Islam ve çagdaslik gerilimi

Modernlik ve çagdasligin salt bir Batililasma mevzusu olup olmadigi öteden beri tartisilmakta.
Islam ve çagdaslik gerilimi
Ümit AKTAS
Ümit AKTAS
Eklenme Tarihi : 24.04.2023
Okunma Sayısı : 1853

Islam ve çagdaslik gerilimi

Ümit Aktas Independent Türkçe için yazdi

Modernlik ve çagdasligin salt bir Batililasma mevzusu olup olmadigi öteden beri tartisilmakta.

Özünde ise bu, çaginin ve insanliginin olumluluklarini haizlikte, düsünsel ve edimsel dir(i)ligini sürdürebilmekte, vaktinin çocugu (ibnül vakt) olmaktadir.

Mesela Hz. Isa'nin kendisini takip etmek isteyen bir gencin, babasinin defin merasimine katilmasi için mazeret beyanina karsi, birak ölüler ölülerini gömsünler deyisindeki gibi, hayatin yeniligine, anlam dünyasina, dirilige çagrilma ve bu çagriya icabettedir.

Vakit dardir ve o bizim de geçisimizi mümkün kilacak dar kapi ise ilanihaye açik tutulacak degildir. Mazeretlerin ve biçimsel engellerin, özdeki dogrulugun önüne geçmesine izin verilmemeli, vaktin vacibinin geregi yapilmalidir.

Egri ile dogru ayrimsanmali, salt biçimsellige, taklide düsülmemeli ama hakikati arayista daha fazlasi da zorlanilmalidir. 

Insani cennetin biçimselliginden çikararak sürekli karar alma halleriyle yükümlü kilan da meselenin iste bu yönü, hakikatin neligine karar vermedeki sorunlar ve zorluklardir.

Akli bulandiran, kendi sinirliliklari kadar, gündelik hayatin veya metafizik sanilarin etkileridir.

Âdem'le baslayan beseriyetin insanlasmasi macerasi kendi nefsimizde de idrak edilmeli ve sürdürülebilmeli.

Düse kalka, ögrenerek ya da aldanarak ama hiçbir zaman umudunu ve direncini yitirmeksizin devam eden bir yolculuktur bu.

Tabi buna dair zihinsel ve edimsel karmasa ihtilaflara da yol açacaktir. Bakara Suresi 213. ayet'teki, "insanlar tek bir ümmetti, sonra ihtilafa düstüler…" ifadesi ise ihtilafi dogrudan olumsuz bir mesele olarak zikretmez.

Ihtilaf ve çatisma toplumlarin yenilenmesi için bir zahmet oldugu kadar rahmettir de ama kivami iyi ayarlanmadiginda, ölçüler tutturulmadiginda zulmete de dönüsebilir. 

Ihtilaflar çogu kez bir sorunla yüze çikar ve bu da bizi kitaba ve hikmete çagirir.

Dünyanin ve hayatin sahici bir biçimde anlasilmasi temelde bir sorunsal etrafindaki tartismalar, yüzlesmeler ve hatta çatismalarla baslar.

O nedenle Islam tarihindeki ilk ihtilaflar, hüküm ancak Allah'indir ayeti kadar, büyük günah veya kader gibi meseleler de ancak üzerinde tartisilmaya, kavga edilmeye, bu terimler sorunsallasmaya basladiginda yeniden ve bir kez daha ama bu kez salt kitabi ibarelerin biçimselligiyle degil de hayatin içerisindeki yeni bir durumun, sorunun anlasilmaya baslanmasiyla anlasilir; anlasilmaktan da öte karsilasilan sorun üzerinde düsünülerek anlam güncellestirilir ve hayat yeniden yorumlanir.

Bu ise artik tarihsel bir mevzunun anlasilmasindan ibaret olmayan, tartisanlarin kendi imtihanlari çerçevesindeki sahihlestirilmis ve fiililestirilmis bir anlama halidir.

Bu durum belki yeni bir anlama, tevil veya tefsir, belki de bir yanlis anlamadir ama sonuçta anlamanin yüzeyselliginden kopulmus, güncelin insasi baslamistir. 


Anlasmazliga düsmek ve tartismaya baslamak, meseleyi güncellemek, çagdaslastirmak, yasadigimiz kosullarda yeniden anlamak, anlama kavusturmak demektir.

Ihtilaf ise mevzunun ilerletilmesi için sadece biçimsel bir itki saglar, onu derinlestirmek bizim cehdimizle ve ferasetimizle ilgilidir.

Zira çagdaslik veya insanlasma ithal edilemez. Kavga veya tartisma bitirildiginde, sorun çözüldügünde ise anlama faaliyeti de biter, ezberleme ve taklit dönemi baslar. 

Haci Bayram Veli de bu durumu bir dörtlügünde dile getirir:

Ben bir ulu sara vardim
Ol sari yapilir buldum
Ben dahi anda yapildim
Tasla toprak arasinda.


Tabi buradaki tasla topragi kelimeler ve kavramlar olarak anlamak da mümkün.

Bu ise insanin kendisini bir hakikat olayi içerisinde yeni bir halk-olus'un, bir yenilenme hali içerisinde bulusunun hikâyesidir.

Her halk-olus ise bizi çaga, hayatin diriligine ve ahlakin yeniligine çagirir ve dahil eder.

O hercümerç içerisinde yeniden biçimlenir ve adeta yeniden diriliriz (ahlakimizi yenileriz).

Tipki Kierkegaard'in Tevrat, Isaya 16'ya atfen zikrettigi gibi, "çabalamayan ancak yel dogurur, çabalayan ise babasini bile dogurur". 1


Sorun ise yeni bir anlama faaliyetinin Yunandan, Batidan veya baska bir yerden gelmesi degildir; gelmesidir. Bu bir kiskirtmadir çünkü.

Veya bir meydan okuma. Önemli olansa meydan okuma degil, hayatiyete isaret eden o, Toynbee'nin deyisiyle ortaya konulan tepkidir.

Tepki bir hayatiyet belirtisidir çünkü. Ihtilafin olumlulugudur. Taslasmis zihinleri çatlatmak için ortaya atilan o gelecege dair seslenislerdir.

Kavga etmeksizin ve yeri geldiginde ayrismaksizin çaga tutunmak, beserilikten veya kölelikten insanilige yönelmek ise mümkün degil.

Insanlasmamiz Aliya'nin deyisiyle göksel bir "prolog"la baslamis olabilir.

Ama bunun yere indirilmesi ve bir hayata kavusturulmasi gerekir; ancak o zaman ki bir anlam dünyasi da olusmaya baslayacaktir. 


Sahici bir müzakere ve istisare ise zihinsel bir konfor veya siyasal bir disiplin içerisinde degil, insan haysiyetinin gözetildigi çatismali süreçler içerisinde gerçekles(tiril)ebilir.

Kuran'daki ifadesiyle bu bir çoban-sürü iliskisi içerisinde olanlarca degil, arayislarini ve edimlerini birlikte sürdürmeye çalisanlar yani istisare iliskisi içerisinde olanlarca gerçekles(tiril)ebilir.

Ancak her ne kadar Bati'daki ölçeklerdeki kadar zalimane olmasa da Islam tarihinde de cari bir antisemitik bakis, buna dair ayetlerin (sözgelimi Bakara 104, Nisa 46 ) özündeki daha kapsamli ve olumlu bakisin görülmesini önlemekte.

Buradaki çagri bambaskadir çünkü. Peygamberle sürdürülecek istisareye dahasi her türlü yönetsel iliskiye dair ilkesel bir tutuma çagrilmaktadir müminler.

Bir sürü (raina, raiyet, çoban-sürü) mantigindan ve ahlakindan kurtularak sorunlarin birlikte düsünülmesi ve çözümlenmesine (unzurna, nazariye, akletme), kisacasi insanilesmeye dair bir çagridir bu.

Güdülme (raina/pastorallik) mantigi yerine birlikte düsünmeye (unzurna) ve birlikte eylemeye (istisare) dayanan bir insanilesmeye, düsünsellesmeye dogru evrilis, bir Islamlasma kadar çagdaslasma, çaginin çocugu olma anlamina da gelmektedir.

Tabi bu sadece bir baslangiç noktasidir; gerisi ise çabalarimiza kalmistir. 

Ne var ki ne günümüz Türkiye siyaseti ne de fikir dünyasi tam olarak buna uygun bir dogrulmayi saglayabilmekte.

Ne sûra ne de demokrasi tam olarak anlasilabilmekte; toplum muhteris siyasilerin iktidar oyunlarina araçsallastirilirken o kritik esik de bir türlü asilamamakta.

Ki sûra salt bir danismanlik olmadigi gibi, demokrasi de biçimsel bir sandik oyunundan, salt seçimden, sayisalliktan, farkliliklarin esitler halinde siyasal etkinlige katildigi bir siyasallasma faaliyetinden ibaret degildir.

Toplumun tabandan itibaren etkinlestirildigi ve toplumsal/siyasal faaliyetlere katildigi bir etkinlesme, sorumlu ve yükümlü kilindigi bir bilinç ve edimsellik halidir. 

Medine Sözlesmesi baglamindaki bir hâkimlik/hakemlik, devlet/aile, hilafet/imamet ayrismalari da bu sorunun ortaya çikardigi tartisma, anlasmazlik ve orta yolu bulma sorunlaridir.

Bu ayrimlarin dikkatlerden kaçirilmasi ise sûra ikliminden, ümmetin çogulcu bir topluluk anlamina geldigi Medine Sözlesmesi'nin duyarliligindan, hak ve adaletten uzaklasilarak, Müslüman ulus anlamina gelen bir tekillesmeye, tekilci bir iktidara, tahakküme ve güç metafizigine dogru gidisin de habercisidir.  

 

1. Soren Kierkegaard, Korku ve Titreme, Ara Y. s. 23 (kismi degisikliklerle). 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Hikmet Akademisi'nin editöryal politikasini yansitmayabilir. 

Makalenin orjinali için bakiniz: https://www.indyturk.com/node/625961

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 NATO, Sömürgecilik ve Muhafazakârlık2 Ebu Hanife (699-767) ve Özgürlük Mektebi3 Göller Bölgesinde Bir Ada4 YAZILARRaiyyetten İnsaniyete5 Faşizm mi, İnsaniyet mi?6 Kötülüğün Sıradanlığı7 JEOPOLİTİK BOŞLUK VE SÖMÜRGECİ TASALLUT8 COĞRAFYAYI ÖRGÜTLEMEK: BARBARLAR VE AKİLLER9 İMKANSIZ DEVLET10 KÜRESEL SİYASET VE SÖMÜRGECİLİK11 ORTADOĞU’DA BARIŞI ARAMAK12 İMRALI’YA GİTMEK13 Küresel Statükonun Sarsılması ve Zohran Mamdani14 İki Direniş Biçimi ve Barış15 Gazze, Rojava ve Zeytin Ağacı16 Türkiye ve İsrail17 Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği18 NEOFAŞİZM19 Başka Türlü Yapmak20 Yozlaşma ve Çöküş21 Silahları Yakmak22 İsyan Bile Değil23 Küresel Savaş ve Stratejik Akıl24 Meal/Çeviri Çabaları ve Anlamanın Askıya Alınması25 İLK MÜSLÜMANLAR26 İSLAMCILIK ÜZERİNE27 Barış ve Şükran28 Düşündürücü Bir Veda29 Hakikat Nerede30 Savaş Siyasete Dahil(mi)dir31 Demokratik Konfederalizmden Demokratik Siyasete32 Öcalan’ın Çağrısı33 SÖZÜ SAVAŞA BENZER34 GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK35 Egemen bakışın açmazı36 Ezilenlerin çelişkisi37 Sömürgecilik38 Eleştirel özgürlük ve ahlak39 Gösteri Toplumu40 Göçmenler, köylüler ve madenler41 Trajik bir mesele olarak Filistin ve soytarılar42 Taha Abdurrahman43 Sörfçü ve göçebe44 Dayanışma ve kapitalistleşme45 Doğru soruları soramamak46 Göçmenler, kitleler ve linç kültürü47 Filistin direnişi ve sivil itaatsizlik48 Siyasal ahlak49 Fırtına öncesi sessizlik50 Her Dem Yeni Doğarız51 Nükleer silahlanma ve güç zehirlenmesi52 Adalet ve Hakkaniyete Dair53 Yollar ve tarihsicilik54 İhtişam ve sefalet55 İbrahim ve Odysseus56 Yoksullaşma tepkisi, Gazze öfkesi57 VİCDAN MAHKEMESİ58 Yaşama Sevinci59 Heterotopik bir mücadele alanı olarak başörtüsü60 Adaletin dağıtımı, dağıtımın adaleti61 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (2)62 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (1)63 Dilde yurtlanmak (1)64 Fair Play65 Neden66 Siyasal ihtiras67 FİLİSTİN VE HAC68 Sömürgecilik ve maduniyet69 Osmanlı ve cumhuriyet70 KURU OTLAR VE TAŞRA71 Sınırlarda dolaşmak72 İSRAİL73 Gazze'de dile gelen74 Filistin direnişi ve Hamas75 Yeni sömürgecilik76 Savaş ve barış77 Aykırı bir muhafazakâr: Heidegger78 Gandi ve şiddet dışı direniş79 Politikacı, göçmen ve şair80 Nietzsche, Tolstoy ve iyilik81 Trajedinin felsefesi: Dostoyevski ve Nietzsche82 Dini Anarşizim83 Jean Paul Sartre ve özgürlük84 Madunun dili, öfkesidir85 Göçebe tutum86 İttihatçılık ve demokrasi87 Boyun eğmeyen hayalperest: Franz Kafka88 Yollara çıkma vakti89 Müslümanlar, ahlak ve Avrupa90 Islam ve çagdaslik gerilimi91 Islamciligin sagcilasmasi ve ayrilan yollar92 ORUÇLA GELEN93 Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset94 Sessizlik ve Bagis95 Muvahhidden evrensele: Atasoy Müftüoglu (1)96 Paylasma ve Körlük97 Sedat Yenigün Üzerine98 Bayram99 Sorunsallikta Yasamak100 Cahillik
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!