Müslüman Aklin Stratejik Bir Akli Var Mi?

Aklin birden fazla sifatinin olabilecegi tartisma disidir...
Müslüman Aklin Stratejik Bir Akli Var Mi?
Abdulaziz TANTIK
Abdulaziz TANTIK
Eklenme Tarihi : 30.10.2022
Okunma Sayısı : 600

Aklin birden fazla sifatinin olabilecegi tartisma disidir. Aklin hem total bir anlami ve hem de sifat tasima özelligi aklin kendi içinde anlam katmanlarina sahip oldugunu gösterir. Tipki bos bir kap ve içini doldurma biçimine göre aldigi keyfiyet gibi…

Temel soru; Müslüman bir Akil var midir?

Bu soruya cevap vermek gerçekten çok zor. Çünkü modern akil, kendisinin baslangiç dönemi ile birlikte bütün akillari domine ederek onlari etkilemis ve onlarin dogasina yönelik bir tehdit olusturmustur. Son yüz elli yillik süreci dikkate aldigimizda ise neredeyse batili modern akil disindaki bütün akillar az veya çok modern aklin tesiri alinda kalmislardir. Müslüman akil da bu tesiri fazlasiyla tasima durumundadir. Ister etkilesim boyutu ile ister tepkilerin verilmesi biçimi ile bu tesiri gözlemlemekteyiz.

‘Strateji kavrami da batili bir kavramsallastirmadir’ diyerek tepki gösterilebilir. Bu tepkinin kendi içinde haklilik payi vardir. Ama ister adina strateji diyelim, ister gelecegin planlamasi diyelim bu bir ihtiyaç olarak önümüzde durmaktadir. Modern akil, stratejik aklini kurmus, gelistirmis ve sürekli yenileyerek daha da güçlendirilmesine yönelik yatirimlarina devam etmektedir. Bu akla karsi ve sizin üzerinizde oynadigi oyunlarin niteligini çözmeniz, karsi hamleler gelistirmeniz ve en önemlisi de kendi geleceginize dair, kendi çocuklariniza miras birakacaginiz bir düsüncenin varligi baglaminda stratejik akil elzem bir durumu isaret eder.

Islam Dünyasinin hali pürmelali ortada… Müslüman kurumlarin, cemaatlerin, hareketlerin durumu da ortada. Bugüne kadar basarili olma hayalini dahi kurma imkâni bulamadigimiz da cabasi…  Süreklilesen bir yenilgi üzerine yasadigimiz gerilim ve travmalar ayri bir engel olarak önümüzde duruyor. Iktidar olmalarina ragmen, orada uzun erimli bir durus ve kendi düsünce yapilari ile uyumlu bir siyaset ve iktisadi faaliyet yapmak bir tarafa yeni bir sosyoloji bile kurulamamaktadir. Cezayir, Misir, Sudan, Pakistan ve Iran deneyimleri bir tarafa Ak Parti deneyimi ve benzeri deneyimlerde bu çerçeve içinde olumlu bir katki sunamadilar. Yani tam bir basarisizlik söz konusu ve bu her alanda geçerlilik kazanmaktadir. Basari gibi görülen sey ise bati modernlesmesi tarafindan sunulan seylerdir. Onunla uyumlu olan seyler nispi bir basariyi garanti ediyor…

Modern Müslüman bir aklin olusumundaki en büyük etken; etki ve tepki üzerinden üretilmis düsünceler ve eylemlerdir. Müslüman akil, kendi basina ve kendine ait bir episteme üzerinden kendini insa eder ve açiklar. Kendi disindaki seyleri, yargilari, olaylari, düsünceleri de yine kendi bilgi sistemi üzerinden degerlendirir ve yorumlar. Ama son iki yüzyilin serencamina bakildigi zaman bu akil hep kendi olma yerine etki tepki üzerinden kendini insa etmeye kalktigi için ne kendi olabilmis ve ne modernlesmeye tam olarak uyumlu bir akla dönüsmüstür. Melez bir aklin ortaya çikardigi hareketler ise sürekli yeni bir durumla karsilastigi zaman bocalamis ve hangi tepkiyi verecegine kendisi karar vermemis, sartlarin belirlemesine imkân tanimis, bu imkân üzerinden de sürekli yönetilmistir.

Stratejik aklin olusumu için bir üst akla ihtiyaç vardir. Iste bu üst akil sorununu çözemeyen Müslümanlar, stratejik akillarini da olusturmada zaaf tasimaktadirlar. Örnegin; Türkiye Müslümanlarinin olusturdugu hareketler ve kurumlar, neredeyse son altmis yildir sürekli disariya yönelik bir çaba içerisindedirler. Afganistan meselesi ile birlikte Çeçenistan, Bosna, Irak, Suriye, Misir, Sudan vesaire sürekli disa dönük bir faaliyet yapilageldi. Sonuç ne oldu diye sordugumuzda ise koca bir hiçlik söz konusu…

Islam Dünyasi ve özellikle de Islami hareketler üzerine yapilan planlari bozacak bir plan yapabilme kudreti hiç olusmadi. Hangi harekete el atarsak atalim, görecegimiz sey sudur: süreç içinde bizim kendimizin yaptigimizi sandigimiz her sey aslinda bize disaridan siparis verildigi açiga çikiyor. Her hareketin attigi adimlarin önemli olanlarini disaridan bir sekilde etkilenerek, bazen de ters biçim üzerinden zorlanarak eyleme ikna ediliyorlar. Siddet üzere harekete geçenlerin Misir örneginde  ‘Et- Tekfir ve’l Hicre’nin kendi itiraf açiklamasini okumak bile bu konuda yeterli delili saglar. Tunus örneginde gösterilen bütün iyi niyetlere ragmen, gelinen noktayi dikkate aldigimizda ayni durumu gözlemleyebiliriz. Bugün Ak Parti özelinde gelinen nokta Islamciligin bitisini ilan olarak neticelenmesi de bunun göstergesi olarak okunabilir.

Islam Dünyasinin en büyük örgütlenmesi olan ihvan hareketini dikkate alarak meseleyi açikliga kavusturalim: Arap Bahari ile birlikte bütün çekincelere ragmen bir sekilde isin içine çekildi veya girdi. Sonuç itibari ile destekledigi aday cumhurbaskani oldu. Ama on bir ay gibi kisa bir sürenin sonucunda çok güçlü bir kamuoyu tepkisi ve bir darbe ile iktidardan indirildi. Kendileri protesto eylemleri yapmaya basladiklarinda en sert biçimde karsilik aldilar, öldüler ve hapishaneleri doldurdular. Idam sehpalarinda liderlerini kaybettiler. Sonuç; asama, asama her yerde geriletildiler. Bugün hala güçlerini korumalarina ragmen toplumsal desteklerini yitirdikleri gibi olusan güvenin de ciddi bir zaafa ugradigini söylemek mümkündür.

Eger stratejik bir akli olsaydi Müslümanlarin ve hareketlerinin, iste bütün bu olup bitenlerin seyri bambaska bir sekilde gelisebilirdi. Yapilan hamlelere karsi kendi hamlelerini olusturur ve kamuoyunu da kendi lehlerine dönüstürebilirlerdi. Ama tam kendi lehlerine olmasi beklenen kamuoyu bile aleyhlerine dönüsüveriyor.  15 Temmuz darbe girisimi ve sonrasinda yapilan tartismalar buna örnektir. Düsünce zemininde de durum bundan bagimsiz degil!

Sorunu çözmenin bir yöntemi var: Müslüman bir aklin insasi…

Müslümanlar daha önce de bu tehditlerle karsi karsiya kalmisti. O zaman da sorunu çözebilme kabiliyeti gösterdiler, bugünde bu kabiliyeti gösterebilirler. Ama bunun ilk sarti Müslüman bir aklin varligini insa etmek ve buna dayali bir Müslüman düsüncenin varligini varlik sahasina çikarmaktir.

Bu nasil saglanabilir: üç sarti vardir: Ilki; Islam’in ilk inis yillarindan itibaren izini takip ederek modernlesme sürecine kadar gelen tarihi birikimi ve ilmi usulü tam olarak ögrenmek ve idrak etmektir. Bu ilk sart yerine getirilmedigi sürece diger iki sart eksik kalacaktir. Ikinci sart; modern düsünceyi enine boyuna tam olarak kendisini ifade ettigi biçimi ile dogu anlamak, tanimak, tanimlamak ve idrak etmektir. Idrak özellikle vurgulanmaktadir. Yeni bir tanima ulasmada vazgeçilmez oldugu içindir. Bu ikinci sartta yerine getirildiginde yeterliligini saglamiyor. Üçüncü sart elzem oluyor; iste birde mevcut Müslüman ahvalinin ve zihninin tam bir haritasini çikarmak ve bu zihni tam olarak ögrenmek ve idrak etmeyi da basarmak lazimdir ki görev tamamlansin.

Iste o zaman Müslüman bir aklin insasi mümkün olur ve bu Müslüman akil üzerinden bir stratejik akil üretilebilir. Ki Müslümanlara yönelik gelistirilen hamlelere yönelik karsi hamleleri organize edebilsin.

Bu mümkün mü? Tabi ki mümkün… Simdi baslanirsa insallah periyodik adimlarla harekete geçilir ve sonuç alinarak adim adim ilerlenebilir. Buna karar verecek bir irade ve bunu gerçeklestirme azminde olan bir entelektüel havza yeterlidir.

Bakalim kimler bu ise el atacak, bekleyip görecegiz…

Not: Bu yazi 27.10.2022 tarihinde mirathaber.com sitesinden alintilanmistir, yazinin orijinali için asagidaki linki tiklayiniz.

https://www.mirathaber.com/musluman-aklin-stratejik-bir-akli-var-mi/

Bu yazida yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakis açisini yansitmayabilir.

 

YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!