Eğitim Üzerine

Öğretmen Tanrı gibidir… Misafir Tanrı gibidir… Anne baba Tanrı gibidir…[ Taittiriya Upanişad 1/9]...
Eğitim Üzerine
Reşat CENGİL
Reşat CENGİL
Eklenme Tarihi : 26.11.2021
Okunma Sayısı : 229

Öğretmen Tanrı gibidir… Misafir Tanrı gibidir… Anne baba Tanrı gibidir…[ Taittiriya Upanişad 1/9]

Hafızanın kanunu aşkın kanunudur; sevmediğiniz şeyi öğrenemez ve saygı duymadığınız birine öğrenci olamazsınız. Öğrencinin ve velinin tanrı olduğu bir eğitim sisteminde, eğitimde başarısızlığı tartışmak aslında anakronik bir durumdur ve hiçbir anlamı yoktur. Bir şeyi tartışmak, her zaman doğru şeyi konuşuyor olduğumuz anlamına gelmez. 

Eğitimi sırf bir meslek sahibi olmak için Enderun mantığıyla yapmak aslında insanları istemedikleri ve hiçbir zaman mutlu olamayacakları bir sürece sokmak demektir. Skolastik bir mantığın gönülsüz müminleri olan öğrenciler asla tam olarak öğrenci olmayacaklar ve zorla içine sokuldukları bu süreci delmek ve inkıtaa uğratmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklardır.

Eğitimin temeli zorunsuz ve gönüllülük esasına göre olmalıdır. Dinde bile zorlama yoktur, kimse inanmaya zorlanamaz; ama ideolojik deli gömlekleri ve hazır hakikat taslakları gençlere zorla giydirilmekte ve eğitim sistemi vasıtasıyla daha kolay yönetilebilir, homojen bir insan sürüsü oluşturulmaya çalışılmaktadır. Okullar devletin ıslah ve evcilleştirme çiftlikleridir.

Resmi eğitim sisteminden geçen nesillerin uslu ve itaatkâr olmaları ve kendilerine biçilen rolleri sessizce oynamaları beklenir. Eğitim aslında bir tür kişiliksizleştirme sürecidir; bir çocuğun hayret yetisini yitirmesi, korku ve endişeyle doldurulması sürecidir. Eğitim sistemimiz maalesef korku ve endişe, tehdit ve ceza üzerine kuruludur. Çünkü mecburidir ve bütün insanların eşit olduğu saçmalığına dayanır. Her çocuğun her dersi aynı seviyede ve aynı şekilde anlayabileceği şeklindeki ezber, bir tür önyargı şeklinde modern eğitimin temelini oluşturmaktadır. Hâlbuki her çocuk özeldir ve farklı bir dünyadır ve her birinin ilgileri insanların ruhları kadar sonsuz çeşitliliktedir. Eşitlik modern bir hurafedir sadece ve mekanik mantığın sıraya koyma ve sıradanlaştırma eğiliminin kaçınılmaz sonucudur…

Modern eğitim sistemi sorumsuzluğu ve vurdumduymazlığı yaygınlaştırmakta ve sorumsuz nesiller üretmektedir. Öğrenciler sorumluluk ve görev yüzü olmayan, her iki yüzünde de sınırsız özgürlük yazan bir parayla eğitim pazarında alışveriş yapmaktadırlar. Hâlbuki sorumluluk duygusu olmayan bir özgürlük sırf hayvani bir eğilimdir ve herhangi bir ormanda bile karşılığı yoktur. Hür olmak ve özgür olmak farklı şeylerdir. Öğrencilerimiz hürdür ama bağımlıdır. Korkuya, endişeye, hazlarına ve heveslerine bağımlıdırlar. Hiçbiri kendi yüreğinin sultanı değildir. Her birinin kalbi, korku ve endişeyle istilaya uğramış virane bir ülkedir.

Öğrencileri yalnızca hayatlarını kazanabilmek için yetiştirirsek, hayatın tüm anlamını kaçırırız ve hayatı anlamak, yalnızca sınavlara hazırlanmaktan ya da matematikte, fizikte ya da tarihte yetkin olmaktan çok daha önemlidir.

Kuşlar, çiçekler, her baharda yeşillenen ağaçlar, gökyüzü, yıldızlar, nehirler ve nehirlerin bağrında yüzen balıklar... Tüm bunlar hayattır; hayat fakirler ve zenginlerdir; sınıflar, ırklar ve milletler arasındaki mücadeledir; tozlu yollar ve çamurlu sokaklardır; hayat bir nehri dinlemek ve onun öyküsünde kendi yerini hissetmektir. Hayat evrensel ezgiye katılabilmektir.

Öyleyse, eğitimin işlevi, bu yaşamın tüm süreçlerini anlamamıza yardımcı olmak olmalıdır. Bizi yalnızca bir mesleğe, bulabileceğimiz en iyi işi bulmaya hazırlamak eğitilmek değildir. Bu sadece taklit etmek ve korkularının esiri olmaktır. Ebeveynler buna güvenceye almak derler; oysa güvenli yaşamak genellikle taklit ederek, dolayısıyla korku içinde yaşamak demektir.

Şüphesiz ki eğitimin işlevi her birimizin özgür ve korkusuzca yaşamasına yardım etmek olmalıdır.  Ve korku barındırmayan bir atmosfer yaratmak için; öğretmen kadar öğrencilerin de kafa yorması gerekir. Çünkü hakikati keşfedenler, uyum sağlayanlar, birtakım gelenekleri takip edenler değil; sadece zihinleri sürekli bir başkaldırı halinde olanlardır. Yalnızca sürekli araştırdığınız, sürekli gözlemlediğiniz, sürekli farkındalık sahibi olduğunuz zaman hakikati, Tanrıyı ya da sevgiyi bulursunuz ve eğer korkarsanız araştıramaz, gözlemleyemez ve farkında olamazsınız. Öyleyse eğitimin işlevi, insan düşüncesini, insan ilişkilerini ve sevgiyi tahrip eden korku ve endişe tohumlarını yürek ve zihin ülkemizden silmek olmalıdır. Geçmiş ve gelecek sadece korku ve endişe üretir ve gençleri bu iki tarafı keskin kılıç misali sürece sokarak aslında onları sadece uysallaştırıyor ve yontuyoruz. Standardize ediyor ve hizaya sokuyoruz.

Hiç güneş batarken durup da ufuktaki olağanüstü kızıllığa ve usul usul akan nehir üzerinde yükselen utangaç ayın gümüş bir tepsi gibi parladığına dikkat ettiniz mi!  Ve köprü üzerinden geçerken, yeni ay kararan havaya ve yıldızlara doğru yükselmektedir. Hepsi çok güzeldir. Ve güzel olanı görmeniz, izlemeniz ve tüm dikkatinizi vermeniz için zihninizin tüm meşguliyetlerden kurtulması gerekir… Zihniniz sorunlar, sıkıntılar ve tahminlerle meşgul olmamalıdır. Yalnızca zihniniz çok sakin olduğunda gerçekten gözlemleyebilirsiniz, ancak o zaman zihin olağan üstü güzelliğe karşı duyarlı olur ve işte bu özgürlüktür.  Özgürlük sadece hapishanede olmamak değildir; özgürlük zihninizin ve kalbinizin geçmiş ve gelecek bağlarından azade olmasıdır.

Dünyada pek çok insan bağımsızdır ama pek azı özgürdür. Özgür olmak, zeki olmaktır, fakat zekâ yalnızca özgür olmayı istemekle ortaya çıkmaz; zekâ tüm çevrenizi, sizi kuşatan sosyal, dini, ailevi ve geleneksel tüm etkileri anlamaya başladığınızda ortaya çıkar. Fakat çeşitli etkilerinizi anne babanızın, Tanrılarınızın ve batıl inançlarınızın, düşünmeden uyum sağladığınız geleneklerin etkisini anlamak, tüm bunları anlayıp bunlardan kurtulmak, derin bir kavrayış gerektirir. Ama bizler korktuğumuz için, genellikle onlara teslim oluruz. Hayatta iyi bir konuma gelememekten, din adamlarının ne diyeceğinden, gelenekten kopmaktan, doğru olanı yapamamaktan korkarız. Zihinlerimiz konforunu asla bozmak istemez, o yüzden de ortalama insanların hepsi de güven ister ve güvende olmak demek geçmiş ve gelecek arasında sıkışmak, statükoya teslim olmak demektir. Kısacası cehalet mutluluktur, aydınlanmak ise sancılı bir süreçtir. Dağa kıvrılan bir keçi yoludur; karanlık ve fırtınalı gecelerde çakan şimşekler gibi, sabaha koşan şafaklar gibidir aydınlanma. İşte özgürlük de, içinde korku ve baskıya, güvende olma ihtiyacına yer olmayan bir zihin durumudur.

Çocukluktan itibaren eğitimin işlevi birilerini taklit etmek değil, her zaman kendiniz olmanıza yardımcı olmaktır. Ve bu çok zor bir iştir; ister çirkin olun ister güzel, her zaman neyseniz o olmak, fakat aynı zamanda bunun bilincinde olmaktır. Kendiniz olmak çok zordur, çünkü olduğunuz şeyi küçük görür, onu yüceltebilirseniz harika olacağınızı düşünürsünüz; ama bu asla gerçekleşmez. Oysa gerçekte olduğunuz şeye bakıp onu anlarsanız, bu anlayış kendisi bir dönüşümü de beraberinde getirir. Şu halde özgürlük, başka bir şey olmaya çalışmakta değil, geleneğin, anne babanızın, öğretmeninizin otoritesini takip etmekte değil; anbean olduğunuz şeyi anlamakla ilgilidir.

Zekâ, bilgi değildir. Dünyadaki tüm kitapları okumak, bir insanı zeki yapmaz. Zekânın demir attığı bir liman yoktur. Zekâ, öğrenme gibi sonradan elde edebileceğimiz bir şey değildir; büyük bir başkaldırı ile yani korku ortadan kalktığında, yani sevgi hissi gerçekten var olduğunda ortaya çıkar. Çünkü sevgi ancak korku olmadığında var olur. Eğer korkuyorsanız sevemezsiniz; atalar kültü size korkunun daha tercih edilebilir olduğunu söylese de sevgiden daha büyük hiçbir devrim yoktur. Bir kartal uçarken gökyüzünde iz bırakmaz; çünkü özgürlük böyle bir şeydir, ruhunuzda iz bırakmaz. Yüreğinizde ve zihninizde açılan yaralar hep korkudan ve endişedendir, hepsi de geleneğin ve modern eğitim sisteminin bıraktığı izlerdir.

Önemli olan, çocuklarla ilgilenen öğretmenlerin kendi safsatalarını, kendi hayalet tasarımlarını, kendi düşünce ve deneyimlerini onlara empoze etmemeleridir. Bundan kaçınmak çok zordur çünkü yetişkinler, genelde, yaşamda hiçbir önemi olmayan bu anlamsız şeylerden sık sık bahsederler ve çocuklara kendi endişe, korku ve batıl inançlarını aktarırlar ve çocuklar da doğal olarak bu duyduklarını tekrar ederler.

Gerçekten öğrenmeye başladığınızda, tüm hayatımız boyunca öğrenirsiniz ve bunun için belli bir öğretmene ihtiyacınız da olmaz. O zaman her şey, kuru bir yaprak, uçan bir kuş, bir gözyaşı, zengin ve fakir, ağlayanlar ve gülenler, bir bebeğin gülümsemesi, bir adamın kibri, her şey size bir şeyler öğretir. Her şeyden bir şeyler öğrenirsiniz, dolayısıyla rehbere, filozofa, bir otoriteye ihtiyacınız kalmaz. Yaşamın kendisi sizin öğretmeniniz olur ve siz de farkındalık sahibi bir zihinle aydınlık sabahlara yürüyen bir yüreğe sahip olursunuz.

Unutmayın ki, bir şey olmak zorunda değilsiniz. Bir şey olmaya çalışan insan çirkindir, duyarsızdır, kaba ve ham bir insandır. Neden bir şeylere ve birilerine benzemek zorunda olasınız ki; sıradan biri olmak kadar büyüleyici bir şey yoktur. Çünkü bir şey olmaya çalışmak şiddet ve hırs içerir. Hırs ise insana yüktür, yüreğinize ve zihninize yüktür. Bu kadar yükle nasıl yücelere adım atabilirsiniz ki!

Zeki olan bir zihin sürekli öğrenen, asla sonuçlara varmayan bir zihindir. Zeki bir öğrenci sorgulayan hareket halindeki bir zihindir; izleyen, öğrenen, inceleyen bir zihindir. Yeni bir dünya umudu, yanlış olanı görmeye başlayıp ona karşı sadece sözle değil, ama fiilen de başkaldıranların içinde yeşerecektir.

Öğretmenin siyasiler ve medya eliyle değersizleştirildiği bu çağda bütün eğitim camiasının gününü kutlar sabır, sebat ve metanet dilerim....

(Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakış açısını yansıtmayabilir.)

 

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Editör'den

Editör'den

2 Yaşındayız…

ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Mustafa Yazgan’ın Ardından…

Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ

Bulgur ve Adalet

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!