GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK

Filistin halkı yüz yıldır bağımsızlığı hayal ederken, bunun için çeşitli stratejiler kullanarak savaşmayı sürdürüyor. Yeryüzünde bağımsızlığı onun kadar hak eden başka bir toplum olmasa da, kendi topraklarındaki yaşama hakkının bir türlü güvencelenemediği bir biçimde, adeta hep bir bıçak sırtında sürdürülen bir mücadele bu. Üstelik giderek daha da yalnızlaştıkları halde dirençlerini ve umutlarını koruyor ve her şeye rağmen asla pes etmiyorlar.
GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK
Ümit AKTAS
Ümit AKTAS
Eklenme Tarihi : 28.01.2025
Okunma Sayısı : 279

GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK

Filistin halkı yüz yıldır bağımsızlığı hayal ederken, bunun için çeşitli stratejiler kullanarak savaşmayı sürdürüyor. Yeryüzünde bağımsızlığı onun kadar hak eden başka bir toplum olmasa da, kendi topraklarındaki yaşama hakkının bir türlü güvencelenemediği bir biçimde, adeta hep bir bıçak sırtında sürdürülen bir mücadele bu. Üstelik giderek daha da yalnızlaştıkları halde dirençlerini ve umutlarını koruyor ve her şeye rağmen asla pes etmiyorlar. 

Bir savaş sürecinin daha sonunda, oldukça önemli kayıplar verilse de bu savaşın gerçek galibi onlar ve bu açıdan takdire şayan bir direniş örneği verdiler. Dost bildikleri ülkeler onları giderek daha da yalnız bıraksalar da yeryüzünün muhtelif ülkelerindeki duyarlı insanlar desteklerini esirgemediler. Üniversitelerde, meydanlarda, limanlarda, meclislerde ve cephelerde onların yanında oldular. Cezayir, Bolivya, Kolombiya, Venezuela, Güney Afrika, İspanya, Malezya gibi ülkeler İsrail’le ilişkilerini kestiler. Buna mukabil İslam İşbirliği Teşkilatı bir yaptırım kararı bile çıkaramadı.

İsrail’de bile birçok insan savaşı protesto ederken, İspanya’da liman işçileri İsrail’e gönderilen silahları gemilere yüklemezken, Vatikan bu soykırım karşısında sesini yükseltirken, maalesef birçok Müslüman ülke sessiz kaldı ve hatta bazıları açıkça İsrail’e destek verdi.

Husiler, İsrail’in birincil ihtiyacı olan petrolün Kızıldeniz üzerinden sevkiyatını önlerken, Azerbaycan bu ihtiyacı Türkiye üzerinden karşılamayı sürdürdü ve Türkiye de, onca protestoya karşı bu sevkiyatın naklinde aracılıktan vazgeçmedi. Bununla da kalmadı, İsrail’in sair birçok ihtiyacını da çeşitli kamuflajlarla tedarik etmeyi sürdürdü. 

Beklenmedik bir biçimde bu savaş, İran ve Rusya’nın kendi ülkelerini koruma endişesiyle Suriye’den çekilmesiyle, sadece Gazze halkının değil, Suriye halkının da zaferiyle sonuçlandı. Bölgedeki diktatörlüklerden birisinin daha yıkıldığı bu beklenmedik sonuç, Kürt halkı açısından da barışa ve özgürlüğe doğru giden bir süreci başlattı. Umulur ki bu gelişmeler bir kazaya uğramaksızın devam eder ve bölgedeki diktatörlüklerin sonunu getirecek olan bir süreci tetikler.

Böylece hayat, sürprizlere açıklığını bir kez daha ortaya koyarken, bu bağlamda tâbi tutulduğumuz imtihanlar sebebiyle kimi yüzler ağarırken kimileri de kararmaya devam ediyor. Kimisi de belli bir utanmazlık içerisinde, yaşanılan durum her ne olursa olsun, Ali’nin ibadetinden eksilmezken Muaviye’nin sofrasını da kaçırmıyor; bir halk deyimiyle, çobanla ağlayıp kurtla tıkınıyor. 

Bu ikiyüzlülüğe en son Galata mitinginde de şahit olundu. İktidar yanlısı SDK’lar (sivil devlet kurumları) Gazze için miting yaparken, aynı gün bir avuç protestocu Bakü-Ceyhan hattından İsrail’e can suyu olan petrolün yüklemesinin yapıldığı limanda protesto eylemi yapıyordu. Binlerce kişinin katıldığı Galata mitingini yapanlar ise tüm bu olup bitenden habersizmişçesine sadece bir tuluat ortaya koyarken, İspanya ve hatta Yunanistan’daki liman işçileri, kendi ülkelerindeki yüklemelere izin vermemiş, yani mış gibi yapmamışlardı. Birçok ülke bu süreçte İsrail’le ilişkisini bile keserken, Türkiye’deki ikiyüzlülük, muhafazakâr bir riyakârlıkla tavrını sürdürmekte bir beis görmedi. 

Ve aynı riyakârlık, Suriye’de olduğu gibi Gazze’de de zafer payını almak için itiş kakışla en öne geçmeyi de becerdi. Oysa Suriye’nin yıkımında en az İran ve Esed kadar olup bitenden sorumluydu. Gazze savaşında ise İsrail’i ayakta tutan iki kaynaktan birisi ABD silahları iken, ikincisi ise Bakü-Ceyhan hattından kesintisiz bir biçimde tedariki sürdürülen petroldü.

Sonuçta ise Gazze halkının, yenilmese de ciddi bir yıkım yaşadığı ortada. Gazze halkının direnişini sürdürebilmesinde İran, Hizbullah ve Husilerin destekleri görmezlikten gelinemez. İsrail ise onca gücüne ve desteğe karşı zafer kazanamadığı gibi psikolojik bir yılgınlık içerisinde. Ona rağmen son bir hamleyle Suriye’deki işgalini daha da genişletti ve Suriye ise bu konuda sessiz kaldı. Kaldı çünkü onun zaferi ABD, İsrail ve Türkiye cephesine kayıtlı. 

Bu kayıtlılık nasıl aşılacak, aşılabilecek mi, bunu süreç içerisinde görebileceğiz. Daha şimdiden borçlanılmışlıkla malül bu zafer, maalesef ki Gazze halkının alnında parıldayan o boyun eğmezlik vasfından yoksun ve şaibeli. Dolayısıyla da Suriye halkı bağımsız olsa da henüz özgür değilken, Gazze halkı ise tam olarak bağımsız olamasa da özgür bir halk. 

Yazının orjinali için bakınız:https://www.haberdurus.com/kose-yazilari/gazze_ve_suriye_bagimsizlik_ve_ozgurluk-4653.html

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Hikmet Akademisi'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 Başka Türlü Yapmak2 Yozlaşma ve Çöküş3 Silahları Yakmak4 İsyan Bile Değil5 Küresel Savaş ve Stratejik Akıl6 Meal/Çeviri Çabaları ve Anlamanın Askıya Alınması7 İLK MÜSLÜMANLAR8 İSLAMCILIK ÜZERİNE9 Barış ve Şükran10 Düşündürücü Bir Veda11 Hakikat Nerede12 Savaş Siyasete Dahil(mi)dir13 Demokratik Konfederalizmden Demokratik Siyasete14 Öcalan’ın Çağrısı15 SÖZÜ SAVAŞA BENZER16 GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK17 Egemen bakışın açmazı18 Ezilenlerin çelişkisi19 Sömürgecilik20 Eleştirel özgürlük ve ahlak21 Gösteri Toplumu22 Göçmenler, köylüler ve madenler23 Trajik bir mesele olarak Filistin ve soytarılar24 Taha Abdurrahman25 Sörfçü ve göçebe26 Dayanışma ve kapitalistleşme27 Doğru soruları soramamak28 Göçmenler, kitleler ve linç kültürü29 Filistin direnişi ve sivil itaatsizlik30 Siyasal ahlak31 Fırtına öncesi sessizlik32 Her Dem Yeni Doğarız33 Nükleer silahlanma ve güç zehirlenmesi34 Adalet ve Hakkaniyete Dair35 Yollar ve tarihsicilik36 İhtişam ve sefalet37 İbrahim ve Odysseus38 Yoksullaşma tepkisi, Gazze öfkesi39 VİCDAN MAHKEMESİ40 Yaşama Sevinci41 Heterotopik bir mücadele alanı olarak başörtüsü42 Adaletin dağıtımı, dağıtımın adaleti43 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (2)44 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (1)45 Dilde yurtlanmak (1)46 Fair Play47 Neden48 Siyasal ihtiras49 FİLİSTİN VE HAC50 Sömürgecilik ve maduniyet51 Osmanlı ve cumhuriyet52 KURU OTLAR VE TAŞRA53 Sınırlarda dolaşmak54 İSRAİL55 Gazze'de dile gelen56 Filistin direnişi ve Hamas57 Yeni sömürgecilik58 Savaş ve barış59 Aykırı bir muhafazakâr: Heidegger60 Gandi ve şiddet dışı direniş61 Politikacı, göçmen ve şair62 Nietzsche, Tolstoy ve iyilik63 Trajedinin felsefesi: Dostoyevski ve Nietzsche64 Dini Anarşizim65 Jean Paul Sartre ve özgürlük66 Madunun dili, öfkesidir67 Göçebe tutum68 İttihatçılık ve demokrasi69 Boyun eğmeyen hayalperest: Franz Kafka70 Yollara çıkma vakti71 Müslümanlar, ahlak ve Avrupa72 Islam ve çagdaslik gerilimi73 Islamciligin sagcilasmasi ve ayrilan yollar74 ORUÇLA GELEN75 Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset76 Sessizlik ve Bagis77 Muvahhidden evrensele: Atasoy Müftüoglu (1)78 Paylasma ve Körlük79 Sedat Yenigün Üzerine80 Bayram81 Sorunsallikta Yasamak82 Cahillik83 Bulgur ve Adalet84 Din, Politika ve Felsefe85 20. Yüzyilin Paradigmasi ve Aliya86 Kamusallasma Sikintisi
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!