Lütfen Camlara Davetiye Asmayalim!

Anasi hastaydi. Artik evin içinde dönemez olmustu. Gelip gidenleri çoktu. Yedi kardeslerdi...
Lütfen Camlara Davetiye Asmayalim!
Hasan ALICI
Hasan ALICI
Eklenme Tarihi : 8.01.2023
Okunma Sayısı : 1750

Anasi hastaydi. Artik evin içinde dönemez olmustu. Gelip gidenleri çoktu. Yedi kardeslerdi. En küçügü kizdi. Agabeysi evlenmis tayini baska bir vilayete çiktigindan evini de alip gitmisti. Babasi kamyon soförü idi. Ise gittigi zaman iki üç gün bazen daha uzun bir zaman eve gelemiyordu. O babasindan sonra evin en büyük erkegi sayilirdi. Anasinin hasta halde is yapmasina gönlü razi gelmiyordu. Aslinda kendisinin okulu tamam olmus, askerligini yapmis, is ise oturduklari il de bulunan tekel fabrikasina müracaat etmis, oraya sirayla aldiklari için sira ha geldi ha gelecek.

Evlenmek istiyor. Sevdigi kiza askerlik sonrasi diye söz vermis. Vermis ama babasina da yük olmak istemiyor. Sevdigi kizi anasi da biliyor. Çünkü anasi da o kiz çok seviyor. O’nun gelini olmasini çok istiyor.Alti erkek çocugun kahrini çekmek kolay olur muydu? Ne zaman is yapmada zorlansa,is çoklugundan bunalsa birine ihtiyaç duysa o yaninda bitiveriyor. Bir de akrabasinin kiziydi sadece simdi degil yaslaninca, elden ayaktan düsüncede o bakabilirdi. Zaman zamanda vakti gelmedi mi su kizi istemenin diye ogluna sitem ediyordu. Oglu da biraz daha bekle ana diyordu. Çünkü babasi kendilerini çok kez birakip gitmisti gurbetlere. Çok kez bayramlari babasiz geçirmislerdi. O hep ailesiyle olmak istiyordu. Bundan dolayi da anasina bekle demisti. Isi kesinlessin ki ondan sonra evlensin ama anasinin hastaligi beklemesine engeldi. Aksam çok düsündü ve kararini verdi. Babasi geldiginde meseleyi açip konusacakti.

Geç vakitte kapi çaldi. Kendisi daha yeni yatmis fakat uyuyamamisti. Odasinin kapisini açtiginda annesi de ayaklanmisti. Annesine ben bakarim dedi. Kapiya yöneldi. Kapiyi açti. Bir polis memuru. Ileriye bakti iki kiside arabani içinde oturuyordu.

Memur ‘merhaba ‘ dedi.
Ali ‘hayirdir insallah’ dedi.
Derin bir nefes aldi. Yutkundu, memurun gözüne bakarak. ‘merhaba’ diyebildi.
Memur ‘Babaniz kamyon soförü mü? dedi.
Ali ‘evet’ dedi.

O süre de annesi de giyinmis kapiya gelmisti. Nefes nefese polis memuruna ‘hayirdir evladim’ dedi. Memur rahatsiz oldugunu anlamis olacak ki ‘bir sey yok teyzecigim. Geç vakitte sizleri rahatsiz ettigimiz için özür dilerim. Hastanede acil kan ihtiyaci var. Hastaneden Ali’nin kaninin tutugunu söyleyip adres verdiler. Ali ile hastaneye kadar gidip kan verdikten sonra ali’yi tekrar eve birakacagiz. dedi.

Ali, babasi ile ilgili bir seylerin oldugunu anlamisti. Annesinin yaninda memura bir sey sormamis, soramamisti.Sadece memura elbiselerimi giyinip geliyorum diyebilmisti. Kapidan çikarken annesine ’benim anahtarim var’ birazdan gelirim sen rahatsiz olma yat dedi. Arabanin arkasina diger memurun yanina oturdu. Araba hareket eder etmez ali sordu. ‘memur bey babama mi bir seyler oldu.’ Dedi. Bir kamyon kaza yapmis trafikten sizin adres verilmis. Sürücüsü henüz bulunamamis. Kamyonu çekici getirmek üzere, bir bakalim sizin mi? Degil mi? Biz gidene kadar sürücüden de bir haber gelir derken telsizden anons geçildi; kayip sürücünün yarali olarak bir vatandas tarafindan devlet hastanesinde götürüldügü, alinan bilgiye göre acilen ameliyata alindigi bildirildi. Ilgili memurlarin gereken yerde arastirmalarini sürdürmeleri duyurulur. Diye memur sürücü koltugundaki memura hastaneye gidelim dedi. Ali ‘babam’ dedi. Gözlerinden yaslar akmaya basladi. Memur Ali’ ye döndü ‘bilemiyoruz ki beklide bir baskasi baban degil’ dedi.Ali önce ‘keske’ dedi. Sonra düsündü. ‘Fark etmez yine bir baba’ dedi.

Hastaneye geldiler. Hizli bir sekilde içeri girdiler. Orda görevli polis memuru ‘sürücünün üzerinden hiçbir evrak çikmadi’ dedi. O ara olayla ilgili yeni bir anons yapildi. Sürücü bilgileri geçerken Ali’nin bagirmasi ortami degistirdi. Eve gelen memur Ali’nin koluna girerek ameliyathanenin önüne giderken bir sey yok diyerek teskin etmeye çalisti. Ameliyathanenin önüne geldiklerinde polis memuru çikan bir hemsireye hastayla ilgili sorular sordu. O da ‘yakini misiniz? Diye sordu. Ali atildi ‘evet ben ogluyum’ dedi. Hemsire, bacaginin birinin kirik oldugunu söyledi ve biraz sonrada görebilirsiniz diye de ekledi. Biraz gittikten sonra döndü ‘eger detayli bilgi isterseniz doktor koridorun sonundaki odada’ dedi. Doktorun odasina yöneldiler. Kapiyi çalip içeri girdiler. Ali doktora hastaninoglu oldugunu söyleyerek bilgi istedi. Doktor da ‘hastayi ameliyat yaptim. Iyi geçti. Bir bacagi kirilmis, kafasinda ve yüzünde ufak siyriklar var onlarin pansumani yapildi. Sanirim biraz sonra servise odasina çikarirlar.’  Doktorun bu ifadesinden sonra Ali ferahlamisti.

Babasi hastaneden çikip geldiginde konusulmus. Kiz istenmis. Dügün günü belirlenmistim. Hazirliklar tüm hiziyla devam ediyordu. Evlerinde bir dügün daha olmustu. Bundan yedi yil önce bu eve bir gelin daha girmisti. Ama agabeysinin dügünü muhtesem olmustu. Persembe günü aksami baslamis Pazar aksami bitmisti ama temizlikler bir hafta devam etmisti. Bahçeli ev insanlarla dolup doluptasmisti. Misafirleri agirlamak neyse de son gün gelin geldikten sonra yemek ikraminda bulunmak var ya belimi kirmisti. Her seyi ben organize etmistim. Üç yüz ila dört yüz kisi arasi yemek yapilacakti. Bahçeye kazanlar kuruldu mahallenin asçilari kazanlarin basina geçtiler pisirme baslamisti. asçilara göre bu yemekle ordu doyar ancak  babama kalsa yetmez de yetmez. Babam aman beni rezil etmeyin diyor baska bir sey demiyordu. Allaha çok sükürler olsun yüzümüzün akiyla bu isten çikmis olduk. Babamda derin bir nefes almisti.Ben sade bir dügün istemistim ailemden.Benim Islami hassasiyetimi bildikleri için onlarda kabul etti.

Kitap okumayi, Kuran ögrenmeyi, kendimden büyüklerle sohbet etmeyi, onlari dinlemeyi çok seviyordum. Namaza küçük yasta baslamistim. O zamanlar caminin kapisinda namaza gelen yasli bir amca; “oglum Allah kabul etsin de bu yasta namaza baslamissin ancak bunun sonu yok ha” demisti. Daha sonra Kur’an ögrendigim cami imaminin tavsiyesi üzerine talebe kitapevine gitmistim. Imam’in kitap evini tarif etmesine ragmen Akyol pasajini çok zor bulmustum. Kitap evi Ufak bir pasajdaydi. Hem pasaj hem kitap evi insan kayniyordu. Kitap evinde duran arkadasa Imamin verdigi ismi sordum oradaki arkadasta kitap evinin yukarisindaki sahil çay ocagini tarif etmis, orda sorarsan gösterirler diye de eklemisti. Çay ocagina girdim söyle bir baktim kendi yaslarimda kümeler halinde arkadaslari gördüm. Çaycinin yanina geçip kazim hocayi soracaktim dedim. Çaycida Kazim hocaya seslenmis. Bu arkadas seni soruyor. Kazim abi kalkip geldi elimi sikti bos olan bir masaya oturduk. Önce ne içersin diye sordu. Ben de oralet var ise içeyim abi dedim. Kazim abi oraleti söylemis içerlerken de tanisalim diye eklemisti. Abi benim adim Ali, Yesiltepe’de oturuyorum, yukari sanat lisesinde okuyorum. bizim caminin imami senin yanina gönderdi beni. Lise bitimine kadar kazim abi ile beraber olduk. Onun sohbetlerini dinledik, verdigi kitaplari okuduk. Bütün arkadaslar onun gibi davranmaya onun gibi olmaya çalisirdik. Ona hayatimda hep çok sey borçluyum diye düsünürüm.

Asker dönüsü eve geldikten sonra ilk ziyaretimi kazim abiye yaptim. Her zaman beni arayip sorardi. Bazi insanlar hiç kendisi için çalismazlar hep basaklarinin iyiligi için çalisirlar. Hayati hep sevgiyle yogurup kimsenin kurda kusa yem olmasini istemezler. Bu insanlar yorgunluk bilmezler hep kosusturan insanlardir. Böyle insanlar her gün yeniden dogmayi isteyip isteyip ayaga kalkip yetistirdikleri gençlere firtinada dal olmayi, kavurucu sicakta gölge olmayi, saganak yagmurda saçak olmayi düsünürler. Velhasil’i“Bizler yoldan önce yol arkadasligina, yol dostluguna, yol kardesligine inaniriz. Zorla Ikna etmege çalistiklarimizla degil, yola inanmislarla, birbirine güvenenlerle yola çikariz. Çünkü inanmislarla birbirine güvenenlerle yolculuk etmek yormaz insani. Hatta bu da birlikteligi daima güvende, zinde tutar. Eksik, gedik, yanlis, yapilmasi gereken ne varsa birlikte halledilir, çözülür. Yani insan böylelikle yenilenir, direnç kazanir.”

Kazim abi ile hasretle kucaklastik, oturduk yine bir çay ocagina. O anlatti ben dinledim. Kazim abi yine insanlari, dünyayi düsünüyor. Onun bu arzusu sinir tanimayan bir dünyaya açilma düsüncesini besliyor. Çünkü kazim abi saplantilardan ve ön yargilardan siyrilmis, farkli bakis açilarina sahip birisi. Daha sonra söyle bir kazim abiye baktim; inceligin, naifligin, dostlugun piril piril parlayan pozitif enerjisi yerinde olsa da yorgun bedeni, kaybolmus nesesi, solgun yüzü beni endiselendirdi. Sordum abi rahatsiz misin diye.Evet dedi. Saglik mi? Saglik da var düsünselde. Gönül bir yere takili kalirsa akilda orada kalir, fikir de. Öylece kala kalmistim. Kendi kendime söyle düsündüm; hayat bütün bunlara bakmiyordu. Hayat kimilerine gülmüs kimilerini de es geçmisti. Buna ragmen kazim abi kendine, hayata, dünyaya meydan okuyordu. Bir Kizilderili atasözü var: ”vücudun senden izin almaksizin yaslanir, ruhun ise sen izin vermedikçe yaslanmaz..” kazim abinin de vücudu yipranmis ancak ruhu halen ilk gördügüm gibi tap taze.

Dügün davetiyelerini aldim kazim abinin yanina gittim. Abi kimlere davetiye verelim diye sordum o da kitap evinin ve çay ocaginin camina asarsan seni taniyanlar görür gelir dedi. Bende öyle yaptim. Hem kitap evinin hem de çay ocaginin camina davetiyeleri astim.

Dügün basladi. Benim dügünümde de organizasyonu abim yapiyordu. Yine sabahin erken saatlerinde ocaklar yakildi yemekler kazanlara koyuldu. Babam yine telasli bir dügün yerinde bir yemek pisirenlerin yaninda ama bu sefer daha sakinmis gibi görünüyordu. Ben babami bu halde görünce abime takiliyorum babami taklit ederek ‘aman ha abi yemekler yetsin, bizim yüzümüzü kara çikarma’ diye. Benim hocam konusma yapti. Kazim abi ile gelen arkadaslar mars okumaya devam ederken yemekler dagitilmaya baslandi. Kazim abide abime yardim ediyordu. Üçümüzde söyle bir baktik yemek yeterli olur diye bir birimizi tasdik ettik. Fakat millet kalkip giderken kitap evinden ve çay ocaginda gelmeye devam edenler o kadar çoktu ki hiç sormayin. Hepimiz telasa kapildik, babamsa yikildi. Hemen istisare ettik. Kazim abi ile abim gittiler lokantadan yemek getirdiler. Yetmedi bir daha. Son getirilen yetti bizlerde derin bir nefes aldik. Sonra ögrendik ki her zaman üç dört dügün davetiyesi olurmus camlarda bu sefer sadece benim ki varmis bu kalabalik ondan olmus. Olsun kimseyi yemeksiz kaldirmadik. Bu da bizim için bir ani oldu.

Sonradan kazim abiden ögrendigime göre arkadaslar artik kitap ve çay ocaginin camlarina davetiye asilmayacak herkes davetiyeleri elden verecekler diye karar almislar.

Biz dügünden sonrada kazim abi ile görüsmeye devam ettik. Bir gün kazim abinin ölüm haberini aldim, yikildim. Cenazeye katildim, cenazesi kalabalikti. Insanlara yasarken deger verilmeliydi. Oysa dünya ederi olmayanlar için dönmeye devam ediyor. Velhasil “hayat kimilerine gülmüs, kimilerini de es geçmisti.”

YORUMLAR
Eylem Kaya
8.1.2023 22:42
Allah razi olsun sizden..Bir insanin gercek yüzünü en yakinlari bilir... Kazim abi dosdogru bir müslümandi,biz akrabalari olarak onun elinden ve dilinden emindik.. Allah onu sehitlerle hasretsin insaallah...

Idris
8.1.2023 20:29
Hasan Abi, dogru yapmissin, anlamli bir konuda yazmissin. Bizler hep uzaklara bakiyoruz. Iyiligi, basariyi, örnekligi, uzak diyarlardan yada tarihi sahsiyetlerden aliyoruz. Bu aliskanligimiz degismedi. Hasan Hocam sen yanibasimizda olan her anina sahitlik ettigimiz birisini, Kazim Kayan Hocamizi kaleme almissin. Emegine yüregine saglik.

YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!