Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği

Küresel kapitalizmin yeryüzüne egemenlik savaşı olan İkinci Dünya Savaşı, faşist ve sosyalist cepheleri yenilgiye uğratsa da, kimi noktalarda direniş hâlâ sürmekte. Filistin halkının yüz yılı aşan mücadelesi bu direnişin en trajik misallerinden birisi. Öyle ki küresel kapitalizmin bölgedeki vekâletçisi olan İsrail, bütün bölge halklarını sustursa da Gazze halkı hâlâ direnmekte.
Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği
Ümit AKTAS
Ümit AKTAS
Eklenme Tarihi : 28.09.2025
Okunma Sayısı : 277

Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği

Küresel kapitalizmin yeryüzüne egemenlik savaşı olan İkinci Dünya Savaşı, faşist ve sosyalist cepheleri yenilgiye uğratsa da, kimi noktalarda direniş hâlâ sürmekte. Filistin halkının yüz yılı aşan mücadelesi bu direnişin en trajik misallerinden birisi. Öyle ki küresel kapitalizmin bölgedeki vekâletçisi olan İsrail, bütün bölge halklarını sustursa da Gazze halkı hâlâ direnmekte.

Arap dünyası ise adeta soluğunu tutmuş, kardeşleri olan Filistin’in ölümünü bekliyor. Sessiz ama bilinçli bir bekleyiş bu. Belki bir kardeş olarak da görülmüyor. Zira Yahudilerin Samiliğine karşı onlar, bölgeye Batı’dan gelen, süreç içerisinde Araplaşmış Filistî bir toplum: Barbar ve yabancı. Esasında ise daha kültürlü ve daha duyarlı bir halk. Asla boyun eğmediği Siyonistlere, bu modern ırkçılara ve onların barbarlığına karşı dirençli tutumuyla bölgedeki küresel statükoyu sarsan ve buna boyun eğmiş olan Arapların huzurunu kaçıran bir oyunbozan.

Aslına bakılırsa günümüzün İsrail halkı da yerli bir halk olmayıp, o da Batı’dan gelen eski bir akraba. Ve üstelik geriye, anayurduna dönerken, Batılı dünyayı temsil eden bir vekillik edasıyla çıkagelen, yerlileri ezen üsttenci bakışıyla, gelir gelmez misafir olduğu topraklara nizam vermeye çalışan kapitalist barbarlığın bir sözcüsü.

Filistin halkı ise Batılılar kadar Araplar tarafından da İsrail’in önüne atılan bir kurban, adeta bir kurtulmalık. Her iki taraf da İsrail’in fanatizmi karşısında, bizim başımızdan git de ne yaparsan yap edasındalar. Bu tutumun sonuçları, getirisi ve götürüsü üzerinde yeterince düşündüklerini söylemek ise güç. Herkes ânı kurtarma peşinde. Onca tarihsel derse ve tecrübeye rağmen, hiçbir adaletsizliğin karşılıksız kalmadığı bir dünyada yaşadıklarının farkında değiller.

Filistin halkı, tarihsel kökeni konusunda bir açıklık sağlanamamışsa da dirençli, boyun eğdirilemeyen ve teslim olmayan bir halk. Belki de üzerlerine etiketlenmiş o Filistenlik tanımı, onun bu boyun eğmezliğinden mülhem ve bu anlamda hiç de olumsuz bir tanım değil. Ama şimdilerde oldukça güç durumda. Bölgedeki yurtlanmasını bir güvenceye kavuşturmak isteyen İsrail’in ise Batının tüm desteği arkasında ve Doğulular tarafından da yapıp ettikleri sadece sessizce izlenmekte. Ve hatta Araplar, Filistin halkı yerine tercihlerini, karşılarına Abraham’a dayanan soylarını çıkaran Yahudilerden yana kullanmaya meyyal.

Filistin halkının bu direncini takdir eden dünya halkları ona ellerini uzatsalar da bu eller sadece iyi niyetlerini göstermek için uzanmakta. Yardım çabalarının ve silahlı güçten yoksun destek gemilerinin önü ise daha yolda iken kesilmekte. Barışçıl çabalar ise dün olduğu gibi bugün de onurlu olanı takdir etmekten öteye gidemiyor.

Bu kadarı da olmaz denilen çok şeyleri gördük maalesef ve bunların içerisinde en yürek burkanlar ise sözüm ona kardeşlerin, dost bilinenlerin sessizlikleridir. Dileriz ki daha da korkuncu olmaz ve kazanan Gazzelilerin direnci olur. Ama şayet bu da olmaz ve bir mucize gerçekleşmez ise kardeşlerinin sessiz kaldığı ve hatta belki de cinayete ortak olduğu bu trajik günlerde, korkarım ki bizler, çaresiz bir Antigone gibi ancak ağıtlarımızla anılacağız; yas tutmak için kopardığımız feryatlarımızla. Kuşkusuz ki bu tanıklıklar da tutulacaktır akılda ve günün birinde belki şükranla anımsanırken, ötekiler ise alçaklıklarıyla hatırlanacaktır.

Hemen yakındaki kardeşler, Körfez ülkeleri ise petrol musluklarına dayanan hak edilmemiş gelirlerini harcayacak yer bulamadıklarından, kardeşleri Filistinlilerden esirgedikleri paralarını Trump’a ve bankalarına bağışlamayı yeğliyorlar. Ona güveniyor yani iman ediyorlar. O küçücük ülkelerinin bütün hizmetleri ise yabancı şirketler ve çağdaş köleler tarafından ifa ediliyor. Dünya’dakinin dörtte biri kadar devletten oluşan İslam İşbirliği Teşkilatı ise meseleye uzaktan bakarak, bir devletleri olmayan kuyuya atılmış bu kardeşleri için -bu karar İsrail’in çok da umurunda olmasa bile- bir kınama kararı dahi çıkaramıyor.

Peki, onlar öyle de bizler masum muyuz? Sessizliklerimiz, gözden ırak tutuşumuz, yetersiz tepkilerimiz, meseleye uzaktan bakışımız ya da sorunu sadece siyasal bakış açımıza göre değerlendirişimiz, bunu bir ötekinin sorunu olarak addedişimiz… Bütün bunlar bağışlanabilir şeyler mi? Öyle ki, ne Filistinlilere yönelik ablukayı kırmak üzere yola çıkan son sivil toplum çabası olan Sumud Filosuna katılmak üzere hazırlanan teknelere izin verildi, ne de bu teknelerin Türkiye limanlarına uğramasına. Oysa aynı limanlardan ve aynı günlerde İsrail’e yük taşıyan gemilerin hareketine ve yine sessizce göz yumuldu.

Evet ve maalesef: Masum değiliz, hiçbirimiz! Nice Hüseyinler gözlerimizin önünde katledilirken bu trajediyi bastırılmış öfkelerimizle sessizce izlemekteyiz. Ve Aliya’nın da bir zaman içerisine düştüğü o trajik durumda söylediği gibi, her şey bittiğinde hatırlanılacak olan, düşmanların sözleri değil, dostların sessizliğidir. Bizi bu sessizlikten kurtaracak olan nedir? Çığlıklarımız yeterince güçlü değilse, Gazze’ye kadar ulaşmıyorsa, gündelik hayatın yahut da siyasi bağlarımızın baskılarından kurtulup meseleye bir insan olmanın haysiyetiyle bakamıyorsak, bizi bağışlanabilir kılacak olan nedir?

Umarız ki hikâyenin sonu hiç değilse bu sefer öyle bitmez. Bu kez olsun iklim değişir ve Akdeniz, barış için yola çıkan gemileri menziline ulaştırarak insanlığa dair umudu yayar tüm kıyılarına. Ve de tüm zorba(lık)lara inat barışın bayrakları bir kez daha dalgalanır bu kıyılarda. Yemen’de, Filistin’de, Kürdistan’da ve tüm ezilen halkların gönderlerinde.

 

Yazının orjinali için bakınız:https://farklibakis.net/yazarlar/umit-aktas-yazdi-gazze-ve-dost-bildiklerin-sessizligi/

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Hikmet Akademisi'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 COĞRAFYAYI ÖRGÜTLEMEK: BARBARLAR VE AKİLLER2 İMKANSIZ DEVLET3 KÜRESEL SİYASET VE SÖMÜRGECİLİK4 ORTADOĞU’DA BARIŞI ARAMAK5 İMRALI’YA GİTMEK6 Küresel Statükonun Sarsılması ve Zohran Mamdani7 İki Direniş Biçimi ve Barış8 Gazze, Rojava ve Zeytin Ağacı9 Türkiye ve İsrail10 Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği11 NEOFAŞİZM12 Başka Türlü Yapmak13 Yozlaşma ve Çöküş14 Silahları Yakmak15 İsyan Bile Değil16 Küresel Savaş ve Stratejik Akıl17 Meal/Çeviri Çabaları ve Anlamanın Askıya Alınması18 İLK MÜSLÜMANLAR19 İSLAMCILIK ÜZERİNE20 Barış ve Şükran21 Düşündürücü Bir Veda22 Hakikat Nerede23 Savaş Siyasete Dahil(mi)dir24 Demokratik Konfederalizmden Demokratik Siyasete25 Öcalan’ın Çağrısı26 SÖZÜ SAVAŞA BENZER27 GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK28 Egemen bakışın açmazı29 Ezilenlerin çelişkisi30 Sömürgecilik31 Eleştirel özgürlük ve ahlak32 Gösteri Toplumu33 Göçmenler, köylüler ve madenler34 Trajik bir mesele olarak Filistin ve soytarılar35 Taha Abdurrahman36 Sörfçü ve göçebe37 Dayanışma ve kapitalistleşme38 Doğru soruları soramamak39 Göçmenler, kitleler ve linç kültürü40 Filistin direnişi ve sivil itaatsizlik41 Siyasal ahlak42 Fırtına öncesi sessizlik43 Her Dem Yeni Doğarız44 Nükleer silahlanma ve güç zehirlenmesi45 Adalet ve Hakkaniyete Dair46 Yollar ve tarihsicilik47 İhtişam ve sefalet48 İbrahim ve Odysseus49 Yoksullaşma tepkisi, Gazze öfkesi50 VİCDAN MAHKEMESİ51 Yaşama Sevinci52 Heterotopik bir mücadele alanı olarak başörtüsü53 Adaletin dağıtımı, dağıtımın adaleti54 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (2)55 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (1)56 Dilde yurtlanmak (1)57 Fair Play58 Neden59 Siyasal ihtiras60 FİLİSTİN VE HAC61 Sömürgecilik ve maduniyet62 Osmanlı ve cumhuriyet63 KURU OTLAR VE TAŞRA64 Sınırlarda dolaşmak65 İSRAİL66 Gazze'de dile gelen67 Filistin direnişi ve Hamas68 Yeni sömürgecilik69 Savaş ve barış70 Aykırı bir muhafazakâr: Heidegger71 Gandi ve şiddet dışı direniş72 Politikacı, göçmen ve şair73 Nietzsche, Tolstoy ve iyilik74 Trajedinin felsefesi: Dostoyevski ve Nietzsche75 Dini Anarşizim76 Jean Paul Sartre ve özgürlük77 Madunun dili, öfkesidir78 Göçebe tutum79 İttihatçılık ve demokrasi80 Boyun eğmeyen hayalperest: Franz Kafka81 Yollara çıkma vakti82 Müslümanlar, ahlak ve Avrupa83 Islam ve çagdaslik gerilimi84 Islamciligin sagcilasmasi ve ayrilan yollar85 ORUÇLA GELEN86 Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset87 Sessizlik ve Bagis88 Muvahhidden evrensele: Atasoy Müftüoglu (1)89 Paylasma ve Körlük90 Sedat Yenigün Üzerine91 Bayram92 Sorunsallikta Yasamak93 Cahillik94 Bulgur ve Adalet95 Din, Politika ve Felsefe96 20. Yüzyilin Paradigmasi ve Aliya97 Kamusallasma Sikintisi
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!