İnsanlığın Gidişatı ve Müslümanların Sorumluluğu

Allah'ın yarattığı ve yeryüzünde halife kıldığı ve kendisine, sayamayacağımız kadar nimet verdiği insan,...
İnsanlığın Gidişatı ve Müslümanların  Sorumluluğu
Mahmut BALCI
Mahmut BALCI
Eklenme Tarihi : 10.03.2022
Okunma Sayısı : 427

Allah’ın yarattığı ve yeryüzünde halife kıldığı ve kendisine, sayamayacağımız kadar nimet verdiği insan,  yaratanını ve yaradılış gayesini unutmuş, haktan, hakikatten uzaklaşmış nefsine, heva hevesine kul ve köle olmuştur.

Allah’a kulluktan uzaklaşan, nefsine kul ve köle olan insan, bunun sonucu çıkardığı savaşlar, yaptığı zulüm ve haksızlıklarla, akıttığı kan ve göz yaşlarıyla dünyayı adeta cehenneme çevirmiştir.

İlimde, fende, teknikte ilerleyen, uzaya seferler düzenleyen modern insan, açgözlülüğü, daha çok kazanma hırsı ve daha çok tüketme  çılgınlığı sebebiyle yeryüzünde fesat çıkarmış, kin ve hırslarıyla yeryüzünü maddeten ve manen kirletmiştir. Bu materyalist, inkarcı ve hevasını ilah edinen ve azgınlaşan açgözlü insanlar, sahip oldukları ile yetinmeyerek, daha fazlasına sahip olmak için, kurdukları sömürü sistemleriyle diğer insanların emeklerini çalmak, rızıklarını ellerinden almakta ve insanları açlığa ve sefalete sürüklemektedirler.

Haktan, hakikatten uzaklaşarak azgınlaşan günümüz insanı, bu açgözlülük, hırs, bencillik, sömürü ve tuğyan sonucu dünyayı yaşanmaz hale getirmiştir.

Bu gün, belli bir güce ulaşan bu açgözlü insanlar, şirketler devletler, milletler, sahip oldukları gücü ve imkanları, yeryüzünü imar etme, hakkı hakim kılma, adaleti sağlama, insanların hayrı, huzuru ve mutluğu için kullanma yerine, diğer insanlar üzerinde hakimiyet kurmak, onları ezmek, sömürmek ve zayıf bırakarak, ellerindekilerini almak  için kullanmaktadır.

Hakka değil, güce dayanan ve “güçlü olan haklıdır” düsturunu esas alan ve zulüm, haksızlık, kan ve göz yaşlarıyla insanları mutsuz eden, bu firavun düzeni ve zihniyetinin sebebi ve kaynağı, insana  Allah’ı unutturan ve insanı yaradılış gayesi olan Allah’a kulluktan uzaklaştıran hiç bir kutsalı olmayan maddeci, seküler anlayıştır.

Din, İyinin, doğrunun, ve güzelin kaynağı olduğu gibi, dinden kopuş olan maddeci skülerizm de her türlü kötülüğün yanlışlığın sebebi kaynağıdır.  Dinden, İmandan uzak, kutsalı olmayan ve bütün amacı madde, dünya ve dünya çıkarı olan bu anlayış ve zihniyet sahip insanların yapmayacağım kötülük yoktur.

Allah’ı, Allah’a kulluğu unutan, fıtrattan, yaradılış gayesinden ve merhametten uzaklaşan, nefsine, heva ve hevesine kul ve köle olan modern insan, daha bu dünyada iken cehennem hayatını yaşamakta ve yaşatmaktadır.

Peki, bu hale gelmiş insanlık için bir kurtuluş umudu yok mu?

Elbette vardır. İnsanlık olarak kurtuluşumuz, biz İnsanları ve bütün evreni yaratan, bizi en iyi tanıyan,  biz insanlara karşı, bir ananın çocuğuna karşı merhametinden daha merhametli olan, alemlerin ve bizim Rabbimiz olan, Rahman ve Rahim olan Yüce Allah’ın, biz insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamak için gönderdiği İlahi Nizam olan İslam’dadır. Fıtrat dini İslam’a  dönmektedir. O İslam dini ki, Allah’ın seçtiği, tamamlayıp mükemmel kıldığı, razı olduğu kıyamete kadar devam edecek olan,   Allah katında geçerli tek dinidir.

Bu din, insanları, insanlara, heva ve heveslere kulluktan kurtarıp bir tek Allah’a kulluğu çağıran dindir.

Bu ilahi hakikati insanlara götürme, örnek yaşayışlarıyla insanlara gösterme, adaleti, şefkati, merhameti ile insanlar için örnek olma, şahit olma görevi de Müslümanlarındır. Bu görev, son derce ağır ve oranda şerefli ve yüce bir görevdir.

Bu görev, Müslümanlara Yüce Allah tarafından verilmiş bir görevdir. Rabbimiz şöyle buyuruyor:

 “Allah yolunda, gerektiği gibi cihad edin. Sizi O seçti ve size din konusunda hiçbir güçlük yüklemedi; ceddiniz İbrahim’in dininde olduğu gibi. O size hem daha önce hem de bu Kur’an’da “Müslümanlar” adını verdi ki peygamber size şahitlik etsin, siz de insanlara şahitlik edesiniz. Haydi namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı bağlanın. Sizin Mevla’nız O’dur. O ne güzel Mevlâdır ve ne iyi yardımcıdır” ( Hac suresi, 78)

Müslümanların, bu insanlık için şahit olma görev ve sorumluluğu hakkıyla yerine getirebilmesi için, Allah’ın kitabına göre yeniden iman etmeleri, kendi nefislerinden başlayarak kendilerini düzeltmeleri ve Allah’ın dini İslam’ı, hayatının her alanında yaşamaları ve İslam’ın güzel ahlakıyla ahlaklanmaları gerekir.

Müslümanlar, bu sorumluluk bilinciyle hareket edip, İslam’ı doğru bir şekilde öğrenir, yaşar, İslam’ın güzelliklerini yansıtan  güzel örnek olabilirlerse, hem kendileri kurtulacak, hem de insanlığın kurtuluşuna vesile olacaklardır. Eğer, Müslümanlar, bu sorumluluklarını unutur ve bu sorumluluğun gereğini yerine getirmezlerse hem kendileri, hem insanlık kaybedecektir.

Müslümanların, dünyada aziz olmaları, zilletten kurtulmaları ve “insanlık için çıkarılmış en hayırlı Ümmet”  olarak, iyiliği emretme ve kötülükten menetme sorumluluğunu yerine getirebil-meleri  için hem maddeten hem manen güçlü olmaları gerekir. Bunun için, Müslümanların, İlim, fen, teknik, siyasi, askeri ve ekonomik alanlarda güçlü olmaları ve caydırıcı olmaları gerekir.

Müslümanların görevi, İslam’la  tanışmadığı için doğru yolu bulamamış ve bunun sonucu karanlığın içinde debelenen, Allah’tan,  Allah’ın dini fıtrattan, Allah’a kulluktan uzaklaşan ve nefsine ve Allah’tan başka varlıklara kulluk eden insanların, Kalabalıkların önüne geçerek,  Üstat, Necip Fazıl ifadesiyle, “ Durun kalabalıklar! bu cadde çıkmaz sokak” diyerek, onlara hakkı, hakikati haykırmak ve insanları doğru yolu göstererek onları bu çıkmaz sokaklardan kurtarmak için mücadele etmektir.

Biz Müslümanlara düşen Üstat Necip Fazıl’ın

“Genç adam! Kalabalıkların modalaşmış yollarına düşme! Yol kalabalıkların yolu değil, hakikatin istikametidir. Sen kendin ona dön ve kalabalıkları dönder.” hitabında ifadesini bulan bu duygu ve şuurla hareket etmektir.

Rabb’im, cümlemize bu sorumluluk bilincini kuşanmayı ve bu şuurla yaşamayı nasip etsin.

(Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakış açısını yansıtmayabilir.)

 

YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
Ramazan KAYAN

Ramazan KAYAN

Yasince Yaşamlar

Fatma BARBAROSOĞLU

Fatma BARBAROSOĞLU

Bir İbadet Olarak Kurban Kesme

Ahmet TAŞGETİREN

Ahmet TAŞGETİREN

O İşin Matematiği Var

Fatih OKUMUŞ

Fatih OKUMUŞ

Müslüman Orucu

Necip CENGİL

Necip CENGİL

Hayata ve Bilmeye Dair

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Mustafa Yazgan’ın Ardından…

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!