Eğitim Meselesi, Eğitim Amma Nasıl Bir Eğitim

Eğitim insan hayatının, kişi, aile ve toplum hayatının en önemli esasıdır...
Eğitim Meselesi, Eğitim Amma Nasıl Bir Eğitim
Mahmut BALCI
Mahmut BALCI
Eklenme Tarihi : 10.08.2021
Okunma Sayısı : 243

Eğitim insan hayatının, kişi, aile ve toplum hayatının en önemli esasıdır. Fert, aile, toplum ve milletlerin gelişmesi, ilerlemesi, huzurlu ve mutlu olması doğru bir eğitim ve eğitime verdikleri değerle orantılıdır. Hayatın bütün alanlarındaki başarı, eğitim alanındaki başarıya bağlıdır. Onun için tarih boyunca, Milletlerin, ülkelerin eğitim ve eğitim sistemleri her zaman önem arz etmiştir.

Bu yazıda bu önemli konu, eğitim ve eğitim sistemleri ile ilgili genel düşüncelerimi arz etmeye çalışacağım.

Yaratılmışlar arasında insanın çok farklı özel bir yeri vardır. İnsan, maddi tarafı çamur (Toprak+ su = Çamur)  Manevi tarafı, Hayatın kaynağı, Hayatın sahibi Yüce Allah’ın kendi ruhunda üflediği, verdiği ruh’tan meydana gelen ve en güzel surette yaratılan, Eşrefi Mahlûkat ( yaratılmışların en şereflisi) olan bir varlıktır.

Sayamadığımız kadar pek çok Maddi – Manevi nimete mazhar olan insanın yaradılış gayesi, kendini yaratan Yüce yaratıcısın bilmek, O’nu tanımak, O’na inanmak ve O’na kulluk ve şükretmektir.

Bizi yaratan Rabbimiz, dünya hayatında insanları imtihan etmek, hangilerin iyi amel yaparak “ İyi İnsan”  hangilerinin kötü amel yaparak “Kötü İnsan”  olduğunu ortaya koymak ve iyileri mükâfatlandırmak, kötülük yapanlara da hak ettikleri cezayı vermek için hayatı ve ölümü yaratmıştır.

Bu İmtihan için, Rabbimiz insana akıl ve irade vermiştir. Aklı ile neyin iyi, neyin kötü, neyin doğru, neyin yanlış, neyin faydalı, neyin zararlı neyin, hak, neyin batıl olduğunu kavrar. İradesi ile de seçimini yapar. Dilerse iyiyi dilerse kötüyü, dilerse hakkı dilerse batılı seçebilir. İnsanı insan yapan, insanı diğer varlıklardan ayıran, vahye muhatap kılan, diğer varlıklardan farklı ve üstün kılan özellik sahip olduğu bu akıl ve iradesidir. Rabbimiz diğer varlıklara bu özelliği vermemiştir. Onların seçme hakkı yoktur. Allah’ın kendileri için birlediği ilahi yasalar zorunlu olarak uyarlar. Başka seçenekleri yoktur.

Bizi seven ve bir annenin çocuğuna karşı merhametinden daha fazla merhametli olan sonsuz rahmet sahibi Rabbimiz, bize doğru yolu gösteren, neyin iyi, neyin kötü, neyin doğru, neyin yanlış, neyin hak, neyin batıl olduğunu açıklayan bizi iyiye güzele çağıran, kötülükten men eden peygamberler ve o peygamberler aracılığıyla kitaplar göndermiştir. Mülkün yegâne sahibi ve adil olan, hüküm ve hikmet sahibi olan Rabbimiz, gönderdiği bu ilahi kitaplar vasıtasıyla bu dünya hayatında sonra ebedi bir ahret hayatının olduğunu bildirmiştir. İnsanlar olarak yaşadığımız bu dünya hayatının hesabını vermek üzere Rabbimizin huzuruna döndürüleceğimizi ve dünyada yaptıklarımızın hesabının mutlaka sorulacağını, zerre miktarı hayır, iyilik yapanların karşılığını göreceğini ve yine zerre miktarı şer, kötülük yapanların mutlaka karşılığını göreceğini apaçık bildirmiştir.

Bu dünya hayatında Rabbimizin gönderdiği çağrıya uyan ve rabbimizin razı olduğu bir hayat yaşayanlar, ahirette razı olunan bir mutluluk hayat içinde, cennette yaşayacaklardır. Peygamberlerin davetini ret eden, bu çağrıya uymayanlara gelince, Kuran İfadesiyle “ Onun anası, kucaklayacak olan hâviyedir. O nedir, bilir misin? Yakıp kavuran bir ateştir! “ yani gidecekleri yer cehennemdir.

İnsan ve insanlık kurtuluşa ermek, dünya ve ahret mutluluğunu elde etmek istiyorsa bu hakikatleri esas almalı,   nesillerine vereceği eğitim sistemini de buna göre şekillendirmeli ve bu doğrultuda geliştirmelidir.

Eğitim Sistemlerinin öznesi İnsan olduğu için önce insanı doğru tanımalı ve tanıtmalıdır. Yanlış, eksik bir tanımlama, yapılan eğitimin yanlış ve eksik olmasına sebep olur.

Üzülerek ifade edelim ki bu gün ülkemizde, İslam aleminde ve  dünyada egemen olan, kişileri, aileleri ve toplumları milletleri etkileyen, egemen olan anlayış, vahye dayanan rabbani bir eğitim anlayışı değil, maddeyi dünya çıkarlarını, gücü, kuvveti esas alan, modern batının, maddeci, materyalist sistem ve anlayışıdır. Bu materyalist sistemin insana bakışı ve eğitim sitemi de materyalisttir. Bu anlayışa göre insan, mana tarafı olmayan maddi bir varlıktır. İhtiyaçları da maddidir. İnsanın, bu maddi ihtiyaçları karşılandığı zaman insanın mutlu olacağını düşünürler. Bu materyalist eğitim sistemi ile yetişen insanların tek amacı, yemek, içmek nefsi tatmin etmek ve dünya ve dünyevi kazanç ve başarılar elde etmektir.

Yaratıcısıyla bağını koparan, vahyi, dini hayatın dışına iten, dini, ahlaki ve manevi değerlerini tahrip eden, insanın ruh ve mana tarafını yok sayan bu maddeci, materyalist, pozitivist bakış açısına göre İnsan; ekonomik bir hayvan, sosyal bir hayvan, konuşan bir hayvandır.

İnsanın manevi tarafını görmeyen, Metafizik boyutu olamayan, ötelerden habersiz bu sistem ve anlayışlar, insanı manevi değerlerden soyutlamış ve insanı hayvan seviyesine ve derekesine indirmişlerdir.

Bu gün, bu egemen sistemler ve onların eğitim anlayışı insanı sadece bir maddi varlık gördükleri için, insanların sadece meddi ihtiyaçlarını karşılamayarak mutlu edeceklerini sanıyorlar.

Bu anlayışa göre hayat sadece bu dünya hayatı ve biz insanlarda bu dünya hayatını yaşamak için gelmişiz. Ötesi yoktur.

Bu materyalist anlayış, insanlığa, kan zulüm, haksızlık, sömürü ve kötülükten başka bir şey getirmemiştir. Manevi tarafı olmayan, Allah’ı dini, ahireti, hesap gününü yok sayan ve nesilleri bu doğrultuda eğiten ve yetiştiren bu materyalist istem ve anlayışlar, insanları maddeden, güçten, paradan, çıkardan başka hiçbir değer tanımayan ve bunları elde etmek için her türlü kötülüğü yapabilen vahşi bir yaratığa dönüştürmüşler. Dinden, dini inançlardan, manevi duygulardan ve ahlaki değerlerden uzaklaşan böyle bir insandan daha zalim ve insanlığa daha zararlı daha vahşi başka bir yaratık yoktur. Bu gün dünyada yaşananlar bunu ispatıdır.

“Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o, yetimi itip kakar; Yoksulu doyurmaya teşvik etmez;” ( Maun 1,2,3. Ayetler). Bu ayetlerden de anlaşılacağı üzere, yeryüzündeki kötülüklerin,  adaletsizliklerin, haksızlıkların, sömürünün, kanın, gözyaşının en başta gelen sebebi insanın “Din Gerçeğini” “Din Günü Gerçeğini” Hesap günü, mükâfat ve ceza günü gerçeğini yalanlaması ve bu gerçeği hesaba katmadan yaşanmasıdır. Yetimi bile itip kakan böyle bir adam ve karakter, menfaat ve çıkarı için her türlü kötülüğü yapabilir.

Bütün bu hakikatlerin ışığı altında Eğitim Meselesine baktığımız zaman, Eğitim; insanın istenmeyen olumsuz davranışlarını giderip, yerine olumlu güzel davranışlar kazandıran bir süreç ve yapılan faaliyetlerdir. Doğru ve iyi bir eğitim, insanın sorumluluk bilincini geliştirir, sorumlu duygusu ile hareket etmesini sağlar, böylece iyiye, doğruya ve güzele yönelmesine, kötü ve yanlış davranışlardan kaçınmasına vesile olur.

İnsanlık, ancak, doğru bir eğitim ile, sorumluluk bilincine sahip erdemli insanlar “İnsanı kamil”, erdemli nesiller yetiştirebilir ve erdemli insanların oluşturduğu erdemli ve mutlu toplumlar meydana getirebilir. İnsanın fert ve toplum olarak huzuru ve geleceği, manevi değerlere sahip, kendisine, ailesine, ülkesine, milletine ve insanlığa faydalı olan ahlaklı, erdemli nesiller, yetiştirmekle mümkündür.

Bu gayeyi gerçekleştirmek için;

Eğitim sistemi, İnsan fıtratına uygun olmalıdır. İnsan fıtratını, biz insanları bütün evreni yaratan yaşatan idare eden, terbiye eden, bizimde, âlemlerin de rabbi olan Yüce Allah en iyi bilir. Yaratan bilmez mi? Elbette bilir. Onun için Eğitim Sistemi Rabbani olmalıdır. Yani, Rabbimizin bizim dünya ve ahret mutluluğumuz için gönderdiği ilahi vahyi rehber edinmeli koyduğu ilkelere ve rızasına uygun, rabbimizin rızasına götüren bir Rabbani bir sistem olmalıdır, Rabbani olamayan bir eğitim bizi huzur ve mutluluğa götüremez. Allahın, “Ahseni takvim” ve Eşrefi mahlûkat olarak yarattığı İnsanı, konuşan hayvan, ekonomik hayvan derekesine düşüren Batının batıl ideolojileri ve eğitim anlayışları dünyevi ve nefsanî sistemlerle ile bu sağlanamaz.

Eğitim sistemi bütüncül olmalıdır ve Tevhidi esas almalıdır. İnsan, bu evrende yalnız değildir. Her şeyden önce bu evrenin bir yaratıcısı, bir Rabbi vardır. Bütün everen, yerde ve göklerde olan her şey O’na aittir. Ondan başka ilah yoktur. Her şey O’nun emrinde ve tasarrufundadır. İnsan bu âlemin sahibi maliki değil, kısa bir süre burada kalan bir misafirdir. Burada ebedi kalacakmış yanılgısına düşmemeli. Bu kısa dünya hayatında, dünyanın küçük menfaat ve çıkarları için diğer insanlara, varlıklara haksızlık ve zulüm ederek zarar vermemelidir.   Toplumda diğer insanlarla, evrende diğer varlıklarla beraber yaşamaktadır. İnsan, kendiyle, yaratıcısıyla, diğer insanlarla, evrendeki diğer varlıklarla barışık ve dost olmalıdır.

Eğitim sistemi, Allah adına, Allah adıyla ve Allah için olmalıdır. ilk vahyin “Yaratan Rabbin adıyla oku” olması, bunu açık bir şekilde göstermektedir,

Eğitim, önce, insana kendini tanıtmalı, Rabbini tanıtmalı, Rabbi karşısındaki konumunu tanıtmalı ve yaratıcı ile ilişkisini doğru tespit etmelidir. Ki bu ilişki yaratan- yaratılan ve kulluk ilişkisidir. İnsan kendini yaratan Allaha kulluk etmek için yaratılmıştır. İnsan bu gerçeği bilmeli ve hayatının her alanını bu amaç doğrultusunda yaşamalıdır ki hem dünyada hem ahrette huzurlu ve mutlu olsun.

Eğitim insana, diğer insanlara, tabiata, everene canlı – cansız diğer varlıklara karşı ilişkilerinin nasıl olması gerektiğini öğretmeli ve bu konuda rehberlik etmelidir. Bu ilişkilerin nasıl olması gerektiğini Rabbimiz belirlemiştir. Konu ile ilgili insan olarak uymamız gereken temel esasları gönderdiği peygamberler ve Peygamberler aracılığı ile gönderdiği ilahi vahiy ile bize bildirmiştir. Bu konularda yaratan kim ise hüküm koymak da onun hakkıdır. İnsan haddini bilmeli ve kendini helake götürecek isyan ve tuğyandan kaçınmalıdır.

Eğitim sistemi, hür olarak doğan, akıl ve irade sahibi insanların bu özelliklerini dikkate almalı, onları koruyup geliştirmesine yardımcı olmalıdır. İnsanlara zorla fikir, din ideoloji dayatmamalı, insanlar aklını ve iradesini kullanarak, özgürce inanma, düşünme,   inandıklarını ve düşündüklerini özgürce ifade etme ve yaşama hakkını tanımalı ve bu hakkı güçlendirmelidir.

Eğitim sistemi; taklitçi ve ezberci değil, aklı kullanmayı ve düşünmeyi esas alan, düşünmeyi öğreten, fikir üreten soru soran, sorgulayan ve nesiller yetiştiren nitelikte olmalıdır. Bu gün, ülkemiz başta olmak üzere İslam âleminde, istenilen düzeyde bilim, fikir üretemeyişimizin ve dünya çapında bilim insanı, mütefekkir, yazar sanatçı yetiştiremeyişimizin en büyük sebebi ideolojik eğitim sistemleridir. İdeolojilerle şartlanmış kafalarla hiçbir yerer varılamaz.

Eğitim Sistemi, insanın yaradılışında olan yetenekleri keşfedilmesine ve geliştirilmesine yardımcı olmalıdır.

Son söz, fıtrata uygun, tevhidi esas alan, önce ahlak ve maneviyat diyen, imanlı, ahlaklı salih  ve erdemli nesiller yetiştiren bir eğitim ve eğitim sitemine kavuşmak duası dileğiyle….

(Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakış açısını yansıtmayabilir.)

 

YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
 Abdülaziz KIRANŞAL

Abdülaziz KIRANŞAL

Dinden Soğutan Dindarlık

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

İnsanı Kendi Olmaktan Çıkartan Bir Çağın İçindeyiz

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!