Islam'a "Karsi? Islam?

Yukarida basliga çektigimiz ifade, salt kendi basina düsünüldügünde bir anlam ifade etmez ve büyük bir ihtimalle kusku ile karsilanir...
Islam'a
Sait ALIOGLU
Sait ALIOGLU
Eklenme Tarihi : 7.06.2022
Okunma Sayısı : 1202

Yukarida basliga çektigimiz ifade, salt kendi basina düsünüldügünde bir anlam ifade etmez ve büyük bir ihtimalle kusku ile karsilanir.

Böyle bir seyin elbette farkindayim. Islam, Islam’a karsi olamazdi. Din, dine karsi olabilir, ideoloji, yekdigerine karsi olabilir, hatta mezhep mezhebe karsi olabilirdi, ama Islam Islam’a nasil karsi olacakti?

Bu mümkün müydü? Bazi açilardan hayir, bazi açilardan ise evet!

Hayir, çünkü, adina yapilagelen çesitli yorumlarin varligina ragmen, bu yorumlari asl’a halel getirmeden düsündügümüzde elimizde birçok degil, bir tek Islam vardi.

Isin “evet” bahsine gelince ise, yine onun adina öteden beri yapilagelen yorumlarin, bazi mülahazalarla isin asli olarak düsünüldügünde, karsimiza birbirine karsit, muhalif birden çok –en azindan iki- Islamlarin oldugu görülecekti.

Ali Seriati’nin, Sia üzerinden, iki ayri Siadan bahsetmesi dahi iin vahametini ortaya koymaktadir.

Onun “Dine Karsi Din” seklinde tercüme yoluyla Türkçelestirilip Formüle edilen olgu da iste buydu!

Biri hakikati içeren, digeri ise, var olan hakikati tersyüz etme ile ise baslanan ve –batil oldugu halde- “dünya gözü ile” ondan “basari” elde edilen karsi Islam.

Buna, Amerikan Islam’i da denilebilir. Hatta Avrupa Islam’i, ona sirayet etmis bulunan sekülerizmin katiligindan maada “Fransiz Islam’i” kabilinden birçok, ama her nedense hakka galebe çalmak için bir noktada teklesen kontra Islam diye tanimlayabilecegimiz Islamlar girla gidiyor.

Dikkat edilirse, bu ifadelendirmeler her ne kadar bizim “düsmani tanimamiz açisindan” bir isimlendirme olsa da, Bati, hem bu isimlendirmeleri ve hem de isimden hareketle olguya islerlik kazandirmaktadir.

Imdi soralim; “Bati, kendi payina düsen din’i, sadece disarida kullanilmak üzere emperyalist amaçlari için dört duvar arasina sikistirmisken, içini bosaltma suretiyle Islam’a neden ilgi duyarken, nerden hareket etmektedir?

Elbette, bunun birbiriyle girintili ve ilintili birçok sebebi var. Bu sebeplerden en önemlisi ve “en eskisi” ta Islam’in bidayetine kadar giden “sureta haktan görünen” sirkin kendisine alan açmasiyla alakali olmasidir denilebilir.

Bunun derinlerde damari vardir mutlaka. Bu damarin bir ikisi, Islamlasma sürecinde, ona kosut olarak olustu ise, bir iki tanesi de, salt tevhid, adalet ve özgürlük dini olan Islam adina olusturulan ve adina genelde “Emevicilik” vb. denilmesinde bir mahzuru olmayan bir bürokrasiden, din bürokrasisinden bahsedebiliriz.

Bunun temelinin atilma sürecinde, olusum asamasinda karsilasilan dönemin iki süper gücünden sadir olan uygulamalarin etkisi büyüktü.

Bunlar, basli basina ve birbiri ile baglantili üç derin’i olusturur; a-derin devlet, derin din ve derin toplum.(bu üç olgu, pek de modern dönemlerle alakali olmayip, benim sahsen, 30-35 yillik okumalarimdan elde ettigin bir sonuca dayanmaktadir.)

Bu konuda siralamada yer degisikligi pek ala mümkündür, ama –yanlis ve batilda olsa- uygun hareket ettiginde, bu batil güruhun görece de olsa bir basari elde edecegi “maalesef ki” öngörülebilir.

Bir de bunlarin yaninda Islam’a düsman oldugu halde, onun yerini almak istedigi halde, kendini onun adiyla karsit hale getirmeden bir nevi Islam’a karsi olan anlayislarda söz konudur.

Bu tür anlayislar, kesinlikte seküler zeminlerde vücut bulur, din karsiti her tür modern olguya bünyesinde yer verir ve o minvalde hakikate karsi olur.

Bununla birlikte bir Avrupa Islam’i, bir Fransiz Islam’in, tamamen laik ve seküler zeminlerde olustugu halde sonuna Islam ekini almaktadir.

Bir de, isin muhafazakarlik boyutu var. Bu boyut, Fransiz Ihtilali ile kendini gösteren hilafsiz seküler anlayisa, ortama uymadigi için, onun baskisina maruz kalan, kendi yapisindan bir miktar azaltarak ve karsitinin serrinden emin olmaya çalisan muhafazakarlik bize ihraç edildiginde “hem Allah’a itaat ve hem de yersel iktidarlara karsi olmama hali” üzerinden derin dine katki sunan bir anlayista için cazibe merkezini olusturmaktadir.

Konumuz buraya kadar geldigine göre, hem geçmiste ariz olarak kültürümüzün bir parçasi olan “Emevicilik” vb. ile onu asamadigi için seküler tapinaga saygi ile egilen muhafazakarlik bir noktada birlesince, geçmisi gelecegin aynasi olarak okumak durumunda kalirdik.

Demek ki, ne Bati cephesinde ve ne de Sark cephesinde pek bir degisiklik yoktu. Sadece, aletler degismis, ama amaç dün biraktigimiz gibiydi.

Ders alinabilirdi, ama onda da zamanin iyi kullanilmamasi durumu, geçmisten ders almamizi engelliyordu.

Kisacasi;

Kissadan Histe

“Geçmisten adam hisse kaparmis…. Ne masal sey!

Bes bin senelik kissa yarim hisse mi verdi? “Tarih”i “tekerrür” diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alinsaydi, tekerrür mü ederdi?” (Mehmed Âkif, Safahat: Yedinci Kitap)

Kisacasi; Mezhebe karsi mezhep, dine karsi din ve Islam’a karsi Islam…

Bu yazida yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakis açisini yansitmayabilir.

Bu yazi 04.06. 2022 tarihinde farklibakis.net sitesinden alintilanmistir. Yazinin orijinali için linki tiklayiniz.

https://farklibakis.net/yazarlar/sait-alioglu-yazdi-islama-karsi-islam/

YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!