Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset

"Kitap" (Kuran), beyandir; açiklanmis ve anlasilir olandir. Ne var ki sözler çok-anlamli olabildigi gibi anlam degisimlerine de ugrayabilir...
Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset
Ümit AKTAS
Ümit AKTAS
Eklenme Tarihi : 30.10.2022
Okunma Sayısı : 1875

"Kitap" (Kuran), beyandir; açiklanmis ve anlasilir olandir. Ne var ki sözler çok-anlamli olabildigi gibi anlam degisimlerine de ugrayabilir.

Bu yüzden muglakligi, kapaliligi açmaya çalisan her anlama faaliyeti bir tür bilgeligi gerektirir.

Sorun ise bunun ruhbanlik (din adamligi) gibi bir araci sinifin tekeline dönüsmesidir.

Zira aklini kullananlar hem tabiattaki hem de Kitap'taki ayetleri anlar. Yine de vahyi teblig, toplumu islah ve hayati insa etmek, örneklik ve önderlik etmek için aralarindan birileri öne çika(rili)r.

Bu ise sadece bir bilgelik meselesi olmaktan öte bir sahsiyeti, yani bilgiyi uygulamaya dönüstürecek hikmeti de gerektirir.

Kur'an insanligi büyücülük, kâhinlik gibi temeli aldatmaya, akletmekten uzaklasmaya dayanan sapmalara karsi da uyarir.

Kötülüklerden siginilacak yegâne merci Allah'tir; bagislayici ve yol gösterici odur.

Insani kemâle ulastiracak, kurtulusunu saglayacak kendi kazanimlari, akli ve emegidir.

Allah insana sah damarindan daha yakin oldugundan, insanlarin Allah'a ulasmak için aracilara ihtiyaci yoktur.

Dolayisiyla sefaatçilik, ruhbanlik, çilecilik, muskacilik, büyücülük, cincilik gibi yönelimler, Allah'a imanla birlikte reddedilmesi gereken cahilî davranislardir.

Safdil inanislardan da öte bunlar, seytanî heveslerin insanlari sömürdügü bir istismar alanidir.

Aklen yanlisliklari bir yana bunlar, ruhbanligin, paganligin veya dogrudan istismarciligin bir alametidir.

Peygamberler veya bilge sahsiyetler ise aydinlatici çabalarinin karsiligi olarak hiç kimseden bir karsilik beklemezler.

Kur'an münzeviligi, çileciligi tavsiye etmedigi gibi dünya nimetlerini yasaklamaz, sadece arzularina ram olmaya ve Nuh kavmi gibi bu arzularin denizinde bogulmaya karsi uyarir.

Yiyin için ama israf etmeyin… Allah adaleti emreder, kötülügü degil… Allah'in kullari için yarattigi güzellikleri ve nimetleri kim yasaklayabilir?.. (Âraf, 28-32)

Yaraticiligi ve üreticiligi destekler ama "bahçe sahipleri" kissasinda oldugu gibi ürettiklerini baskalariyla bölüsmek istemeyen sinifçi ve bencil bir tutumu; Âd ya da Semûd kavminde örneklendigi gibi salt yüksek siniflar için kültür yontuculugunu veya bu siniflara özgü mutenalastirilmis hayatlari, tabiattaki zenginliklerin adaletli bir biçimde paylasilmamasini ve bütün yasamsal kaynaklarin bu siniflarin çikarlarina özgülestirilmesini reddeder.

Lût kavmi gibi kadinlarin dislandigi, tek cinsli, cinsiyetçi veya irkçi bir tahakküme dayanan bir toplumsal yapilanmanin sonuçlarina karsi insanligi uyarir.

Farkli görüslere veya kültürlere tahammül ögütlenir. Suayb kavminin yaptigi gibi iktisadi egemenligi ele geçirip insanlari sömürecek bir biçimde düzenleyenlerin sonlarini anlatir; ki bu toplumsal akibetler, genellikle siddetli bir sayha (seslenis) ile sonuçlanir.

("Inkârci kavmin üzerine bir ordu indirmedik, zaten daha önce de indirmiyorduk. Sadece bir çiglik/sayha kopmus ve sönüp gitmislerdir." Yasin, 28, 29.)

Bu "sayha", ilahî seslenisin ortaya koydugu, hak ve adalete dair bir çagridir.

Walter Benjamin'in deyisiyle bu adaleti dogrultan "ilahî siddet"tir. Kurucu ve onarici olan bu siddet kanli bir yikimi amaçlamaz.

Hayati degerlerin en üstte tutuldugu ve iktidarlarin "mitik" anlatilara dayanan egemenliklerini altüst eden bu seslenis (vahiy, söylem)'in etkisiyle toplumlarin degiserek dönüsmeleri, egemen sistemlerin çökerek arzin mustazaflara/ezilenlere/hak sahiplerine mirasi, yani maduniyetten kurtulus saglanir.

Amaçlanan budur: maduniyetten kurtulus, yani özgürlesme. Yoksa sadece ezilenlerin yer degistirdigi bir maduniyetin dönüsümü degil.

Maduniyetten kurtulusla ilgili bir ilk-örneklik, bu konuda oldukça temel ve tarihsel akisi degistiren eylemler ortaya koyan bir sahsiyet, Ibrahim peygamberdir.

Ibrahim (as)'in babasi iktidarin ideolojik söylemini üreten, kitleleri buna boyun egmeye gönüllendiren bir ruhbandir.

Babil'in baskenti olan Ur'da (dogum yerinin Urfa oldugu da söylenmekte) dünyaya gelen Ibrahim, Kur'an'in anlatimina göre daha gençliginde iktidarin dinini, çoktanriciligi sorgulamaya baslayarak reddetmis ve bu yüzden kendi babasina bile karsi çikarak, ülkesinden hicret etmistir.

Babasiyla hesaplasmasinin ötesinde, yine Kur'an'daki sembolik anlatimla çocuklarin (ilk ogullarin) Tanri'ya kurban edildigi bir gelenegi de bizzat kendisinin gerçeklestirdigi (Kierkegaard'in deyimiyle etik) bir girisimle ortadan kaldirmistir.

Istiareli bir dille anlatilan bu girisim, oglun/insanin yerine hayvan kurbaninin ikame edilisinin sembolik bir öyküsüdür.

(Kur'an ise hayvan kurban edilmesinin de kutsal bir niteligi olmadigini belirtir.)

Baba çocugunun ne efendisi ne de tanrisidir. Dolayisiyla da onun oglunu/çocugunu kurban etmek gibi bir hakki ve yetkisi yoktur.

Çocuklar babanin gözetimi altinda büyüseler de, Ibrahimi nasil babasinin tutumuna itiraz ederek, güzellikle tartisarak onu terk etmisse, vakti geldiginde de ondan ayrilma hakkina sahiptirler.

Büyümeli, insanlasmali, özgürlesmelidirler çünkü ve bu özgürlük herhangi bir egemen tarafindan askiya alinamaz. Kaldi ki Tanri'nin rizasi (iyilik) için kurban edilsinler.   

Ibrahim'in müsrik babasini ve ogul/insan kurbani gelenegini reddi, aslinda kadim çaglardan beri gelen babalarla ogullar arasindaki temel maduniyet iliskisinin de reddi ve ortadan kaldirilmasidir.

Çünkü en eski toplum, genis aile toplumudur ve bu toplumda baba efendi, ogullar ise onun "kölesi"dir.

Freud'un Ödip kompleksi olarak sembolize ettigi bu kurgusal öyküye karsi Ibrahim'in öyküsü daha evrensel, olumlu, etkili ve ögreticidir.

Ibrahim'in kendi çaginin tüm önemli merkezlerinde sürdürdügü tarihi degistiren çabalari, maduniyet iliskileri kadar, çoktanrici kentlerin sömürü iliskilerine karsi da bir baskaldiriyi ortaya koyar.

Ibrahim'in hayati çoktanriciliga ve bu inanis etrafinda sistemlesen kadim sinifli sömürü sistemlerine: din adamlari, krallar ve askerlerin olusturdugu kölelik sistemine oldugu kadar babalik kültü etrafinda olusan genis aile (klan ya da asiret) yapilarinin maduniyet esasli atalar kültüne karsi da bir insanilesme mücadelesidir.

Hitit, Babil ve Misir egemenligi tarafindan olusturulmus evrensel statükoya karsi hicrete (yolda olmaya, Tanri ile yoldasliga) dayanan ve belli bir mekâna bagli olmayan, göçebe (yurdunu ve yerleskesini arayan) ve hanif (tektanrici, dürüst, yalin ve emin) bir "insan" eksenli toplumsalliga dogru seferiliktir.

Hz. Muhammed'in (as) çagrisiyla bir araya gelen müminler de, adaletli, insanca, barisçi bir toplum olusturma çabasina girisirler.

Bu çabanin olusumu, Mekke (Kureys) oligarsisini (Daru'n Nedve'yi) rahatsiz etmekte, bunu kendi egemenlikleri ve çikarlari için bir tehdit olarak görmekteydiler.

Tipki Nuh'un toplumun alt kesimleriyle (madunlarla) beraber olmasinin kinanmasi gibi, Muhammed (as)  de bu açidan suçlanacak ve bu kesimlerle birlikte oldugu sürece kendisiyle görüsülmeyecegi ihtar edilecektir.

Çünkü bu ekâbirler sadece iktisadi açidan degil, kültürel ve siyasal açidan da üst/egemen bir sinif olusturmakta ve bu sinifin çikarlari sarsilsin istememekteydiler.

Buna karsi en büyük tehdit ise bu egemenlik sisteminin temelini olusturan madunlara karsi sürdürülen toplumsal, kültürel ve ideolojik (dinsel) ayrimciligin ve tahakkümün ortadan kaldirilmasi; yani madunlarin "insan" olarak kabulü ve toplumsal isleyise katildiklari bir esitlenmeydi.

Maduniyet telakkisinin dinsel destekli bir kader olarak benimsenmesi, tipki Aristo'nun da köleligi dogal bir olgu gibi kabullenmesi gibi, belli bir dogalcilik içerisinde "kader"lestirilmesi, mevcut sömürü sisteminin ve bunun dayandigi egemenligin sürebilmesinin olmazsa olmaz bir sartidir.

Iste bu nedenle Muhammed (as)'i ve ögretisini reddeden Mekkeliler, bununla kalmayacak, onu ölümle de tehdit edeceklerdir.

Zira onlarin egemenliklerini tehdit etmekte; maduniyet iliskisini tasfiyeye çalismaktadir.

Nitekim Yunanli bilge düsünür Sokrates de benzeri bir çaba içerisinde oldugu, toplumun yerlesik degerlerini sorguladigi ve sarstigi için katledilmisti…

Haftaya devam edecegiz insallah.

Not: Bu yazi 27.10.2022 tarihinde indyturk.com sitesinden alintilanmistir, yazinin orijinali için asagidaki linki tiklayiniz.

https://www.indyturk.com/node/569046/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/pastorallik-fikri-ve-raiyetten-insaniyete-do%C4%9Fru-siyaset

Bu yazida yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakis açisini yansitmayabilir.

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 COĞRAFYAYI ÖRGÜTLEMEK: BARBARLAR VE AKİLLER2 İMKANSIZ DEVLET3 KÜRESEL SİYASET VE SÖMÜRGECİLİK4 ORTADOĞU’DA BARIŞI ARAMAK5 İMRALI’YA GİTMEK6 Küresel Statükonun Sarsılması ve Zohran Mamdani7 İki Direniş Biçimi ve Barış8 Gazze, Rojava ve Zeytin Ağacı9 Türkiye ve İsrail10 Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği11 NEOFAŞİZM12 Başka Türlü Yapmak13 Yozlaşma ve Çöküş14 Silahları Yakmak15 İsyan Bile Değil16 Küresel Savaş ve Stratejik Akıl17 Meal/Çeviri Çabaları ve Anlamanın Askıya Alınması18 İLK MÜSLÜMANLAR19 İSLAMCILIK ÜZERİNE20 Barış ve Şükran21 Düşündürücü Bir Veda22 Hakikat Nerede23 Savaş Siyasete Dahil(mi)dir24 Demokratik Konfederalizmden Demokratik Siyasete25 Öcalan’ın Çağrısı26 SÖZÜ SAVAŞA BENZER27 GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK28 Egemen bakışın açmazı29 Ezilenlerin çelişkisi30 Sömürgecilik31 Eleştirel özgürlük ve ahlak32 Gösteri Toplumu33 Göçmenler, köylüler ve madenler34 Trajik bir mesele olarak Filistin ve soytarılar35 Taha Abdurrahman36 Sörfçü ve göçebe37 Dayanışma ve kapitalistleşme38 Doğru soruları soramamak39 Göçmenler, kitleler ve linç kültürü40 Filistin direnişi ve sivil itaatsizlik41 Siyasal ahlak42 Fırtına öncesi sessizlik43 Her Dem Yeni Doğarız44 Nükleer silahlanma ve güç zehirlenmesi45 Adalet ve Hakkaniyete Dair46 Yollar ve tarihsicilik47 İhtişam ve sefalet48 İbrahim ve Odysseus49 Yoksullaşma tepkisi, Gazze öfkesi50 VİCDAN MAHKEMESİ51 Yaşama Sevinci52 Heterotopik bir mücadele alanı olarak başörtüsü53 Adaletin dağıtımı, dağıtımın adaleti54 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (2)55 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (1)56 Dilde yurtlanmak (1)57 Fair Play58 Neden59 Siyasal ihtiras60 FİLİSTİN VE HAC61 Sömürgecilik ve maduniyet62 Osmanlı ve cumhuriyet63 KURU OTLAR VE TAŞRA64 Sınırlarda dolaşmak65 İSRAİL66 Gazze'de dile gelen67 Filistin direnişi ve Hamas68 Yeni sömürgecilik69 Savaş ve barış70 Aykırı bir muhafazakâr: Heidegger71 Gandi ve şiddet dışı direniş72 Politikacı, göçmen ve şair73 Nietzsche, Tolstoy ve iyilik74 Trajedinin felsefesi: Dostoyevski ve Nietzsche75 Dini Anarşizim76 Jean Paul Sartre ve özgürlük77 Madunun dili, öfkesidir78 Göçebe tutum79 İttihatçılık ve demokrasi80 Boyun eğmeyen hayalperest: Franz Kafka81 Yollara çıkma vakti82 Müslümanlar, ahlak ve Avrupa83 Islam ve çagdaslik gerilimi84 Islamciligin sagcilasmasi ve ayrilan yollar85 ORUÇLA GELEN86 Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset87 Sessizlik ve Bagis88 Muvahhidden evrensele: Atasoy Müftüoglu (1)89 Paylasma ve Körlük90 Sedat Yenigün Üzerine91 Bayram92 Sorunsallikta Yasamak93 Cahillik94 Bulgur ve Adalet95 Din, Politika ve Felsefe96 20. Yüzyilin Paradigmasi ve Aliya97 Kamusallasma Sikintisi
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!