Annenin Çocuk Eğitimindeki Rolü

İnsan dünyaya hiçbir şey bilmeden gelir. Sonradan birçok şey öğrenir...
Annenin Çocuk Eğitimindeki Rolü
Hüseyin KUBAT
Hüseyin KUBAT
Eklenme Tarihi : 21.08.2021
Okunma Sayısı : 83

İnsan dünyaya hiçbir şey bilmeden gelir. Sonradan birçok şey öğrenir. İnsanın ilk öğretmeni en yakınında bulunan kimselerdir. Dolayısıyla anne-baba ilk öğretmenlerimizdir. Özellikle anne bu noktada en önemli konumdadır. Çünkü çocuk en çok zamanını onunla geçirmek durumundadır ve anneye bağımlıdır.

Ümm kelimesi Arapça’da, “çocuğun kendisinden doğduğu kadın” (vâlide) şeklindeki yaygın anlamı yanında daha genel olarak, bir şeyin başlangıcında veya varlığında, yetiştirilmesinde ve iyileştirilmesindeki temel unsuru ifade eder. Nitekim bütün bilgilerin kaynağı olan levh-i mahfûz için “ümmü’l-kitâb” (bk. ez-Zuhruf 43/4) tabiri kullanılmıştır (bk. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “ümm” md.).

Sözlükte “bir şeyi gerçek yönüyle kavramak, bir nesnenin şekli zihinde oluşmak, nesneyi gerçek haliyle bilmek” anlamındaki ilm kökünden türeyen ta‘lîm “birine bilgi öğretmek, ders okutmak” demektir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “ʿalm” md.). “Korumak, ıslah etmek, gözetmek, yükseltmek” anlamındaki rabv kökünden türeyen terbiye kelimesine “çocuğu veya ekini besleyip büyütmek, geliştirmek” mânası verilir (Fîrûzâbâdî, el-Ḳāmûsü’l-muḥîṭ, “rbv” md.). [1]

Yetişme ve gelişme bütün canlılarda görülürse de terbiye daha çok insan hakkında kullanılan, onun bedenî, zihnî, ahlâkî gelişmesini ve olgunlaşmasını sağlamayı ifade eden bir terim haline gelmiştir.

İnsan hayatı doğumla başlayıp ölümle sona erer. İnsanın hem bedeni hem de ruhi ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar giderilmediği takdirde normal gelişimini sağlaması mümkün değildir. Sağlıklı bir bireyin yetişmesi için bu ihtiyaçların uygun bir şekilde karşılanması gerekir. Özellikle çocuğun bu dönemde en fazla ihtiyaç duyduğu kişi annedir. Annenin ilgisi, sevgisi, şefkati ve bakımı çocuğun gelişimini olumlu veya olumsuz etkileyecektir.

Çocukların gelecekte özellikle ruhsal açıdan başarılı ve sağlıklı olabilmeleri için anneleriyle olan iletişimlerinin süreklilik içerisinde dengeli, sevgi dolu ve uyumlu devam edebilmesi gerekiyor. Uzmanlar, kişilik gelişiminin insanın yaşamı boyunca türlü değişimlere açık olduğunu belirtse de, bireyin kişilik yapılanmasının temeli anne karnında başlayıp, çocukluk döneminde atılıyor. Annenin çocuk üzerindeki ilk etkileri hamilelik sürecinde başlıyor ve çok önem arz ediyor. Bu nedenle, bir annenin bebeği ile olan iletişimi anne karnında başlıyor. Çünkü işitme duyusu anatomik yapısı sayesinde diğer duyu organlarından daha önce oluşuyor ve bu nedenle “ses işitme ve tepki verme fonksiyonları” yoluyla annenin çocuğunun üzerindeki etkisi bir kat daha artıyor.

Gelişim süreci içinde anneler, çocuklarının, bilişsel ve sosyal alanlarda edindikleri bilgileri içselleştirmelerinde aktif rol oynuyorlar. Bu süreç içinde çocuklar; bağımlılıktan özerkliğe, ben-merkezcilikten paylaşmaya, sabırsızlıktan, isteklerini ertelemeye ve beklemeyi öğrenmeye, tutarsız davranışlardan tutarlılıklara, duyguları ani değişmelerden daha dengeli bir duygu durumuna, düşünceleri ise somut düşünceden soyut ve mantıklı düşünmeye doğru bir gelişim ve değişim gösteriyorlar. Bu süreçte annenin sevgisini dengeli, sürekli ve tutarlı bir biçimde vermesi, en az çocuğun beslenmesi için gerekli olan besin maddeleri kadar önem arz ediyor.

Annelik etmek, özel bir tür psikolog olmak ve özel bir tür öğretmen olmak demektir. Çocuklarınızın psikolojisini anlayabilmek için çocuk psikoloğu olursunuz. Eğer anne olmuşsanız becerseniz de beceremeseniz de isteseniz de istemeseniz de, artık çocuk psikoloğu görevini üstlenmişsinizdir. Öte yandan, çocuklarınızın bütün yaşamları boyunca en önemli öğretmeni de siz olursunuz. Siz onlara ( öğrettiğinizin farkında bile olmadan ) öğrettiğiniz şeyler, çocuklarınız için okulda öğrenecekleri bütün derslerden daha önemli dersler olacaktır. Çocuklarınıza ayıracağınız zaman, başka bir şeye harcayacağınız zamandan çok daha kıymetlidir. İyi terbiye edilmiş, topluma kazandırılmış bir genç, hem ailesi hem de memleketi için bir servettir. Çünkü onun kuracağı aile, yapacağı başarılı işler sizin eseriniz olacaktır. Kadın çocuk doğurmaz, Kadın toplum doğurur, sözü ne kadar yerinde bir sözdür. 

Yeryüzünde tüm canlılar arasında başkasının bakımına en uzun süre ve tümüyle gereksinimi olan tek varlık hiç kuşkusuz insandır. Dolayısıyla çocuğun anne-baba nın maddi ve manevi desteğine ömür boyu ihtiyacı devam eder. Bu ihtiyaç özellikle çocukluk döneminde daha önemlidir. Zira çocuğun en önemli bilgilerini edinme çağıdır. Ahlakını, edebini öğreneceği; kişiliğinin oluşacağı dönemdir. Bunu yalnız başına yapması mümkün değildir. Mutlaka birilerinden destek alması gerekir.

İslam’a göre çocuğun iki yıl emzirileceği[2] belirtilmiştir. Bu süre zarfında çocuk anneye bağımlıdır ve ona bütünüyle muhtaçtır. Bu süreç zarfında çocuğun anneden ayrılmaması esastır. Çocuğun maddi ve manevi gelişimi sağlaması için bu gereklidir.

Ebeveynlerinden her ikisini veya birini çeşitli nedenlerden dolayı kaybeden ve onlarsız büyümek zorunda kalan çocuklar, kimlik oluşturma sürecinde birçok zorlukla karşılaşmakta; psikolojileri bu durumdan son derece olumsuz etkilenmektedir.

Anne; çocuğa hayatı boyunca bakım veren, sevgi gösteren, her türlü ihtiyacıyla ilgilenen, eğitimine destek olan ve geleceğe hazırlayan, güven aşılayıp en özelinin bile paylaşılabildiği bir figürdür. Yoksunluğu durumunda bütün bu maddi manevi ihtiyaçların karşılanması sekteye uğramaktadır. Baba figürü ise; çocuğa sevgi, sorumluluk, sosyallik, eğlence, öz güven, zorluklarla mücadele, saygı ve babalık nedir öğreten bir konumdadır.

Boşanma, vefat, hastalık vb. nedenlerle ebeveynsiz yahut tek ebeveynle büyümek zorunda kalan çocukların eylemlerine bakıldığında bağımlılık, saldırganlık, öfkeyi kontrol etmede ve stresle başa çıkmada güçlük, akademik başarı düzeyinde düşüş, cinsel kimlik problemleri gibi birçok olumsuzlukla karşılaşılmaktadır. Konu daha detaylı incelendiğinde; anne babasız büyüyen çocuklarda görülebilecek başlıca problemleri duygusal, davranışsal ve sosyal problemler olarak sınıflandırmak mümkündür.

Çocuğun “aidiyet hissetmesi” ve “bağlanmanın gerçekleşmesi” için,  anne, baba ve kardeşleriyle beraber aynı ortamda büyümesi gerekiyor. Anne baba yaşarken bir başkasına evlatlık verilmek veya anne babadan ayrı bir yere gönderilmek zihni bölen tarzda travmatik etki yaratabiliyor[3] diyor ruh hastalıkları uzmanı Medaim YANIK.

Ancak günümüzde çalışan anneler çocuklarını çoğunlukla başkalarına bırakmaktadır. Çalışan annelerin çoğunluğu Üniversite mezunu olmasına rağmen çocuklarını İlkokul, Ortaokul veya Lise mezunları bakıcıya bırakmaktadırlar. Yani annenin okumuş olmasının pratikte çocuğuna katkısı yeteri kadar olmamaktadır. Çalışıyorum diye çocuğunu ihmal etmektedir. Kimileri de anne babalarına bırakmaktadır. Şu bir gerçektir ki, hiç kimse çocuğun annesi-babası kadar çocuğa faydalı olamaz ve onu istenilen ölçüde yetiştiremez.

İnsanın dünyada yapabileceği en güzel ve hayırlı iş iyi bir insan yetiştirmektir. Dünya bir imtihan alanıdır ve geçicidir. Geçici bir hayat için en önemli varlığını, çocuğunu ihmal etmek, onun yetişmesinde, gelişmesinde etkili olmamak ne kadar doğrudur acaba? Mesleğini yapmak, iş yapmak veya para kazanmak uğruna çocuğundan uzaklaşmak gerekir mi? Bu soruları kendimize sormamız ve objektif bir şekilde cevaplamamız gerekiyor.

Bir kadının birinci ve en önemli görevi anneliktir. Çalışan bir kadın her ikisini yapmak zorunda kalıyor. Hem işini hem çocuğunu hem de evini ihmal etmemesi isteniyor. Bütün bunları yapmak insan gücünün üstündedir. Çalışan annenin tüm işlerde başarılı olması ve işi istenilen ölçüde yapması mümkün değildir. O halde annenin kendisi ve toplumu için önemli olanı tercih etmesi gerekiyor. Geleceğimizi garantiye almak, yarın için en güzel olanı yapmak istiyorsak bunun insan yetiştirmek olduğu kesindir.

Bütün bunlar kadın asla çalışmasın anlamında değildir. Çocuğu olan kadının çalışması uygun değildir demek istiyoruz. Çalışan anne ne kadar gayret ederse etsin birçok şeyi yapamayacak ve kendisine bağımlı olan çocuğundan uzak kalmak zorunda kalacaktır. Yarının güvencesi olan çocuklarımızın sağlıklı büyümesi, iyi bir insan olması eğitimden geçmektedir. Eğitimin en önemli olanı ailede alınan eğitimdir. Bu noktada en büyük pay annenindir. Zira ailede öğrenilen bilgiler kişide karakter ve huy haline almakta ve hayatın her alanında onu yönlendirmektedir. Ailenin dışında alınan eğitim genel olarak bilgiden öteye geçememektedir.

Ayrıca İslam dinine göre kadının birinci görevi nafaka temini değildir. Bu görev erkeğe verilmiştir. Elbette kadın eve katkıda bulunur. Ancak bu sadece dışarıda çalışarak sağlanmaz. Evdeki her eşyayı ekonomik kullanmak, çocuk yetiştirmek en büyük katkıdır ve aynı zamanda kutsal bir görevdir.

Günümüzde kadının çalışması özgürlük adına yapılıyor ve bu çoğu insan tarafından da maalesef benimseniyor. Kadın dışarıda yaptığı işi evinde yapmak istemiyor, yapmak istese de yeterince faydalı olamıyor. Çünkü zaten yoruluyor. Hem dışarda hem de evde sorumlu olduğu için ikiye bölünmek durumunda kalıyor ve ikisini de istenilen ölçüde yapamıyor, yapması da mümkün değildir zaten. İki karpuz bir koltukta taşınmaz diye atasözümüz bulunmaktadır. Bu nedenle çocuğu olan kadının çocuğu büyüyünceye yani okula başlayıncaya kadar yanında olması ve onunla ilgilenmesinin çok önemli olduğu bir gerçektir. Çocuğunun eğitimi ile bizzat ilgilenmesi yapacağı her işten daha önemlidir.

Bu nedenle hükümetin böyle bir düzenleme yapması ve çocuklu annelerin çalışmamasını sağlayacak düzenlemeler yapması gerekmektedir. Çocuğun 5-6 yaşına kadar anne ile kalmasını sağlamalıdır. Neslin sağlıklı gelişimi için bu elzemdir. Aksi halde geleceğimiz olan çocuklarımızın sağlıklı büyümesi ve gelişmesi mümkün değildir. Yeni nesli sağlıklı olmayan toplumların sağlıklı ve sürekli olması da mümkün değildir.

Ayrıca dışarıda yaptığı işi özgürlük evde yaptığı işi baskı ve kölelik olarak değerlendiren kadınlarımız var. Batılı anlayışın bize dayattığı bu anlayıştan kurtulmamız ve özümüze dönmemiz gerekiyor. Asli, en önemli görevlerimizi ihmal edip tali meselelerle uğraşıp enerjimizi tüketmenin anlamı yoktur. Yarınımızı ve ahiretimizi imar etmek için hayırlı nesiller yetiştirmek zorundayız. Aksi halde hem dünyamızı hem de ahiretimizi berbat etmiş oluruz.

Hüseyin KUBAT

(Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakış açısını yansıtmayabilir.)

[1].TDV İslam Ansiklopedisi; Anne-baba mad.

[2] .Bakara2/233

[3] Çocuğunu asla başkası büyütmesin! Medaim YANIK Star Gazetesi. 12 Eylül 2016 Pazartesi

 

YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
 Abdülaziz KIRANŞAL

Abdülaziz KIRANŞAL

Dinden Soğutan Dindarlık

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

İnsanı Kendi Olmaktan Çıkartan Bir Çağın İçindeyiz

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!