Karalı ve yaralı
ardı
arkası kesilmeyen
nice zemheri ayazıydı tüm mevsimlerimiz
sindirilmiş
kaderimiz dizilirdi tozlu çamurlu toprak yollardan şehrin zehirli caddelerine
fersiz
kış güneşinde ısınırdık sindigimiz duvar duldalarında serçe sesleriyle
dedem
kandırılmış köylü demokrat
ankaradan soyulurken başında şapkası ayağında ham deriden yemenisi
ambarda
kara buğday mahsülümüz üçe bölünürdü tam tekmil
ilki tüm yıla zahirelik olmazsa olmazımız
diğeri kasımın darbızını bekleyen tohumluğumuz
öbürü tozlu topraklı köy yolunda bizi gözleyen şehirli bezirgânlar
ödenecek borç var
dirhem dirhem ölçülmüş daralı
ah anadolum ah
dön de bak ki bahtın
karalı ve de yaralı...