Sünnetin Gerekliliği -6-

Örnek 4- "Ey iman edenler! Karşılıklı rıza ile olan ticaret hariç, mallarınızı, aranızda batıl yollarla yemeyin ve kendinizi de öldürmeyin. Şüphesiz ki Allah, size karşı çok merhametlidir." (Nisa4/29)...
Sünnetin Gerekliliği -6-
Emin YÜCETAŞ
Emin YÜCETAŞ
Eklenme Tarihi : 13.05.2022
Okunma Sayısı : 84

Örnek 4-  "Ey iman edenler! Karşılıklı rıza ile olan ticaret hariç, mallarınızı, aranızda batıl yollarla yemeyin ve kendinizi de öldürmeyin. Şüphesiz ki Allah, size karşı çok merhametlidir." (Nisa4/29)

Bu ayette Allah(c.c.), karşılıklı rıza ile yapılan ticaret yolunu serbest bırakıyor.

Peygamberimiz(sav) de, bu ayete açıklık getirerek, karşılıklı rıza da olsa, tarafların kendi rızaları ile yaptıkları bazı alışverişi yasaklamış ve haram saymıştır. Örneğin, altının,altınla alışverişinde  aynı miktar dışı fazlalığı haram kabul edilmiştir.

Bakara Suresi'nin 275. ayetinde de:" Allah, alım-satımı helal ve faizi haram kılmıştır" buyurmaktadır. Bu ayetlerde haksız yollarının neler olduğu Allah'ın neyi helal neyi haram kıldığını , alışverişte izlenecek yolu, peygamber açıklamıştır.

Hz. peygamber, her türlü alım-satımın helal oluşuna sınır getirmiş ve mesela  İçerisinde aldanma riski  bulunan ticareti yasaklamıştır.

Alışveriş ile ilgili pek çok örnek vermek mümkündür. Ancak o kadar çok örnek var ki, fıkıh kitaplarında açıklanmıştır. Örnek olması açısından,  Hz Peygamber, taze hurmanın, kuru hurma karşında satılmasını yasaklamıştır. Zira taze hurma kuruduğu zaman azaldığı göz önüne alınarak bu tip satışı yasakladığını beyan etmiş ve hurmanın hurma ile mübadelesini(değişimini) ancak misli misline olursa serbest bırakmıştır. Hadis kitaplarının" Buyû''" bölümlerinde konuyla ilgili pek çok hadis mevcuttur.

Bu ve benzeri konularda, Allah'ın neyi helal ve neyi haram kıldığını, Hz Peygamber, Allah'ın adına açıklamıştır. Tıpkı namazı, zekâtı, haccı... açıkladığı gibi.

Örnek -5- :

Enam suresinin 6 / 145. ayetinde:

"(Resulüm) De ki: bana  vahyedilenler arasında (haram dediklerinizden) yiyen bir kimseye haram edileni bulamıyorum. Aksine (helal dediğiniz) ölü, veya akıtılmış kan, veya domuz eti -ki zaten murdardır-  yahut da bir fısk, yani Allah'tan başkası adına kesilen (hayvan)lar haramdır. Kim de çaresiz kalırsa (başkasının hakkına) saldırmamak ve (zaruret)sınırı (nı)  aşmamak üzere (isteksiz olarak yerse) şüphesiz  Rabb'in çok bağışlayandır, çok acıyandır."

Ebu Davud ve İbni Mace'de geçen bir hadis-i şerifte mealen Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: "Şüphesiz ki, Allah Resulü'nün haram kıldığı şey de, Allah'ın haram kıldığı gibidir." Örneğin; eşek eti yemek. Pençeli ve yırtıcı hayvan eti yemek.

Aralarında antlaşma bulunan kimsenin malını yemek. Erkeklere altın,  gümüş  ve İpek kullanmak. Altın ve gümüş kaplardan yemek ve içmek haram kılınmıştır.

Oysa bu haramlar Kur'an'da geçmemektedir.

Araf suresi 7/157. ayetinde Allah buyuruyor ki:

"Onlar ki yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılmış olarak bulacakları ümmî peygamber olan Resul ( Muhammed)'e uyarlar. O peygamber, onlara iyiliği emreder. Onları kötülükten men eder. Onlara temiz hoş şeyleri helal, pis ve murdar şeyleri de haram kılar."

Burada (RİCS) kavramı üzerinde duralım:

Kur'an'da pek çok ayette geçmektedir, genel bir kavramdır: Pis, mide bulandırıcı,murdar... anlamlarını ifade eder. Domuz dahil, münafıklar, kafirler, şeytanın amelleri ve aklını kullanmayanlar için, Allah'ın kullandığı bir tabirdir.

Bakara 2/173, Maide 5/3, ve Enam 6 / 145. ayetlerde geçen haramların dışında bildirilmeyen haram ve helal kapsamında olan şeyler hakkında hüküm koyma yetkisi bu ve diğer ayetlerde Peygamberimize verilmiş, ayet-i kerimede pis ve murdar olarak bildirenlerin neler olduğunu böylece peygamber açıklamıştır.

Haşr 59/7.  ayeti de konumuzu teyit etmektedir:

"...Peygamber size neyi verdiyse onu alın size neyi yasakladıysa ondan da vazgeçin." Bu ayette zikredilmeyen örneğin bütün yırtıcı hayvanların etini Hz. Peygamber yasaklamıştır.

Abdullah Bin Mesut, Peygamber efendimizden şu hadisi rivayet etmiştir: "Allah,  dövme yapana, yüzündeki kılları cımbızla yolarak, kaşlarını inceltene, Allah'ın yarattığı şeklini değiştiren kadına, (botoks, germe, estetik ameliyat ve benzeri şeyler yapana) lanet etsin." (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

Örnek 6-  Sünnetin Sünnetle Neshine Örnek :

Önceleri Kurban etinin üç günden fazla bekletilmesini (yenilmesini) yasaklayan Peygamberimiz. (Ki ilk zamanlarda bu yasaklamanın sebebi o dönemde fakirlerin çokluğu sebebiyledi). Daha sonra, kurban etinin  saklanabileceğini beyan etmiştir.  (Nesai,   ed-Dehâyâ 37. Müslüm,  el-Edâhi 26, 28, 29. Muvatta' ,  d-Dehaya  7. Ahmet bin Hanbel, 4 / 51)

Kabir ziyaretini önceleri yasaklanan Peygamberimiz, zamanla,İslam , tüm beyinlere ve kalplere yerleşince bu görüşünü nesh etmiştir.

Hz Peygamber, attan düştüğünde, oturarak namaz kıldırırmış; cemaate de oturarak kılmasını emretmiştir. Bu, ölümü ile sonuçlanan hastalığından önceydi. Ölümü ile sonuçlanan hastalığında namazı oturarak kıldırması cemaatin de onun arkasından namazı ayakta kılması, -İmam oturarak namaz kıldırırken cemaatin de oturması- hükmünü neshetmiştir.(Tirmizi, salât 151. Ahmet b. Hanbel 6/159)

Sünnetin Ayetle Neshine Örnek:

Hz Peygamber Hendek Savaşı'nda vakit bulamadıkları için;öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını gece yarısına doğru, düşman el etek çektiğinde sırayla kıldırmıştır. Ancak daha sonra Bakara 2/ 239.ayeti inince, korku zamanlarında dahi olsa, namazın vaktinde kılınmasını emretmiştir. Böylece sünnet, ayetle nesh edilmiştir.  peygamberimiz de namazlarını toptan değil; binek üzerinde de olsa,  ya da yaya olsa bile zamanında kılınmasını beyan etmiştir.( Buhari , Tefsiru Sureti'l- Bakara 44,  Muvatta el-Havf 3). (Dârimî,salat . Nesâi,mevakıt,ezan. A. b. Hanbel 5/370, 6/270)

Kur'an'da bulunmayan, ancak hükmünü Hz peygamberden aldığımız bir örnek: Hz Peygamber kişiyi yol üstünde gecelemekten yasaklamıştır. Oysa yol, üzerinde yürülünen,  herkes ait bir  mahaldir.

Burada peygamberin kişiyi gecelemekten  yasaklaması, yolun haşere ve yılanların barınağı olması sebebiyledir. ( Müslüm imare 178, Tirmizi edeb 75) Bu sebeple  ve ayrıca yolun dar olması  yahut da çok işlek olması sebebiyle kazalara meydan verilmemesi için düşünebilir ki, bundan dolayı helal olan bir şey  gerekçesinden dolayı yasaklanmış olabilmektedir.

İçki yasağını, " İçkinin azı da çoğu da haramdır." diyerek sınırını belirlemiştir.

Örnek-7- :

Allah (c.c.) Nisa 4/103.ayette " Namaz müminlere belli vakitlerde farz kılınmıştır." buyurmaktadır. Hz Peygamber , namazın vakitlerini  belirlemiş,o vakitlerin sınırlarını çizmiştir. Namazın, Güneş tam doğarken, Güneş tam tepede iken ve Güneş tam batarken Namaz kılınmayacağını, ikindi farzından sonra ve sabah namazından sonra nafile namazın kılınamayacağını peygamberin hadislerinden öğreniyoruz.

Kişilerin ibadetlere  muhatap olabilmeleri için: Aklı başında olmalarını, Erginlik çağına ulaşmaları gerektiğini, sünnet hususileştirilmiştir.   "Üç kişinin günahı yazılmaz: Uyanıncaya kadar baygın olanın (uyuyanın)  erginlik çağına gelinceye kadar çocukların  ve iyileşinceye kadar delinin." buyurulmuştur. Bu emir sünnetle  bildirilmiştir.

Oruç ve namaz konusundaki ayetler de bunun gibidir. Çünkü bu ibadetler için de , akıl ve buluğ çağı şartı vardır.

Örnek-8- Allah şöyle buyurmuştur:

" Sana ay halini sorarlar: De ki,  o bir rahatsızlıktır.Ay hali sırasında kadınlardan ayrı durun. temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. iyice  temizlenince, onlarla Allah'ın emrettiği yerden cinsel ilişkide bulunun. Allah tövbekar olanları ve iyice temizlenenleri sever."( Bakara 2/222)

Bu ayette ay hali gören kadınlarla eşlerinin cinsi münasebeti ayetle yasaklanmıştır.Peygamberimiz de,  bu durumda ve bu sürede  kadına  "namaz ve oruç farz değildir".  diyerek konuyu  sünnetle beyan etmiştir. Sebebi ise ,ay hali gören kadın hem abdestli değildir. Hem de ay halinden  yalnızca abdest ile temizlenilemeyeceği anlaşılmaktadır.  Zira Allah, iyice temizlenmesini bildirmiştir. iyice temizlenmesi ise Allah'ın kitabı ve peygamberin sünnetinde ay halinin sona ermesine bağlanmıştır. Bunun da  temizlenme yolu  sünnetin işaretiyle gusül boy abdesti ile   olmasıdır. Temizlenmemiş,

temiz olmayan birinin de Kabe'yi tavaf etmesi, namaz kılması,  peygamberimizin sünneti ile yasaklanmıştır: Oruç konusuna gelince ,ay hali gören bir kadın için bu bir eza, sıkıntı, duygusal ve bedensel bir rahatsızlık olması sebebiyle ,orucu tutmatacağına bir ruhsat olmaktadır.

Hastanın orucunu tutmayıp sonradan kaza edeceği zaten ayetle belirlenmiştir.

Hz Ayşe,Hz Peygamber ile ihrama girdiğini,kendisinin bu sırada ayhali gördüğünü,Hz Peygamberin ona, "Hacılar ne yaparsa sen de yap, ancak temizleninceye kadar Kabe'yi tavaf etme !" dediğini beyan etmiştir.

(Buhari, Hayz1 ,Hac 31,77,81. Umre 5,7. Müslim, Hac 111).

Ay hali görmekte olan kadın tıpkı baygın yatan  kimse gibidir. Kendi kusuru ile değil de herhangi bir arızadan dolayı aklı başında olmayan kimseden namaz kalktığı gibi;  ay hali gören kadının da bu sürede üzerinden namaz farziyeti peygamberimizin Sünnetiyle ortadan kalkmaktadır.  Peygamberimizin, Ay hali gören kadının namazlarını kaza etmesine dair bir emri bulunmamaktadır. Ancak kadının orucunu kaza etmesi ayetle emredilmiştir.

Sünnetin Gerekliliği  -7-

Resulullah'ın iki vazifesi vardı:

Tebliğ (bildirme) ve Tebyin(açıklama)  Nahl suresinin 16/44. ayetinde Allah buyuruyor ki:

"Sana da bu zikri (Kur'an'ı) indirdik ki. kendileri için, insanlara indirilen şeyi bildirip açıklayasın. Olur ki iyice düşünürler."

Üçüncü bir vazifesi, özelliği ve görevi de "Üsve-i Hasene" olmasıdır.. (Ahzab33/)

Allah'ın resulü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem,Kur'an'ı yaşama örneği ve onun muallimidir. İslam, onun örnekliğinde ve önderliğinde tamamlanmıştır.

Bu sebeple sahabe, Hz peygamberden tebliğ edilen ayetlerin açıklamasını isterdi: Örneğin, Enam Suresinin 6 / 82. ayeti.

" O kimseler ki, iman etmişler ve imanlarına "zulmü" bulaştırmamışlardır. İşte, korkudan emin olmak, onlara aittir, ve hidayete ermiş olanlar da onlardır."

Bu ayet gelince, sahabe endişeye düştü ve," Hangimiz nefsimize zulmetme miştir ki? " dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber:" Bu sizin zannettiğiniz gibi değildir. Buradaki zulüm; Lokman'ın oğluna dediği zulümdür.." Ey oğul, Allah'a şirk koşma ! Şüphesiz ki şirk elbette en büyük zulümdür." ( Lokman 31/13)  Böylece, sahabe, Enam Suresinde geçen "zulümden" kastedilen  şeyin,  bu ayette "Allah'a şirk koşmak" olduğunu, Hz Peygamberin bu açıklaması ile öğrenmiş oldular.

Dolayısıyla sünnet Kur'an'ın mücmel (kapalı) ayetlerini açıklayıp beyan eder.

Yine Ahzap suresinin 33/36. ayetinde:

"Allah ve Resulü bir meselede hüküm verdiği zaman, inanan bir erkek ve kadına artık o işte kendi (arzu ve heves)lerine göre başka tercih hakkı yoktur.  Kim, Allah'a ve Resulüne karşı gelir (onlar tarafından verilmiş hükümleri beğenmez, kendi tercihlerine önem verir)se kesinlikle o apaçık bir sapıklıkla sapmış olur."

Bilelim ki Resul'ün hükmüne karşı gelmek,  heva ve heves putunun söylem şekilleridir. Bunu yapanlar, kendilerince  yeni bir din icat etmiş ve sapıtmış olur ki; bunlara, Allah ve Resulünün hükümlerine bağlı müminler itibar etmezler.

Örnek -9-: Bakara Suresinin 2/ 230. ayetinde geçen "Allah'ın başka birisiyle evlenme dikçe" sözü kadınla başka bir kocanın evlenmesi anlamına gelebilir ve nikah akdi ile iş tamamlanmış olur. Ancak tekrar eski kocasına dönebilmesinde sakınca olmayışının nasıl olacağını ve  yapılması gerekeni  Hz Peygamber açıklamıştır:

"Rifâ'a el Kurazî'nin karısı, Hz peygamber'e gelip," Rifâ'a  beni boşadı ve talakımı kesinleştirdi. Abdurrahman Bin Zübeyir de benimle evlendi. Fakat onun cinsi iktidarı yokmuş." Hz  peygamber:" Sen Rifâ'a'ya tekrar dönmek mi istiyorsun?, Kadın "Evet" deyince peygamberimiz: Eski kocana dönebilmen için  sen yeni kocanın  suyundan, O da senin suyundan tatmadıkça, ( yani cinsi ilişki olmadıkça) Bu mümkün değildir." dedi. ( Buhari, libas 23. talak,7,37. Ebu Davud, talak 49, Nesâi,  talak 9, diğer hadis kitaplarının ilgili bölümleri)

Örnek -10-: Allah Celle Celalühü Nisa suresinin 4/23. ve 24. ayetlerinde, evlenilmesi haram olan kadınlar hakkındaki ayetlerini beyan etmiştir: Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ise, burada mücmel olan bazı hususlara açıklamalar getirmiştir:

Ayette iki kız kardeşle bir arada evlenilmesi yasağı vardır. Bu yasak ikisini bir arada nikahlamanın yasak oluşudur. Peygamberimiz(sav); bunlardan biri ölünce diğer kız kardeşle evlenmesine cevaz vermiştir.

Yine  kişinin,evli olduğu karısının halası ve teyzesi ile evlenmesi meşru değildir. Ancak hanımı ölürse veya karısından boşanırsa , o zaman onlarla evlenmesi caiz olur hükmünü Peygamberimiz vermiştir.

Dördüncü hanımından ayrılan bir kişinin,  beşinci hanımla  evlenmesinin caiz olacağını yine Peygamberimiz bildirmiştir.

İddet  bekleyen bir kadınla da  evlenemez hükmünü Peygamberimiz belirlemiştir.

Örnek-11-: Nur suresi 24/ 2 ve  devamı  ayetleri ile daha önce geçen,İsra suresinin17/32. ayeti  değerlendirilirken, zina eden akil, bâliğ ve hür bekarlara sopa cezası; evlenmiş olanlara da  recm cezası. Hz Peygamberin uygulaması ile sabit olmuştur...

Haricilerin bir kısmı hariç, sahabe, tabiin ve  ümmetin İmam ve alimlerinin pek çoğu bu konuda icmâ etmişlerdir. Gaye hem Allah'ın hudunun çiğnenmemesi, hem de müslümanların, şerefinin,  namusunun,  nesep ve neslinin temiz kalmasıdır. Nesli ve toplumu bozan namussuzluk fitnesinin önlenmesidir.

Burada uzun detaylara girmeden, özetle şunları söylemeliyim:

Fuhşun çeşitlerine göre cezalarını belirleyen Nisa ve Nur surelerinin ilgili ayetleri birbirini tamamlamış, ayetlerin açıklama gerektiren kısımlarını da hadisler açıklamıştır. İlgili hadislerin Sahih olmadığını söylemek hadis ve usul ilminin kurallarına göre yanlıştır. Ayette geçen, "Allah'ın bir yol açıncaya kadar.." hükmünden, evli zaniler için recm, bekar zaniler için ise yüz sopa olduğunu açıklamıştır. (Buhari tefsir 4/1, Müslüm hudûd 12-14, Buhari diyât 6, Müslüm kaseme, 25, 26  da, peygamberin ,ölüm cezasına çarptırılacak lar arasında "evlilik yaşamış" kadın ve erkeği zikretmiştir. Sonucu şöyle bağlamak mümkündür: Nisa4/ 16'dan sonra , Nur 2. ayet gelince buradaki hükmü değiştiren bir ayet ve bir sünnet ortaya çıkmıştır:

Ayet, bekar suçlar için sopa cezasını koymuş; sünnet ise bunu teyid ettikten sonra, evlilerin zina suçu için recm cezasını getirmiştir. Hz Peygamber istemeye istemeye ısrarla  o suçu işleyenin itirafı neticesinde cezalandırma yoluna gitmiştir.

Sonuç: Kur'an'da olan had cezası mutlaktır. Recm cezası ise mutlak uygulanacak cezalardan değildir. Kamu düzeni ve suçların önlenmesi kurallarına göre uygulanıp uygulanmaması İslam hukukunda alınacak kararlara bırakılmış, "tazir" cezaları içinde bir ceza olarak değerlendirilmiştir. İspat ve infazdan önce tövbe ve pişmanlık sonucu , ulu'l-emr (yönetici)  tarafından hüküm düşülebilir.

Yasaklanan cinsi münasebetlerin sebebi, nikah akdinin olmayışıdır. Aralarında nikaha mani  bir durum olmayanlar arasındaki birlikteliği, nikah meşrulaştırır ve kadın-erkek birbirine nikahla helal olur.  Peygamberimiz,  nikâh akdinin sahih olmasına  da açıklık getirmiştir:

1-Evlenen kadının rızası ve erkeğin rızası olacaktır.

2- Nikah anında kadının velisi bulunacaktır. 

3-Şahitler bulunacaktır...

Bunlar, nikahı sahih kılan şartlardır.

Yine,  "mut'a" nikahının, ayrıca  o anda ihramlı kimsenin evlenmesinin ya da birini evlendirmesinin de sahih olmayan nikah arasında olduğunu peygamberimizden öğreniyoruz.

DEVAM EDECEKTİR
EMİN YÜCETAŞ

(Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakış açısını yansıtmayabilir.)

 

YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
Ahmet TAŞGETİREN

Ahmet TAŞGETİREN

O İşin Matematiği Var

Fatih OKUMUŞ

Fatih OKUMUŞ

Müslüman Orucu

Necip CENGİL

Necip CENGİL

Hayata ve Bilmeye Dair

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Mustafa Yazgan’ın Ardından…

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!