Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği

Küresel kapitalizmin yeryüzüne egemenlik savaşı olan İkinci Dünya Savaşı, faşist ve sosyalist cepheleri yenilgiye uğratsa da, kimi noktalarda direniş hâlâ sürmekte. Filistin halkının yüz yılı aşan mücadelesi bu direnişin en trajik misallerinden birisi. Öyle ki küresel kapitalizmin bölgedeki vekâletçisi olan İsrail, bütün bölge halklarını sustursa da Gazze halkı hâlâ direnmekte.
Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği
Ümit AKTAS
Ümit AKTAS
Eklenme Tarihi : 28.09.2025
Okunma Sayısı : 414

Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği

Küresel kapitalizmin yeryüzüne egemenlik savaşı olan İkinci Dünya Savaşı, faşist ve sosyalist cepheleri yenilgiye uğratsa da, kimi noktalarda direniş hâlâ sürmekte. Filistin halkının yüz yılı aşan mücadelesi bu direnişin en trajik misallerinden birisi. Öyle ki küresel kapitalizmin bölgedeki vekâletçisi olan İsrail, bütün bölge halklarını sustursa da Gazze halkı hâlâ direnmekte.

Arap dünyası ise adeta soluğunu tutmuş, kardeşleri olan Filistin’in ölümünü bekliyor. Sessiz ama bilinçli bir bekleyiş bu. Belki bir kardeş olarak da görülmüyor. Zira Yahudilerin Samiliğine karşı onlar, bölgeye Batı’dan gelen, süreç içerisinde Araplaşmış Filistî bir toplum: Barbar ve yabancı. Esasında ise daha kültürlü ve daha duyarlı bir halk. Asla boyun eğmediği Siyonistlere, bu modern ırkçılara ve onların barbarlığına karşı dirençli tutumuyla bölgedeki küresel statükoyu sarsan ve buna boyun eğmiş olan Arapların huzurunu kaçıran bir oyunbozan.

Aslına bakılırsa günümüzün İsrail halkı da yerli bir halk olmayıp, o da Batı’dan gelen eski bir akraba. Ve üstelik geriye, anayurduna dönerken, Batılı dünyayı temsil eden bir vekillik edasıyla çıkagelen, yerlileri ezen üsttenci bakışıyla, gelir gelmez misafir olduğu topraklara nizam vermeye çalışan kapitalist barbarlığın bir sözcüsü.

Filistin halkı ise Batılılar kadar Araplar tarafından da İsrail’in önüne atılan bir kurban, adeta bir kurtulmalık. Her iki taraf da İsrail’in fanatizmi karşısında, bizim başımızdan git de ne yaparsan yap edasındalar. Bu tutumun sonuçları, getirisi ve götürüsü üzerinde yeterince düşündüklerini söylemek ise güç. Herkes ânı kurtarma peşinde. Onca tarihsel derse ve tecrübeye rağmen, hiçbir adaletsizliğin karşılıksız kalmadığı bir dünyada yaşadıklarının farkında değiller.

Filistin halkı, tarihsel kökeni konusunda bir açıklık sağlanamamışsa da dirençli, boyun eğdirilemeyen ve teslim olmayan bir halk. Belki de üzerlerine etiketlenmiş o Filistenlik tanımı, onun bu boyun eğmezliğinden mülhem ve bu anlamda hiç de olumsuz bir tanım değil. Ama şimdilerde oldukça güç durumda. Bölgedeki yurtlanmasını bir güvenceye kavuşturmak isteyen İsrail’in ise Batının tüm desteği arkasında ve Doğulular tarafından da yapıp ettikleri sadece sessizce izlenmekte. Ve hatta Araplar, Filistin halkı yerine tercihlerini, karşılarına Abraham’a dayanan soylarını çıkaran Yahudilerden yana kullanmaya meyyal.

Filistin halkının bu direncini takdir eden dünya halkları ona ellerini uzatsalar da bu eller sadece iyi niyetlerini göstermek için uzanmakta. Yardım çabalarının ve silahlı güçten yoksun destek gemilerinin önü ise daha yolda iken kesilmekte. Barışçıl çabalar ise dün olduğu gibi bugün de onurlu olanı takdir etmekten öteye gidemiyor.

Bu kadarı da olmaz denilen çok şeyleri gördük maalesef ve bunların içerisinde en yürek burkanlar ise sözüm ona kardeşlerin, dost bilinenlerin sessizlikleridir. Dileriz ki daha da korkuncu olmaz ve kazanan Gazzelilerin direnci olur. Ama şayet bu da olmaz ve bir mucize gerçekleşmez ise kardeşlerinin sessiz kaldığı ve hatta belki de cinayete ortak olduğu bu trajik günlerde, korkarım ki bizler, çaresiz bir Antigone gibi ancak ağıtlarımızla anılacağız; yas tutmak için kopardığımız feryatlarımızla. Kuşkusuz ki bu tanıklıklar da tutulacaktır akılda ve günün birinde belki şükranla anımsanırken, ötekiler ise alçaklıklarıyla hatırlanacaktır.

Hemen yakındaki kardeşler, Körfez ülkeleri ise petrol musluklarına dayanan hak edilmemiş gelirlerini harcayacak yer bulamadıklarından, kardeşleri Filistinlilerden esirgedikleri paralarını Trump’a ve bankalarına bağışlamayı yeğliyorlar. Ona güveniyor yani iman ediyorlar. O küçücük ülkelerinin bütün hizmetleri ise yabancı şirketler ve çağdaş köleler tarafından ifa ediliyor. Dünya’dakinin dörtte biri kadar devletten oluşan İslam İşbirliği Teşkilatı ise meseleye uzaktan bakarak, bir devletleri olmayan kuyuya atılmış bu kardeşleri için -bu karar İsrail’in çok da umurunda olmasa bile- bir kınama kararı dahi çıkaramıyor.

Peki, onlar öyle de bizler masum muyuz? Sessizliklerimiz, gözden ırak tutuşumuz, yetersiz tepkilerimiz, meseleye uzaktan bakışımız ya da sorunu sadece siyasal bakış açımıza göre değerlendirişimiz, bunu bir ötekinin sorunu olarak addedişimiz… Bütün bunlar bağışlanabilir şeyler mi? Öyle ki, ne Filistinlilere yönelik ablukayı kırmak üzere yola çıkan son sivil toplum çabası olan Sumud Filosuna katılmak üzere hazırlanan teknelere izin verildi, ne de bu teknelerin Türkiye limanlarına uğramasına. Oysa aynı limanlardan ve aynı günlerde İsrail’e yük taşıyan gemilerin hareketine ve yine sessizce göz yumuldu.

Evet ve maalesef: Masum değiliz, hiçbirimiz! Nice Hüseyinler gözlerimizin önünde katledilirken bu trajediyi bastırılmış öfkelerimizle sessizce izlemekteyiz. Ve Aliya’nın da bir zaman içerisine düştüğü o trajik durumda söylediği gibi, her şey bittiğinde hatırlanılacak olan, düşmanların sözleri değil, dostların sessizliğidir. Bizi bu sessizlikten kurtaracak olan nedir? Çığlıklarımız yeterince güçlü değilse, Gazze’ye kadar ulaşmıyorsa, gündelik hayatın yahut da siyasi bağlarımızın baskılarından kurtulup meseleye bir insan olmanın haysiyetiyle bakamıyorsak, bizi bağışlanabilir kılacak olan nedir?

Umarız ki hikâyenin sonu hiç değilse bu sefer öyle bitmez. Bu kez olsun iklim değişir ve Akdeniz, barış için yola çıkan gemileri menziline ulaştırarak insanlığa dair umudu yayar tüm kıyılarına. Ve de tüm zorba(lık)lara inat barışın bayrakları bir kez daha dalgalanır bu kıyılarda. Yemen’de, Filistin’de, Kürdistan’da ve tüm ezilen halkların gönderlerinde.

 

Yazının orjinali için bakınız:https://farklibakis.net/yazarlar/umit-aktas-yazdi-gazze-ve-dost-bildiklerin-sessizligi/

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Hikmet Akademisi'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 Faşizm mi, İnsaniyet mi?2 Kötülüğün Sıradanlığı3 JEOPOLİTİK BOŞLUK VE SÖMÜRGECİ TASALLUT4 COĞRAFYAYI ÖRGÜTLEMEK: BARBARLAR VE AKİLLER5 İMKANSIZ DEVLET6 KÜRESEL SİYASET VE SÖMÜRGECİLİK7 ORTADOĞU’DA BARIŞI ARAMAK8 İMRALI’YA GİTMEK9 Küresel Statükonun Sarsılması ve Zohran Mamdani10 İki Direniş Biçimi ve Barış11 Gazze, Rojava ve Zeytin Ağacı12 Türkiye ve İsrail13 Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği14 NEOFAŞİZM15 Başka Türlü Yapmak16 Yozlaşma ve Çöküş17 Silahları Yakmak18 İsyan Bile Değil19 Küresel Savaş ve Stratejik Akıl20 Meal/Çeviri Çabaları ve Anlamanın Askıya Alınması21 İLK MÜSLÜMANLAR22 İSLAMCILIK ÜZERİNE23 Barış ve Şükran24 Düşündürücü Bir Veda25 Hakikat Nerede26 Savaş Siyasete Dahil(mi)dir27 Demokratik Konfederalizmden Demokratik Siyasete28 Öcalan’ın Çağrısı29 SÖZÜ SAVAŞA BENZER30 GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK31 Egemen bakışın açmazı32 Ezilenlerin çelişkisi33 Sömürgecilik34 Eleştirel özgürlük ve ahlak35 Gösteri Toplumu36 Göçmenler, köylüler ve madenler37 Trajik bir mesele olarak Filistin ve soytarılar38 Taha Abdurrahman39 Sörfçü ve göçebe40 Dayanışma ve kapitalistleşme41 Doğru soruları soramamak42 Göçmenler, kitleler ve linç kültürü43 Filistin direnişi ve sivil itaatsizlik44 Siyasal ahlak45 Fırtına öncesi sessizlik46 Her Dem Yeni Doğarız47 Nükleer silahlanma ve güç zehirlenmesi48 Adalet ve Hakkaniyete Dair49 Yollar ve tarihsicilik50 İhtişam ve sefalet51 İbrahim ve Odysseus52 Yoksullaşma tepkisi, Gazze öfkesi53 VİCDAN MAHKEMESİ54 Yaşama Sevinci55 Heterotopik bir mücadele alanı olarak başörtüsü56 Adaletin dağıtımı, dağıtımın adaleti57 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (2)58 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (1)59 Dilde yurtlanmak (1)60 Fair Play61 Neden62 Siyasal ihtiras63 FİLİSTİN VE HAC64 Sömürgecilik ve maduniyet65 Osmanlı ve cumhuriyet66 KURU OTLAR VE TAŞRA67 Sınırlarda dolaşmak68 İSRAİL69 Gazze'de dile gelen70 Filistin direnişi ve Hamas71 Yeni sömürgecilik72 Savaş ve barış73 Aykırı bir muhafazakâr: Heidegger74 Gandi ve şiddet dışı direniş75 Politikacı, göçmen ve şair76 Nietzsche, Tolstoy ve iyilik77 Trajedinin felsefesi: Dostoyevski ve Nietzsche78 Dini Anarşizim79 Jean Paul Sartre ve özgürlük80 Madunun dili, öfkesidir81 Göçebe tutum82 İttihatçılık ve demokrasi83 Boyun eğmeyen hayalperest: Franz Kafka84 Yollara çıkma vakti85 Müslümanlar, ahlak ve Avrupa86 Islam ve çagdaslik gerilimi87 Islamciligin sagcilasmasi ve ayrilan yollar88 ORUÇLA GELEN89 Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset90 Sessizlik ve Bagis91 Muvahhidden evrensele: Atasoy Müftüoglu (1)92 Paylasma ve Körlük93 Sedat Yenigün Üzerine94 Bayram95 Sorunsallikta Yasamak96 Cahillik97 Bulgur ve Adalet98 Din, Politika ve Felsefe99 20. Yüzyilin Paradigmasi ve Aliya100 Kamusallasma Sikintisi
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!