Arap Bahari Umudu Tükenmiyor

Arap Bahari’nin baslangicindan on yil sonra, Arap dünyasinda demokrasi ve insan haklarinin saglanacagina dair umut hiç olmadigi kadar uzak görünüyor.
Arap Bahari Umudu Tükenmiyor
Carl BILDT
Carl BILDT
Eklenme Tarihi : 12.01.2021
Okunma Sayısı : 1802

CARL BILDT
4 OCAK 2021

Arap Bahari’nin baslangicindan on yil sonra, Arap dünyasinda demokrasi ve insan haklarinin saglanacagina dair umut hiç olmadigi kadar uzak görünüyor. Ancak aradan geçen yillarda etkili olan karsi devrimin sonsuza dek sürmesi de mümkün degil. Hükümetler reForm ihtiyacinin farkina ne kadar erken varirsa o kadar iyi olacak.

17 Aralik 2010’da baslayan Arap Bahari, on yil sonra hala üzerinde konusulmasi tatsiz bir konu. Böylesine büyük ölçüde disa vurulan bir umut nadiren bu denli bir hüsranla ve ardindan neyin gelecegi konusunda böylesine derin bir belirsizlikle sonuçlanmistir.

2002’de BM destekli Arap Insani Gelisme Raporu pek iç açici olmayan ön bulgularini yayinladi ve bölgenin dünyanin diger bölgelerinin gerisinde kaldigini, gençlerin ve egitimlilerin isteklerinin artik karsilanamadigini açikça gözler önüne serdi. ReForma büyük ihtiyaç duyuluyordu; fakat yakinlarda reForm görünmüyordu. Sekiz yil sonra devrimin kosullari hazirdi. Zamani geldiginde de yozlasmis bir sistemin olaganlasan zulmünden bezmis olan bir sokak saticisinin kendini yakarak öldürdügü Tunus’ta basladi.

Odak kisa bir süre sonra Arap dünyasinin merkezi olan Misir’a kaydi. Ülkenin yaslanmis diktatörü Hüsnü Mübarek, yüz binlerce kisi Kahire’nin Tahrir Meydani’nda bir araya gelerek gösteri yaptiginda yenilgiyi kabul etmis, Arap dünyasinda demokratik bir devrim beklentisi ansizin görünür olmaya baslamisti. Misir, uygulamaya konabilecek siyasi çogulculuk gelenekleri, daha açik bir toplum ve daha istikrarli temsili bir siyasal sistemin özlemini duyan bir orta sinifla, gerçek bir demokratik dönüsüme hazir görünüyordu.

Gerçekten umut vardi ve bu nedenle Avrupa Birligi yeni bir siyasal sistemin insasi konusundaki detaylara yardim saglamaya yönelik iddiali programlar baslatarak, Misir’in demokratik dönüsümüne ciddi ölçüde yatirim yapti. Baslarda Müslüman Kardesler’in ülkedeki en iyi örgütlenmis siyasi ve sosyal hareket oldugu açikti. Bu örgüt yillarca küçük ölçekli girisimcileri seferber etmis, cemaatlere sosyal hizmet saglamis ve böylece baska bir hareketin kopyalayamayacagi örtük bir siyasal zemin insa etmisti. Misir rekabete dayanan ilk seçimini gerçeklestirdiginde Müslüman Kardesler’den Muhammed Mursi bu seçimin galibi oldu.

Arap Bahari’nin ortaya koydugu temel soru Islam ve demokrasinin hem etkili hem de sürdürülebilir bir biçimde kombine edilip edilemeyecegiydi. Misir örneginde Mursi yönetimi basindan itibaren tökezledi ve yetkilerini yanlis kullandi. Deneyimsizligi pek sasirtici olmasa da bu deneyimsizligin Müslüman Kardesler’in Misir içindeki ve disindaki karsitlarina açik kapi biraktigi ortadaydi.

Mursi hükümeti 2013 yili Temmuz ayinda askeri darbe geldiginde baslangiçta aldigi destegi büyük ölçüde kaybetmisti. Ancak bu Misir’in demokrasiye dönüsümünün basarisizlikla sonuçlanmis oldugu anlamina gelmiyor. Bu sürecin engebeli olacagi her zaman netti ve birileri bunun basarili olacagini düsleyerek, bunu gerçeklesmis gibi gösteren senaryolar hayal edebiliyor.

Ne olursa olsun ardindan gelen baski zalimceydi. Rabia Meydani’nin güvenlik güçlerince bosaltilmasi en az 817 kisinin ölümüne yol açti. O zamana kadar, Arap Bahari diger ülkelerde de çoktan sönmeye baslamisti. Amerika Birlesik Devletleri ve kilit durumundaki Avrupa ülkeleri Libya’da Muammer Kaddafi rejiminden kurtulmak için askeri bir müdahaleye basladilar. Bu da Libya’da çok daha fazla istikrarsizlikla sonuçlandi. Öyle ki bu, ülkesindeki karsit hareketleri ve isyan hareketlerini bastirmak için asiri siddete basvuruyor olmasina ragmen hiç kimsenin Suriye’deki Besar Esad rejimine karsi müdahalede bulunmayi istemedigi anlamina geliyordu.

Arap Bahari’ndan bu yana geçen yillarda bir karsi-devrim vardi: Arap Kisi. Geçtigimiz dört yil boyunca demokrasiden bu geri dönüs, Amerika’nin insan haklari ve demokrasi savunuculugu gelenegini büyük ölçüde terk eden ABD Baskani Donald Trump yönetimince aktif bir biçimde desteklendi. Çin ve Iran gibi istisnalar söz konusu oldugunda ABD’nin elestirel durusu agirlikli olarak diger stratejik çikarlara hizmet etti. Bunun disindaki her yerde diktatörler pohpohlandi, onlara dalkavukluk edildi ve büyük silah sözlesmeleri sunuldu.

Bu zaman zarfinda AB bölgede etkin bir sekilde marjinallestirildi. Arap Bahari isyanlarina yol açan yapisal sorunlarin neredeyse hiçbiri çözülmedi. 2010’larin baslarinda Uluslararasi Para Fonu, Arap dünyasindaki ülkelerin pek çogunun sadece issizlik oranini sabit tutmak için yüzde 7’lik yillik büyümeye ulasmasinin gerekecegi tahmininde bulundu. Fakat son on yilda büyüme bu hedefin fazlasiyla altinda kaldi. Insan haklarinin durumu da bundan farkli degildi. Insan Haklari Izleme Örgütü “Baskan Abdülfettah El Sisi hükumeti döneminde Misir on yillardir en kötü insan haklari krizini yasiyor.” diye belirtiyor.

Uzun vade söz konusu oldugunda Suudi Arabistan, Iran ve Misir’daki rejimler pek sürdürülebilir degil. Öyle ya da böyle, temsili hükumet sistemini desteklemek ve daha açik toplumlar ve ekonomiler kurmak için esasli reFormlar gerekecek. Kalabalik ve artmakta olan bir genç nüfusa sahip bir bölgede Arap Bahari’ndan çikan degismez ders budur.

AB ve ABD’nin seçilmis baskani Joe Biden yönetimi için üzerinde durulmasi gereken konu Orta Dogu ve Kuzey Afrika’da bölgesel gerilimleri azaltmak olmalidir ki hükümetler ciddi biçimde ihtiyaç duyulan iç reFormlar konusuna yogunlasabilsin. Amerika ve Avrupa’nin her seyin bir gecede degismesi için israrci olmadan, insan haklari ve temsili hükümet gibi konularda sürekli baski yapmasi gerekiyor.

On yil önce oldugu gibi temel sorun, reForm projesini kolaylastiracak bir biçimde Islam ve demokrasinin nasil bir araya getirilecegidir. Arap Bahari kismen kendi çeliskileri kismen de güçlü köklü çikarlar ve basarisizligini isteyen dis güçler nedeniyle basarisiz oldu. Ama karsi devrim de eninde sonunda sona ermeli.

On yil öncenin büyük umutlarini tekrarlamadan, Arap Bahari’ni yönlendiren temel talepler ciddiye alinmalidir. Bölgedeki siyasi liderler bu taleplerin karsilanmasinin uzun vadeli istikrari saglamanin tek yolu oldugunu kabul etmelidir.

Bu yazi, 30 Aralik 2020 tarihinde Project Syndicate sitesinde yayimlanmis olup, Evrim Yaban Güçtürk tarafindan Perspektif için çevrilmistir. Önemine binaen 4 Ocak 2021 PERSPEKTIF Sitesinden yayinlanan yazi alintilanmistir...
Kaynak 

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!