Önleyici savaş” gibi saldırganlık doktrinleriyle hastaneler hedef alınıp insanlar can verirken İran’ın karnesini açıp “ya zaten onlar da…” diye konuşamayız.
Yaşadığımız coğrafyayı sürekli kan ve ateş içinde tutan suç ortaklarının bununla yetineceğini düşünmek aymazlık olur.” Geçmişte “Irak’taki kitle imha silahları” bahaneydi, bugün “İran’ın nükleer programı.” İran’a diz çöktürdüklerinde sırada Türkiye’nin olduğu yaygın biçimde dile getiriliyor. Şimdiden “Türkiye yeni İran’dır” diyor İsrail’in eski başbakanı.
Hiçbir uluslararası hukuk kuralına dayanma ihtiyacı duymaksızın İran’a saldıran, savaş dayatan, bir dini lideri hedef alıp öldüren, okul bombalayıp çocuk katledenlerin derdinin hukuk veya adalet olmadığını biliyoruz.
O zaman bu vahşetin gerçek sebepleri neyse onları konuşmamız gerek.
Meselenin Venezuela’da petrol ve Güney Amerika’nın denetimi, coğrafyamızda ise İsrail’in çıkarları için tüm bölgeyi zayıflatmak, istikrarsızlaştırmak ve kaynaklarını yağmalamak olduğuna ilişkin tespit ve analizleri anlamlı buluyorsak, İran’da okullar ve hastaneler bombalanırken rejim tartışmasına girmeyip bunları konuşmalıyız.
İran’ı ve rejimini konuşmayalım demek değil bu. Konuşuyoruz zaten, yarın da konuşacağız. Ama ABD ve İsrail saldırırken, ateş altında çocuklar ölürken değil.
Konuşurken de milliyetçi ve mezhepçi klişelerle, ucubeleştirerek ve hepsini değişmez ve olumsuz bir “bunlar var ya”ya indirgeme tuzağına düşmeden konuşmak gerek. Aksi halde bu konuşmalar anlama sağlamaz, sorun çözmez, sadece birilerinin “böl ve yönet” ateşine odun taşır.
Neler yapabiliriz?
Bugün acil ve önemli olan, ABD ve İsrail’in empoze ettiği savaş ve cinayetlere karşı saldırıya uğrayan ülkeye destek vermektir.
Bu ahlaksız saldırganlığa, “hayasız akına” ve savaşa karşı İran halkının yanında durmaktır.
Uzun vadede yapılması gerekenler de bunun kadar önemli.
Yaşadığımız coğrafyada sınır aşan bir iletişimi tesis edip, bu kötülüğe
karşı neler yapabileceğimizi birlikte konuşmamız gerek.
“Böl ve yönet” silahını ABD’nin ve diğer devletleri elinden almak için sürekli kanattıkları yaralarımızı iyileştirmemiz, kaşıyacakları yara bırakmamamız lazım.
Kimseyi, hiçbir kesimi, dışta ve geride bırakmadan, herkesin kendisi olarak “biz”in içinde yer alabileceği kapsayıcı bir yaklaşımı tesis etmemiz gerek.
Yaşadığımız coğrafyayı çocuk katillerinin av sahası olmaktan çıkarmak için farklılıklarımızla birlikte bir araya gelip birlikte karşı durabilmemiz gerek
