Islam ve çagdaslik gerilimi

Modernlik ve çagdasligin salt bir Batililasma mevzusu olup olmadigi öteden beri tartisilmakta.
Islam ve çagdaslik gerilimi
Ümit AKTAS
Ümit AKTAS
Eklenme Tarihi : 24.04.2023
Okunma Sayısı : 1988

Islam ve çagdaslik gerilimi

Ümit Aktas Independent Türkçe için yazdi

Modernlik ve çagdasligin salt bir Batililasma mevzusu olup olmadigi öteden beri tartisilmakta.

Özünde ise bu, çaginin ve insanliginin olumluluklarini haizlikte, düsünsel ve edimsel dir(i)ligini sürdürebilmekte, vaktinin çocugu (ibnül vakt) olmaktadir.

Mesela Hz. Isa'nin kendisini takip etmek isteyen bir gencin, babasinin defin merasimine katilmasi için mazeret beyanina karsi, birak ölüler ölülerini gömsünler deyisindeki gibi, hayatin yeniligine, anlam dünyasina, dirilige çagrilma ve bu çagriya icabettedir.

Vakit dardir ve o bizim de geçisimizi mümkün kilacak dar kapi ise ilanihaye açik tutulacak degildir. Mazeretlerin ve biçimsel engellerin, özdeki dogrulugun önüne geçmesine izin verilmemeli, vaktin vacibinin geregi yapilmalidir.

Egri ile dogru ayrimsanmali, salt biçimsellige, taklide düsülmemeli ama hakikati arayista daha fazlasi da zorlanilmalidir. 

Insani cennetin biçimselliginden çikararak sürekli karar alma halleriyle yükümlü kilan da meselenin iste bu yönü, hakikatin neligine karar vermedeki sorunlar ve zorluklardir.

Akli bulandiran, kendi sinirliliklari kadar, gündelik hayatin veya metafizik sanilarin etkileridir.

Âdem'le baslayan beseriyetin insanlasmasi macerasi kendi nefsimizde de idrak edilmeli ve sürdürülebilmeli.

Düse kalka, ögrenerek ya da aldanarak ama hiçbir zaman umudunu ve direncini yitirmeksizin devam eden bir yolculuktur bu.

Tabi buna dair zihinsel ve edimsel karmasa ihtilaflara da yol açacaktir. Bakara Suresi 213. ayet'teki, "insanlar tek bir ümmetti, sonra ihtilafa düstüler…" ifadesi ise ihtilafi dogrudan olumsuz bir mesele olarak zikretmez.

Ihtilaf ve çatisma toplumlarin yenilenmesi için bir zahmet oldugu kadar rahmettir de ama kivami iyi ayarlanmadiginda, ölçüler tutturulmadiginda zulmete de dönüsebilir. 

Ihtilaflar çogu kez bir sorunla yüze çikar ve bu da bizi kitaba ve hikmete çagirir.

Dünyanin ve hayatin sahici bir biçimde anlasilmasi temelde bir sorunsal etrafindaki tartismalar, yüzlesmeler ve hatta çatismalarla baslar.

O nedenle Islam tarihindeki ilk ihtilaflar, hüküm ancak Allah'indir ayeti kadar, büyük günah veya kader gibi meseleler de ancak üzerinde tartisilmaya, kavga edilmeye, bu terimler sorunsallasmaya basladiginda yeniden ve bir kez daha ama bu kez salt kitabi ibarelerin biçimselligiyle degil de hayatin içerisindeki yeni bir durumun, sorunun anlasilmaya baslanmasiyla anlasilir; anlasilmaktan da öte karsilasilan sorun üzerinde düsünülerek anlam güncellestirilir ve hayat yeniden yorumlanir.

Bu ise artik tarihsel bir mevzunun anlasilmasindan ibaret olmayan, tartisanlarin kendi imtihanlari çerçevesindeki sahihlestirilmis ve fiililestirilmis bir anlama halidir.

Bu durum belki yeni bir anlama, tevil veya tefsir, belki de bir yanlis anlamadir ama sonuçta anlamanin yüzeyselliginden kopulmus, güncelin insasi baslamistir. 


Anlasmazliga düsmek ve tartismaya baslamak, meseleyi güncellemek, çagdaslastirmak, yasadigimiz kosullarda yeniden anlamak, anlama kavusturmak demektir.

Ihtilaf ise mevzunun ilerletilmesi için sadece biçimsel bir itki saglar, onu derinlestirmek bizim cehdimizle ve ferasetimizle ilgilidir.

Zira çagdaslik veya insanlasma ithal edilemez. Kavga veya tartisma bitirildiginde, sorun çözüldügünde ise anlama faaliyeti de biter, ezberleme ve taklit dönemi baslar. 

Haci Bayram Veli de bu durumu bir dörtlügünde dile getirir:

Ben bir ulu sara vardim
Ol sari yapilir buldum
Ben dahi anda yapildim
Tasla toprak arasinda.


Tabi buradaki tasla topragi kelimeler ve kavramlar olarak anlamak da mümkün.

Bu ise insanin kendisini bir hakikat olayi içerisinde yeni bir halk-olus'un, bir yenilenme hali içerisinde bulusunun hikâyesidir.

Her halk-olus ise bizi çaga, hayatin diriligine ve ahlakin yeniligine çagirir ve dahil eder.

O hercümerç içerisinde yeniden biçimlenir ve adeta yeniden diriliriz (ahlakimizi yenileriz).

Tipki Kierkegaard'in Tevrat, Isaya 16'ya atfen zikrettigi gibi, "çabalamayan ancak yel dogurur, çabalayan ise babasini bile dogurur". 1


Sorun ise yeni bir anlama faaliyetinin Yunandan, Batidan veya baska bir yerden gelmesi degildir; gelmesidir. Bu bir kiskirtmadir çünkü.

Veya bir meydan okuma. Önemli olansa meydan okuma degil, hayatiyete isaret eden o, Toynbee'nin deyisiyle ortaya konulan tepkidir.

Tepki bir hayatiyet belirtisidir çünkü. Ihtilafin olumlulugudur. Taslasmis zihinleri çatlatmak için ortaya atilan o gelecege dair seslenislerdir.

Kavga etmeksizin ve yeri geldiginde ayrismaksizin çaga tutunmak, beserilikten veya kölelikten insanilige yönelmek ise mümkün degil.

Insanlasmamiz Aliya'nin deyisiyle göksel bir "prolog"la baslamis olabilir.

Ama bunun yere indirilmesi ve bir hayata kavusturulmasi gerekir; ancak o zaman ki bir anlam dünyasi da olusmaya baslayacaktir. 


Sahici bir müzakere ve istisare ise zihinsel bir konfor veya siyasal bir disiplin içerisinde degil, insan haysiyetinin gözetildigi çatismali süreçler içerisinde gerçekles(tiril)ebilir.

Kuran'daki ifadesiyle bu bir çoban-sürü iliskisi içerisinde olanlarca degil, arayislarini ve edimlerini birlikte sürdürmeye çalisanlar yani istisare iliskisi içerisinde olanlarca gerçekles(tiril)ebilir.

Ancak her ne kadar Bati'daki ölçeklerdeki kadar zalimane olmasa da Islam tarihinde de cari bir antisemitik bakis, buna dair ayetlerin (sözgelimi Bakara 104, Nisa 46 ) özündeki daha kapsamli ve olumlu bakisin görülmesini önlemekte.

Buradaki çagri bambaskadir çünkü. Peygamberle sürdürülecek istisareye dahasi her türlü yönetsel iliskiye dair ilkesel bir tutuma çagrilmaktadir müminler.

Bir sürü (raina, raiyet, çoban-sürü) mantigindan ve ahlakindan kurtularak sorunlarin birlikte düsünülmesi ve çözümlenmesine (unzurna, nazariye, akletme), kisacasi insanilesmeye dair bir çagridir bu.

Güdülme (raina/pastorallik) mantigi yerine birlikte düsünmeye (unzurna) ve birlikte eylemeye (istisare) dayanan bir insanilesmeye, düsünsellesmeye dogru evrilis, bir Islamlasma kadar çagdaslasma, çaginin çocugu olma anlamina da gelmektedir.

Tabi bu sadece bir baslangiç noktasidir; gerisi ise çabalarimiza kalmistir. 

Ne var ki ne günümüz Türkiye siyaseti ne de fikir dünyasi tam olarak buna uygun bir dogrulmayi saglayabilmekte.

Ne sûra ne de demokrasi tam olarak anlasilabilmekte; toplum muhteris siyasilerin iktidar oyunlarina araçsallastirilirken o kritik esik de bir türlü asilamamakta.

Ki sûra salt bir danismanlik olmadigi gibi, demokrasi de biçimsel bir sandik oyunundan, salt seçimden, sayisalliktan, farkliliklarin esitler halinde siyasal etkinlige katildigi bir siyasallasma faaliyetinden ibaret degildir.

Toplumun tabandan itibaren etkinlestirildigi ve toplumsal/siyasal faaliyetlere katildigi bir etkinlesme, sorumlu ve yükümlü kilindigi bir bilinç ve edimsellik halidir. 

Medine Sözlesmesi baglamindaki bir hâkimlik/hakemlik, devlet/aile, hilafet/imamet ayrismalari da bu sorunun ortaya çikardigi tartisma, anlasmazlik ve orta yolu bulma sorunlaridir.

Bu ayrimlarin dikkatlerden kaçirilmasi ise sûra ikliminden, ümmetin çogulcu bir topluluk anlamina geldigi Medine Sözlesmesi'nin duyarliligindan, hak ve adaletten uzaklasilarak, Müslüman ulus anlamina gelen bir tekillesmeye, tekilci bir iktidara, tahakküme ve güç metafizigine dogru gidisin de habercisidir.  

 

1. Soren Kierkegaard, Korku ve Titreme, Ara Y. s. 23 (kismi degisikliklerle). 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Hikmet Akademisi'nin editöryal politikasini yansitmayabilir. 

Makalenin orjinali için bakiniz: https://www.indyturk.com/node/625961

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 Ütopya/Distopya2 İslam, Otoriterlik ve Geri Kalmışlık3 Zalimlerden Berî Olmak4 NATO, Sömürgecilik ve Muhafazakârlık5 Ebu Hanife (699-767) ve Özgürlük Mektebi6 Göller Bölgesinde Bir Ada7 YAZILARRaiyyetten İnsaniyete8 Faşizm mi, İnsaniyet mi?9 Kötülüğün Sıradanlığı10 JEOPOLİTİK BOŞLUK VE SÖMÜRGECİ TASALLUT11 COĞRAFYAYI ÖRGÜTLEMEK: BARBARLAR VE AKİLLER12 İMKANSIZ DEVLET13 KÜRESEL SİYASET VE SÖMÜRGECİLİK14 ORTADOĞU’DA BARIŞI ARAMAK15 İMRALI’YA GİTMEK16 Küresel Statükonun Sarsılması ve Zohran Mamdani17 İki Direniş Biçimi ve Barış18 Gazze, Rojava ve Zeytin Ağacı19 Türkiye ve İsrail20 Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği21 NEOFAŞİZM22 Başka Türlü Yapmak23 Yozlaşma ve Çöküş24 Silahları Yakmak25 İsyan Bile Değil26 Küresel Savaş ve Stratejik Akıl27 Meal/Çeviri Çabaları ve Anlamanın Askıya Alınması28 İLK MÜSLÜMANLAR29 İSLAMCILIK ÜZERİNE30 Barış ve Şükran31 Düşündürücü Bir Veda32 Hakikat Nerede33 Savaş Siyasete Dahil(mi)dir34 Demokratik Konfederalizmden Demokratik Siyasete35 Öcalan’ın Çağrısı36 SÖZÜ SAVAŞA BENZER37 GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK38 Egemen bakışın açmazı39 Ezilenlerin çelişkisi40 Sömürgecilik41 Eleştirel özgürlük ve ahlak42 Gösteri Toplumu43 Göçmenler, köylüler ve madenler44 Trajik bir mesele olarak Filistin ve soytarılar45 Taha Abdurrahman46 Sörfçü ve göçebe47 Dayanışma ve kapitalistleşme48 Doğru soruları soramamak49 Göçmenler, kitleler ve linç kültürü50 Filistin direnişi ve sivil itaatsizlik51 Siyasal ahlak52 Fırtına öncesi sessizlik53 Her Dem Yeni Doğarız54 Nükleer silahlanma ve güç zehirlenmesi55 Adalet ve Hakkaniyete Dair56 Yollar ve tarihsicilik57 İhtişam ve sefalet58 İbrahim ve Odysseus59 Yoksullaşma tepkisi, Gazze öfkesi60 VİCDAN MAHKEMESİ61 Yaşama Sevinci62 Heterotopik bir mücadele alanı olarak başörtüsü63 Adaletin dağıtımı, dağıtımın adaleti64 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (2)65 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (1)66 Dilde yurtlanmak (1)67 Fair Play68 Neden69 Siyasal ihtiras70 FİLİSTİN VE HAC71 Sömürgecilik ve maduniyet72 Osmanlı ve cumhuriyet73 KURU OTLAR VE TAŞRA74 Sınırlarda dolaşmak75 İSRAİL76 Gazze'de dile gelen77 Filistin direnişi ve Hamas78 Yeni sömürgecilik79 Savaş ve barış80 Aykırı bir muhafazakâr: Heidegger81 Gandi ve şiddet dışı direniş82 Politikacı, göçmen ve şair83 Nietzsche, Tolstoy ve iyilik84 Trajedinin felsefesi: Dostoyevski ve Nietzsche85 Dini Anarşizim86 Jean Paul Sartre ve özgürlük87 Madunun dili, öfkesidir88 Göçebe tutum89 İttihatçılık ve demokrasi90 Boyun eğmeyen hayalperest: Franz Kafka91 Yollara çıkma vakti92 Müslümanlar, ahlak ve Avrupa93 Islam ve çagdaslik gerilimi94 Islamciligin sagcilasmasi ve ayrilan yollar95 ORUÇLA GELEN96 Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset97 Sessizlik ve Bagis98 Muvahhidden evrensele: Atasoy Müftüoglu (1)99 Paylasma ve Körlük100 Sedat Yenigün Üzerine
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!