Güncel Kentsel Sorunlari Yeniden Yorumlamak

Sosyal bilimler alanindan arastirma nesneleri içerisinde en dinamik olguyu kentler olusturmaktadir...
Güncel Kentsel Sorunlari Yeniden Yorumlamak
Mehdi PEKEDIS
Mehdi PEKEDIS
Eklenme Tarihi : 24.03.2021
Okunma Sayısı : 2054

Sosyal bilimler alanindan arastirma nesneleri içerisinde en dinamik olguyu kentler olusturmaktadir. Zira kent, üretim ve tüketimin yogun oldugu, nüfusun yogun ve heterojen olmasindan dolayi farkli kimlikleri barindiran çoklu yapi, uzmanlasma ve isbölümün ve sanayi ile hizmet sektörünün gelismis oldugu mekânlar olarak tanimlanmasi, kentin ayni zamanda içerigi hakkinda ipuçlari vermektedir. Bu nedenle kent, dinamik bir yapi arz etmesi, kente iliskin tartismalarin da güncel olmasina neden olmaktadir. Murat Sezik’in Bilsam Yayinlari’ndan çikan “Güncel Kentsel Sorunlar” isimli kitabi, kente iliskin güncel bilgiler ve tartismalar sunmaktadir. Sezik, güncel kentsel sorunlari göç, kentlesme, kentsel dönüsüm ve kentsel planlama, yerel yönetimler, çevre ve ekoloji, güvenlik, kalkinma, ehliyet ve liyakat, kentsel haklar ve salgin hastaliklar gibi kategoriler baglaminda irdeledigi bu kitap, ayni zamanda teorik tartismalardan da yararlanilarak hazirlamistir.

Kentlesmenin ve Kentsel Sorunlarin Temel Belirleyici Unsuru Olarak Göç

Sezik, göç olgusunu tarihsel, toplumsal ve siyasal bir olgu olarak ele aliyor. Bununla birlikte Sezik’e göre göç olgusu, kentsel sorunlarin en basinda yer almaktadir. Tarihsel olarak göç, geçmisten günümüze belirli topluluklarin ya da toplumlarin ekonomik, siyasi ve dogal afetler gibi nedenlerden kaynakli meydana gelmistir. Kirdan kente göç eden kitlelerin kente yogunlasmasi, kentin büyümesine karsilik ayni zamanda konut, istihdam ve çevre gibi kentsel sorunlarin artmasina da zemin olusturmaktadir. Kitap M.S. 4. yüzyilda baslayan Kavimler Göçü’nden 21. yüzyilda devam eden göç hareketlerini incelemekte ve göç sonucu bireylerin kentsel-mekânsal alanin dönüsümündeki rolünü, buna karsin kent kültürünün göç ile gelen bireyleri üzerindeki psikolojik, sosyal ve ekonomik etkilerini açiklamaktadir.

Göç ile kentlesme arasindaki diyalektigi açiklarken kirdan kente göç edenlerin, yani kentlilesen toplumlarin ve bireylerin sahip olduklari gelenek, görenek ve kimliklerinin yok olmasi tehdidi altinda olmasi, Sezik’e göre hem kentin sagliksiz olmasi hem de kentte yasayan insanlarin gündelik yasamlarini olumsuz etkiler.

Kentin Öteki Yüzü: Yoksulluk

Bir mekânsal alan olarak kent, tanimi geregi içerisinde farkli toplumsal siniflarin barindirmaktadir. Bu nedenle de kentsel-mekânsal alanda toplumsal Formasyonlara ait insanlar bir arada yasamaktadir. Farkli toplumsal Formasyonlar, kendine içkin bir takim esitsizlikleri barindirmaktadir. Kentsel alandaki bu sinifsal farklilik zenginlik ve yoksulluk olarak siniflandirilabilir. Kenti meydana getiren dinamik olarak göç olgusu ve bir üretim ve toplumsal isbölümünün mekâni olarak kent, sinifsal farkliliklarin daha da belirgin oldugu mekânlardir. Tarihsel olarak özel mülkiyet ve üretim iliskileri çerçevesinde gelisen zenginlik ve yoksulluk biçimleri, günümüzde daha da belirgin olarak yasanmaktadir. Bununla birlikte alt sinif ve üst sinif olarak kategorize edilen farklilik durumu, günümüzde orta-alt ve orta-üst sinif gibi yeni sinifsalliklarin da olusmasi, yoksulluk sorunsalini farkli boyutlara tasimaktadir. Bununla birlikte kapitalist üretim tarzina bagli olarak beliren kalkinma iktisadi düsüncesi, var olan esitsiz gelisimi derinlestirmis, Ikinci Dünya Savasi ile birlikte beliren esitsiz gelisme olgusu kalkinma programlariyla asilmaya çalisilmis olsa da var olan esitsizlik realitesi daha da kritik esige ulasmistir. Bu nedenle esitsiz gelisim küresel ölçekli bir sorundur; merkez ile çevre olarak adlandirilan ve aslinda gelismis ülkeler ile gelismemis ülkeler arasindaki iliskiyi anlatmaktadir.

Hem merkez ülkelerin hem de çevre ülkelerin sorunu olan yoksulluk, kentte daha belirgin bir biçimde yasanmaktadir ve Sezik’e göre bu durum günümüz kentlerinin önemli bir sorunudur ve salt yerel ölçekli degil ulusal ölçekli bir sorun oldugunu vurgulamaktadir. Güncel kentsel sorun olarak yoksulluk, Sezik’e göre toplumsal bir sorundur ve hem yerel hem de ulusal düzeyde ele alinarak çözülebilir.

Kentin Yasal-Yönetsel Sorunu: Kentsel Planlama ve Imar

Kentin güncel sorunlarinin basinda hiç süphesiz kentin planlanmasi ve kentsel alanlarin imara açilmasi gelmektedir. Sezik, güncel kentsel sorunlari Yasal, Kurumsal ve Planlama olmak üzere üç kategoriye ayirmaktadir. Sezik’e göre Türkiye’de uygulanan Kurumsal sorunlarin basinda farkli kurumsal aktörlerin (Devlet Planlama Teskilati, Çevre ve Sehircilik Bakanligi ve yerel yönetimler gibi) etkin olmasi, büyük ölçekli planlamalarin yapilmasinda olumsuz sonuçlar dogurabilmektedir. Sezik, planlamanin kurumsal çözümü olarak merkez ile yerel yönetim kurumlari arasindaki görev ve yetki dagiliminin önemine dikkat çekmektedir. Kurumsal sorunlarin nedeni ise yasal sorunlar olusturmasi, kentsel sorunlarin iliskiselligini ortaya koymaktadir. Sezik, kentsel sorunlarin yasal-yönetsel sorunlarinin son halkasi olarak planlama sorununu imlemektedir. Sezik’e göre kentsel planlama bütünlüklü, çok aktörlü, katilimci ve isbölümü çerçevesinde yapilmalidir.

Kentin yeniden planlanmasi ayni zamanda kentsel alanlarin dönüsmesine neden olmustur. Bu baglamda kentsel dönüsüm günümüz kentsel sorunlari arasinda yer almaktadir. Özellikle neoliberal politikalarin uygulanmaya baslandigi 1980 sonrasi tarihsel süreçte kentsel-mekânsal alana müdahale etme noktasinda devlet kurumunun yaninda sermayenin de yer almasi, kentsel-mekânsal alanlarin dönüsümde radikal bir degisim meydan getirmistir. Kentsel dönüsüm, kentin “çöküntü alanlari”nin ortadan kaldirilmasi, bunun yerine kentin dokusuna, sosyal ve fiziksel yapisina uygun olarak mekânin yeniden üretilmesi/düzenlenmesi sürecidir. Sezik, günümüz kentsel sorunlari tarihse momentte inceleyerek kentsel dönüsümün kentsel alanda meydana gelen yapi ve gelisme sorununa alternatif olmasi gerektigini ve kentsel dönüsümün amacinin kentsel-mekânsal alanlarda meydana gelen sosyal esitsizlikleri gidermek veya minimum düzeye indirmek olarak belirtmektedir. Bu noktada yerel yönetim birimlerine önemli görevler düstügünü belirten Sezik, yerel yönetim kurumlarinin kentin yasanabilir olmasi için saglikli ve çevreci politikalar üremesi gerektigini ve bu kurumlarin pratikte hizmet belediyeciligi paradigmasi çerçevesinde kâr amaci gütmeden halk için yapmasi gerektigini vurgulamaktadir.

Kentin Kalkinma Sorunsali

Kalkinma düsüncesinin çevre (gelismemis/az gelismis) ülkeler üzerindeki etkisi negatif düzeyde gerçeklesmistir. Nitekim kalkinma, merkez (gelismis kapitalist) ülkeler ve çok uluslu aktörler olan Dünya Bankasi ve IMF programlari çerçevesinde, sermayenin denetiminde gerçeklestiginden, yerel aktörler ve dinamikler çogunlukla dikkate alinmadan kalkinma politikalari uygulanmaya çalisilmistir. Bunun neticesinde çevre ülkeler yeni bir sömürge düzeniyle karsi karsiya kalmislardir. Bu noktada Sezik, ekonomik kalkinmanin yerel düzeyden baslanarak gerçeklestirilmesi, kalkinmaya iliskin yeni yaklasimlar gerçeklestirilmesi ve kalkinmanin yerel dinamiklerle desteklenmesi gerektigini vurgular. Bununla birlikte Sezik, kalkinma sorunsalinda “yerellik” kavramini merkeze alir ve kalkinmanin yereldeki sosyal, ekonomik ve çevresel etmenler dikkate alinarak yapilmasini önerir.

Kent Güvenligi ve Pandemi

Murat Sezik’in Güncel Kentsel Sorunlar adli kitabinin en güncel noktasi hiç süphesiz pandemi sorununu irdelemis olmasidir. Kentlerin nüfusunun yogun olmasi, kentsel sorunlari arttiran bir etmendir. Sezik’e göre kirdan kente göç ve kent nüfusunun kendi dinamikleri içerisinde büyümesi, kentin kompleks/karmasik, komsuluk iliskilerinin ve toplumsal aidiyet duygusunun zayif, kentte yasayan bireylerin yabancilasmasi ve sosyal kontrol mekanizmasinin etkinliginin azalmasina neden olmaktadir. Bu durum kentsel güvenligi azaltmakta ve kentsel sorunlari arttirmaktadir.

Bununla birlikte kentte nüfusun yogun olmasi, insanlar arasindaki iliskiyi arttirmaktadir. Pandemi gibi ciddi saglik sorunlarinin oldugu süreçlerde kentler bu asamada ciddi güvenlik sorunlarina neden olmaktadir. Çin’in Wuhan kentinde ortaya çikan ve bir pandemiye dönüsen yeni tip koronavirüs olarak ifade edilen COVID-19, Sezik’e göre bir kentlesme problemidir. Kentin sosyallesme, isbölümü ve yogun nüfusun oldugu mekânlar olarak tanimlandiginda, salgin süreçlerinde kentlerin yapisinin nasil oldugu, kentsel sorunlarin derecesini etkilemektedir. Sezik’e göre pandemi süreci önemli kentsel sorunlari yeniden açiga çikarmistir. Sezik, kitabinda pandemi sorununu kentlesme ve kentlerin pandemiler karsisindaki durumunu tarihsel baglamda incelemektedir. Bu noktada Sezik, kentlerin ulasim ve altyapi, saglik, ekonomi ve psiko-sosyal açidan dirençli olmasi gerektiginin altini çizer.

Özetle Sezik’in Güncel Kentsel Sorunlar adli çalismasi, kente iliskin tarihsel ve sosyo-ekonomik bilgiler içermekle birlikte kente iliskin sorunlara alternatif çözümler sunmaktadir. 

(Bu yazida yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakis açisini yansitmayabilir.)

 

YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!