Kur'ân'da ricz/رجز ve rics/رجس Kavramları

Kur'ân kavramlarının incelenmesi, Kur'ân anlaşılması çabalarında önemli bir yer tutmaktadır...
Kur'ân'da ricz/رجز ve rics/رجس Kavramları
Dr. Şemsettin KARCI
Dr. Şemsettin KARCI
Eklenme Tarihi : 3.01.2022
Okunma Sayısı : 168

Kur’ân kavramlarının incelenmesi, Kur’ân’ın anlaşılması çabalarında önemli bir yer tutmaktadır. Son yaşadığımız COVİD-19 pandemi sûreci de dâhil olmak üzere, her yeni durum Kur’ân’a tekrar tekrar bakmayı, vahyin ışığında olayları doğru değerlendirebilmeyi zorunlu kılmaktadır. Yaşadığımız salgının, bir imtihan, ceza veya sünnetullâh mı olduğu, ya da normal bir hadise mi olduğu gibi akla gelen hususlara, Kur’ânî bir bakışla ne söylenebilir, nasıl yaklaşılmalıdır? Bu alandaki araştırmaların önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bu çerçevede ricz/رجزve rics/رجس  kavramlarının gerek telaffuz ve gerekse anlam yakınlıkları dikkat çekmektedir. “Azap ve ceza” ortak paydasında birleşen risc ve ricz kavramlarının, Kur’ân’daki kullanım sayıları da aynıdır. İki kavram da 7 surede, 9 âyette ve 10 defa zikredilmektedir. Kavramların geçtiği âyetleri, semantik, filolojik, siyak-sibak/kontekst, sebeb-i nüzûl, klasik ve modern tefsirler ışığında incelemek, aralarındaki ortak yönler ve farklılıkları tespit etmek, yaşadığımız sûreci anlamlandırmak/yorumlayabilmek, diğer taraftan yanlış çıkarımlardan kaçınmak açısından önem arz etmektedir. Daha önce sadece rics kavramı bir makale düzeyinde incelenmiş olup, ricz kavramı ile ilgili fazlaca bir çalışmanın yapılmadığını tespit etmemiz, konuyu ele almamıza neden olmuştur. Ricz/رجز  kavramını önceleyerek, zikredildiği tüm âyetleri incelerken, rics/رجس  kavramını ve geçtiği âyetleri de öz olarak ele aldık, birleştiği ve ayrıştığı noktaları tespit etmeye çalıştık. 

Kur’ân düşüncesini bir duvara benzetecek olursak, kelime ve kavramlar da bu duvarı oluşturan tuğlalara benzer. Kur’ân’ın belirlemiş olduğu sünnetullâh düşüncesini oluşturan kavramlardan biri de risc/ رجسveya ricz /  رجز kavramlarıdır. Neredeyse anlam olarak birbirine aynı yakınlıkta olan her iki kavramın da Kur’ân’da zikrediliş şekli ve sayısı oldukça dikkat çekicidir. Hem Risc kelimesi hem de Ricz kelimesi Kur’ânda 10 defa 9 âyette ve 7 surede geçmektedir. Her ikisi de isim Formatında geçerken, fiil Formatında kullanılmamaktadır. Birbirine bu derece yakın anlam ve telaffuzu olan her iki kavramın aynı sayıda ve aynı şekillerde kullanılmış olması son derece calib-i dikkattir ve araştırmayı hak eden bir durumdur. Her ne kadar Ebû Ferrâ (ö. 207/822) ve Ebû Amr b. el-Alâ (ö.154/771) gibi bazı dilbilimciler her iki ifadenin de aynı olduğunu, sinin  س nin  ز ye dönüşmesi sonucu rics veya ricz şeklinde iki ayrı kullanımın olduğunu söyleseler de âyetlerin incelenmesi neticesinde farklılıklar olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bu durumu âyetler ışığında göstermeye gayret edeceğiz.       Bahar Canset Dündar ve Hidayet Aydar yazdıkları “Kur’ân’da Rics Kavramı” adlı araştırma makalesi dışında konunun pek fazla ele alınmadığı, özellikle de ricz/ رجز kavramı ile ilgili fazlaca bir şey yapılmadığını gördük. Bu nedenle rics/  رجس kavramını genel olarak değerlendirdikten sonra araştırmanın ağırlık noktasını ricz/ رجز kavramı üzerinde yoğunlaştırdık. Özellikle ortak yönler, farklılıklar, dil ve mana yönüyle benzerlikler önem arz etmektedir. Risc ve Ricz kavramlarının belki de ortak olan en yakın anlamları “azap” ve “ceza” manasında birleşmiş olmalarıdır. Ancak daha farklı anlamların kastedildiği siyâk-sibâk dediğimiz bağlam, isim, masdar veya sıfat olarak kullanımlarından ortaya çıkmaktadır. Zaten Kur’ân kavramlarının anlamalarını belirlemek, semantik yönteminin kullanılmasını ve ayrıca Kur’ân’ın Kur’ânla Tefsiri yöntemine başvurmamızı gerektirmektedir. Kur’ân’daki kullanımlarına bakıldığında ricz kelimesinin daha çok “azâb” kelimesi ile birlikte kullanıldığı, rics kavramının ise daha umumi bir şekilde kullanılmış olduğunu müşahede etmekteyiz. Bu durum bazı müfessir ve dilbilimcilerin ricz “azap” manasında kullanılırken, rics ise hem “azap” hem de azabın dışındaki manalar için kullanılmaktadır sonucuna varmalarını sağlamıştır (İbn Kesir, 1981, 309). Gerçekte ise durum biraz daha dakik ve akademik bir inceleme yapmayı gerekli kılmaktadır. Çünkü aralarındaki fark sadece sin harfinin ze harfine dönüştürülmesi kadar basit olsa idi, âyetlerdeki kullanımları bu kadar farklılık arz etmezdi diye düşünüyoruz. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, örneğin ricz/رجز kelimesi genel olarak sema/gök kelimesi ile  رجز السماء  şeklinde veya   رجز من عذاب  gibi azap kavramı ile birlikte terkip olmaktadır. Bu da gösteriyor ki, kavramın farklı bağlamlardaki kullanımları ile mana farklılık arz etmektedir. Bu anlamları aşağıda inceleyeceğiz.

1.1. Kavramın Semantik Tahlili 

1.1.1. Rics/  رجس  Kavramının Dil Yönünden İncelenmesi

R-c-s/رجس  filinden türemiştir. رجست السماء gök şiddetle gürledi demektir. Aynı şekil  رجست البعل Deve böğürmek, gürültü yapmak, homurdanmak anlamlarına gelmektedir (Firûzabâdî 2005: 1/548). Kesralı isim olarak Ricz  ise, pislik, günah, kötü amellerin tümü, azaba götüren davranış, şüphe, ceza ve ğazap anlamlarına gelmektedir (Firûzabâdî 2005: 1/548). Bu anlamda “gürleyen gök” ve “böğüren deve” ifadeleri kullanılmaktadır (İbn Fâris 1986: 1/421). Râgıb el-İsfehâni (ö. V./XI. yüzyılın ilk çeyreği ) rics’in 5/Maide 90. Âyetteki “içki kumar, fal okları ve putlar şeytanın işi pisliklerdir” âyetinden hareketle rics’in pislik manasında olduğunu belirtir. Bu pisliğin de dört şekilde olabileceğini söyler: Mizaç, akıl, şer’î/dinî veya bunların tümü açısından, örneğin leş eti yemek gibi. Zira leş hem akıl, hem mizaç, hem de şer’î açısından tiksinti kabul edilmektedir. Şer’i açıdan pislik örneği: İçki ve kumar ki, bunların akıl açısından da pis kabul edildiği söylenmektedir (İsfahânî 2009: 342). Nitekim âyet-i kerime bu duruma işaret ederek: “Günahı faydasından daha çoktur” (bk. Bakara 2/159) faydanın daha az olması ancak akılla anlaşılacağından akıl ondan kaçınmak gerektiği sonucuna varır.

" Kalplerinde hastalık olanlara gelince, bu onların (mânevî) kirlerine kir katmıştır ve onlar inkârcı olarak ölüp gitmişlerdir." (Tevbe 9/125). Buradaki kir veya pislik, şirkten kaynaklanan manevi pisliktir ki benzer bir âyette ise müşriklerin manevi olarak pis oldukları şöyle ifade edilmektedir:  " Ey İman edenler! Müşrikler ancak necistirler/pistirler" (Tevbe 9/128). Kur’ân’ın Kur’ân’la tefsiri açısından baktığımızda, müşriklerin pisliklerinin maddi olmaktan ziyade inanmamaktan kaynaklanan manevi pislik yani küfür olduğu anlaşılmaktadır (el-Merâgî 1946: 1/89).

 1.1.2. Ricz/ رجز  Kavramının Dil Yönünden İncelenmesi

 Receze / رجز  fiil olarak asıl anlamı “titremek” demektir. Devenin titremesi manasında    رجز رجزا ارتجر الناقاة/Deve titredi. Deve zayıflığından ötürü adımlarını birbirine yakın atıp güçsüzlüğünden ötürü titrediğinde  ارتجز الناقاة denir (İsfahânî : 340; İbn Fâris : 1/418). Şiirdeki recez ölçüsü de bu kökten türemiştir. Çünkü cüzleri birbirine yakın olması ve okunurken de sesin titremesi yönüyle bir benzerlik kurulmuştur.  رجز فلان ارتجز/ Falan kişi recez ölçüsü ile şiir yazdı veya şiir okudu (Firûzabâdî : 1/545).  İçine taşların konulduğu heybe veya bez manasındadır. Devenin hevdeci/tahtırevanı eğildiğinde iki tarafından birine taş konulur ki sarsıntı dengelensin. Bu ismin verilmesi var olan sarsıntı ve hareket nedeniyledir. İbn Fâris (ö. 395/1004), ricz kelimesinin anlam olarak; zayıflığında deveye isabet eden hastalık olduğunu söyler, deve hareket ettiğinde baldırı titrer. Diğer bir anlamı ise hevdecin süslenmesi maksadı ile asılan yündür (İbn Fâris 1979: 2/489). Kur’ân’daki kullanımlarına baktığımızda azap, küfür, isyan, şirk, put, taun gibi anlamlara geldiğini görmekteyiz. Örneğin: "Ayetlerimizi boşa çıkarmak için çaba harcayanlara ise en kötüsünden sarsıcı bir azap vardır." ( Sebe 34/5).  "Biz, yoldan çıkmalarının cezası olarak bu memleket halkının üzerine gökten alçaltıcı bir belâ indireceğiz!" (Ankebût 29/34)

Fahreddîn er-Râzî’nin (ö. 606/1209) رجزا من السماء  ifadesi ile “gökten ricz emrinin gelmesi” şeklinde anlaşılırsa, bu durumda “rics’e taun anlamı vermek mümkün olduğunu belirtir(er-Râzî, 1420: 25/52). Birbirine oldukça yakın olan rics ve ricz kavramlarının aynı sayıda âyetlerde zikredildiğini belirtmiştik. Her ikisi de 10 defa, 9 âyette ve 7 sûrede zikredilmektedir.

Kur’ân  her  dönemde  canlı  ve  dinamik  ilahî  bir  kelamdır.  Zaman  yaşlandıkça  Kur’ân ve  hakikatleri  daha  iyi  anlaşılmakta,  ilahî  hikmetler  tezahür  etmektedir.  Allah  Resûlünün ashabı  veya  daha  sonraki  asırlarda  Kur’ân’a  bizlerden  çok  daha  fazla hizmet  etmiş  olan çağlar,  bugün  bizim  anladığımız  birçok  Kur’ânî  gerçekleri  bizlerden  daha  iyi  anlamış değillerdi.  Çünkü  birçok  hakikat  ilmin  inkişafı,  hadiselerin  yaşanması  tecrübesi  ile  ortaya çıkmaktadır. Son yaşadığımız COVİD19 salgını  da Kur’ân’ı  ve benzer  âyetlerini bir kez daha incelemeyi,  geçmişte  yaşanmış  olan  ve  Kur’ân’ın  bize  haber  verdiği  kavimler  ilgili  kıssaları ibret  maksadı  ile  ele  almayı  zorunlu  kılmaktadır.  Bu  çerçevede  yaşadığımız  sûrecin  Kur’ânî yorum  çerçevesinde  bir  sünnetullâh  olduğundan  şüphe  duyulmamaktadır.  Çünkü sünnetullâh  Allah’ın  tarih  ve  topluma  koyduğu  yasalar,  bir  nevi  müdahalesidir.  Ancak bununla  beraber  rics  ve  ricz  kavramalarının  kapsam  alanında  bulunan  “azap”,  “ceza”, “pislik”  ve  benzeri  anlamlardan  yaşadığımız  sûreçle alakalı  olup  olmadığı,  hadiselerin Kur’ânî  bir  bakış  açısından  ele  alınması,  yanlış  anlama  ve  yorumlardan  da  sakınılması gerekmektedir.  Bunun  için  Kur’ân  bütünlüğü  ve  Kur’ânın  Kur’ân’la  tefsiri  yöntemlerini etkin  olarak kullanmak  gerekmektedir. Son  zamanlar da  benzer  konuların  işlenmesi  sevindirici  olmakla  beraber,  parçacı  ve şabloncu  yaklaşımlarla  yapılan  çıkarsamalar,  Kur’ânî  düşünce  açısından  sakıncalar barındırmaktadır.  Buna  göre,  yaşadığımız  salgın,  deprem,  kıtlık,  terör  gibi  hadiseleri  hemen Kur’ân  âyetleriyle  ilişkilendirip  ceza  veya  azap  şeklinde  sunmak  ne  kadar  problemli  bir yaklaşımsa,  aynı  zamanda,  bu  tür  durumları  son  derece  normal  tabiat  olayları  olarak,  hiçbir şeyi  üzerimize  almadan  yaklaşmak  da  o  derece  problemlidir.  Doğrusu  Kur’ân  âyetlerini  bir  bütünlük  içerisinde ele  almak,  ön  kabuller  veya  düşündüklerimizi  Kur’ân’a  kabul ettirme/Kur’âna  onaylatma  yaklaşımından  kaçınmak  gerekmektedir.  Bunun  için  semantik tahlil,  siyak-sibak,  Kur’ân  bütünlüğü,  sebeb,-i nüzûl,  Kur’ân’ın  Kur’ân’la  Tefsiri  yöntemlerine başvurmak gerekir.Her   iki  kavramın  da  geçtiği  tüm  âyetlerde   kavram isim  Formatında  geçmektedir.  Fiil  Formatı kullanılmamaktadır.  Ricz  kavramı  üç  âyette  من السماء  şeklinde   gelmiştir. semâ  lafzına  izafetle  kullanımı Kur'an'ı  kerimde  gökten  gelen  azap/ رجزا من السماء anlamindadir.  Bunlar;  Bakara  2/59,  A’raf  7/162,  Ankebût, 29/34  âyetleridir.  Firavun  ve  kavminin,  İsrâil  Oğullarına  reva  gördükleri  zulümler  sebebi  ile cezalandırıldıkları  A’râf  sûresinde  konu  edilmektedir.  Bu  nedenle  çeşitli  azap  şekilleri  ile inananları  cezalandı ran  Firavun  ahalisi,  âyetin  ifadesi  ile  “ üzerlerine tufan,  çekirge,  haşarat, kurbağalar  ve  kan  gönderdik.  Yine  de  büyüklük  tasladılar  ve  günahkâr  bir  kavim  olmakta  direndiler.”

İmtihan edilmişlerdir. Bu hadiselerin yaptıklarına karşılık bir uyarı veya ceza olduğuna kani oldukları için de her defasında Hz. Mûsâ’nın dua etmesini ve kendilerini kurtarmasını istemişlerdir. Â’raf  133-135 âyetleri de bu konuları gündem etmektedir.  A’raf 134’te iki defa, A’raf 135’te ise bir defa olmak üzere toplamda 3 defa zikredilen ricz kavramının azap, tufan, tâûn veya Firavun kavmine verilen olağan üstü  belalardan herhangi birinin kastedildiği görülmektedir. Ricz/ رجز  kavramı ile Firavun ve taraftarlarının başına gelen belalar kast edilirken,  inkârcıların bu belaların kendi yaptıkları eylemlerin sonucu olduğunu da fark ettikleri de vurgulanmaktadır. Sebe, 34/5, Câsiye,45/11 ayetlerinde ricz kavramı “azap” kelimesinin sıfatı olarak  رجز من عذاب اليم  şeklinde gelmiştir. Kötü, pis, çirkin azap şeklinde sıfat olarak zikredilmektedir. Enfâl,8/11 âyetinde ise ricz kelimesi şeytan lafzı ile terkip edilmiş رجز الشيطان/şeytanın vesvese ve pisliği anlamında kullanılmıştır.   Rics/ رجس kavramını daha öz ve kısa olarak ele aldık. Rics kavramı da 10 defa zikredilmektedir. Genel olarak kast edilen mana, içki, kumar, şans oyunları, dikili taşların şeytanın işi pislik (Rics/رجس) olduğu belirtilmektedir. Ayrıca aklını kullanmayan ve inanmayanların üzerine atılacak bir pislik/ رجس olduğu ifade edilmektedir. Diğer taraftan münafıklar için 2 âyette 3 defa zikredilen  رجس kavramı ile manen pislik oldukları vurgulanmaktadır.   Neces/نجس  kavramının geçtiği ilişkili âyetlerin mana olarak paralellik gösterdiği görülmektedir.  Özetle Yüce Allah’ın kâinat ve toplumlar hakkında koymuş olduğu yasalar olan sünnetullah’ın değişmez bir ölçü olduğu bilinmektedir. Her şey sünnetullah dairesi içerisinde cereyan ederken, anı düşünmek, yorumlamak/tefekkür, geçmişi düşünmek, ders çıkarmak/tezekkür, gelecekle ilgili planlama yapmak, tedbir almak/tedebbür Kur’ânî bir emirdir. Bizlere uyarı olan bir şeyin, başkası için ceza, ellerimizin kazandıkları sebebiyle bizler için ceza olan bir şeyin, başkalarına da mühlet olabileceği Kur’ân âyetlerince ifade edilmektedir. Kur’ân, iyiliklerin Allah’tan, kötülüklerin bizden kaynaklandığı, kâinatın dengesini bozan insanoğlunun eliyle karada ve denizde bozulmalar çıktığından bahseder. Diğer taraftan Allah’ın sünnetullah gereği cezalandırması/uyarması, masumlar gerekçesi ile göz ardı edilemeyeceği gibi, her şeyin ceza-mükâfat kapsamında değerlendirilmesi de doğru değildir. Güneş herkese doğar, gül de, hamam böceği de kendi istidadı ile alacağını alır. Yağmur herkes için yağar, kimine rahmet, bereket olurken kimi için de sel felaketi olabilir. Aynı şekilde gecenin gelmesi hırsız için gizlenme, salihler için rabbi ile baş başa kalma zamanı  olur. Yemek-içmek kimine şifa olurken kiminin midesine zarar verebilir. Buna göre Allah’ın hakîm/  حكيم  ismi gereği hikmetsiz hiçbir işi yoktur. Rahmeti gazabını geçmiştir. Rahman ve Rahim olması tüm isimlerinin önündedir.  Olayları vahyin ışığında doğru yorumlayıp dersler çıkarmamız, vahyin öncülüğünde insan ve Allah telakkisini kazandırmamız, aşırılıklardan kaçınmamız gerekmektedir.

Bu makale yazarın “Academic Knowledge” adlı dergide yayınlanan bilimsel makalesinden “hikmetakademisi“ için yazar tarafından özetlenmiştir. Makaledeki bilgi ve düşünceler “www.hikmetakademisi.com“ yayın politikasına uymayabilir. Bu yayın yazarını bağlar.

YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Editör'den

Editör'den

2 Yaşındayız…

ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Mustafa Yazgan’ın Ardından…

Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ

Bulgur ve Adalet

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!