Politikacı, göçmen ve şair

Şehirlerimizin kimliksizliğe doğru sürüklendiği bir gidişat, kimilerince neoliberalizmin saldırgan küreselciliğine yorulabilir.
Politikacı, göçmen ve şair
Ümit AKTAS
Ümit AKTAS
Eklenme Tarihi : 16.09.2023
Okunma Sayısı : 1455

Politikacı, göçmen ve şair

Şehirlerimizin kimliksizliğe doğru sürüklendiği bir gidişat, kimilerince neoliberalizmin saldırgan küreselciliğine yorulabilir.

Doğrudur. Belki çok da farkına varmadığımız, varsak da umursamadığımız bir mekanikleşme ve yapaylık, akıllı şehirler palavrasının aldatıcılığıyla ruhlarımızı işgal etmekte.

Ruhlarımız derken, şehri, yani mekânı, dahası bir mekânda yaşadığına dair bilinci olmayanın ruhu olur mu? 

Bu yüzden midir bilemem ama son sıralarda Hacı Bayram Veli'nin ölümsüz dizelerini yâd edip durmaktayım:

Ben bir ulu şara vardım
Ol şarı yapılır buldum
Ben dahi orda yapıldım
Taşla toprak arasında.


Ahlakın halk/inşa ol(un)makla bu ilgisi, bizim, şahsiyetimizin şehirle, mekânla ilgisini de belirginleştirmekte.

Ne var ki şimdilerde hiçbirimiz kendimizi bir mekânla, şehirle, o şehrin ahlakıyla ahlaklanacak ölçüde özdeşleştirmekte değiliz. Böyle bir sorumluluk duygumuz olmadığı gibi bir aidiyet bağımız da yok.

Mekân, artık bize hayat ve hatta ruh kazandıran bir yer olmaktan ziyade, yollar, satıhlar, parseller ve oralara konuşlandırılan yerleşkelerden, belki biraz da manzaradan ve fiyattan ibaret.  

Çünkü mekânı oluşturan geleneksel kıymetlerimiz; komşular, ağaçlar, bitkiler, hayvanlar, çarşılar, bizi biz yapan ahlaki ustalar giderek önem ve değerlerini kaybettiler ve geride savunmasız, kimliksiz, mekânsız imkânlar bıraktılar.

Şimdilerde herkes o imkânları nasıl sahipleneceklerini konuşmakta ve şehir ancak o ölçekte bir anlam ifade etmekte.Politikacı için şehir bir oy, yatırım, nüfus, yapı ve suç yoğunlaşması; oranın vadettiği imkânlar, cazibe, üleşim ve işbirlikleri de başlıca ilgi alanı.

Şehir ne kadar büyürse, değişirse ve cazibe yaratırsa, politikacının orayı pazarlama imkânı da o denli artacaktır.Ama oradaki her değişim, nüfusun da değişimine, yeniden yapılandırılmasına ve dolayısıyla da şehrin kimliksizleşmesine yol açar.

Bir zamanlar şehri koruyan surlar, sözgelimi İstanbul ya da Diyarbakır'ın surları, şimdilerde tarihsel birer kalıntıdan ibaret.

Surları kadar kültürel sınırlarını da kaybeden şehir sürekli yeni banliyöler icat ederek genişlemekte ve albenili isimlerle adlandırdığı bu eşbiçimli yerleşkeleri şehre eklemekte.

Su havzaları, tarım alanları, ormanlar, kuşların göç yolları, fay hatları; üzerlerine çekilen yapay çizgiler ve dökülen betonlarla hırslı tacirler elinde birer parsele dönüşmekte ve sitelere çevrilmekte.

Sitelerin yerli veya yabancı göçmenleri, bu yapay yerleşkelerde ruhsuz nüfuslar haline getirilirken, şehrin ruhu kadar mekânı da bu saldırgan aceleciliğin elinde berhava edilmekte.

Dolayısıyla bu şehre varan hiç kimse Hacı Bayram Veli gibi taşla toprak arasında inşa olunamayacak, yapılanamayacaktır. H

em bilmekteyiz ki oradaki taş ile toprak, şehrin ruhudur, kavramlar ve şahsiyetlerdir, dil ve estetiktir; ve bunlar, seni kavrayarak yeniden yapılandıracak, ahlaklandıracaktır.

Şimdilerde ise süreç tam da bunun aksi bir yönde, değersizleşme ve yozlaşma yönünde işlemekte.

Dolayısıyla günümüzün şehri, geçmişin kozmopolit nitelikteki evrenselşehrini, yani âleme örnek olacak bir şehir kültürünü ya da ruhunu yayacak bir anlamı ifade etmemekte.

Daha en baştan, belli bir yakınlaşma ve komşuluk hissiyatı yerine ortama yayılan yabancılaşma güdüleriyle aynı yerleşkeye rastgelenler, burada, bir mekân duygusundan yoksunlukları nedeniyle iskân olunamamakta, sükûnete ve selamete kavuşamamakta; bir selamı olsun birbirlerinden esirgemektedirler.

Üstelik buraya yerleşenlerin göçmenliği, göç yollarını işgal ettikleri kuşların bilinci kadar bile bir mekân bilincini haiz değil.

Hürmet, paylaşma, yurtlanma ve aidiyet duygularından yoksun bir yerleşme, markalara ve rakamlara ve ancak bunlarla ifade olunan bir itibara tutkun bir cehalet, kendi geleceğine dair hiçbir manevi kaygıyı taşımamakta.

Şair ise bu parçalanmışlığa baktıkça feryat etse de onun da dili giderek daha bir örselenmekte, yoksullaşmakta ve yabancılaşmakta, direnci ve isyanı zaafa uğramakta, yaratıcı bir oluşumun ahlaki inceliklerinden yoksunlaştığı için anlamsızlaşan kelimeleriyle bu tuhaf şehir ahalisi karşısında bir şiir çığıracak sığasını giderek yitirmektedir.

Mekânsızdır çünkü ve şiir ancak bir mekânın diliyle, terennümüyle, kendiliğindenliğiyle seslenebilir.

Distopikleşmiş şehir, nişlerden, heterotopyalardan, hususileşmiş ve şaire bir sığınak olan mekânlardan da yoksunlaşmaktadır ve çığırından çıkmakta olan bu şehirde şair yalnız ve çatısızdır.

Mekânın ruhunu, yurdunu ararken karşılaştığı hep aynı manzara, aynı işgal araçları ve biçimleri, aynı hoyratlıktır.

Ona mümtaz bir tepesinden bakabileceği aziz İstanbul'un yerinde şimdilerde selfi çekimlerinden fırlamış reklam nesneleri ve tıpkı hoyrat turistlerin ellerinden fırlayan simitleri kapmaya çalışan martılar gibi birer görsel imgeye dönüşmüş karton ve plastik siluetler yer almaktadır.

Yazının  orijinali için bakınız:https://www.indyturk.com/node/660426

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Hikmet Akademisi'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 İslam, Otoriterlik ve Geri Kalmışlık2 Zalimlerden Berî Olmak3 NATO, Sömürgecilik ve Muhafazakârlık4 Ebu Hanife (699-767) ve Özgürlük Mektebi5 Göller Bölgesinde Bir Ada6 YAZILARRaiyyetten İnsaniyete7 Faşizm mi, İnsaniyet mi?8 Kötülüğün Sıradanlığı9 JEOPOLİTİK BOŞLUK VE SÖMÜRGECİ TASALLUT10 COĞRAFYAYI ÖRGÜTLEMEK: BARBARLAR VE AKİLLER11 İMKANSIZ DEVLET12 KÜRESEL SİYASET VE SÖMÜRGECİLİK13 ORTADOĞU’DA BARIŞI ARAMAK14 İMRALI’YA GİTMEK15 Küresel Statükonun Sarsılması ve Zohran Mamdani16 İki Direniş Biçimi ve Barış17 Gazze, Rojava ve Zeytin Ağacı18 Türkiye ve İsrail19 Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği20 NEOFAŞİZM21 Başka Türlü Yapmak22 Yozlaşma ve Çöküş23 Silahları Yakmak24 İsyan Bile Değil25 Küresel Savaş ve Stratejik Akıl26 Meal/Çeviri Çabaları ve Anlamanın Askıya Alınması27 İLK MÜSLÜMANLAR28 İSLAMCILIK ÜZERİNE29 Barış ve Şükran30 Düşündürücü Bir Veda31 Hakikat Nerede32 Savaş Siyasete Dahil(mi)dir33 Demokratik Konfederalizmden Demokratik Siyasete34 Öcalan’ın Çağrısı35 SÖZÜ SAVAŞA BENZER36 GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK37 Egemen bakışın açmazı38 Ezilenlerin çelişkisi39 Sömürgecilik40 Eleştirel özgürlük ve ahlak41 Gösteri Toplumu42 Göçmenler, köylüler ve madenler43 Trajik bir mesele olarak Filistin ve soytarılar44 Taha Abdurrahman45 Sörfçü ve göçebe46 Dayanışma ve kapitalistleşme47 Doğru soruları soramamak48 Göçmenler, kitleler ve linç kültürü49 Filistin direnişi ve sivil itaatsizlik50 Siyasal ahlak51 Fırtına öncesi sessizlik52 Her Dem Yeni Doğarız53 Nükleer silahlanma ve güç zehirlenmesi54 Adalet ve Hakkaniyete Dair55 Yollar ve tarihsicilik56 İhtişam ve sefalet57 İbrahim ve Odysseus58 Yoksullaşma tepkisi, Gazze öfkesi59 VİCDAN MAHKEMESİ60 Yaşama Sevinci61 Heterotopik bir mücadele alanı olarak başörtüsü62 Adaletin dağıtımı, dağıtımın adaleti63 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (2)64 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (1)65 Dilde yurtlanmak (1)66 Fair Play67 Neden68 Siyasal ihtiras69 FİLİSTİN VE HAC70 Sömürgecilik ve maduniyet71 Osmanlı ve cumhuriyet72 KURU OTLAR VE TAŞRA73 Sınırlarda dolaşmak74 İSRAİL75 Gazze'de dile gelen76 Filistin direnişi ve Hamas77 Yeni sömürgecilik78 Savaş ve barış79 Aykırı bir muhafazakâr: Heidegger80 Gandi ve şiddet dışı direniş81 Politikacı, göçmen ve şair82 Nietzsche, Tolstoy ve iyilik83 Trajedinin felsefesi: Dostoyevski ve Nietzsche84 Dini Anarşizim85 Jean Paul Sartre ve özgürlük86 Madunun dili, öfkesidir87 Göçebe tutum88 İttihatçılık ve demokrasi89 Boyun eğmeyen hayalperest: Franz Kafka90 Yollara çıkma vakti91 Müslümanlar, ahlak ve Avrupa92 Islam ve çagdaslik gerilimi93 Islamciligin sagcilasmasi ve ayrilan yollar94 ORUÇLA GELEN95 Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset96 Sessizlik ve Bagis97 Muvahhidden evrensele: Atasoy Müftüoglu (1)98 Paylasma ve Körlük99 Sedat Yenigün Üzerine100 Bayram
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!