GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK

Filistin halkı yüz yıldır bağımsızlığı hayal ederken, bunun için çeşitli stratejiler kullanarak savaşmayı sürdürüyor. Yeryüzünde bağımsızlığı onun kadar hak eden başka bir toplum olmasa da, kendi topraklarındaki yaşama hakkının bir türlü güvencelenemediği bir biçimde, adeta hep bir bıçak sırtında sürdürülen bir mücadele bu. Üstelik giderek daha da yalnızlaştıkları halde dirençlerini ve umutlarını koruyor ve her şeye rağmen asla pes etmiyorlar.
GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK
Ümit AKTAS
Ümit AKTAS
Eklenme Tarihi : 28.01.2025
Okunma Sayısı : 743

GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK

Filistin halkı yüz yıldır bağımsızlığı hayal ederken, bunun için çeşitli stratejiler kullanarak savaşmayı sürdürüyor. Yeryüzünde bağımsızlığı onun kadar hak eden başka bir toplum olmasa da, kendi topraklarındaki yaşama hakkının bir türlü güvencelenemediği bir biçimde, adeta hep bir bıçak sırtında sürdürülen bir mücadele bu. Üstelik giderek daha da yalnızlaştıkları halde dirençlerini ve umutlarını koruyor ve her şeye rağmen asla pes etmiyorlar. 

Bir savaş sürecinin daha sonunda, oldukça önemli kayıplar verilse de bu savaşın gerçek galibi onlar ve bu açıdan takdire şayan bir direniş örneği verdiler. Dost bildikleri ülkeler onları giderek daha da yalnız bıraksalar da yeryüzünün muhtelif ülkelerindeki duyarlı insanlar desteklerini esirgemediler. Üniversitelerde, meydanlarda, limanlarda, meclislerde ve cephelerde onların yanında oldular. Cezayir, Bolivya, Kolombiya, Venezuela, Güney Afrika, İspanya, Malezya gibi ülkeler İsrail’le ilişkilerini kestiler. Buna mukabil İslam İşbirliği Teşkilatı bir yaptırım kararı bile çıkaramadı.

İsrail’de bile birçok insan savaşı protesto ederken, İspanya’da liman işçileri İsrail’e gönderilen silahları gemilere yüklemezken, Vatikan bu soykırım karşısında sesini yükseltirken, maalesef birçok Müslüman ülke sessiz kaldı ve hatta bazıları açıkça İsrail’e destek verdi.

Husiler, İsrail’in birincil ihtiyacı olan petrolün Kızıldeniz üzerinden sevkiyatını önlerken, Azerbaycan bu ihtiyacı Türkiye üzerinden karşılamayı sürdürdü ve Türkiye de, onca protestoya karşı bu sevkiyatın naklinde aracılıktan vazgeçmedi. Bununla da kalmadı, İsrail’in sair birçok ihtiyacını da çeşitli kamuflajlarla tedarik etmeyi sürdürdü. 

Beklenmedik bir biçimde bu savaş, İran ve Rusya’nın kendi ülkelerini koruma endişesiyle Suriye’den çekilmesiyle, sadece Gazze halkının değil, Suriye halkının da zaferiyle sonuçlandı. Bölgedeki diktatörlüklerden birisinin daha yıkıldığı bu beklenmedik sonuç, Kürt halkı açısından da barışa ve özgürlüğe doğru giden bir süreci başlattı. Umulur ki bu gelişmeler bir kazaya uğramaksızın devam eder ve bölgedeki diktatörlüklerin sonunu getirecek olan bir süreci tetikler.

Böylece hayat, sürprizlere açıklığını bir kez daha ortaya koyarken, bu bağlamda tâbi tutulduğumuz imtihanlar sebebiyle kimi yüzler ağarırken kimileri de kararmaya devam ediyor. Kimisi de belli bir utanmazlık içerisinde, yaşanılan durum her ne olursa olsun, Ali’nin ibadetinden eksilmezken Muaviye’nin sofrasını da kaçırmıyor; bir halk deyimiyle, çobanla ağlayıp kurtla tıkınıyor. 

Bu ikiyüzlülüğe en son Galata mitinginde de şahit olundu. İktidar yanlısı SDK’lar (sivil devlet kurumları) Gazze için miting yaparken, aynı gün bir avuç protestocu Bakü-Ceyhan hattından İsrail’e can suyu olan petrolün yüklemesinin yapıldığı limanda protesto eylemi yapıyordu. Binlerce kişinin katıldığı Galata mitingini yapanlar ise tüm bu olup bitenden habersizmişçesine sadece bir tuluat ortaya koyarken, İspanya ve hatta Yunanistan’daki liman işçileri, kendi ülkelerindeki yüklemelere izin vermemiş, yani mış gibi yapmamışlardı. Birçok ülke bu süreçte İsrail’le ilişkisini bile keserken, Türkiye’deki ikiyüzlülük, muhafazakâr bir riyakârlıkla tavrını sürdürmekte bir beis görmedi. 

Ve aynı riyakârlık, Suriye’de olduğu gibi Gazze’de de zafer payını almak için itiş kakışla en öne geçmeyi de becerdi. Oysa Suriye’nin yıkımında en az İran ve Esed kadar olup bitenden sorumluydu. Gazze savaşında ise İsrail’i ayakta tutan iki kaynaktan birisi ABD silahları iken, ikincisi ise Bakü-Ceyhan hattından kesintisiz bir biçimde tedariki sürdürülen petroldü.

Sonuçta ise Gazze halkının, yenilmese de ciddi bir yıkım yaşadığı ortada. Gazze halkının direnişini sürdürebilmesinde İran, Hizbullah ve Husilerin destekleri görmezlikten gelinemez. İsrail ise onca gücüne ve desteğe karşı zafer kazanamadığı gibi psikolojik bir yılgınlık içerisinde. Ona rağmen son bir hamleyle Suriye’deki işgalini daha da genişletti ve Suriye ise bu konuda sessiz kaldı. Kaldı çünkü onun zaferi ABD, İsrail ve Türkiye cephesine kayıtlı. 

Bu kayıtlılık nasıl aşılacak, aşılabilecek mi, bunu süreç içerisinde görebileceğiz. Daha şimdiden borçlanılmışlıkla malül bu zafer, maalesef ki Gazze halkının alnında parıldayan o boyun eğmezlik vasfından yoksun ve şaibeli. Dolayısıyla da Suriye halkı bağımsız olsa da henüz özgür değilken, Gazze halkı ise tam olarak bağımsız olamasa da özgür bir halk. 

Yazının orjinali için bakınız:https://www.haberdurus.com/kose-yazilari/gazze_ve_suriye_bagimsizlik_ve_ozgurluk-4653.html

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Hikmet Akademisi'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 YAZILARRaiyyetten İnsaniyete2 Faşizm mi, İnsaniyet mi?3 Kötülüğün Sıradanlığı4 JEOPOLİTİK BOŞLUK VE SÖMÜRGECİ TASALLUT5 COĞRAFYAYI ÖRGÜTLEMEK: BARBARLAR VE AKİLLER6 İMKANSIZ DEVLET7 KÜRESEL SİYASET VE SÖMÜRGECİLİK8 ORTADOĞU’DA BARIŞI ARAMAK9 İMRALI’YA GİTMEK10 Küresel Statükonun Sarsılması ve Zohran Mamdani11 İki Direniş Biçimi ve Barış12 Gazze, Rojava ve Zeytin Ağacı13 Türkiye ve İsrail14 Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği15 NEOFAŞİZM16 Başka Türlü Yapmak17 Yozlaşma ve Çöküş18 Silahları Yakmak19 İsyan Bile Değil20 Küresel Savaş ve Stratejik Akıl21 Meal/Çeviri Çabaları ve Anlamanın Askıya Alınması22 İLK MÜSLÜMANLAR23 İSLAMCILIK ÜZERİNE24 Barış ve Şükran25 Düşündürücü Bir Veda26 Hakikat Nerede27 Savaş Siyasete Dahil(mi)dir28 Demokratik Konfederalizmden Demokratik Siyasete29 Öcalan’ın Çağrısı30 SÖZÜ SAVAŞA BENZER31 GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK32 Egemen bakışın açmazı33 Ezilenlerin çelişkisi34 Sömürgecilik35 Eleştirel özgürlük ve ahlak36 Gösteri Toplumu37 Göçmenler, köylüler ve madenler38 Trajik bir mesele olarak Filistin ve soytarılar39 Taha Abdurrahman40 Sörfçü ve göçebe41 Dayanışma ve kapitalistleşme42 Doğru soruları soramamak43 Göçmenler, kitleler ve linç kültürü44 Filistin direnişi ve sivil itaatsizlik45 Siyasal ahlak46 Fırtına öncesi sessizlik47 Her Dem Yeni Doğarız48 Nükleer silahlanma ve güç zehirlenmesi49 Adalet ve Hakkaniyete Dair50 Yollar ve tarihsicilik51 İhtişam ve sefalet52 İbrahim ve Odysseus53 Yoksullaşma tepkisi, Gazze öfkesi54 VİCDAN MAHKEMESİ55 Yaşama Sevinci56 Heterotopik bir mücadele alanı olarak başörtüsü57 Adaletin dağıtımı, dağıtımın adaleti58 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (2)59 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (1)60 Dilde yurtlanmak (1)61 Fair Play62 Neden63 Siyasal ihtiras64 FİLİSTİN VE HAC65 Sömürgecilik ve maduniyet66 Osmanlı ve cumhuriyet67 KURU OTLAR VE TAŞRA68 Sınırlarda dolaşmak69 İSRAİL70 Gazze'de dile gelen71 Filistin direnişi ve Hamas72 Yeni sömürgecilik73 Savaş ve barış74 Aykırı bir muhafazakâr: Heidegger75 Gandi ve şiddet dışı direniş76 Politikacı, göçmen ve şair77 Nietzsche, Tolstoy ve iyilik78 Trajedinin felsefesi: Dostoyevski ve Nietzsche79 Dini Anarşizim80 Jean Paul Sartre ve özgürlük81 Madunun dili, öfkesidir82 Göçebe tutum83 İttihatçılık ve demokrasi84 Boyun eğmeyen hayalperest: Franz Kafka85 Yollara çıkma vakti86 Müslümanlar, ahlak ve Avrupa87 Islam ve çagdaslik gerilimi88 Islamciligin sagcilasmasi ve ayrilan yollar89 ORUÇLA GELEN90 Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset91 Sessizlik ve Bagis92 Muvahhidden evrensele: Atasoy Müftüoglu (1)93 Paylasma ve Körlük94 Sedat Yenigün Üzerine95 Bayram96 Sorunsallikta Yasamak97 Cahillik98 Bulgur ve Adalet99 Din, Politika ve Felsefe100 20. Yüzyilin Paradigmasi ve Aliya
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!