Güncel Kentsel Sorunları Yeniden Yorumlamak

Sosyal bilimler alanından araştırma nesneleri içerisinde en dinamik olguyu kentler oluşturmaktadır...
Güncel Kentsel Sorunları Yeniden Yorumlamak
Mehdi PEKEDİS
Mehdi PEKEDİS
Eklenme Tarihi : 24.03.2021
Okunma Sayısı : 338

Sosyal bilimler alanından araştırma nesneleri içerisinde en dinamik olguyu kentler oluşturmaktadır. Zira kent, üretim ve tüketimin yoğun olduğu, nüfusun yoğun ve heterojen olmasından dolayı farklı kimlikleri barındıran çoklu yapı, uzmanlaşma ve işbölümün ve sanayi ile hizmet sektörünün gelişmiş olduğu mekânlar olarak tanımlanması, kentin aynı zamanda içeriği hakkında ipuçları vermektedir. Bu nedenle kent, dinamik bir yapı arz etmesi, kente ilişkin tartışmaların da güncel olmasına neden olmaktadır. Murat Sezik’in Bilsam Yayınları’ndan çıkan “Güncel Kentsel Sorunlar” isimli kitabı, kente ilişkin güncel bilgiler ve tartışmalar sunmaktadır. Sezik, güncel kentsel sorunları göç, kentleşme, kentsel dönüşüm ve kentsel planlama, yerel yönetimler, çevre ve ekoloji, güvenlik, kalkınma, ehliyet ve liyakat, kentsel haklar ve salgın hastalıklar gibi kategoriler bağlamında irdelediği bu kitap, aynı zamanda teorik tartışmalardan da yararlanılarak hazırlamıştır.

Kentleşmenin ve Kentsel Sorunların Temel Belirleyici Unsuru Olarak Göç

Sezik, göç olgusunu tarihsel, toplumsal ve siyasal bir olgu olarak ele alıyor. Bununla birlikte Sezik’e göre göç olgusu, kentsel sorunların en başında yer almaktadır. Tarihsel olarak göç, geçmişten günümüze belirli toplulukların ya da toplumların ekonomik, siyasi ve doğal afetler gibi nedenlerden kaynaklı meydana gelmiştir. Kırdan kente göç eden kitlelerin kente yoğunlaşması, kentin büyümesine karşılık aynı zamanda konut, istihdam ve çevre gibi kentsel sorunların artmasına da zemin oluşturmaktadır. Kitap M.S. 4. yüzyılda başlayan Kavimler Göçü’nden 21. yüzyılda devam eden göç hareketlerini incelemekte ve göç sonucu bireylerin kentsel-mekânsal alanın dönüşümündeki rolünü, buna karşın kent kültürünün göç ile gelen bireyleri üzerindeki psikolojik, sosyal ve ekonomik etkilerini açıklamaktadır.

Göç ile kentleşme arasındaki diyalektiği açıklarken kırdan kente göç edenlerin, yani kentlileşen toplumların ve bireylerin sahip oldukları gelenek, görenek ve kimliklerinin yok olması tehdidi altında olması, Sezik’e göre hem kentin sağlıksız olması hem de kentte yaşayan insanların gündelik yaşamlarını olumsuz etkiler.

Kentin Öteki Yüzü: Yoksulluk

Bir mekânsal alan olarak kent, tanımı gereği içerisinde farklı toplumsal sınıfların barındırmaktadır. Bu nedenle de kentsel-mekânsal alanda toplumsal Formasyonlara ait insanlar bir arada yaşamaktadır. Farklı toplumsal Formasyonlar, kendine içkin bir takım eşitsizlikleri barındırmaktadır. Kentsel alandaki bu sınıfsal farklılık zenginlik ve yoksulluk olarak sınıflandırılabilir. Kenti meydana getiren dinamik olarak göç olgusu ve bir üretim ve toplumsal işbölümünün mekânı olarak kent, sınıfsal farklılıkların daha da belirgin olduğu mekânlardır. Tarihsel olarak özel mülkiyet ve üretim ilişkileri çerçevesinde gelişen zenginlik ve yoksulluk biçimleri, günümüzde daha da belirgin olarak yaşanmaktadır. Bununla birlikte alt sınıf ve üst sınıf olarak kategorize edilen farklılık durumu, günümüzde orta-alt ve orta-üst sınıf gibi yeni sınıfsallıkların da oluşması, yoksulluk sorunsalını farklı boyutlara taşımaktadır. Bununla birlikte kapitalist üretim tarzına bağlı olarak beliren kalkınma iktisadı düşüncesi, var olan eşitsiz gelişimi derinleştirmiş, İkinci Dünya Savaşı ile birlikte beliren eşitsiz gelişme olgusu kalkınma programlarıyla aşılmaya çalışılmış olsa da var olan eşitsizlik realitesi daha da kritik eşiğe ulaşmıştır. Bu nedenle eşitsiz gelişim küresel ölçekli bir sorundur; merkez ile çevre olarak adlandırılan ve aslında gelişmiş ülkeler ile gelişmemiş ülkeler arasındaki ilişkiyi anlatmaktadır.

Hem merkez ülkelerin hem de çevre ülkelerin sorunu olan yoksulluk, kentte daha belirgin bir biçimde yaşanmaktadır ve Sezik’e göre bu durum günümüz kentlerinin önemli bir sorunudur ve salt yerel ölçekli değil ulusal ölçekli bir sorun olduğunu vurgulamaktadır. Güncel kentsel sorun olarak yoksulluk, Sezik’e göre toplumsal bir sorundur ve hem yerel hem de ulusal düzeyde ele alınarak çözülebilir.

Kentin Yasal-Yönetsel Sorunu: Kentsel Planlama ve İmar

Kentin güncel sorunlarının başında hiç şüphesiz kentin planlanması ve kentsel alanların imara açılması gelmektedir. Sezik, güncel kentsel sorunları Yasal, Kurumsal ve Planlama olmak üzere üç kategoriye ayırmaktadır. Sezik’e göre Türkiye’de uygulanan Kurumsal sorunların başında farklı kurumsal aktörlerin (Devlet Planlama Teşkilatı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yerel yönetimler gibi) etkin olması, büyük ölçekli planlamaların yapılmasında olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Sezik, planlamanın kurumsal çözümü olarak merkez ile yerel yönetim kurumları arasındaki görev ve yetki dağılımının önemine dikkat çekmektedir. Kurumsal sorunların nedeni ise yasal sorunlar oluşturması, kentsel sorunların ilişkiselliğini ortaya koymaktadır. Sezik, kentsel sorunların yasal-yönetsel sorunlarının son halkası olarak planlama sorununu imlemektedir. Sezik’e göre kentsel planlama bütünlüklü, çok aktörlü, katılımcı ve işbölümü çerçevesinde yapılmalıdır.

Kentin yeniden planlanması aynı zamanda kentsel alanların dönüşmesine neden olmuştur. Bu bağlamda kentsel dönüşüm günümüz kentsel sorunları arasında yer almaktadır. Özellikle neoliberal politikaların uygulanmaya başlandığı 1980 sonrası tarihsel süreçte kentsel-mekânsal alana müdahale etme noktasında devlet kurumunun yanında sermayenin de yer alması, kentsel-mekânsal alanların dönüşümde radikal bir değişim meydan getirmiştir. Kentsel dönüşüm, kentin “çöküntü alanları”nın ortadan kaldırılması, bunun yerine kentin dokusuna, sosyal ve fiziksel yapısına uygun olarak mekânın yeniden üretilmesi/düzenlenmesi sürecidir. Sezik, günümüz kentsel sorunları tarihse momentte inceleyerek kentsel dönüşümün kentsel alanda meydana gelen yapı ve gelişme sorununa alternatif olması gerektiğini ve kentsel dönüşümün amacının kentsel-mekânsal alanlarda meydana gelen sosyal eşitsizlikleri gidermek veya minimum düzeye indirmek olarak belirtmektedir. Bu noktada yerel yönetim birimlerine önemli görevler düştüğünü belirten Sezik, yerel yönetim kurumlarının kentin yaşanabilir olması için sağlıklı ve çevreci politikalar üremesi gerektiğini ve bu kurumların pratikte hizmet belediyeciliği paradigması çerçevesinde kâr amacı gütmeden halk için yapması gerektiğini vurgulamaktadır.

Kentin Kalkınma Sorunsalı

Kalkınma düşüncesinin çevre (gelişmemiş/az gelişmiş) ülkeler üzerindeki etkisi negatif düzeyde gerçekleşmiştir. Nitekim kalkınma, merkez (gelişmiş kapitalist) ülkeler ve çok uluslu aktörler olan Dünya Bankası ve IMF programları çerçevesinde, sermayenin denetiminde gerçekleştiğinden, yerel aktörler ve dinamikler çoğunlukla dikkate alınmadan kalkınma politikaları uygulanmaya çalışılmıştır. Bunun neticesinde çevre ülkeler yeni bir sömürge düzeniyle karşı karşıya kalmışlardır. Bu noktada Sezik, ekonomik kalkınmanın yerel düzeyden başlanarak gerçekleştirilmesi, kalkınmaya ilişkin yeni yaklaşımlar gerçekleştirilmesi ve kalkınmanın yerel dinamiklerle desteklenmesi gerektiğini vurgular. Bununla birlikte Sezik, kalkınma sorunsalında “yerellik” kavramını merkeze alır ve kalkınmanın yereldeki sosyal, ekonomik ve çevresel etmenler dikkate alınarak yapılmasını önerir.

Kent Güvenliği ve Pandemi

Murat Sezik’in Güncel Kentsel Sorunlar adlı kitabının en güncel noktası hiç şüphesiz pandemi sorununu irdelemiş olmasıdır. Kentlerin nüfusunun yoğun olması, kentsel sorunları arttıran bir etmendir. Sezik’e göre kırdan kente göç ve kent nüfusunun kendi dinamikleri içerisinde büyümesi, kentin kompleks/karmaşık, komşuluk ilişkilerinin ve toplumsal aidiyet duygusunun zayıf, kentte yaşayan bireylerin yabancılaşması ve sosyal kontrol mekanizmasının etkinliğinin azalmasına neden olmaktadır. Bu durum kentsel güvenliği azaltmakta ve kentsel sorunları arttırmaktadır.

Bununla birlikte kentte nüfusun yoğun olması, insanlar arasındaki ilişkiyi arttırmaktadır. Pandemi gibi ciddi sağlık sorunlarının olduğu süreçlerde kentler bu aşamada ciddi güvenlik sorunlarına neden olmaktadır. Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve bir pandemiye dönüşen yeni tip koronavirüs olarak ifade edilen COVİD-19, Sezik’e göre bir kentleşme problemidir. Kentin sosyalleşme, işbölümü ve yoğun nüfusun olduğu mekânlar olarak tanımlandığında, salgın süreçlerinde kentlerin yapısının nasıl olduğu, kentsel sorunların derecesini etkilemektedir. Sezik’e göre pandemi süreci önemli kentsel sorunları yeniden açığa çıkarmıştır. Sezik, kitabında pandemi sorununu kentleşme ve kentlerin pandemiler karşısındaki durumunu tarihsel bağlamda incelemektedir. Bu noktada Sezik, kentlerin ulaşım ve altyapı, sağlık, ekonomi ve psiko-sosyal açıdan dirençli olması gerektiğinin altını çizer.

Özetle Sezik’in Güncel Kentsel Sorunlar adlı çalışması, kente ilişkin tarihsel ve sosyo-ekonomik bilgiler içermekle birlikte kente ilişkin sorunlara alternatif çözümler sunmaktadır. 

(Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakış açısını yansıtmayabilir.)

 

YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
 Abdülaziz KIRANŞAL

Abdülaziz KIRANŞAL

Dinden Soğutan Dindarlık

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

İnsanı Kendi Olmaktan Çıkartan Bir Çağın İçindeyiz

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!