ORTADOĞU’DA BARIŞI ARAMAK

7 Aralık günleri, İstanbul’da, Ortadoğu’da Barışı Aramak konulu uluslararası bir toplantı düzenlendi. Bu toplantı, yıllar önce bölgedeki toplumları birbirine yakınlaştırmak ve aralarındaki meseleleri müzakereler yoluyla çözerek barışa bir yol açmak için başlatılmış olan Doğu-Batı konferansını yeniden canlandırmak için bir girişimdi
ORTADOĞU’DA BARIŞI ARAMAK
Ümit AKTAS
Ümit AKTAS
Eklenme Tarihi : 11.12.2025
Okunma Sayısı : 390

ORTADOĞU’DA BARIŞI ARAMAK

7 Aralık günleri, İstanbul’da, Ortadoğu’da Barışı Aramak konulu uluslararası bir toplantı düzenlendi. Bu toplantı, yıllar önce bölgedeki toplumları birbirine yakınlaştırmak ve aralarındaki meseleleri müzakereler yoluyla çözerek barışa bir yol açmak için başlatılmış olan Doğu-Batı konferansını yeniden canlandırmak için bir girişimdi. Toplantıya Arap ülkeleri, İran ve Avrupa ülkelerinden katılan davetlilerle özellikle Suriye ve Filistin meselesi ve Siyonizm sorunu, İran Devrimi, Barış Süreci gibi bölgesel meseleler yanında toplumsal sorunların çözümünde şiddetin kullanımı ve barışçı yollar, demokratikleşme gibi meseleler tartışıldı. Oldukça ilgi gören bu girişim umulur ki yeni bir toplumsal ve siyasal yönelimin de başlangıcını oluşturur.

Bu toplantının ilk oturumu olan, Ortadoğu’da Yeni Düzen Arayışı: Demokrasisiz barış Mümkün mü? oturumunda yaptığım değerlendirmem şöyle:

Sömürgecilikle anılan 20. yüzyıl tarihi, Theodor Adorno’nun vurguladığı gibi, vahşetten insaniyete değil, sapan taşından atom bombasına giden tarihin en kanlı çağıdır. Bu yüzyıl içerisinde sömürgecilikle tam olarak hesaplaşılamadığı gibi, bundan çıkışın yol haritası da yine büyük ölçüde sömürgeci bakışla belirlenmiştirKemalist ulusalcılıklar ve Marksist sosyalizmlerle. Ki her iki model de kendi kurtuluşlarını silahlı savaşımlarla vererek sair halkları da aynı yola çağırır.  Öyle ki mesela Franz Fanon bile silahlı savaşımı sömürge halklar için sağaltıcı bir yol olarak görür. Beri yandan silahlı mücadeleyi olumlamayan mesela Rosa Luxemburg ya da Cevdet Said gibilerinin bakış açısı ise giderek itibarını yitirir. İnsanlığın o uzun ve kanlı tarihinin mirası olan ama henüz hakkında aklı başında hesaplaşmalar yapılmamış olan bu şartlar altında, silahlı mücadele kurtuluşçu ve özgürleşmeci savaşımların neredeyse mümkün yegâne biçimi olarak görülmeye devam edilmektedir.   

Oysa aynı yüzyıl içerisinde, Hindistan gibi devasa bir ülke, Gandi ve yoldaşı Abdülgaffar Han öncülüğünde verilen uzun bir silahsız mücadele akabinde bağımsızlığına kavuşmuştur. Güney Afrika’da başlayan ve silahlı mücadele ile başarılı olamayan özgürleşme mücadelesi ise silahsız bir yolla başarıya ulaşır.  İran İslam Devrimi de silahsız bir mücadeleyle sürdürülür. Filistin mücadelesinin en etkili olduğu süreç de yaklaşık on yıl süren Birinci İntifada dönemidir. 

Kısacası toplumsal bir mücadelenin etkili olabilmesinin yegâne yolu silahlı mücadele olmadığı gibi, silahlı mücadele bırakın bir halk için sağaltıcı bir çare olmayı, çoğu kez geride, sürdürdüğü şiddet sarmalından çıkamayan toplumlar bırakır. Öte yandan bu yöntem sömürgeci güçlerin silahlarına aynı yoldan cevap vermek gibi bir ezbere ve taklide dayandığından ve ihtiyaç duyulan silahlar da sömürgecilerden tedarik edildiğinden, egemen ve barbar güçlerle bağımlılık ilişkisi çaresiz devam eder.

Silahlara koşullu bir, barış için savaş kavramı, sadece bir oksimorondur. Silahlarla verilen savaşlar gerçekte toplumları sahici bir barıştan uzaklaştırır ve düşmanlıkları daha da çoğaltır. Barış için sürdürülecek yegâne insani yol ve yöntem, silahsız mücadele yollarıdır.  F. Nietzsche kadar Ali Şeriati’ye göre de gerçek bir savaşım, silahsız bir mücadeleye dayanır. Ki aynı yol Tolstoy, Gandi, Nelson Mandela, Martin Luther King ve Malcolm X tarafından da savunulur.

Postkolonyal ulusalcılıklar ise görece bağımsızlıklara kavuşsalar da, çizdikleri o yapay sınırlarla asla sonu gelmeyen bir savaşlar silsilesine ve bağımlılık ilişkisine yol açmışlar ya da sürüklenmişlerdir. Sömürgeciler tarafından Ortadoğu olarak tanımlanan Afro-Avrasya kıstağındaki toplumlar da, bu anlamsız sınırlar yüzünden yüz yıldır yine sömürgecilerden tedarik ettikleri silahlarla birbirleriyle savaşı sürdürmekteler. 

Çağımıza yaraşır olan ise bu değil. Sınırların şeffaflaştırıldığı, sorunların müzakerelerle çözümlendiği, toplumu mülkleştiren otokrasilerin tasfiye edildiği konfederatif birlikteliklerdir. Zira her biri kanlı savaşımlara yol açan bu sınırlar yapay, toplumsal gerçekliklerden uzak, halkları bölen, düşmanlaştıran ve barıştan uzaklaştıran mayın tarlalarıdır. Aklı başındaki insanlar ortak çözümleri bulmak kadar barış içerisinde yaşamayı da becerirler. Ancak bunun için ulusalcı zorbalıkların baskısından kurtulunması gerekir. 

Elbette ki sorun zorbalıklardan kurtulmakla bitmemekte. Asıl olanı birbiriyle boğuşmaksızın bir arada yaşayabilmenin yolunu bulabilmek. Avrupa işte bunun için demokrasiye ve sınırların önemsizleştirildiği bir birliğe yöneldi. Michel Foucault, Batı siyasetinin kökeni üzerine yaptığı araştırmalarında, demokrasinin cumhuriyetçi damarını Atina’ya dayandırırken, toplumcu damarı ise nübüvvet havzasına, pastoral yönetime dayandırır. Atina’daki yönetim biçiminde egemen sadece üretim araçlarından sorumlu iken, nübüvvet havzasındaki peygamberin ihtimamı ise toplum üzerindedir. Toplumcu damarın dayandığı pastoral yönetime nihai biçimini veren ise Hz. Muhammed’dir. Orada da aksayan, ilişkilerin bir çoban-sürü ilişkisini andırmasıdır. Bakara Suresinde bahsedilen raina ve unzurna ifadesi, toplumla peygamber arasındaki ilişkinin bir raiyet yani çoban ve sürü ilişkisine değil, insaniyet ilişkisine dayandırılmasına, yani birlikte düşünüp birlikte eylemeye dair bir uyarıdır. Ne var ki bu uyarının önü Muaviye’nin, ilhamını Sasaniler ve Bizans’tan alan teokratik ve otokratik yönetimi tarafından kesilir.  

Şûra’nın yani birlikte düşünme ve birlikte eylemenin siyasetten ve hayattan silindiği bu süreç, Müslümanları birlikte iş yapma pratiklerinden de uzaklaştırdığı gibi özsel etkinliklerini de engeller. Onların boyun eğdiği teokratik ve otokratik zorbalıkları aşma çabası ise Batı dünyasındaki cumhuriyetçi ve toplumcu siyasal arayışlarda ortaya çıkar. Ne var ki Avrupa birliği öncesinin egemen devletleri büyük ölçüde ulusalcı ve ırkçı tezlerin baskısı altında olup, bu örneklikler Kemalist ve Leninist yordamlarla Batı dışı toplumlara da taşınmıştır. Sömürgeci baskıların zoruyla Hindistan ve Osmanlı bölgeleri parçalanarak buralardaki halklar ulusalcı düşmanlıklara bölünmüştür. 

Bu tür ırkçı ve sınıfçı etkilerin aşılması için yerel birlikteliklere, demokratik özerkliklere ve toplumcu çoğulluklara ihtiyaç bulunmakta. Özellikle de şûra sistemi üzerinde yeniden durulmalı ve bu tarihsel miras, çağdaş birikimlerle birlikte düşünülerek, otokratik ve teokratik temel tarihsel aksamanın telafisi sağlanmalıdır. Toplumsal ve siyasal sorunlar savaşlar ve silahlı çatışmalarla değil, müzakereler ve benzeri barışçı yöntemlerle çözülmelidir. Ki bu herkesin azami fayda sağlayacağı ve asgari zarara uğrayacağı bir yoldur. Düşünsel, toplumsal ve siyasal pratiklerin yenilenmesine dair bu çaba, oldukça geç kalan ama sağaltıcı olabilecek yegâne tutumdur.

Yazının orjinali için bakınız:https://www.haberdurus.com/kose-yazilari/ortadoguda_barisi_aramak-5305.html

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Hikmet Akademisi'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 İslam, Otoriterlik ve Geri Kalmışlık2 Zalimlerden Berî Olmak3 NATO, Sömürgecilik ve Muhafazakârlık4 Ebu Hanife (699-767) ve Özgürlük Mektebi5 Göller Bölgesinde Bir Ada6 YAZILARRaiyyetten İnsaniyete7 Faşizm mi, İnsaniyet mi?8 Kötülüğün Sıradanlığı9 JEOPOLİTİK BOŞLUK VE SÖMÜRGECİ TASALLUT10 COĞRAFYAYI ÖRGÜTLEMEK: BARBARLAR VE AKİLLER11 İMKANSIZ DEVLET12 KÜRESEL SİYASET VE SÖMÜRGECİLİK13 ORTADOĞU’DA BARIŞI ARAMAK14 İMRALI’YA GİTMEK15 Küresel Statükonun Sarsılması ve Zohran Mamdani16 İki Direniş Biçimi ve Barış17 Gazze, Rojava ve Zeytin Ağacı18 Türkiye ve İsrail19 Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği20 NEOFAŞİZM21 Başka Türlü Yapmak22 Yozlaşma ve Çöküş23 Silahları Yakmak24 İsyan Bile Değil25 Küresel Savaş ve Stratejik Akıl26 Meal/Çeviri Çabaları ve Anlamanın Askıya Alınması27 İLK MÜSLÜMANLAR28 İSLAMCILIK ÜZERİNE29 Barış ve Şükran30 Düşündürücü Bir Veda31 Hakikat Nerede32 Savaş Siyasete Dahil(mi)dir33 Demokratik Konfederalizmden Demokratik Siyasete34 Öcalan’ın Çağrısı35 SÖZÜ SAVAŞA BENZER36 GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK37 Egemen bakışın açmazı38 Ezilenlerin çelişkisi39 Sömürgecilik40 Eleştirel özgürlük ve ahlak41 Gösteri Toplumu42 Göçmenler, köylüler ve madenler43 Trajik bir mesele olarak Filistin ve soytarılar44 Taha Abdurrahman45 Sörfçü ve göçebe46 Dayanışma ve kapitalistleşme47 Doğru soruları soramamak48 Göçmenler, kitleler ve linç kültürü49 Filistin direnişi ve sivil itaatsizlik50 Siyasal ahlak51 Fırtına öncesi sessizlik52 Her Dem Yeni Doğarız53 Nükleer silahlanma ve güç zehirlenmesi54 Adalet ve Hakkaniyete Dair55 Yollar ve tarihsicilik56 İhtişam ve sefalet57 İbrahim ve Odysseus58 Yoksullaşma tepkisi, Gazze öfkesi59 VİCDAN MAHKEMESİ60 Yaşama Sevinci61 Heterotopik bir mücadele alanı olarak başörtüsü62 Adaletin dağıtımı, dağıtımın adaleti63 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (2)64 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (1)65 Dilde yurtlanmak (1)66 Fair Play67 Neden68 Siyasal ihtiras69 FİLİSTİN VE HAC70 Sömürgecilik ve maduniyet71 Osmanlı ve cumhuriyet72 KURU OTLAR VE TAŞRA73 Sınırlarda dolaşmak74 İSRAİL75 Gazze'de dile gelen76 Filistin direnişi ve Hamas77 Yeni sömürgecilik78 Savaş ve barış79 Aykırı bir muhafazakâr: Heidegger80 Gandi ve şiddet dışı direniş81 Politikacı, göçmen ve şair82 Nietzsche, Tolstoy ve iyilik83 Trajedinin felsefesi: Dostoyevski ve Nietzsche84 Dini Anarşizim85 Jean Paul Sartre ve özgürlük86 Madunun dili, öfkesidir87 Göçebe tutum88 İttihatçılık ve demokrasi89 Boyun eğmeyen hayalperest: Franz Kafka90 Yollara çıkma vakti91 Müslümanlar, ahlak ve Avrupa92 Islam ve çagdaslik gerilimi93 Islamciligin sagcilasmasi ve ayrilan yollar94 ORUÇLA GELEN95 Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset96 Sessizlik ve Bagis97 Muvahhidden evrensele: Atasoy Müftüoglu (1)98 Paylasma ve Körlük99 Sedat Yenigün Üzerine100 Bayram
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!