Düsmanlar Irk Ve Mezhebimize Bakmadan Bize Saldiriyor

Hicri takvim esasinca Sii Müslümanlarin rivayetlerinde 17 Rebiülevvel ve Ehl-i Sünnet rivayetlerinde 12 Rebiülevvel olan Peygamber Efendimizin kutlu dogum gününün Müslümanlarin...
Düsmanlar Irk Ve Mezhebimize Bakmadan Bize Saldiriyor
Emin GÜNES
Emin GÜNES
Eklenme Tarihi : 20.10.2021
Okunma Sayısı : 1101

IQNA Haber Ajansi’na konusan hukukçu-yazar Av. Emin Günes, "Ortak kültürümüz olan Islam Kültürü yeterince zengindir. Kültürel faaliyetlerde mezhebi ögeler olabildigince gözden uzak tutulmalidir. Sii’yi Sünni’lestirmek veya Sünni’yi Sii’lestirmek faaliyetlerinden siddetle kaçinmaliyiz." dedi.

Hicri takvim esasinca Sii Müslümanlarin rivayetlerinde 17 Rebiülevvel ve Ehl-i Sünnet rivayetlerinde 12 Rebiülevvel olan Peygamber Efendimizin kutlu dogum gününün Müslümanlarin vahdet ve birligine yardimci olmasi için Imam Humeyni bu iki tarihi tek haftada toplayarak “vahdet haftasi” ilan etmistir. Bu çagri bütün Islam dünyasindan ragbet gördü ve 1979’dan bu yana Islam dünyasi vahdeti korumak için bu kutlamalari “kutlu dogum haftasi”na yaymis durumda.

IQNA (Uluslararasi Kur’an Haber Ajansi) Vahadet Haftasi münasebetiyle hukukçu-yazar Av. Emin Günes ile bir röportaj gerçeklestirdi.

Röportajin tam menti:

1 - Islam’da mezhepler arasindaki birlik neden önceliklidir ve Müslümanlar arasindaki birligin türleri ve özellikleri nelerdir?

Mezhep, Islam’in aslindan ve özünden degildir. Islam’in istemedigi sonradan kucaginda buldugu bir olgudur. Bir arizadir, bünyede bir yara gibidir. O yüzden mezhepleri mümkün oldugunca yavas yavas ortadan kaldirmanin yollari aranmali bu mümkün degilse de yara kasinmamali ve büyütülmemledir. Hiç olmamasi gereken bir olay hatta felaket ümmetin basina gelmis, nübevvet bu yolla saltanata dönüsmüstür.

Hz. Muhammed’den (sas) sonra yerine geçecek imamin belirlenmesi olayi ilk tefrikaya neden olmustur. Haydi diyelim ki Imam Ali’nin Gadiri Hum’da Resulullah tarafindan yerine tayin edildigi olayi görmezden gelindi,  “ Islerini birbirlerine danisarak (Sura Ile) yaparlar” (Sura 38) hükmü neden görmezden gelinir. Içinde Efendimizin ailesinin ve özellikle Hz. Ali’nin (kv) olmadigi bir seçim veya sura ne kadar Islami olabilir ki...!

Bu olayin kurcalanmasi sürekli fitne olarak gösterilip “sakin fitneyi uyandirmayin” deniliyor. Fitne uyumamis ki biz uyandirmaktan korkalim. Hiç kimse uyuyan fitneyi uyandirmak istemez. Ama Fitneyi uyandirmayin diyenler o gün çikardiklari fitnenin devamini isteyenlerdir. O fitnenin bitmesini istemeyenlerdir.

Çünkü o fitne ile tekrar cahiliyeye dönülmüstür, Söyle ki;

  • “Halife Kureysten olacak” ilkesi, cahiliye Araplarinin “asabiyet” ilkesine dönüs degil midir? Kur’an-i Kerim’in emrettigi üstünlük takva iledir ilkesi bu belirleme ile ayaklar altina alinmistir.

Cahiliye Mekke’sini de Kureys yönetiyordu.

  • Zorla biat kültürünün kabul edilmis olmasi. Biat veya boyun egmeyenlere karsi evlerinin atese verilmesi seklinde tehdide basvurulmasi cahiliyeye dönüstür.
  • Yöneticiligin babadan ogula veya kardese geçmesinde sakinca görülmemesi.
  • Muhaliflerin kellesinin uçurulmasi, mallarinin ganimet olarak alinmasi ve eslerinin kendilerine helal görülmesi. (Halid b. Velidin Malik b. Nüveyre olayi) gibi.

Fitneyi uyandirmayalim derken maalesef fikhimiza yerlesen bu asiriliklarin kabulü saglanmaktadir. Hatta buna ilaveler yapilarak “yönetici zalim de olsa fasik da olsa itaat edilir” denmek suretiyle Risalet nübüvvet anlamsizlastirilmaktadir. Islam’in en temel ilkesi ADALET bu yolla anlamsizlastirilmaktadir. Rüsvet yiyen hâkimin görevden alinmasinin dahi zorunlu olmadigi fikih maalesef Islam fikhi olarak sayiliyor buna yüksek sesle itiraz edenler de fitneyi uyandiranlar olarak tanimlaniyor yazik!

Bu gün yapilan o yanlislardan dönmek imkânsiz degildir. Ümmete adina imam veya halife denilecek bir Müslüman yönetici olarak (Takva ehlinden Ehliyet, liyakat sahibi) sura ile seçilebilir. Ümmetin ortak bir parlamentosu teskil edilebilir. Ulusal sinirlar ve parlamentolar muhafaza edilir ancak ortak meclise üye gönderilir ortak meclisin aldigi kararlar bütün ulusal meclisler için baglayici kabul edilebilir.

2 - Günümüzde Müslümanlar arasinda birlik olusturmanin en önemli unsurlari nelerdir?

Ideal olan ümmetin tek bayrak altinda tek devlet olmasi, sinirlarin kaldirilmasidir. Ancak bunun fiilen olmasi imkânsiz görünmektedir. Bu “ideal” korunmak sartiyla, sinirlar fülulastirilir, ortak bir savunma gücü, ortak para birimi, ortak ekonomik Pazar olusturulabilir. D-8 canlandirilip gelistirilebilir.

Üzerinde ittifak saglanmis konularda isbirligine derhal geçilebilir. Mesela Kudüs’ün özgürlügü için ümmetin her bir devletinden nüfusu ile orantili asker alinmali, hava, deniz ve kara gücü olusturulmalidir. Karargâh olarak Israil’e komsu bir devlet seçilmelidir. Darü takrib gibi olusumlar çesitlendirilip güçlendirilmelidir.

3 - Müslümanlar arasindaki birligi baltalayan en ciddi zorluklar hakkinda ne düsünüyorsunuz?

Öncelikle Müslüman ülkelerin çogu kukla yöneticiler tarafindan yönetilmektedirler. Birçok ülkede ümmetçiligi ve vahdeti savunmak suç kabul edilmektedir. Her ulusun savundugu birlik genellikle irk birligidir. Birligin önündeki en ciddi engel de irkçilik ve mezhepçiliktir. Irkçilik ve mezhepçilige karsi vahdeti savunmak suç kabul edilirken irkçilik ve mezhepçilik uluslarin resmi kurumlari eliyle desteklenmekte güçlendirilmektedir. Mesela Türkiye gâvurlarin bize ezberlettigi “Türk’ün Türk’ten baska dostu yoktur.” Paranoyasi ciddi bir halk destegine sahiptir maalesef. Benzer sloganlar eminim diger kavimlerde de vardir.

Ingiliz Siasi ve Amerikan Sünniligine yapilan yatirimlar ümmetin emri bil maruf nehyi anil münker faaliyetleri için yaptigi harcamalardan kat kat fazladir.

Birligimizin önündeki en büyük engel Sam Yesil Sarayinin Bizans’tan tevarüs ettigi “Zer, Zor, Tezvir” tuzagidir. Önderlik yapacak olanlar aydin, âlim, kanaat önderleri ya para ile ya zor kullanilarak ya da kumpaslarla yoldan çikartilmaktadirlar. Direnenler suikastlarla ortadan kaldirilmaktadir.

Ama Hüseyni olanlar bu tür tuzak ve saldirilara karsi her zaman hazirliklidirlar.  

4 - Sizce mezhepler arasindaki birligin en önemli düsmanlari nelerdir ve bu eylemleri etkisiz hale getirmek için neler yapilabilir?

Düsmanlarimizi etkisiz kilmak için kuskusuz Ilk ögretmenimiz ve rehberimiz Hz. Muhammed’in yol ve yöntemini takip etmeliyiz. Onun Evs ve Hazreci kardes kildigi gibi Allah’in cc bizi kardes kildigini hatirimizdan çikarmamaliyiz. Kardeslerimizi seçmek bize birakilmis degildir. Her hangi bir Islam düsmani tövbe eder Islam’a girerse kardesimiz olmaktadir. Pratigimizde bir namaz vakti camiye gittigimizde imama tabi oluruz. Ne mezhebini hatta ne de abdestli olup olmadigini sormayiz. Bu gerekli de degildir. Arkasinda namaz kildigimiz birine nasil hasim olabiliriz ki.

5 - Medyanin Müslümanlar arasinda birligin saglanmasindaki rolünü (özellikle farkli mezheplere mensup dini medya) nasil degerlendiriyorsunuz?

Medya “emri bilmaruf nehyi anil münker” farizasini yerine getirmemiz için kolaylastirici bir yoldur. Belki daha çok insana ulasmak bakimindan cami minberlerinden kürsülerinden daha etkili ve faydalidir. Ancak bu yolla hizbüsseytan da emri bil münker ve neyhi anil maruf yapabilir.

Buna karsi sosyal medya fikhi olusturulmali gerekli önlemler alinmalidir. Önlem denilince hep akla yasaklar gelmektedir maalesef. Ancak yasaklarin cezbedici özelligi unutulmamalidir. Esas olan bu mecralari hayirli isler için çok daha aktif kullanmaktir.

Insanlar sözden çok eylemden etkilenirler. Fiili yasantilarimizla örnek olabilmeliyiz. Imam Humeyni merhumun inkilaptan sonraki mütevazi hayatini sürdürmeye devam etmesi binlerce kitaptan daha etkili olmustur.

Basta körfez ülkeleri olmak üzere Islam ülkelerindeki yönetici elitin lükse israfa düskünlügü Hasimlarimizin dikkatlerinden kaçmamaktadir. Harun gibi konusup, Karun gibi yasayanlar sadece hasimlarimizin ekmegine yag sürüyorlar. Medya bu çeliskiyi kolaylikla ve hizla yayabilmektedir.

6 - Bu yilda kültürel etkinliklerinin (özellikle internet ortaminda ) tasarlanmasi ve medyada haberlestirilmesine iliskin önerileriniz nelerdir?

Öncelikle gerçek ortamda tanismalar konusmalar yakinlasmalar davetlesmeler olmali, bilahare bunlar sosyal medya ve internet ortamina tasinmalidir. Kendimden örnek vereyim ben bu yasima kadar bir cem evine gitmis degilim.

Ortak kültürümüz olan Islam Kültürü yeterince zengindir. Kültürel faaliyetlerde mezhebi ögeler olabildigince gözden uzak tutulmalidir. Sii’yi Sünni’lestirmek veya Sünni’yi Sii’lestirmek faaliyetlerinden siddetle kaçinmaliyiz.

Kâfirlerin her türlü saldirilarinda bizi irk ve mezheplerimize göre ayirmiyorlar. Özellikle gençlerimizi kendilerine benzettikten sonra bir de bakiyoruz gâvurlasmis bir sii genç ile gâvurlasmis bir Sünni genç kol kola ümmete saldiriyorlar.

Not: Bu yazi 19.10.2021 tarihinde https://iqna.ir/tr sitesinden alinti yapilarak yayinlanmaktadir, yazinin orijinali için asagidaki linki tiklayiniz. Bu yazida yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakis açisini yansitmayabilir.

https://iqna.ir/tr/news/3474360/d%C3%BC%C5%9Fmanlar-%C4%B1rk-ve-mezhebimize-bakmadan-bize-sald%C4%B1r%C4%B1yor

 

YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!