Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset

"Kitap" (Kuran), beyandir; açiklanmis ve anlasilir olandir. Ne var ki sözler çok-anlamli olabildigi gibi anlam degisimlerine de ugrayabilir...
Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset
Ümit AKTAS
Ümit AKTAS
Eklenme Tarihi : 30.10.2022
Okunma Sayısı : 2167

"Kitap" (Kuran), beyandir; açiklanmis ve anlasilir olandir. Ne var ki sözler çok-anlamli olabildigi gibi anlam degisimlerine de ugrayabilir.

Bu yüzden muglakligi, kapaliligi açmaya çalisan her anlama faaliyeti bir tür bilgeligi gerektirir.

Sorun ise bunun ruhbanlik (din adamligi) gibi bir araci sinifin tekeline dönüsmesidir.

Zira aklini kullananlar hem tabiattaki hem de Kitap'taki ayetleri anlar. Yine de vahyi teblig, toplumu islah ve hayati insa etmek, örneklik ve önderlik etmek için aralarindan birileri öne çika(rili)r.

Bu ise sadece bir bilgelik meselesi olmaktan öte bir sahsiyeti, yani bilgiyi uygulamaya dönüstürecek hikmeti de gerektirir.

Kur'an insanligi büyücülük, kâhinlik gibi temeli aldatmaya, akletmekten uzaklasmaya dayanan sapmalara karsi da uyarir.

Kötülüklerden siginilacak yegâne merci Allah'tir; bagislayici ve yol gösterici odur.

Insani kemâle ulastiracak, kurtulusunu saglayacak kendi kazanimlari, akli ve emegidir.

Allah insana sah damarindan daha yakin oldugundan, insanlarin Allah'a ulasmak için aracilara ihtiyaci yoktur.

Dolayisiyla sefaatçilik, ruhbanlik, çilecilik, muskacilik, büyücülük, cincilik gibi yönelimler, Allah'a imanla birlikte reddedilmesi gereken cahilî davranislardir.

Safdil inanislardan da öte bunlar, seytanî heveslerin insanlari sömürdügü bir istismar alanidir.

Aklen yanlisliklari bir yana bunlar, ruhbanligin, paganligin veya dogrudan istismarciligin bir alametidir.

Peygamberler veya bilge sahsiyetler ise aydinlatici çabalarinin karsiligi olarak hiç kimseden bir karsilik beklemezler.

Kur'an münzeviligi, çileciligi tavsiye etmedigi gibi dünya nimetlerini yasaklamaz, sadece arzularina ram olmaya ve Nuh kavmi gibi bu arzularin denizinde bogulmaya karsi uyarir.

Yiyin için ama israf etmeyin… Allah adaleti emreder, kötülügü degil… Allah'in kullari için yarattigi güzellikleri ve nimetleri kim yasaklayabilir?.. (Âraf, 28-32)

Yaraticiligi ve üreticiligi destekler ama "bahçe sahipleri" kissasinda oldugu gibi ürettiklerini baskalariyla bölüsmek istemeyen sinifçi ve bencil bir tutumu; Âd ya da Semûd kavminde örneklendigi gibi salt yüksek siniflar için kültür yontuculugunu veya bu siniflara özgü mutenalastirilmis hayatlari, tabiattaki zenginliklerin adaletli bir biçimde paylasilmamasini ve bütün yasamsal kaynaklarin bu siniflarin çikarlarina özgülestirilmesini reddeder.

Lût kavmi gibi kadinlarin dislandigi, tek cinsli, cinsiyetçi veya irkçi bir tahakküme dayanan bir toplumsal yapilanmanin sonuçlarina karsi insanligi uyarir.

Farkli görüslere veya kültürlere tahammül ögütlenir. Suayb kavminin yaptigi gibi iktisadi egemenligi ele geçirip insanlari sömürecek bir biçimde düzenleyenlerin sonlarini anlatir; ki bu toplumsal akibetler, genellikle siddetli bir sayha (seslenis) ile sonuçlanir.

("Inkârci kavmin üzerine bir ordu indirmedik, zaten daha önce de indirmiyorduk. Sadece bir çiglik/sayha kopmus ve sönüp gitmislerdir." Yasin, 28, 29.)

Bu "sayha", ilahî seslenisin ortaya koydugu, hak ve adalete dair bir çagridir.

Walter Benjamin'in deyisiyle bu adaleti dogrultan "ilahî siddet"tir. Kurucu ve onarici olan bu siddet kanli bir yikimi amaçlamaz.

Hayati degerlerin en üstte tutuldugu ve iktidarlarin "mitik" anlatilara dayanan egemenliklerini altüst eden bu seslenis (vahiy, söylem)'in etkisiyle toplumlarin degiserek dönüsmeleri, egemen sistemlerin çökerek arzin mustazaflara/ezilenlere/hak sahiplerine mirasi, yani maduniyetten kurtulus saglanir.

Amaçlanan budur: maduniyetten kurtulus, yani özgürlesme. Yoksa sadece ezilenlerin yer degistirdigi bir maduniyetin dönüsümü degil.

Maduniyetten kurtulusla ilgili bir ilk-örneklik, bu konuda oldukça temel ve tarihsel akisi degistiren eylemler ortaya koyan bir sahsiyet, Ibrahim peygamberdir.

Ibrahim (as)'in babasi iktidarin ideolojik söylemini üreten, kitleleri buna boyun egmeye gönüllendiren bir ruhbandir.

Babil'in baskenti olan Ur'da (dogum yerinin Urfa oldugu da söylenmekte) dünyaya gelen Ibrahim, Kur'an'in anlatimina göre daha gençliginde iktidarin dinini, çoktanriciligi sorgulamaya baslayarak reddetmis ve bu yüzden kendi babasina bile karsi çikarak, ülkesinden hicret etmistir.

Babasiyla hesaplasmasinin ötesinde, yine Kur'an'daki sembolik anlatimla çocuklarin (ilk ogullarin) Tanri'ya kurban edildigi bir gelenegi de bizzat kendisinin gerçeklestirdigi (Kierkegaard'in deyimiyle etik) bir girisimle ortadan kaldirmistir.

Istiareli bir dille anlatilan bu girisim, oglun/insanin yerine hayvan kurbaninin ikame edilisinin sembolik bir öyküsüdür.

(Kur'an ise hayvan kurban edilmesinin de kutsal bir niteligi olmadigini belirtir.)

Baba çocugunun ne efendisi ne de tanrisidir. Dolayisiyla da onun oglunu/çocugunu kurban etmek gibi bir hakki ve yetkisi yoktur.

Çocuklar babanin gözetimi altinda büyüseler de, Ibrahimi nasil babasinin tutumuna itiraz ederek, güzellikle tartisarak onu terk etmisse, vakti geldiginde de ondan ayrilma hakkina sahiptirler.

Büyümeli, insanlasmali, özgürlesmelidirler çünkü ve bu özgürlük herhangi bir egemen tarafindan askiya alinamaz. Kaldi ki Tanri'nin rizasi (iyilik) için kurban edilsinler.   

Ibrahim'in müsrik babasini ve ogul/insan kurbani gelenegini reddi, aslinda kadim çaglardan beri gelen babalarla ogullar arasindaki temel maduniyet iliskisinin de reddi ve ortadan kaldirilmasidir.

Çünkü en eski toplum, genis aile toplumudur ve bu toplumda baba efendi, ogullar ise onun "kölesi"dir.

Freud'un Ödip kompleksi olarak sembolize ettigi bu kurgusal öyküye karsi Ibrahim'in öyküsü daha evrensel, olumlu, etkili ve ögreticidir.

Ibrahim'in kendi çaginin tüm önemli merkezlerinde sürdürdügü tarihi degistiren çabalari, maduniyet iliskileri kadar, çoktanrici kentlerin sömürü iliskilerine karsi da bir baskaldiriyi ortaya koyar.

Ibrahim'in hayati çoktanriciliga ve bu inanis etrafinda sistemlesen kadim sinifli sömürü sistemlerine: din adamlari, krallar ve askerlerin olusturdugu kölelik sistemine oldugu kadar babalik kültü etrafinda olusan genis aile (klan ya da asiret) yapilarinin maduniyet esasli atalar kültüne karsi da bir insanilesme mücadelesidir.

Hitit, Babil ve Misir egemenligi tarafindan olusturulmus evrensel statükoya karsi hicrete (yolda olmaya, Tanri ile yoldasliga) dayanan ve belli bir mekâna bagli olmayan, göçebe (yurdunu ve yerleskesini arayan) ve hanif (tektanrici, dürüst, yalin ve emin) bir "insan" eksenli toplumsalliga dogru seferiliktir.

Hz. Muhammed'in (as) çagrisiyla bir araya gelen müminler de, adaletli, insanca, barisçi bir toplum olusturma çabasina girisirler.

Bu çabanin olusumu, Mekke (Kureys) oligarsisini (Daru'n Nedve'yi) rahatsiz etmekte, bunu kendi egemenlikleri ve çikarlari için bir tehdit olarak görmekteydiler.

Tipki Nuh'un toplumun alt kesimleriyle (madunlarla) beraber olmasinin kinanmasi gibi, Muhammed (as)  de bu açidan suçlanacak ve bu kesimlerle birlikte oldugu sürece kendisiyle görüsülmeyecegi ihtar edilecektir.

Çünkü bu ekâbirler sadece iktisadi açidan degil, kültürel ve siyasal açidan da üst/egemen bir sinif olusturmakta ve bu sinifin çikarlari sarsilsin istememekteydiler.

Buna karsi en büyük tehdit ise bu egemenlik sisteminin temelini olusturan madunlara karsi sürdürülen toplumsal, kültürel ve ideolojik (dinsel) ayrimciligin ve tahakkümün ortadan kaldirilmasi; yani madunlarin "insan" olarak kabulü ve toplumsal isleyise katildiklari bir esitlenmeydi.

Maduniyet telakkisinin dinsel destekli bir kader olarak benimsenmesi, tipki Aristo'nun da köleligi dogal bir olgu gibi kabullenmesi gibi, belli bir dogalcilik içerisinde "kader"lestirilmesi, mevcut sömürü sisteminin ve bunun dayandigi egemenligin sürebilmesinin olmazsa olmaz bir sartidir.

Iste bu nedenle Muhammed (as)'i ve ögretisini reddeden Mekkeliler, bununla kalmayacak, onu ölümle de tehdit edeceklerdir.

Zira onlarin egemenliklerini tehdit etmekte; maduniyet iliskisini tasfiyeye çalismaktadir.

Nitekim Yunanli bilge düsünür Sokrates de benzeri bir çaba içerisinde oldugu, toplumun yerlesik degerlerini sorguladigi ve sarstigi için katledilmisti…

Haftaya devam edecegiz insallah.

Not: Bu yazi 27.10.2022 tarihinde indyturk.com sitesinden alintilanmistir, yazinin orijinali için asagidaki linki tiklayiniz.

https://www.indyturk.com/node/569046/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/pastorallik-fikri-ve-raiyetten-insaniyete-do%C4%9Fru-siyaset

Bu yazida yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakis açisini yansitmayabilir.

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 NATO, Sömürgecilik ve Muhafazakârlık2 Ebu Hanife (699-767) ve Özgürlük Mektebi3 Göller Bölgesinde Bir Ada4 YAZILARRaiyyetten İnsaniyete5 Faşizm mi, İnsaniyet mi?6 Kötülüğün Sıradanlığı7 JEOPOLİTİK BOŞLUK VE SÖMÜRGECİ TASALLUT8 COĞRAFYAYI ÖRGÜTLEMEK: BARBARLAR VE AKİLLER9 İMKANSIZ DEVLET10 KÜRESEL SİYASET VE SÖMÜRGECİLİK11 ORTADOĞU’DA BARIŞI ARAMAK12 İMRALI’YA GİTMEK13 Küresel Statükonun Sarsılması ve Zohran Mamdani14 İki Direniş Biçimi ve Barış15 Gazze, Rojava ve Zeytin Ağacı16 Türkiye ve İsrail17 Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği18 NEOFAŞİZM19 Başka Türlü Yapmak20 Yozlaşma ve Çöküş21 Silahları Yakmak22 İsyan Bile Değil23 Küresel Savaş ve Stratejik Akıl24 Meal/Çeviri Çabaları ve Anlamanın Askıya Alınması25 İLK MÜSLÜMANLAR26 İSLAMCILIK ÜZERİNE27 Barış ve Şükran28 Düşündürücü Bir Veda29 Hakikat Nerede30 Savaş Siyasete Dahil(mi)dir31 Demokratik Konfederalizmden Demokratik Siyasete32 Öcalan’ın Çağrısı33 SÖZÜ SAVAŞA BENZER34 GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK35 Egemen bakışın açmazı36 Ezilenlerin çelişkisi37 Sömürgecilik38 Eleştirel özgürlük ve ahlak39 Gösteri Toplumu40 Göçmenler, köylüler ve madenler41 Trajik bir mesele olarak Filistin ve soytarılar42 Taha Abdurrahman43 Sörfçü ve göçebe44 Dayanışma ve kapitalistleşme45 Doğru soruları soramamak46 Göçmenler, kitleler ve linç kültürü47 Filistin direnişi ve sivil itaatsizlik48 Siyasal ahlak49 Fırtına öncesi sessizlik50 Her Dem Yeni Doğarız51 Nükleer silahlanma ve güç zehirlenmesi52 Adalet ve Hakkaniyete Dair53 Yollar ve tarihsicilik54 İhtişam ve sefalet55 İbrahim ve Odysseus56 Yoksullaşma tepkisi, Gazze öfkesi57 VİCDAN MAHKEMESİ58 Yaşama Sevinci59 Heterotopik bir mücadele alanı olarak başörtüsü60 Adaletin dağıtımı, dağıtımın adaleti61 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (2)62 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (1)63 Dilde yurtlanmak (1)64 Fair Play65 Neden66 Siyasal ihtiras67 FİLİSTİN VE HAC68 Sömürgecilik ve maduniyet69 Osmanlı ve cumhuriyet70 KURU OTLAR VE TAŞRA71 Sınırlarda dolaşmak72 İSRAİL73 Gazze'de dile gelen74 Filistin direnişi ve Hamas75 Yeni sömürgecilik76 Savaş ve barış77 Aykırı bir muhafazakâr: Heidegger78 Gandi ve şiddet dışı direniş79 Politikacı, göçmen ve şair80 Nietzsche, Tolstoy ve iyilik81 Trajedinin felsefesi: Dostoyevski ve Nietzsche82 Dini Anarşizim83 Jean Paul Sartre ve özgürlük84 Madunun dili, öfkesidir85 Göçebe tutum86 İttihatçılık ve demokrasi87 Boyun eğmeyen hayalperest: Franz Kafka88 Yollara çıkma vakti89 Müslümanlar, ahlak ve Avrupa90 Islam ve çagdaslik gerilimi91 Islamciligin sagcilasmasi ve ayrilan yollar92 ORUÇLA GELEN93 Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset94 Sessizlik ve Bagis95 Muvahhidden evrensele: Atasoy Müftüoglu (1)96 Paylasma ve Körlük97 Sedat Yenigün Üzerine98 Bayram99 Sorunsallikta Yasamak100 Cahillik
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!