Dünya Hayatı, Bir Mücadele Alanıdır!

Arz, anlam bulsun diye cini ve insanı yaratan yüce Allah, yaşanabilir bir dünyanın parametrelerini de vahiy ile öğreti olarak vazetmiştir...
Dünya Hayatı, Bir Mücadele Alanıdır!
Hanifi TOSUN
Hanifi TOSUN
Eklenme Tarihi : 21.04.2021
Okunma Sayısı : 606

Arz, anlam bulsun diye cini ve insanı yaratan yüce Allah, yaşanabilir bir dünyanın parametrelerini de vahiy ile öğreti olarak vazetmiştir. Âdem öncesi arzda yaşananlarla ilgili bilgimiz yoktur. O dönem için konuşulanlar zandan ibaret varsayımlardan ibarettir. Arzda bildiğimiz anlamda mücadele Âdem ile Havva’nın yaratılmasıyla başlamış, o günden bugüne insanlık yürüyüşü devam etmektedir. Zaman zaman vahyin öğretileri zaman zaman da şeytani öğretilerin egemenlik oluşturduğu dünya yaşamı, mücadele sahası olarak anlam bulmuştur…

Âdem ile Şeytan’ın kavgası zaman içinde tevhid ile şirkin, Hak ile batılın, iyi ile kötünün, hayır ile şerrin kavgası Formunda yüzyıllardır devam etmektedir…

Yeryüzünde saltanatlarını pekiştirmek için her yolu mubah gören şeytanın yol arkadaşları, her zaman ve zeminde tevhidi mücadelenin önünde sarp kaya misali durmuş, hakça yaşama mücadelesinin akim kalması için canhıraş çaba sarf etmişlerdir. O günden bugüne değişik isim ve amblemler altında hatta görünürde birbirlerinin ekmeğine kan doğrayan birbirine taban tabana zıt olan ideolojik yapılanmaları da bu mücadelede kullanmışlardır. Bu mücadele kapsamında yakıcı ve yıkıcı bir akıl olarak devreye giren şeytan dostları, zaman zaman da kamplara böldüğü halkları birbirlerine kırdırma yöntemiyle imha ve iptal sorumluluğunu deruhte etmiştir. Firavun’un yaptıkları bu bağlamda örnek olarak önümüzde durmaktadır: “Şüphe yok ki Firavun, ülkesinde büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.”[1]

Şeytanın gönüllü uşaklarının tahammül sınırları kendi çıkarlarıdır. Onlar, halkları yönetmek, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri sömürmek isterler. Tek dertleri gücü ellerinde bulundurmaktır. Güçlerine güç katmak için tüm değerleri hoyratça seferber ederler. Sahip oldukları ekonomik ve siyasi gücü, çıkarları muvacehesinde kırbaç olarak kullanırlar. Menfaatlerine zarar verecek bir problemin çıkmaması için azami gayret sarf ederler. Bu bağlamda yapmaları gereken her şeyi yapmaktan imtina etmezler. Çıkarları tehlikeye girdiğinde hatta öyle zannetmeye başladıkları anda önlerine çıkan tüm muhalif güçleri tasfiye etme başta olmak üzere tüm yolları denerler. Bazen bir devlet marifetiyle bazen de kurdurulan bir örgüt marifetiyle taş üstünde taş, gövde üstünde baş bırakmamacasına yaparlar bunu. Bu tehlikenin bir gruptan, bir halktan, bir milletten geliyor olması onlar için fark etmez. 28 Şubat’ta ve 15 Temmuz’da Türkiye’de, 2013’te askeri darbe ile Mısır’da, Suud-BAE marifetiyle gerçekleşen işgal ile Yemen’de, Hafter ile Libya’da, İsrail ile Filistin’de, ABD-İngiliz aklı ile Irak ve Afganistan’da, Rusya ve İran marifetiyle de Suriye’de yapılmak isten tam da budur. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Dünyanın sahipleri kendileriymiş gibi hareket edip astığım astık kestiğim kestik modunda hareket eden bu sapkın zorbalar, Allah’ı ve gücünü hesaba katmadan Allah’ın arzında zorbalık yapıyorlar. Tıpkı selefleri gibi Allah yokmuşçasına bir yaşam sürdürüyorlar. Ad, Semud, Sodom ve Gomore, Nuh Kavmi, Firavun, Karun ve daha birçok zalimin akıbetini hiç düşünmüyorlar! Oysa seleflerinin akıbetini düşünmeleri gerekiyordu. Zira aynı yolu takip ettikleri takdirde kendilerinin akıbeti de aynı olacaktır.

İşin acı tarafı, toplulukların da zorba güçlerin büyülü dünyalarında mest olmalarıdır. Kendileri için toplumsal kıyametlerini tetikleyen bu güçlerin yaptıklarını ve vaatlerini hakikat olarak telakki edip onların dümen suyunda yürümeleridir. Düşünmeden, taşınmadan bu zalim güruhun arkasına takılıp gitmeleridir. Oysa yüce Allah “Zalimlerin yanında olmayın! Sonra ateş sizi de yakar. Allah’tan başka dostlarınız olmadığına göre bir yerden yardım da göremezsiniz!”[2] buyurarak uyarmaktadır.

Kullarına karşı son derece merhametli olan yüce Allah “Biz ise istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.”[3] buyurarak mücadele eden mazlumların yanında olduğunu beyan ediyor. Onlara yeryüzünün anahtarlarını vermek istediğinden bahsediyor. Ancak zalimlerle beraber iş tutmayı değil onlarla mücadele etmeyi bize emrediyor. Şeytanın uşaklarının yaptıklarına karşılık hakkın sesi olacak bir yürüyüşü başlatmayı bizden istiyor. Hatta vaadinin gerçekleşmesinin gerek şartı olarak mücadeleyi olmazsa olmazlardan kılıyor: “Ey iman edenler! Şayet Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım edecek ve ayaklarınızı yolunda sabit kılacaktır!”[4]

Allah’ın yardımını artlarına alanlarla sırtlarını şeytani planlara dayayanların kavgasının sürdüğü dünyamız, şimdilerde odağında insanın yer almadığı bir felsefe tarafından yönetilmektedir. Temelinde Allah inancı olmayan, ahiret bilincinin şekillendirmediği bir yönetim tarzı ve felsefesi egemendir. İnsanların asgari düzeyde temel gereksinimleri olan din, akıl, can, mal ve nesil güvenlikleri, tehlike çanları çalar vaziyet arz ediyor, birbirlerinin kurdu olmaya yüz tutan insanlar ötekisini dünyadan silmek için uğraşıyor. Böyle bir dünyada hakça yaşam arzulayanların işi, hakikaten zor görünüyor. Madde temelli düşünen, kardeşini kendi nefsinden önce tutmak nedir bilmeyen, bohemce yaşamayı marifet sayan insanların etkili ve yetkili oldukları bir dünyada işler nasıl kolay olabilir ki?

Tüm bunlar yaşanırken peygamberlerin izinde yürüyen dava erlerinin yaptıkları bir şey yok mu dersiniz?

Elbette ki var!

Zira tarih boyunca müminler de en az zalimler ve azgın güruhlar kadar büyük çabaların içinde bulunmuşlardır. Dün olduğu gibi bugün de bu çabalar devam etmektedir. Kesintiye uğramadan dünden bugüne bugünden yarına devam edecektir de. Etmediği gün kıyamet kopmuş demektir.

Kimsenin kuşkusu olmasın! Şeytan ve taraftarlarının mücadeleleri var olduğu müddetçe Âdem’in yolunu takip eden mümin çocukları da hep var olacak ve mücadele kesintisiz devam edecek… Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Muhammed olacak adları ama her çağda ve dönemde bu mücadele devam edecek... Çünkü iman edenler yüce Allah’ın “Biz ise istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.”[5] buyurarak verdiği müjdenin farkında ve fevkindeler.

(Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakış açısını yansıtmayabilir.)

[1] Kasas: 4

[2] Hud: 113

[3] Kasas: 5

[4] Muhammed: 7

[5] Kasas: 5

 

YORUMLAR
Deniz ilbey
22.4.2021 03:52
Sn. Tosun, makalenizde, inne oyasi inceliginde dile getirdigin hususlara Rabbin ayetlerini kullanmasaydin itiraz edecek bir husus bulamazdim. Hatta akici yazinizda dolayi tesekkur ederdim. En azinda, Rabbin ayetlerinin hatiri içn yazinizda bahsettiginiz cografyada ismini zikretmedigin bir veya birden fazla ulkenin daha oldugu gerçegidir. Aksi takdirde, Rabbin ayetlerini ulusal sinirlara indirgenmesi halinde, Rabbin huzurunda hesap vermemiz zorlasir. Selam ve dua ile.

Fatıma Fatımadır
21.4.2021 21:14
Allah razı olsun hocam yine toplumsal bir yaraya parmak basmışsınız

Mahmut açıkgöz
21.4.2021 15:42
Allah razı olsun emeğinize sağlık Hanifi abi

YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
YAZARLARTÜMÜ
Sabri AKIN

TEFEKKÜR

Sabri AKIN

Vahye Bütünsel Yaklaşım…

Mehmet Ali ANŞİN

Mehmet Ali ANŞİN

Ramazan Keskin

m.Cihad ULUÇ
m.Cihad ULUÇ

Gayret ve Teslimiyet

Dr. Murat AYHAN

Dr. Murat AYHAN

Narsizm Gemisi

Süleyman Arif BEYAZKAYA

Süleyman Arif BEYAZKAYA

Ön Yargılarımız da Politik

Tuba Reyyan YAŞAR

Tuba Reyyan YAŞAR

Konya

Abdulhakim YALÇIN

Abdulhakim YALÇIN

Din, Akıl ve Batı

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Kurban ve Niyet

Reşat CENGİL
Reşat CENGİL

Eğitim Üzerine

ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
Fatma BARBAROSOĞLU

Fatma BARBAROSOĞLU

Bir İbadet Olarak Kurban Kesme

Ahmet TAŞGETİREN

Ahmet TAŞGETİREN

O İşin Matematiği Var

M. Mücahid SAĞMAN

M. Mücahid SAĞMAN

Keskin Bir Elveda

Fatih OKUMUŞ

Fatih OKUMUŞ

Müslüman Orucu

Necip CENGİL

Necip CENGİL

Hayata ve Bilmeye Dair

Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ

Paylaşma ve Körlük

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Mustafa Yazgan’ın Ardından…

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!