzerine Kesilir; Geleneğe Kurban Edilemez -1-8 Kur’an’ın Hükümlerinde Tahrifat Yapmak, “Dine Karşı Din” Uydurmaktır -6-9 Kur’an’ın Hükümlerinde Tahrifat Yapmak, “Dine Karşı Din” Uydurmaktır -5-10 Dinde Tahrifat Yapmak, Apaçık Bir Bühtandır -4-11 Dinde Tahrifat Yapmak, Apaçık Bir Günahtır -3-12 Dinleri İle İlgili Uydurdukları Kendilerini Aldatmıştı -2-13 Dinleri İle İlgili Uydurdukları Kendilerini Aldatmıştı -1-14 İnsan Hayatının Güvencesi Kısastır15 İnsanca Yaşamanın Ön Koşulu, Nesil Emniyetidir16 Er Kişi Niyetine17 Buhari’nin “Camiu’s-Sahih” Adlı Eserinin, Kur’an’la Eşitlenmesi Çabaları Üzerine18 Akılla Temellendirilmeyen İman, Koftur -2-19 Vahiy ve Akılla Temellendirilmeyen İman, Koftur -1-20 Güçlünün Yanında Yer Almak21 Mesafe, Maske ve Temizlik Sadece Coronavirüse Karşı Değil22 Müslümanlar Kimlik Krizi Mi Yaşıyor; Yoksa Sahte Kimlik Mi Taşıyor?23 İbn Rüşd Müktesebatının Temeli Akıldır24 İmam Gazali’yi Doğru Anlamak25 Bilim Geliştikçe Din Tasavvuru Da Değişir26 Dava Sahipleri Nerdesiniz? 27 Şahitlik, (Şehitlik), Hak ve Adaletin Gerçekleşmesi İçindir28 Görevimiz “İman Sorgulamak” Değil, Zulmü Sorgulamaktır29 Kaluu Bela Allah İle Ahitleşmektir. Bakın Nasıl!30 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (6)31 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (5)32 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (4)33 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (3)34 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (2)35 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (1)36 Dini 21. Asrın Aklıyla Anlamak / Yorumlamak
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ

Bulgur ve Adalet

 Abdülaziz KIRANŞAL

Abdülaziz KIRANŞAL

Dinden Soğutan Dindarlık

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

İnsanı Kendi Olmaktan Çıkartan Bir Çağın İçindeyiz

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!