İlkokul sıralarındayken bizim evde babam ve dostlarının muhabbetleri sırasında misafirlere çay ikram ederken, aynı zamanda heybeme bilgiler dolduruyormuşum. Bu sıralarda Merhum Said Çekmegil Ağabeyin bazı isimlerden sıkça bahsettiği dikkatimi çekmişti. Bunlar arasında ilk aklıma gelen, Babanzade Ahmed Naim idi. Muhtemelen çocuk dikkatine “Babanzade” ismi ilginç gelmiş olmalı
Sonraki yıllarda sohbetlerde Sırat-ı Müstakim, Sebilürreşad, Mehmed Akif ve Ahmed Naim isimleri oldukça sık geçmeye başlamıştı. Ahmed Naim’in İslam Irkçılığı Men Etmiştir adıyla yayınlanan küçük hacimli eserini ve Akif’in Safahat!ini lisedeyken okumuştum.
Malatya Müftüsü İsmail Hatip Erzen’in de Sebilürreşad ekolünden olduğunu babam bahsetmişti. Dolayısıyla Sırat-ı Mustakim ekolü ile bir çok yönden akrabalık hissi yaşıyorduk. Said Çekmegil biz çocuklara Akif’in düşüncelerinden çok ahlaki ilkelerinden anlatır ve nasihat ederdi. Nicedir, Mehmet Akif, doğal olarak, İstiklal Marşı ile anılıyor olmasına rağmen, Mehmet Akif’in bizler için anlamı elbette ki çok daha derin. Sağlam itikadı ve ciddiyetle takip ettiği prensipleri ile Mehmet Akif, çevresinde örnek ahlakî şahsiyet olarak tanınırdı. Memleketin gidişatına bakarak, ileride suistimal edilmesi ihtimaline karşı, yaptığı Kur’an tercümesi taslaklarını yayımlatmamış olması bile tek başına prensiplerine sadakatini ve hassasiyetini göstermeye yeter.
Toplumun muhtelif kesimleriyle aktif münasebetlerine rağmen, Sırat-ı Mustakim ve Sebilürreşad etrafında biraraya gelmiş bir avuç münevver şahsiyet haricinde herhangi bir gruba mensubiyetleri öne çıkmamış, bağımsız tutum ve düşünmeden taviz vermeyen, “kimsenin adamı” olarak nitelendirilemeyecek olmaları bir çok fedakarlığa da katlanmalarını gerektirmiştir. Makam ve mansıba iltifat etmemeleri Mehmet Akif, Babanzade Ahmet Naim ve çevresi için, aynı zamanda zorlu bir hayat yaşamalarını da beraberinde getirmiştir. Buna rağmen, Mehmet Akif’in, ümmet coğrafyası sözkonusu olduğunda, elini taşın altına koyması ve bu çerçevede; milli mücadelede yer alması, Anadolu, Şam ve Hicaz bölgelerine seyahat ile, Almanya ve Fransa seyahatleri, ümmetin selameti ve ihyası için yüklendiği fedakarlığı göstermesi bakımından önemli verilerdir.
Mehmet Akif’in temsil ettiği örneklik sahipleri her daim bir avuç kadar olmakla beraber hiçbir zaman yok olmadı, olmayacak ta.... Bizim şahitliğini yaptığımız ve tanımaktan mutluluk duyduğumuz böyle bir örnek şahsiyet ise Merhum Akif Emre’dir. 2017 yılında Rabbine iltica eden ve Mehmet Akif’e komşu olarak bırakılan kardeşimiz değerli zincirin halkalarından biridir.
Bir çok insan için geçmişten bir sayfa olan Mehmet Akif ve arkadaşlarının saygıdeğer öyküleri, Akif Emre sözkonusu olunca, yaşayan bir timsale dönüşür. Mehmet Akif için bahsedilen vasıfların, oldukça erken bir zamanda ve beklenmedik bir şekilde vefat eden değerli kardeşimiz Akif Emre için de geçerli olması gerçekten kayda değer bir durumdur. Akif Emre de birçok insan için bir “yazar” olmakla beraber, kendisini tanıyan bizler için Akif Emre, mensubiyeti itikadına ve prensiplerine olan, gayretli, fedakar, ahlak timsali ve azimli bir münevverdir. Hayatı boyunca bütün ciddiyeti ile ümmet coğrafyasındaki mazlumların dertleriyle hemhal olmuş olan ve hiçbir mensubiyet imkanından istifadeye eğilim göstermeden geriye “İzler” bırakması da, Değerli Kardeşim Ömer Lekesiz’in, “kendinden sonra ümmet coğrafyası ile ilgilenenlerin Akif’in Paltosundan çıkmış olmaları” nitelemesini haklı çıkarmaktadır.
Mehmet Akif müessir vaazları ve manzum eserleri ile maruf iken, Akif Emre ise kuzeyden güneye, doğudan batıya, ümmet coğrafyasına nüfuz eden, özellikle Endülüs ve Balkan Müslümanlarını gezi notları ile bize tanıtan, belgeseller ve röportajlar ile kalıcı eserler bırakan, bütün bunların yanında diğer deneme eserleri ile de, ümmetin selameti ve ihyasına dönük görüşlerini okuyucu ile paylaşan velud bir münevverdi.
Edirnekapı Şehitliğinde de komşu olmaları, “İki Akif”in komşulukta birbirlerine en yakışan insanlar olmalarının simgesel ifadesidir. Kendilerine sorulsa, kuvvetle muhtemel onlar da bu komşuluktan memnun olurlardı. İnşallah Cennette de komşu olurlar. Allah onlara da, bizlere de rahmet etsin.
Yazının orjinali için bakınız:https://sosyal.media/i/edirnekapi-sehitligindeki-komsular-8117671
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Hikmet Akademisi'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.