Küresel Statükonun Sarsılması ve Zohran Mamdani

New York’un yeni başkanı Zohran Mamdani, ebeveynleri Hindistan ve Uganda’dan ABD’ye gelen biri. 1991 Kampala (Uganda) doğumlu. 7 yaşından beri New Yorklu. Göçmen, Müslüman, sosyalist, Filistin destekçisi ve Suriyeli biriyle evli. Yani biçimsel olarak bakıldığında ABD’de, hem de New York’ta, bir belediye başkanlığı seçimi açısından en dezavantajlı bir aday. Üstelik de tam da bu niteliklerin karşısında biri olan Donald Trump’ın başkan seçildiği yıl içerisinde ve onun tüm çabalarına rağmen seçilmiş biri.
Küresel Statükonun Sarsılması ve Zohran Mamdani
Ümit AKTAS
Ümit AKTAS
Eklenme Tarihi : 16.11.2025
Okunma Sayısı : 453

Küresel Statükonun Sarsılması ve Zohran Mamdani

New York’un yeni başkanı Zohran Mamdani, ebeveynleri Hindistan ve Uganda’dan ABD’ye gelen biri. 1991 Kampala (Uganda) doğumlu. 7 yaşından beri New Yorklu. Göçmen, Müslüman, sosyalist, Filistin destekçisi ve Suriyeli biriyle evli. Yani biçimsel olarak bakıldığında ABD’de, hem de New York’ta, bir belediye başkanlığı seçimi açısından en dezavantajlı bir aday. Üstelik de tam da bu niteliklerin karşısında biri olan Donald Trump’ın başkan seçildiği yıl içerisinde ve onun tüm çabalarına rağmen seçilmiş biri. Dahası henüz bu şehrin üzerindeki o karanlık 11 Eylül saldırılarının sisleri de dağılmış değilken. Ama görülen o ki New York seçmeni tüm bunları dikkate almıyor yahut da başına neler geldiğinin ve de getirilmek istendiğinin oldukça bilincinde. Dolayısıyla da belli ki bu tip ezberlerin dayatmalarından özgürleşmeye çalışan bir halkın bilincidir bu kararı veren.

Tabii tüm bunlar uzaktan bir bakışın biçimselliğiyle malûl yargılar. New York halkının yaşadığı sıkıntıların ve çelişkilerin oldukça uzağında. Orada karar verici olan ise ulusal kaygılardan ziyade devasa bir şehir halkının açmazları. Ki Mamdani’nin vaatlerine baktığımızda bunları az çok teşhis edebiliyoruz. Sözgelimi trafik ve sağlık sorunu, suç oranları ya da kiracılık ve hatta evsizlik sorunu, asgari ücret meselesi… Daha da önemlisi ise halkın giderek eksiltildiği bir siyasallığa karşı gelişen tepkiler olsa gerek.  

Mamdani’yi besleyen en büyük damar ise Hindistan, Afrika ve Ortadoğu köklerinden beri gelen post-kolonyal bir hesaplaşma sürecidir ki buna öncülük eden şahsiyetlerden biri Hindistanlı Gayatri Spivak, diğeri ise Filistinli Edward Said. Ki ikisi de ABD’nin en itibarlı üniversitelerinde bu post-kolonyal hesaplaşmanın bahsini açmış hocalardı: Oryantalizm ve Madun Konuşabilir mi ile. Tabii bunlara babası Mahmud Mamdani’nin İyi Müslüman Kötü Müslüman’ını da eklemeli. Ve dolayısıyla da bir önceki kuşağın itirazının ve hatta hesaplaşmasının beklendiği ama Barack Obama’nın kendisini inkâr eden veya sorunu sessizce geçiştiren esmerliğine karşı, bu defaki üslup oldukça açık ve fütursuz: Müslümanım. Demokratik sosyalistim. Ve bunlar için özür dilemeyi de reddediyorum. 

Dolayısıyla siyasal denklem ve kapışma artık düz bir biçimde demokratlarla cumhuriyetçiler arasındaki bir geleneksel seçim kavgası olmanın ötesine geçerek, eşitsizliklerin, sömürünün, zorbalıkların ve adaletsizliklerin merkeze alındığı küresel ve oldukça insani bir sorun haline geliyordu. Aslına bakılırsa bu, demokrasinin bir oyun olmaktan öteye geçerek ve sahici bir temsil niteliği kazanarak, halkın sahaya çıktığı gerçek bir savaşımdı. Bu durumda ise New York’taki eşitsizliklere, evsizliğe, baskılara karşı çıkılıyorsa dünyadaki benzeri sorunlara da karşı çıkmak ve özellikle de Filistin üzerindeki küresel baskıya ve adaletsizliğe itiraz, sadece siyasal değil, ahlaki ve insani bir kaçınılmazlıktı.

Zohran Mamdani’yi öne çıkaran siyasal temsil ve sahicilik sorununa dair ilk işaretler, demokratların ABD açısından pek de düşünülmeyecek bir adayı, yine Müslüman kökenli ve esmer birini, Barack Obama’yı seçimiyle başlamıştı. Gerçi Obama, Mamdani kadar aykırı biri değildi. Sosyalist olmadığı gibi Müslüman da değildi. Üstelik Amerikan üst değerlerini ve kimliğini sahiplenen biriydi. Zohran’ın farklılığı ise kimliğini inkâr etmemekle birlikte, bunların da ötesindeki evrensel insani değerleri savunarak küresel eşitsizliklere ve sömürüye itirazıydı. Demokratların siyasal karar veremezlik hali ise Obama sonrasında da sürdüğü için sadece başkanlık için değil, yerel ve küresel sorunlara bakış açısından da yaşlı Biden’dan başka bir aday çıkarılamadı. Ve hatta son anda ondan vazgeçildiğinde bile yerine bulunan isim de bir başka göçmen, ama o da Zohran’ın sorunsallaştırdığı meseleleri dile getiremeyen Kamala Harris’ti.

Dolayısıyla da bu durum, Mamdani’yi ortaya çıkaran (çağıran) ve ancak onun dillendirmeye cesaret ettiği bir gerçeklik olarak ABD siyasetindeki temel bir sorunsala işaret etmekte. Bu ise siyasetin kitlelerin taleplerinden oldukça uzaklaşmış egemen bir sınıf tarafından el konulmuşluğudur. Sınıfsal bir imtiyazla halk arasında açılan mesafe, siyaseti sonuçta göstermelik bir oyuna dönüştürerek temel anlamıyla bir demokrasi olmaktan uzaklaştırmakta ya da demokrasilerle ilgili öteden beri gelen bir zaafı teyit etmekte. Mamdani’yi ortaya çıkaran bu süreç, demokratların bir ölçüde de olsa bu konudaki duyarlılıklarını sürdürmeleriyle ilgili olduğu gibi, ABD siyasetindeki zenginler/oligarklar ile yoksullar/madunlar arasında açılan uçurumun yarattığı krizle doğrudan ilgili. Avrupa’daki sosyal devlet bu uçurumu bir ölçüde kapatsa ya da yumuşatsa da ABD’de devletin buna dair bir niteliği ve duyarlılığı yok.

Mamdani’nin seçimi kazanmasının asıl etkisi ise Trump’ın üretmeye çalıştığı karizmayı yerle bir etmesi. Özellikle de Şarm el Şeyh’teki fotoğrafın yarattığı imaj çizilirken, daha kötüsü ve uzun süreli etki, oligarkların egemenliğindeki ABD sisteminin sorgulanmaya başlayacağı sürece dairdir. Zira halk kendi gücünün farkına varmıştır ve bu bilinç, farklı yerlere de sirayet edecek bir etkiyi besleyecektir. Esasında ise buna dair işaretler, Occupy Wall Street / Wall Street’i İşgal Et hareketi gibi eylemlerden itibaren görülmekteydi. Dolayısıyla da burada rastlantısal ve günübirlik bir sonuç söz konusu değil. Dahası ise ABD siyasetindeki bu değişimin etkilerinin sair dünyada da hissedileceğidir. Özellikle de ABD’ye ram olmuş Ortadoğu statükosunun sarsılacağı açıktır. Dolayısıyla da sarsılan sadece Trump’ın karizması değil, tüm Şarm el Şeyh takımının halidir.

Bu statükonun baş aktörleri ise Mısır, Türkiye ve Araplar. Bunların içerisinde az çok demokrasiyle yani seçimli siyasetle ilgili olan yegâne ülke Türkiye. Elbette ki demokrasi salt seçimli bir siyasetten ibaret değil. En önemlisi halkın siyasete dahli, hem de örgütlü bir biçimde. Ama bunu gerçekleştirecek olan son tahlilde toplumun cesareti. Hakikati söyleme ve eylemeye dair o cesaretin olmazsa olmazlığı. Mış gibi yapmamak, kaytarmamak, başına gelenlerin, nelerden yoksunlaştırıldığının ve hangi haklarına el konulduğunun bilincinde olarak buna itiraz cesaretini gösterebilmek. Bir takım ulusalcı gösterilere ve ucuz bağışlara tav olmamak. Bir başka başat etken ise bu cesareti temsil edebilecek bir yetkinlik ve buna dair söylemin dillendirilebilmesi; bunu üstlenebilecek olan bir aktör. Ama bunun göstermelik bir oyun biçiminde ortaya konulmasıyla, statüko içi bir oyun olarak değil, bıçağın kemiğe dayandığına dair o bilinci duyarak ve buna dair umudu sahiplenerek ortaya çıkılması, bu çıkışı üstlenecek biri.

Bakalım, Mamdani’nin sarstığı o küresel statükonun dalgaları ve etkisi buralarda da hissedilebilecek mi?

Yazının orjinali için bakınız:https://farklibakis.net/yazarlar/umit-aktas-yazdi-kuresel-statukonun-sarsilmasi-ve-zohran-mamdani/

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Hikmet Akademisi'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 NATO, Sömürgecilik ve Muhafazakârlık2 Ebu Hanife (699-767) ve Özgürlük Mektebi3 Göller Bölgesinde Bir Ada4 YAZILARRaiyyetten İnsaniyete5 Faşizm mi, İnsaniyet mi?6 Kötülüğün Sıradanlığı7 JEOPOLİTİK BOŞLUK VE SÖMÜRGECİ TASALLUT8 COĞRAFYAYI ÖRGÜTLEMEK: BARBARLAR VE AKİLLER9 İMKANSIZ DEVLET10 KÜRESEL SİYASET VE SÖMÜRGECİLİK11 ORTADOĞU’DA BARIŞI ARAMAK12 İMRALI’YA GİTMEK13 Küresel Statükonun Sarsılması ve Zohran Mamdani14 İki Direniş Biçimi ve Barış15 Gazze, Rojava ve Zeytin Ağacı16 Türkiye ve İsrail17 Gazze ve Dost Bildiklerin Sessizliği18 NEOFAŞİZM19 Başka Türlü Yapmak20 Yozlaşma ve Çöküş21 Silahları Yakmak22 İsyan Bile Değil23 Küresel Savaş ve Stratejik Akıl24 Meal/Çeviri Çabaları ve Anlamanın Askıya Alınması25 İLK MÜSLÜMANLAR26 İSLAMCILIK ÜZERİNE27 Barış ve Şükran28 Düşündürücü Bir Veda29 Hakikat Nerede30 Savaş Siyasete Dahil(mi)dir31 Demokratik Konfederalizmden Demokratik Siyasete32 Öcalan’ın Çağrısı33 SÖZÜ SAVAŞA BENZER34 GAZZE VE SURİYE: BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK35 Egemen bakışın açmazı36 Ezilenlerin çelişkisi37 Sömürgecilik38 Eleştirel özgürlük ve ahlak39 Gösteri Toplumu40 Göçmenler, köylüler ve madenler41 Trajik bir mesele olarak Filistin ve soytarılar42 Taha Abdurrahman43 Sörfçü ve göçebe44 Dayanışma ve kapitalistleşme45 Doğru soruları soramamak46 Göçmenler, kitleler ve linç kültürü47 Filistin direnişi ve sivil itaatsizlik48 Siyasal ahlak49 Fırtına öncesi sessizlik50 Her Dem Yeni Doğarız51 Nükleer silahlanma ve güç zehirlenmesi52 Adalet ve Hakkaniyete Dair53 Yollar ve tarihsicilik54 İhtişam ve sefalet55 İbrahim ve Odysseus56 Yoksullaşma tepkisi, Gazze öfkesi57 VİCDAN MAHKEMESİ58 Yaşama Sevinci59 Heterotopik bir mücadele alanı olarak başörtüsü60 Adaletin dağıtımı, dağıtımın adaleti61 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (2)62 Humeyni, devrim ve velayet-i fakihlik meselesi (1)63 Dilde yurtlanmak (1)64 Fair Play65 Neden66 Siyasal ihtiras67 FİLİSTİN VE HAC68 Sömürgecilik ve maduniyet69 Osmanlı ve cumhuriyet70 KURU OTLAR VE TAŞRA71 Sınırlarda dolaşmak72 İSRAİL73 Gazze'de dile gelen74 Filistin direnişi ve Hamas75 Yeni sömürgecilik76 Savaş ve barış77 Aykırı bir muhafazakâr: Heidegger78 Gandi ve şiddet dışı direniş79 Politikacı, göçmen ve şair80 Nietzsche, Tolstoy ve iyilik81 Trajedinin felsefesi: Dostoyevski ve Nietzsche82 Dini Anarşizim83 Jean Paul Sartre ve özgürlük84 Madunun dili, öfkesidir85 Göçebe tutum86 İttihatçılık ve demokrasi87 Boyun eğmeyen hayalperest: Franz Kafka88 Yollara çıkma vakti89 Müslümanlar, ahlak ve Avrupa90 Islam ve çagdaslik gerilimi91 Islamciligin sagcilasmasi ve ayrilan yollar92 ORUÇLA GELEN93 Pastorallik Fikri ve Raiyetten Insaniyete Dogru Siyaset94 Sessizlik ve Bagis95 Muvahhidden evrensele: Atasoy Müftüoglu (1)96 Paylasma ve Körlük97 Sedat Yenigün Üzerine98 Bayram99 Sorunsallikta Yasamak100 Cahillik
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!