Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset

"Kitap" (Kuran), beyandir; açiklanmis ve anlasilir olandir. Ne var ki sözler çok-anlamli olabildigi gibi anlam degisimlerine de ugrayabilir...
Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset
Ümit AKTAS
Ümit AKTAS
Eklenme Tarihi : 30.10.2022
Okunma Sayısı : 2256

"Kitap" (Kuran), beyandir; açiklanmis ve anlasilir olandir. Ne var ki sözler çok-anlamli olabildigi gibi anlam degisimlerine de ugrayabilir.

Bu yüzden muglakligi, kapaliligi açmaya çalisan her anlama faaliyeti bir tür bilgeligi gerektirir.

Sorun ise bunun ruhbanlik (din adamligi) gibi bir araci sinifin tekeline dönüsmesidir.

Zira aklini kullananlar hem tabiattaki hem de Kitap'taki ayetleri anlar. Yine de vahyi teblig, toplumu islah ve hayati insa etmek, örneklik ve önderlik etmek için aralarindan birileri öne çika(rili)r.

Bu ise sadece bir bilgelik meselesi olmaktan öte bir sahsiyeti, yani bilgiyi uygulamaya dönüstürecek hikmeti de gerektirir.

Kur'an insanligi büyücülük, kâhinlik gibi temeli aldatmaya, akletmekten uzaklasmaya dayanan sapmalara karsi da uyarir.

Kötülüklerden siginilacak yegâne merci Allah'tir; bagislayici ve yol gösterici odur.

Insani kemâle ulastiracak, kurtulusunu saglayacak kendi kazanimlari, akli ve emegidir.

Allah insana sah damarindan daha yakin oldugundan, insanlarin Allah'a ulasmak için aracilara ihtiyaci yoktur.

Dolayisiyla sefaatçilik, ruhbanlik, çilecilik, muskacilik, büyücülük, cincilik gibi yönelimler, Allah'a imanla birlikte reddedilmesi gereken cahilî davranislardir.

Safdil inanislardan da öte bunlar, seytanî heveslerin insanlari sömürdügü bir istismar alanidir.

Aklen yanlisliklari bir yana bunlar, ruhbanligin, paganligin veya dogrudan istismarciligin bir alametidir.

Peygamberler veya bilge sahsiyetler ise aydinlatici çabalarinin karsiligi olarak hiç kimseden bir karsilik beklemezler.

Kur'an münzeviligi, çileciligi tavsiye etmedigi gibi dünya nimetlerini yasaklamaz, sadece arzularina ram olmaya ve Nuh kavmi gibi bu arzularin denizinde bogulmaya karsi uyarir.

Yiyin için ama israf etmeyin… Allah adaleti emreder, kötülügü degil… Allah'in kullari için yarattigi güzellikleri ve nimetleri kim yasaklayabilir?.. (Âraf, 28-32)

Yaraticiligi ve üreticiligi destekler ama "bahçe sahipleri" kissasinda oldugu gibi ürettiklerini baskalariyla bölüsmek istemeyen sinifçi ve bencil bir tutumu; Âd ya da Semûd kavminde örneklendigi gibi salt yüksek siniflar için kültür yontuculugunu veya bu siniflara özgü mutenalastirilmis hayatlari, tabiattaki zenginliklerin adaletli bir biçimde paylasilmamasini ve bütün yasamsal kaynaklarin bu siniflarin çikarlarina özgülestirilmesini reddeder.

Lût kavmi gibi kadinlarin dislandigi, tek cinsli, cinsiyetçi veya irkçi bir tahakküme dayanan bir toplumsal yapilanmanin sonuçlarina karsi insanligi uyarir.

Farkli görüslere veya kültürlere tahammül ögütlenir. Suayb kavminin yaptigi gibi iktisadi egemenligi ele geçirip insanlari sömürecek bir biçimde düzenleyenlerin sonlarini anlatir; ki bu toplumsal akibetler, genellikle siddetli bir sayha (seslenis) ile sonuçlanir.

("Inkârci kavmin üzerine bir ordu indirmedik, zaten daha önce de indirmiyorduk. Sadece bir çiglik/sayha kopmus ve sönüp gitmislerdir." Yasin, 28, 29.)

Bu "sayha", ilahî seslenisin ortaya koydugu, hak ve adalete dair bir çagridir.

Walter Benjamin'in deyisiyle bu adaleti dogrultan "ilahî siddet"tir. Kurucu ve onarici olan bu siddet kanli bir yikimi amaçlamaz.

Hayati degerlerin en üstte tutuldugu ve iktidarlarin "mitik" anlatilara dayanan egemenliklerini altüst eden bu seslenis (vahiy, söylem)'in etkisiyle toplumlarin degiserek dönüsmeleri, egemen sistemlerin çökerek arzin mustazaflara/ezilenlere/hak sahiplerine mirasi, yani maduniyetten kurtulus saglanir.

Amaçlanan budur: maduniyetten kurtulus, yani özgürlesme. Yoksa sadece ezilenlerin yer degistirdigi bir maduniyetin dönüsümü degil.

Maduniyetten kurtulusla ilgili bir ilk-örneklik, bu konuda oldukça temel ve tarihsel akisi degistiren eylemler ortaya koyan bir sahsiyet, Ibrahim peygamberdir.

Ibrahim (as)'in babasi iktidarin ideolojik söylemini üreten, kitleleri buna boyun egmeye gönüllendiren bir ruhbandir.

Babil'in baskenti olan Ur'da (dogum yerinin Urfa oldugu da söylenmekte) dünyaya gelen Ibrahim, Kur'an'in anlatimina göre daha gençliginde iktidarin dinini, çoktanriciligi sorgulamaya baslayarak reddetmis ve bu yüzden kendi babasina bile karsi çikarak, ülkesinden hicret etmistir.

Babasiyla hesaplasmasinin ötesinde, yine Kur'an'daki sembolik anlatimla çocuklarin (ilk ogullarin) Tanri'ya kurban edildigi bir gelenegi de bizzat kendisinin gerçeklestirdigi (Kierkegaard'in deyimiyle etik) bir girisimle ortadan kaldirmistir.

Istiareli bir dille anlatilan bu girisim, oglun/insanin yerine hayvan kurbaninin ikame edilisinin sembolik bir öyküsüdür.

(Kur'an ise hayvan kurban edilmesinin de kutsal bir niteligi olmadigini belirtir.)

Baba çocugunun ne efendisi ne de tanrisidir. Dolayisiyla da onun oglunu/çocugunu kurban etmek gibi bir hakki ve yetkisi yoktur.

Çocuklar babanin gözetimi altinda büyüseler de, Ibrahimi nasil babasinin tutumuna itiraz ederek, güzellikle tartisarak onu terk etmisse, vakti geldiginde de ondan ayrilma hakkina sahiptirler.

Büyümeli, insanlasmali, özgürlesmelidirler çünkü ve bu özgürlük herhangi bir egemen tarafindan askiya alinamaz. Kaldi ki Tanri'nin rizasi (iyilik) için kurban edilsinler.   

Ibrahim'in müsrik babasini ve ogul/insan kurbani gelenegini reddi, aslinda kadim çaglardan beri gelen babalarla ogullar arasindaki temel maduniyet iliskisinin de reddi ve ortadan kaldirilmasidir.

Çünkü en eski toplum, genis aile toplumudur ve bu toplumda baba efendi, ogullar ise onun "kölesi"dir.

Freud'un Ödip kompleksi olarak sembolize ettigi bu kurgusal öyküye karsi Ibrahim'in öyküsü daha evrensel, olumlu, etkili ve ögreticidir.

Ibrahim'in kendi çaginin tüm önemli merkezlerinde sürdürdügü tarihi degistiren çabalari, maduniyet iliskileri kadar, çoktanrici kentlerin sömürü iliskilerine karsi da bir baskaldiriyi ortaya koyar.

Ibrahim'in hayati çoktanriciliga ve bu inanis etrafinda sistemlesen kadim sinifli sömürü sistemlerine: din adamlari, krallar ve askerlerin olusturdugu kölelik sistemine oldugu kadar babalik kültü etrafinda olusan genis aile (klan ya da asiret) yapilarinin maduniyet esasli atalar kültüne karsi da bir insanilesme mücadelesidir.

Hitit, Babil ve Misir egemenligi tarafindan olusturulmus evrensel statükoya karsi hicrete (yolda olmaya, Tanri ile yoldasliga) dayanan ve belli bir mekâna bagli olmayan, göçebe (yurdunu ve yerleskesini arayan) ve hanif (tektanrici, dürüst, yalin ve emin) bir "insan" eksenli toplumsalliga dogru seferiliktir.

Hz. Muhammed'in (as) çagrisiyla bir araya gelen müminler de, adaletli, insanca, barisçi bir toplum olusturma çabasina girisirler.

Bu çabanin olusumu, Mekke (Kureys) oligarsisini (Daru'n Nedve'yi) rahatsiz etmekte, bunu kendi egemenlikleri ve çikarlari için bir tehdit olarak görmekteydiler.

Tipki Nuh'un toplumun alt kesimleriyle (madunlarla) beraber olmasinin kinanmasi gibi, Muhammed (as)  de bu açidan suçlanacak ve bu kesimlerle birlikte oldugu sürece kendisiyle görüsülmeyecegi ihtar edilecektir.

Çünkü bu ekâbirler sadece iktisadi açidan degil, kültürel ve siyasal açidan da üst/egemen bir sinif olusturmakta ve bu sinifin çikarlari sarsilsin istememekteydiler.

Buna karsi en büyük tehdit ise bu egemenlik sisteminin temelini olusturan madunlara karsi sürdürülen toplumsal, kültürel ve ideolojik (dinsel) ayrimciligin ve tahakkümün ortadan kaldirilmasi; yani madunlarin "insan" olarak kabulü ve toplumsal isleyise katildiklari bir esitlenmeydi.

Maduniyet telakkisinin dinsel destekli bir kader olarak benimsenmesi, tipki Aristo'nun da köleligi dogal bir olgu gibi kabullenmesi gibi, belli bir dogalcilik içerisinde "kader"lestirilmesi, mevcut sömürü sisteminin ve bunun dayandigi egemenligin sürebilmesinin olmazsa olmaz bir sartidir.

Iste bu nedenle Muhammed (as)'i ve ögretisini reddeden Mekkeliler, bununla kalmayacak, onu ölümle de tehdit edeceklerdir.

Zira onlarin egemenliklerini tehdit etmekte; maduniyet iliskisini tasfiyeye çalismaktadir.

Nitekim Yunanli bilge düsünür Sokrates de benzeri bir çaba içerisinde oldugu, toplumun yerlesik degerlerini sorguladigi ve sarstigi için katledilmisti…

Haftaya devam edecegiz insallah.

Not: Bu yazi 27.10.2022 tarihinde indyturk.com sitesinden alintilanmistir, yazinin orijinali için asagidaki linki tiklayiniz.

https://www.indyturk.com/node/569046/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/pastorallik-fikri-ve-raiyetten-insaniyete-do%C4%9Fru-siyaset

Bu yazida yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakis açisini yansitmayabilir.

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 İslam, Otoriterlik ve Geri Kalmışlık2 Zalimlerden Berî Olmak3 NATO, Sömürgecilik ve Muhafazakârlık4 Ebu Hanife (699-767) ve Özgürlük Mektebi5 Göller Bölgesinde Bir Ada6 YAZILARRaiyyetten İnsaniyete7 Faşizm mi, İnsaniyet mi?8 Kötülüğün Sıradanlığı9 JEOPOLİTİK BOŞLUK VE SÖMÜRGECİ TASALLUT10 COĞRAFYAYI ÖRGÜTLEMEK: BARBARLAR VE AKİLLER11 İMKANSIZ DEVLET12 KÜRESEL SİYASET VE SÖMÜRGECİLİK13 ORTADOĞU’DA BARIŞI ARAMAK14 İMRALI’YA GİTMEK15 Küresel Statükonun Sarsılması ve Zohran Mamdani16 İki Direniş Biçimi ve Barış17 Gazze, Rojava ve Zeytin Ağacı18 Türkiye ve İsrail19 Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği20 NEOFAŞİZM21 Başka Türlü Yapmak22 Yozlaşma ve Çöküş23 Silahları Yakmak24 İsyan Bile Değil25 Küresel Savaş ve Stratejik Akıl26 Meal/Çeviri Çabaları ve Anlamanın Askıya Alınması27 İLK MÜSLÜMANLAR28 İSLAMCILIK ÜZERİNE29 Barış ve Şükran30 Düşündürücü Bir Veda31 Hakikat Nerede32 Savaş Siyasete Dahil(mi)dir33 Demokratik Konfederalizmden Demokratik Siyasete34 Öcalan’ın Çağrısı35 SÖZÜ SAVAŞA BENZER36 GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK37 Egemen bakışın açmazı38 Ezilenlerin çelişkisi39 Sömürgecilik40 Eleştirel özgürlük ve ahlak41 Gösteri Toplumu42 Göçmenler, köylüler ve madenler43 Trajik bir mesele olarak Filistin ve soytarılar44 Taha Abdurrahman45 Sörfçü ve göçebe46 Dayanışma ve kapitalistleşme47 Doğru soruları soramamak48 Göçmenler, kitleler ve linç kültürü49 Filistin direnişi ve sivil itaatsizlik50 Siyasal ahlak51 Fırtına öncesi sessizlik52 Her Dem Yeni Doğarız53 Nükleer silahlanma ve güç zehirlenmesi54 Adalet ve Hakkaniyete Dair55 Yollar ve tarihsicilik56 İhtişam ve sefalet57 İbrahim ve Odysseus58 Yoksullaşma tepkisi, Gazze öfkesi59 VİCDAN MAHKEMESİ60 Yaşama Sevinci61 Heterotopik bir mücadele alanı olarak başörtüsü62 Adaletin dağıtımı, dağıtımın adaleti63 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (2)64 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (1)65 Dilde yurtlanmak (1)66 Fair Play67 Neden68 Siyasal ihtiras69 FİLİSTİN VE HAC70 Sömürgecilik ve maduniyet71 Osmanlı ve cumhuriyet72 KURU OTLAR VE TAŞRA73 Sınırlarda dolaşmak74 İSRAİL75 Gazze'de dile gelen76 Filistin direnişi ve Hamas77 Yeni sömürgecilik78 Savaş ve barış79 Aykırı bir muhafazakâr: Heidegger80 Gandi ve şiddet dışı direniş81 Politikacı, göçmen ve şair82 Nietzsche, Tolstoy ve iyilik83 Trajedinin felsefesi: Dostoyevski ve Nietzsche84 Dini Anarşizim85 Jean Paul Sartre ve özgürlük86 Madunun dili, öfkesidir87 Göçebe tutum88 İttihatçılık ve demokrasi89 Boyun eğmeyen hayalperest: Franz Kafka90 Yollara çıkma vakti91 Müslümanlar, ahlak ve Avrupa92 Islam ve çagdaslik gerilimi93 Islamciligin sagcilasmasi ve ayrilan yollar94 ORUÇLA GELEN95 Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset96 Sessizlik ve Bagis97 Muvahhidden evrensele: Atasoy Müftüoglu (1)98 Paylasma ve Körlük99 Sedat Yenigün Üzerine100 Bayram
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!