Kendini Müstagni Gören Insan Azar!

Insan, otokontrol mekanizmasina sahip olmadigi zamanlarinda sorumsuzca hareket edebilme kabiliyetini aktif kilmada mahirdir.
Kendini Müstagni Gören Insan Azar!
Hanifi TOSUN
Hanifi TOSUN
Eklenme Tarihi : 14.02.2021
Okunma Sayısı : 1419

Insan, otokontrol mekanizmasina sahip olmadigi zamanlarinda sorumsuzca hareket edebilme kabiliyetini aktif kilmada mahirdir. Doymak bilmeyen bir istihaya, gemlenemez arzu ve isteklere sahip hirsli bir varliktir.

“Insan, haris ve cimri bir hilkatte yaratildi. Kendisine bir zarar dokundugunda feryadi basar. Bir hayir dokundugunda da yoksullara yardim etmez, o hayri elinde siki siki tutar.”[1]

“Âdemoglunun bir vadi dolusu altini olsa altinla dolu ikinci bir vadiyi ister...”[2]

Doymak bilmez bir istihaya sahip insanoglunun sonu gelmez isteklerine ulasmak için her türlü yola basvuracagi tecrübeyle sabittir. Geçmiste oldugu gibi bugün de yarin da bu gerçek degismeyecektir.

Layüsel oldugunu sanan insan azar. Önü alinmaz islere imza atar ve zalimlesir. Çünkü layüsel olmak yani sorgulanamayan, sorumsuz olmak, azginliga açilan kapinin esiginde olmaktir. Bu baglamda otokontrol mekanizmasinin insasi elzemdir. Çünkü insan, denetlenmedigi takdirde sapkin inançlar ve sapkin hayat tarzlarina ram olur. Denetlenmekten muaf biri, kendini hiçbir kural ve kaide ile bagli tutmadigi için sorumluluk duygusu da tasimaz. Meyyal oldugu haksizlik ve zulmetme güdüleri, baskin karakter halinde tebarüz eder.

Yüce Allah, Hz. Adem’le baslatip Hz. Muhammed ile sonlandirdigi nübüvvet zincirinde vazettigi seriatlarda, deger ve ilkelerde insanin bu yönünü hesaba katmis, onu hirslarina, istek ve arzularina karsi koruyacak zemini olusturmustur. Bu baglamda en etkili argüman, ölüm sonrasi hayat inancidir. Hesap verebilir olmak, hesapli davranmayi, hak-hukuk gözetmeyi gerektirir. Islami ögretilerde “Ahirete iman” ilkesinin yogunluklu olarak vurgulanmasinin temel sebebi budur. Zira yapip etmelerinin hesabini hem bu dünyada kanun ve nizam önünde hem de ahirette mahkemeyi kübrada verecegine inanan bir insan, kendini sürekli kontrol ederek hayatta saglam ve saglikli zeminlerde yol alir. Insanda otokontrol mekanizmasi olusturulmadan alinacak yol, sonu bedbahtlikla bitecek bir yoldur. Hesap verebilir olmak, insani ve arzularini gemlerken aksi yönde davranmak, insanin azginlasmasina sebep olur.

“In lem tehyi fef’al ma si’te-Hayâ etmiyorsan diledigini yap!”[3] derken Allah rasulü, bu noktanin altini çizmektedir. Iste bu sebepten insan ya kendi otokontrol mekanizmasini olusturup ona göre hayat yasayacak ya da belli kural ve kaidelerle zabtu rabt altina alindigini ve bu kurallari çignediginde de gereken cezayi ödeyecegini bilecek! Aksi zulüm vadisinde kesmekes içinde bir yasam olur.

Insan, kendini Allah’tan bagimsizlastirinca(!) istigna batakliginda çirpinan, çirpindikça da batan bir ruh haliyle azginlik vadisinde serkesçe bir hayata yelken açar. Yasadigimiz çagda karsi karsiya oldugumuz birçok olayin temelinde de bu insan tipi yatmaktadir.

Sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik, askeri, sanat, egitim, bürokrasi vb. alanlarda etkin olan, imtiyazlari uhdelerine almis birtakim zevatin layüsel makamda astigim astik kestigim kestik havasinda “ali kiran bas kesen” edasinda hareket etmesi, kendini müstagni görmesi sebebiyledir. Kendini böyle konumlandiran insan, haliyle tugyanin pençesinde azginlasir. Azginlasan insan, dünyayi yasanmaz kilar.

Tarihte de günümüzde de insanlara zulmetmeyi kendilerine görev addetmis zavalli yaratiklarin en büyük açmazi buydu. “Ben sizin en yüce rabbinizim!” diyen Firavun’un da “Ben de yaratip öldürürüm” diyen Nemrud’un da “Benden baska rabbin mi var?” diyen Ashabi Uhdud’un da Dakyanus’un da Ebu Leheb’in de Ebu Cehil’in de dahasi onlarin yolunu takip eden her zalimin de pervasizligi kendisini layüsel/sorgulanmayan sorumsuz varlik görmesinden kaynaklaniyordu! Zira kendilerini layüsel gören zavallilar, siluetlerini gördükleri dev aynalarinin yaniltici yansimalarina kanarak “ben” diye diye benlik çölünde “ne oldum delisi” olup toplumlarina kan kusturan zalimlere dönüstüler, dönüsmeye de devam edecekler.

Çözüm, kulluk ekseninde tevhid ve adalet temelinde bir vicdanin insasinda yatmaktadir. Allah’a saygi temelinde emir ve yasaklarini uygulayan, ahirete inanmis ve verilen nimetlerden hesaba çekilecegini bilen vicdani hür bireyler yetistirmektir. Adalet temelinde, tevhid ekseninde, ihsan zaviyesinde hareket eden takva ve vera sahibi sahsiyetler, ölümden sonra bir hayatin varligina inandiklarindan bu dünyada yapip etmelerinin tümünü dikkat ve rikkat çizgisinde yaparlar. Haksiz ve hukuksuz hiçbir eylemin ve söylemin sahibi olmazlar.

Unutulmasin! Yargilarin üzerinde bir yarginin oldugunu bilen bir zihniyet, hesaplarin üzerindeki hesaptan korkup kendine çekidüzen verir. Ancak bu anlayista olan insanlar, hayatin istenen bir denge üzerinde yürümesini saglayabilir, yasanabilir bir dünyanin kapilarini aralayabilirler.


[1] Mearic: 19-21
[2] Müslim, Zekât, 117
[3] Buharî, Edeb, 78; Enbiya, 54; Ebu Davud, Edeb, 6

 

YORUMLAR
Fatima Fatimadir
15.2.2021 21:10
Tesbitler çok dogru hocam, bu yüzden evet egitim anne karnindan baslar ama 4-6 yas ögretmenlerine çok s düsüyor .Iste bu egitmenlerimiz yüklendikleri sorumlulugun bilincinde olduklari zaman kastettiginiz nesiller yetisir biiznillah.Kaleminize saglik.

mCu
15.2.2021 13:27
Bütün fenaliklarin kaynagi dünyayi ebedi tevehhüm etmek oldugu gibi , bütün hayir ve Istikametin membai ise Ahiret inanci olmali ... Allah razi olsun Istifade ettik ...

Mehmet Özdemir
14.2.2021 19:38
Insan kendini frenleyebildigi kadar insandir. Bu da Kuran'i Kerim ile mümkündür.

YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!