DEPREM DİRENÇLİ KENTLER İÇİN BELEDİYELERDE YENİDEN YAPILANMA (3)

Dirençlilik kavramı 1990’lı yıllarda doğal afet risklerinin azaltılması yönündeki uluslararası politikanın terminolojisinde toplumlar ve kentlerle ilgili olarak “risk ve kırılganlık” gibi kavramlarla birlikte hayatımıza girmiştir. Dirençlilik kavramının orijinal kökeni fizik ve matematikten gelmekle birlikte bu disiplinlerdeki kullanımı, değişime direnç gösterme ve sistemin durumunu koruma şeklindedir (Susan, 2022: 89). Kentleşme literatüründe ise dirençli kentler kavramıyla açıklanmak istenilen, gelecekte, sosyal, ekonomik ve teknik sistemleriyle altyapısını etkileyebilecek nitelikte yaşanabilecek şok ve sorunların üstesinden gelme kapasitesine sahip olması sayesinde yapı, işlev, sistem ve kimliğini aynen devam ettirebilen kentler (Colucci, 2014: 6) şeklinde tanımlanmaktadır.
DEPREM DİRENÇLİ KENTLER İÇİN BELEDİYELERDE YENİDEN YAPILANMA (3)
Doç.Dr. Murat SEZIK
Doç.Dr. Murat SEZIK
Eklenme Tarihi : 28.03.2024
Okunma Sayısı : 168

DEPREM DİRENÇLİ KENTLER İÇİN BELEDİYELERDE YENİDEN YAPILANMA

                                                              (3)

DİRENÇLİLİK KAVRAMI VE DEPREM DİRENÇLİ KENTLER İÇİN BELEDİYELERİN YAPILABİLECEKLERİ

Dirençlilik kavramı 1990’lı yıllarda doğal afet risklerinin azaltılması yönündeki uluslararası politikanın terminolojisinde toplumlar ve kentlerle ilgili olarak “risk ve kırılganlık” gibi kavramlarla birlikte hayatımıza girmiştir. Dirençlilik kavramının orijinal kökeni fizik ve matematikten gelmekle birlikte bu disiplinlerdeki kullanımı, değişime direnç gösterme ve sistemin durumunu koruma şeklindedir (Susan, 2022: 89). Kentleşme literatüründe ise dirençli kentler kavramıyla açıklanmak istenilen, gelecekte, sosyal, ekonomik ve teknik sistemleriyle altyapısını etkileyebilecek nitelikte yaşanabilecek şok ve sorunların üstesinden gelme kapasitesine sahip olması sayesinde yapı, işlev, sistem ve kimliğini aynen devam ettirebilen kentler (Colucci, 2014: 6) şeklinde tanımlanmaktadır.

Kentler, sosyal, ekonomik, fiziksel ve çevresel boyutlarıyla karmaşık yapılar olduklarından, onlar için tehdit oluşturan afetler, terör saldırıları, finansal krizler, gıda güvenliği, enerji krizleri ve siyasal istikrarsızlıklar gibi riskler kentleri tehdit etmektedir. İklim değişikliği neticesinde eriyen buzullar, deniz seviyesindeki yükselme gibi başlıklar da kentler için önemli riskler arasında yer alsa da kıyı kentlerindeki kentleşme hız kesmeden devam etmektedir. Dolayısıyla iklim değişikliğine uyum konusunda da dirençlilik kavramı öne çıkmaktadır (Özer, 2018: 21). Kentlerde afetlerin artan etkileri nedeniyle risklerin azaltılmasında merkezi yönetimler kadar yerel yönetimler de sorumludur. Nitekim Birleşmiş Milletler tarafından Doğal Afet Azaltma Uluslararası 10. yılı  (UN/IDNDR) ile başlayan afet risklerinin azaltılmasının arazi kullanım planlaması ile yerel ve bölgesel ölçeklerde bütünleştirilmesi sorumluluğu, Kobe Konferansı (2005) ve Hyogo Eylem Çerçevesi (2005-2015) ile öncelikli eylem olarak tanımlanmış (Susan, 2022: 93) ve risk, kırılganlık ve dirençlilik gibi kavramlar önem kazanırken risklerin azaltılmasında yerel yönetimler muhatap olarak görülmüştür. Zira kentler bir vurdumduymazlık ürünü değildir. O bilinçli bir seçimin ürünüdür. Projeden uygulamaya, malzemeden işçiliğe kadar bütün alanlarda herkesin meslek ilke ve ahlakına her aşamada özen göstermesi gerekir (Çebi, 2016: 123). Bunun gerçekleşebilmesi için de kent yönetiminde bulunan insanlar erdemli ve adaletli, ahlaklı ve kültürlü, bilgili ve görgülü olmalıdırlar. 

Kent alanlarındaki risklerin azaltılmasında yerel idarelerin muhatap alınması oldukça doğaldır. Zira dünyada meydana gelen son gelişmeler ışığında değişen ve dönüşen kamu yönetiminde yeni paradigmalar ortaya çıkmış ve kentli haklarının gündeme geldiği, hemşehrilik bilincinin yoğunlaştığı bir döneme girilmiştir. Bu nedenle yerel yönetimler özellikle de belediyeler vatandaş adına vatandaşa hizmet için kaynak kullanan idareler haline gelmişlerdir (Çarkçı, 2007: 80). Belediyeler, bununla birlikte belde sakinlerinin huzur ve esenliğini temin etmekle görevli kılınmışlardır. 

Belediyelerin kentlerde arazi kullanım planlaması, özellikle doğal afetlerdenkaynaklanan riskleri azaltmak için önemli bir araçtır. Risk temelli planlama, yalnızca doğal bir tehlike için planlamanın ötesinde, bir tehlikenin sonuçlarının da planlanmasına fırsat sağlar. İnsanoğlu geçmişten günümüze sel, deprem, kasırga, volkan vb. doğal afetlerin tehdidialtındadır. Tarih boyunca insanlar bu afetleri deneyimlemiş, etkilerini azaltmaya, can ve mal kaybını önlemeye çalışmıştır. Günümüzde afetler, insan toplumu için geçmişten daha büyük bir endişe kaynağıdır. Risklerin bazıları öngörülebilirken, bazıları öngörülemez olabilmektedir. Doğal afetler kaçınılmaz olsa da, kamuoyuna zamanında yapılan uyarılar vasıtasıyla, bu afetlere karşı doğru planlama ve zamanında müdahale ile hasar ve kayıplar büyük ölçüde azaltılabilmektedir (Mutman, 2020: 10).

Belediyeler belediye başkanı, belediye meclisi veya belediye encümeni gibi organları üzerinden, yerel halkın Avrupa Kentsel Şartında bireylere sağlanan haklardan olan güvenlik hakkı, kirletilmemiş sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, konut hakkı, kaliteli bir mimari ve fiziksel çevrede yaşama hakkı, spor ve dinlence alanlarında vakitlerini geçirebilmeleri vb. gibi hakları sağlamalıdırlar. Başka bir ifadeyle kentlerdeki mühendis ve mimarlar, belediye başkan ve meclis üyeleri yaşanabilir huzurlu beldelerin inşa edilmesinde sorumlu ve vicdan sahibi insanlar olmalıdır. Bu başlık altında belediye organlarının nasıl oluştuğu, görevlerinin neler olduğu üzerinden birtakım değerlendirmeler yapılmakta ve ayrıca bu organların afete/depreme dirençli kentlerin inşa edilebilmesindeki etkileri üzerinden yeni bir düzenleme ihtiyacı tartışmaya açılmaktadır. 

 

4.1. Belediye Başkanı

Günümüzde yürürlükte olan 5393 sayılı Belediye Kanunu’na göre belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir ve seçimle iş başına gelmektedir. Belediye başkanının seçimle iş başına gelmesi 1961 Anayasasındaki 27 Temmuz 1963 tarih ve 307 sayılı kanunla gerçekleşmiş ve belediye başkanlarının belediye meclisi içinden seçilmelerine yönelik uygulamaya son verilerek belediye başkanlarının doğrudan yerel halk tarafından seçilmesi yöntemi benimsenmiştir. Böylece yerel demokrasi açısından oldukça yerinde bir karar hayata geçirilmiştir zira bu durum belediye başkanlarını meclis karşısında güçlendirmiş ve güçlü belediye başkanlığı modeline geçilmiştir. 

5393 sayılı Belediye Yasasının 38-46. maddeleri belediye başkanının görev ve yetkilerini tanımlamış ve başkana verilen bu görevlerle kent halkının kaderi üzerinde direkt etkili olabilecek bir “leviathan yaratılmıştır. Kurumsal olarak belediye üzerinde her türlü yetkiyi kullanan başkana sadece bununla yetinilmeyerek, “belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu” için gerekli önlemleri almakla da görevli kılınarak yerel halk üzerinde de etki alanı oluşturulmuştur.

Türkiye gibi seçimle iş başına gelen ve meclis karşında güçlü olan belediye başkanlığı sistemini benimseyen ülkelerde yerel yönetimlerin başarısı veya başarısızlığı bizzat belediye başkanının şahsına bağlı kalmaktadır. Kentler hasbelkader ideal kabul edilen özellikleri taşıyan başkan dönemine denk gelmesi durumunda huzurlu, aksi halde sıkıntılarla boğuşan yerler haline gelebilmektedir. Nitekim Konsensus Araştırma ve Danışmanlık Kurumu tarafından gerçekleştirilen bir çalışmada ideal belediye başkanın özellikleri araştırmayakatılanlara sorulmuş verilen cevaplara göre ilk dört özellik dürüstlük, hukukun gücüne inanmak, çalışkan olmak, halkın içinde olmak şeklinde sıralanmıştır (https://www.konsensus.com.tr.).

Türkiye de belediye başkanlarının durumunu Merhametli Şehirler çalışmasında “ağzından çıkanları uygulanması gereken kanunlar veya kitabına uydurulması gereken konular gibi gören, kendisini yarı tanrılara benzeten” başkanlar şeklinde değerlendiren Çebi(2016: 101)nin değerlendirmeleri ve Bir Şehir Kurmak isimli çalışmada (Can ve Doğan, 2015:96)“Bir belediye başkanı halk tarafından seçiliyorum öyleyse istediğimi yaparım diyemez, o halk o ülke halkının bir parçasıdır. O halkın saadeti,  ülkedeki diğer halk kesimlerinin saadeti ile bağlıdır” şeklinde değerlendiren Turgut Cansever Türkiye’de belediye başkanlarının gücünü çok güzel ifade etmişlerdir.

Türkiye’de kentlerin afetler başta olmak üzere her türlü olumsuzluklara karşı dirençli olabilmesi için farklı başkanlık sistemlerine ihtiyaç duyulduğu artık açıklık kazanmıştır. Bunlar,  profesyonel yöneticili meclis sistemi veya kent komisyonu sistemi olabilir.Profesyonel yöneticili meclis sisteminde halk tarafından seçilen az sayıda üyenin bulunduğu belediye meclisi yer almaktadır. Bu meclis belediyenin karar organıdır ve belediyede halk tarafından seçilen başka bir pozisyon bulunmazMeclisin aldığı kararların uygulanmasından profesyonel yönetici sorumludur ve bu yönetici siyasal konuların dışında kalır (Karakılçık, 2021: 95).  

Bir diğer sistem ise, ABD’de az sayıda belediyede uygulanan Kent Komisyonu Sistemidir. Bu sistemde halk tarafından seçilen 5 komisyon üyesi belediyenin hem karar organı hem de uygulayıcısı durumundadır. Üyeler kendi aralarından bir belediye başkanı seçmekle birlikte, başkanın halkı temsil etmek ve komisyon toplantılarına başkanlık etmekten başka bir görevi yoktur (Karasu, 2018:174).  Söz konusu edilen iki sistemde de başkanın meclis karşısındaki konumu güçlü olmadığı gibi yerel siyasetin en önemli siyasi figürüolmaktan da uzaktır. Dolayısıyla bu sistemlerde başkanlar kentlerde mahalli müşterek menfaatlere odaklanabileceklerdir. 

4.2. Belediye Meclisi

Bugün yürürlükte olan 5393 Sayılı Belediye Yasasına göre Belediye Meclisi, belediyenin üç organından biridir ve belediyenin karar organıdır. Yerel halk tarafından seçilen üyelerden oluşan belediye meclisinde siyasi partilerin aldıkları oy oranında üye bulunmaktadır. Meclis, her ayın ilk haftasında toplanmakta ve belediyenin çalışma programı, bütçesi, imar ve diğer hizmetleri konusunda kararlar almaktadırlar. 

Belediye Meclisinin belediyenin karar alma organı ve belde sınırları içinde bulunan bütün hizmetlerin yapılmasından sorumlu olmasından dolayı belediyenin en önemli organı olduğu söylenebilir. Halk tarafından seçilen meclis üyelerinin toplumun bütün katmanlarını temsil edip etmediği akademinin tartıştığı konular arasındadır. Bu konuda yapılan araştırmalarda (Çitci, 1989, Tekeli, 1977, Bulut ve Tanıyıcı, 2008, Keleş, 1982) belediye meclislerinde genellikle belli toplumsal kategorilerin egemen olduğu ifade edilmektedir. Bu araştırmaların ortak noktası meclis üyelerinin özel girişimci, esnaf, tüccar ve serbest meslek sahiplerinden veya kent düzeyinde etkili olan ailelerin desteklediği kişilerden oluştuğunu ortaya koymalarıdır. Bu sonuç meclisin geneli için olduğu kadar meclis üyelerinin partileredağılımında da aynı şekildedir (Bulut ve Tanıyıcı, 2008: 177). 

Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesi ve Hatay, KahramanmaraşŞanlıurfa kentlerinde gerçekleştirilen iki farklı saha çalışmasında hem il meclis üyelerinin hem de belediye meclis üyelerinin kendilerini yerel siyaset üzerinden değil, ulusal siyaset üzerinden tanımladıklarıgörülmektedir. Ayrıca belediye meclis üyelerinin yarısı parti merkezinin isteği ile aday olduklarını ifade etmişlerdir (Alkan Ve Çiftçioğlu, 2007: 6, Alkan vd. 2010:11). Hal böyle olunca da meclis üyelerinin kentin geleceğinde inisiyatif almaları mümkün olamamaktadır. 

Türkiye’de belediye meclislerinin pek çok üyesi müteahhitlerden ve esnaflardan oluştuğundan meclis üyelerinin çoğu kent kültürü ve sosyolojisi, kentin mimari özellikleri ve çevreyle ilgili bütüncül bir bilgiye sahip değildirler. Bunlara “siyaset esnafı” tabirini kullanan Ağırdır ( 2022: 57), bu kişilikleri kısa zamanda hızlı para kazanıp lüks yaşam özentisi içinde olanlar şeklinde tanımlamaktadır. Bunu sağlamanın en kolay yolları arsa spekülasyonu ve imar kararları üzerinde etkili olabilmektir.  Zira belediye meclis kararlarının çoğu imarla ilgili düzenleme iltimas ve gözden kaçırma konularıdır.

Cansever’in, belediye meclis üyeleri için ifade ettiği “ Bakın, Türkiye’de belediye meclis üyelerinin hepsi istisnasız emlak komisyoncuları ( Can ve Doğan, 2015: 87) cümlesi oldukça anlamlıdır. Çebide benzer olarak, “Kentin yönetimi bu vasıfsız ve ihtiraslı insanlara bırakılamayacak kadar önemli bir iştir çünkü imar ve arsa oyunları üzerinden nesillerin geleceği çalınmaktadır.” (2016: 95), cümlesi ile belediye meclislerinin içinde bulunduğu hali çok güzel özetlemiştir. Bununla beraber, Rantsal kazançlar elde etmeyi düşünen spekülatörgruplar, sadece kentin imar planlama sonucunu beklemekle yetinmeyerek, planlama ve imar süreçlerini yakından takip etmek ve bu planlara etki etmek için meclis üyeleri üzerinde etki alanı oluşturmaktadırlar ( Duvarcı, 2018: 92).

Buraya kadar ifade edilenlerden hareketle kentleşmenin temelini oluşturan dürtülerden olan rant elde etme arzusunu haksız kazanç olduğunun iddia edilmediğini belirtmek gerekir. Burada asıl itiraz edilen durum rant elde etmek için belediyenin meclis gibi önemli bir organını kullanışlı bir vasıta olarak görmek ve sırf rant elde etmek için buralarda yer almaya çalışarak kentin ve kentlinin aleyhine olacak sonuçların onaylanmasıdır. Zira Türkiye’nin kentleri yerel yönetimlerde yaşanan liyakatsizlik ve ehliyetsizlik krizi nedeniyle her geçen gün kan kaybederken belediye meclis üyelerinin bundan farklı olarak liyakatli olmasıbeklenemez (Sezik, 2020: 16).

Türkiye’de belediye meclisleri 2972 sayılı mahalli idareler ile muhtarlıkların seçimi hakkında kanun uyarınca seçilen üyelerden oluşmakta ve belediye meclis üye sayıları yerleşim yerlerinin nüfus durumuna göre belirlenmektedir. Yasa, belediye meclis üyeleri için herhangi bir meslek kriteri belirlemediğinden meclis üyesi olabilme şartlarını taşıyan herkes meclis üyesi olabilmektedir. Oysa bu meclislerde mimar, mühendis, sosyolog, felsefeci, tarihçi, tüccar, sağlıkçı, öğretmen bulunmalıdır. Çünkü farklı meslek gruplarından gelerek kenti temsil eden bu insanların aldıkları eğitim onları daha sorumlu ve duyarlı olmaya sevk edecektir.  

4.2.1 Belediye Meclis Komisyonları (İhtisas Komisyonları) 

Türkiye'deki belediye meclislerinde ihtisas komisyonları, belediye meclislerinin çalışmalarını daha detaylı ve etkili bir şekilde yürütebilmek amacıyla oluşturulan alt komisyonlardır. 5393 sayılı Belediye Yasasının 24. maddesi ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Yasası’nın 15. maddesi dikkate alındığında belediye meclislerinde gündemdeki konularla ilgili toplantılar yapmaktadır. Belediye yasasında bu toplantılarda, “konu ile ilgili kurum temsilcileri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, üniversiteler, sendikalar, uzmanlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, davet edilen uzman kişiler, mahalle muhtarları ve ildeki kamu kuruluşlarının amirleri oy hakkı olmaksızın ihtisas komisyonu toplantılarına katılabilir ve görüş bildirebilir” yaklaşımı benimsenmiştir.

Bu komisyonlar, belediyelerin farklı alanlardaki faaliyetlerini incelemek, değerlendirmek, projeler üretmek ve öneriler sunmak için kurulurlar. İhtisas komisyonları, belediye meclisi üyeleri tarafından oluşturulur ve belirli alanlara odaklanırlar. Türkiye'deki belediye meclis ihtisas komisyonları genellikle Plan ve Bütçe Komisyonu, İmar ve Bayındırlık Komisyonu, Çevre ve Sağlık Komisyonu, Eğitim ve Kültür KomisyonuUlaşım ve Trafik Komisyonu ve Sosyal Yardım ve Hizmetler Komisyonu gibi farklı alanlarda çalışmalar yürütmek üzere kurulmaktadırlar.

Belediye meclis ihtisas komisyonları, yerel yönetimlerin daha etkin ve verimli çalışmasını sağlamak amacıyla kurulmuş olsa da, komisyonların genellikle küçük esnaflardan veya tüccarlardan oluşması uzmanlaşma gerektiren alanlarda veya teknik konularda önemli bilgi eksikliği sonucunu doğurmuştur. Buna ek olarak belediye meclis ihtisas komisyonları, belediye başkanı ve siyasi parti gruplarının etkisine açıktır. Bu nedenle komisyonların bağımsız çalışması neredeyse imkânsızdır. Komisyonların çalışmaları ve aldığı kararlar hakkında karşılaşılan en önemli sorunlardan birisi şeffaflığın sağlanamamasıdır. Bu da kamuoyunun yerel siyaset ve yerel yönetimlere duyduğu güvenin kaybolmasına neden olabilir.

Türkiye'deki belediye meclislerinde ihtisas komisyonlarının daha verimli çalışabilmesi için atılması gereken adımlar bulunmaktadır. BaştaPlan ve Bütçe Komisyonu, İmar ve Bayındırlık Komisyonu, Çevre ve Sağlık Komisyonu gibi komisyonlarda yer alan üyeler arasında ilgili alanın uzmanları mutlaka yer almalıdır. Bu da meclis üyeleri arasında farklı meslek ve uzmanlık alanlarından üyelerin bulunmasıyla mümkün olacaktır. Ayrıca ihtisas komisyon üyelerinin güncel bilgilerle donatılması için, uzmanlık eğitimleri, seminerler ve konferanslar düzenlenmesi ve bilgi birikimlerinin artırılması yerel yönetimlerin üzerinde durması gereken konular arasındadır.

4.3. Belediye Encümeni 

Belediye encümeninin, belediye yönetiminde ikinci derecede karar ve danışma organı olduğu söylenebilir. 3030 Sayılı Kanun döneminde tamamen belediye yöneticilerinden oluşan belediye encümeni, 5216 Sayılı Kanunla seçilmiş meclis üyelerinin de encümene katılımının sağlaması sonucu, encümen daha demokratik ve katılımcı bir görüntüye kavuşturulmuştur.Belediye encümeni, belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren, özel kanunlarla belediye meclisi tarafından kendisine verilen görevleri, tetkik eden ve karara bağlayan organdır. Büyükşehir belediyelerinde encümen, belediye başkanının başkanlığında, belediye meclisinin kendi üyeleri arasından bir yıl için gizli oyla seçeceği beş üye ile biri genel sekreter, biri malî hizmetler birim amiri olmak üzere belediye başkanının her yıl birim amirleri arasından seçeceği beş üyeden, toplamda 11 üyeden oluşmaktadır. 

Encümenin çalışma esasları incelendiğinde dirençli kentin oluşmasına engel olabilecek çok sayıda uygulama söz konusudur. Çünkü dirençli kentlerin oluşabilmesi için yönetişimin uygulanabilmesi ve uzmanlık bilgisinin gündemdeki konulara yön vermesi gerekmektedir. Oysa encümen de gündemin belediye başkanı tarafından hazırlanması, encümen üyelerinin ancak başkanının uygun görüşü ile gündem maddesi teklif edebilmesi ve belediye başkanı tarafından havale edilmeyen konuların encümende görüşülememesi, yerel demokrasi ve güçlü yönetim açısından önemli bir eksikliktir. Bu hali ile belediye encümeni başkanın iradesi dışına çıkamayan ölü bir organ gibidir. 

SONUÇ 

Bu araştırma deprem dirençli kentlerin oluşması için yerel siyasal aktörlerden olan belediye başkanı başta olmak üzere, belediye meclis üyeleri, belediye encümeni ve ihtisas komisyonlarının iş yapma yöntemleri, görev ve sorumluluk alanları üzerine odaklanmıştır. Bu tercihin nedeni ise yerel yönetim kurumu olan belediyelerin aldığı kararların bir kentin bugününü ve geleceğini etkilemesidir. 

Günümüz Türkiye’sinde belediyeler çoğunlukla sorunları çözen adres olmak bir yana sorun üreten kurumlara dönüşmüşlerdir. Mali, idari ve yasal düzenlemelere ve anayasada yer alan “il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir.” tanımına rağmen mahalli müşterek ihtiyaçlar göz ardı edilmekte veya ötelenmektedir. 

Oysa başarılı ve demokratik belediyecilik anlayışında katılımcılık önemsenir, çevre kaygısı önemsenir ve ortak kaygı olarak değerlendirilir, çarpık kentleşme önlenir ve toplu konut uygulamaları desteklenir, kent halkının sağlık sorunları önemsenir ve kent güvenliği birinci öncelik olarak benimsenir. Fakat Türkiye’de belediyelerin sorumluluk alanında yer alan bu ve buna benzer birçok konu kentte yaşayanların değil siyasal ve kapital gücü elinde bulunduranların istediği şekilde gerçekleşmektedir. Örneğin, küçük ya da büyük her bir yerleşim bölgesinin temel planlama ilkeleri gereğince belirlenmesi, barınma ya da başka bir amaç için kullanılan bir yapının bilimsel verilere sadık kalınarak üretilmesi depremleri engellemeyecek olsa da yaşam güvenliği sağlayacaktır. Fakat ne yazık ki Türkiye’nin kentlerinde geçmişten günümüze onlarca acı tecrübe yaşamış olsa da bunlar gerçekleşmemiştir. Oysa kentlerin deprem güvenli yapılar kent planlamasının ana hedeflerinden olmalıdır.

Bu nedenle, kentsel yerleşim alanlarının güvenilirliği üzerine araştırma yapmak ve doğal tehlikelere karşı kırılganlık seviyelerini tanımak önemlidir. Kent, ilçe, kasaba, köy gibi yaşam alanları kurulmadan önce afet riski ve tehlikesi taşıyan bölgelerin belirlenmesi ve riske uygun imar planlarının yapılması deprem güvenliği açısından temeldir. Deprem güvenliğikentlerin aynı zamanda deprem sonrası olası ihtiyaçları karşılayacak biçimde planlanmasını da gerektirmesine rağmen şu ana kadar gerçekleşememiştir. 

Bütün bunların hayata geçirilmesi insan unsuruna bağlıdır. Günümüz Türkiye’sinde yerel yöneticilerden vatandaşlara kadar gerekli zihniyet değişimlerini gerçekleştirmeden, kentleri olumlu yönde değiştirmek ve dirençli kılmak oldukça zor görünüyor. Dolayısıyla yerel yönetimlerde, özellikle de belediyelerde başta insan unsuru olmak üzere değişim ve dönüşüm artık kaçınılmaz bir hale gelmiştir. Kentliler, bir yandan insan unsurunu eğitim yoluyla daha bilinçli bir düzeye taşımanın, diğer yandan da yerel siyasetin kalitesini artırmanın arayışında olmalıdır. Bu da başta belediye başkanı olmak üzere belediyenin organlarında seçimle göreve getirilen kişilerin liyakatli ve vicdanlı kişilerden oluşmasıyla mümkündür.

Kaynakça

 

Ağırdır, Bekir (2022), Bize Yeni Bir Söz Lazım, Mundi Yayınları, İstanbul

Alkan, Haluk, Çiftçioğlu Hüseyin  (2007), “Yerel Siyasette Belediye Meclisleri ve Siyasi Parti Örgütleri Göksun Örneği”, Kocaeli Üniversitesi SBE Dergisi S.14(2), s.1-27.

Alkan Haluk, Dönmez demet, Özel Mehmet (2010), Yerel Siyaset bağlamında İl Genel Meclisleri: Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Hatay Örnekleri”, Hukuk ve İktisat Araştırmaları Dergisi S.2(1), s.1-19.

Alkan, Leyla (2015), “Türkiye’de Yıllar İçerisinde Değişen Konut Kavramı Ve Konut Sorunu”, Türkiye’de Konut Sorunu ve Konut Politikaları, Rapor, Kent Araştırmaları Enstitüsü, Ankara.

Aydınoğlu, M.N., (2007), “Deprem Katsayısından PerFormansa Göre Tasarıma: Bir Mühendisin Bakış Açısından Deprem Mühendisliğinin 40 Yılı”, Altıncı Ulusal Deprem Mühendisliği Konferansı, 16-20 Ekim 2007, s: 15-41, İstanbul 

Bulut, Yakup ve Tanıyıcı Şaban (2008), “Türkiye'de Belediye Meclis Üyelerinin Temsil Ediciliği: Erzincan Örneği”, Dumlupınar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi, S.21, s.171-194.

Can Aynur ve Doğan Mahmut (2015), Turgut Cansever’le Konuşmalar: Bir Şehir Kurmak, Klasik Yayınları, İstanbul.

Colucci, Angela (2014), Resillent CitiesApproaches and PracticesResillence Injections in UrbanAgendaResillience Lab

Çebi, Avni (2016), Merhametli Şehirler, Akıl Fikir Yayınları, İstanbul

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Çevresel Göstergeler, Ankara

Çitçi, Oya (1989), Yerel Yönetimlerde Temsil –Belediye Örneği-, TODAİE, Yayınları, Ankara.

Doğanay Hayati, Doğanay, Serkan (2011), “Türkiye’de Orman Yangınları ve Alınması Gereken Önlemler”, EasternGeographical Review, S.9(11), s.31-48. 

Duvarcı, Yavuz (2018), Rantın Elli Tonu, Gece Kitaplığı, Ankara.

Euronews,https://tr.euronews.com/2023/03/17/rapor-kahramanmaras-merkezli-depremlerin-ekonomiye-yükü-

Güner, Bülent (2020), “Türkiye’deki Deprem Hasarlarına Dönemsel Bir Yaklaşım; 3 Dönem 3 Deprem”, Doğu Coğrafya Dergisi, s.25(43), s.139-152.

Işık Şevket (2006), Türkiye’de Kentleşme Ve Kentleşme Modelleri, Ege Coğrafya Dergisi, S.14 s. 57-71.

  Kadıoğlu, Mikdat (2008), "Sel, Heyelan ve Çığ İçin Risk Yönetimi," Afetin Zararlarını Azaltmanın Temel İlkeleri, Ankara: JICA Türkiye Ofisi, s.251-276. 

Kadıoğlu, Mikdat (2019), Kent Selleri ve Yönetim Kontrol Rehberi, Marmara Belediyeler Birliği Kültür Yayınlar, (1.baskı), İstanbul.

Karakılçık, Yusuf (2021), Yerel Yönetimler, 5. Baskı, Seçkin yayıncılık, Ankara. 

Karasu, Arman Mithat (2018), Yerel Yönetimler, 2. Baskı (Ed. Kemal Görmez, Hasan Yaylı), Orion Yayınları, Ankara 

Karatepe, Şükrü (2005), Şehirler Sahibini Arıyor.  (Ed. Vecdi Akyüz), İslam Geleneğinden Günümüze Şehir Hayatı ve Yerel Yönetimler, İlke Yayıncılık, İstanbul

Keleş,, Ruşen (1982), “Yerel Yönetimlerin Özerkliği ve Bir Örnek Olay”, Seha L.Meray'a Armağan,C:II, AÜ SBF Yayınları

Keleş, Ruşen. (2004), Kentleşme Politikası, İmge Kitabevi, İstanbul

Memiş, Levent ve Düzgün Sönmez (2020), “İklim Değişikliği Ve Kentsel Alanda Seller: Beşikdüzü Seli (2016) Örneği”, Karadeniz Uluslararası Bilimsel Dergi, S.45,s. 252-279 

Mutman, Utkan vd. (2020), “Depremler, Kent Planlama Ve Geoteknik Zemin uygulamaları”, (Ed. Dr. Ayşe Bengü SÜNBÜL GÜNER), İKSAD Yayınevi, Ankara   

          Özcan, Ali (2014), Bir Van Gerçeği Deprem ve Faciaya Götüren Yapı Sorunları, Rapor, T.C. İstanbul Üniversitesi,Edebiyat FakültesiCoğrafya Bölümü.          

Özer, Yunus Emre (2018), Risk Azaltma Çerçevesinde Dirençli Kentler, Ekin Yayınları, Bursa

Öztürk, Kemal (2002), “ Heyelanlar ve Türkiye’ye Etkileri”, G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, S. (22) 2 s.35-50

Özüpekçe, Salman ve Gümüş Nevzat (2022), “Depremlerin Türkiye Kantlerine Etkileri ve Depremlere Hazırlıkta Kentler, Dert Yükü Mekenlar (Ed. Kaya Gazanfer ve Şeker Aziz), Nika Yayınları, Ankara  

Polat, Enes (2023), “Deprem Sonrası Barınma Sorununun Çözümü İçin Bir Öneri: Çok Amaçlı Mini Hobi Bahçeleri”, Ankara Sosyal Bilimler Vakfı.

Sencer, Yakut (1979), Türkiye’de Kentleşme, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara

Sezik, Murat (2020), Güncel Kentsel Sorunlar, Bilsam Yayınları, Malatya

Susan, Arzu Taylan (2022), “Konut Çevresindeki Dirençliliğin Kentlerdeki Mekânsal Örüntüsü: Türkiye Örneği”, Konut Afetler ve Kentleşme Üzerine Yazılar, (Ed. Burcu Özdemir Sarı ve Pelin Sarıoğlu Erdoğdu), İdeal Kitap, Ankara.

Tekeli, İhan (1977), “Belediyeler ve Kent Yönetimin Sınıfsal Yapısı”, Mimarlık, Yıl:15, Sayı, 150.

Tekeli, İlhan (2009), Cumhuriyetin Belediyecilik Öyküsü (1923-1990), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul.

Tekeli, İlhan (2009),  ModernizmModernite ve Türkiye’nin Kent Planlama Tarihi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul

Yılmaz, Ensar ve Çitçi Salih (2011), “Kentlerin Ortaya Çıkışı Ve Sosyo-Politik Açıdan Türkiye’de Kentleşme Dönemleri”, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, S.35, s.252-267.

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Hikmet Akademisi'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!