Kapitalizim, Büyük Günahtir?

-Insanlarin kendi isledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çikmistir...
Kapitalizim, Büyük Günahtir?
Hasan DÜNDAR
Hasan DÜNDAR
Eklenme Tarihi : 13.07.2022
Okunma Sayısı : 826

 - Insanlarin kendi isledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çikmistir. Dönmeleri için Allah, yaptiklarinin bazi (kötü) sonuçlarini (dünyada) onlara tattiracaktir...(1)

- Resül-i Ekrem Efendimiz söyle buyurmustur: "Mü'min ölünce, Allah'in rahmetine kavusarak dünyanin eziyet ve sikintilarindan kurtulur. Günahkar biri ölünce de insanlar, sehirler, agaçlar ve hayvanlar onun elinden kurtulup rahata erer."(2)           

Ben sahsen hiç kimsenin gögsünü gere gere “ben kapitalistim” dedigine sahit olmadim ve olacagimizida zannetmiyorum… Ama size arzettigim bu makale süresince göstermek istedigim gerçek su ki; sagcisi, solcusu, fasisti, dinlisi, dinsizi, ateisti,koministi, köken düsüncesi farketmeksizin çogu kisi kapitalist ve kapitalizmin felsefesini benimsemis durumda olup makro boyutta kapitalist yönetim anlayisindan yanadirlar… “Kökeni bin yedi yüzlere, dogusu Fransiz Ihtilali'ne, gücü ise Sanayi Devrimi'ne dayanan; yaklasik üç yüz yildir aramizda, tepemizde olan; yöneticilerin, arka plandaki kisilerin israrla uyguladigi, propagandasini yaptigi; neredeyse altmis yil ikiz kardesi Komünizm'le görünürde kapisan, perdelerin ardinda el sikisan; ayni havuzdan beslenip yalnizca kan kusturan halk nizamlarindan (zulüm) yalnizca biri olan Kapitalizm, halen daha aktif olarak tedavüldedir. Zamana göre zulüm yöntemini güncelleyen ama asla zulümden vazgeçmeyen; hayatta kalmak için düsmana ihtiyaç duyan; yalnizca menfaate, çikara, bir kesimin rahatina dayanan; bir zümrenin kazanip, bir kesimin ötekinin soytariligini yaptigi ve diger mazlum kesimin bu ikisinin zulmü altinda inim inim inledigi; Bati'dan dogan, sömürgelerinde zorla uygulatilan ve kör takipçileri tarafindan saksakçiligi yapilan Kapitalizm, halen daha ana sistem olarak kullanilmakta ve sözde çaga göre güncellenmektedir. (3)

"Kapitalizm" terimi, sonundaki "-izm" ekine ragmen, ne bir zeka ürünüdür ne de teorik bir sistemdir. XIX. yüzyil da Proudhon, Pierre Leroux ve Blanqui gibi Fransiz sosyalistlerinin uydurdugu, kendi dönemlerinin ekonomik ve toplumsal sistemini belirtmekte kullandiklari bir terimdir. Onlar bu sistemin yerine az çok uzun vadede "sosyalizm"in geçecegini ummuslardi. Bu arada, belirtmek gerekir ki, ne Marx ne Engels bu terimi özellikle kullanmistir. Onlar "kapitalist üretim tarzi"na ya da "burjuva ekonomisi"ne gönderme yapmislardi ki elbette bu da sonuçta ayni anlama geliyordu. Bu yeni uydurma sözcük, doktrincilerin katkilari sayesinde çok kisa sürede adaletsizlik ya da sömürü kavramlariyla bilikte anilarak, kötüleyici bir yananlam edindi. Bu nedenle, liberal yazarlar, bu terimin yerine, "serbest tesebbüs ekonomisi" ya da "pazar ekonomisi" gibi daha yansiz oldugunu düsündükleri deyimler koydular. (4)              

“Böylece, modern kapitalizm “büyük ölçekli deniz ve karayolu ticareti temelinde” eski manüfaktür merkezlerinden uzakta baslar. Örgütlü manüfaktürün kaynagi loncalarin kontrolündeki zanaat etkinlikleri degil, aksine Marx’in “kirsal yardimci isler” olarak adlandirdigi, iplik egirme ve dokumayla ilgili çok az teknik egitim gerektiren etkinliklerdir. Kirsal toplum kapitalizmin “en saf ve makul biçi miyle” gelistigi en son yer olmasina ragmen, ilk hareket buradan gelmistir.(5)  

Ilk olarak, kapitalizmi hiçbir etik kaygisi olmadan mal ve hizmetleri üretmeye kendini adamis bir makine durumuna indirgemek fazlasiyla haksizlik olur. Tersine, gördük ki, kapitalizmle özgürlük degerleri arasinda siki bir bag mevcuttur. Hem yalnizca kapitalizm demokratik bir sistem disinda düzgün isleyememekle kalmaz, dahasi, demokratik bir sistem de ekonomik özgürlüklerin uygulanisina, baska deyisle kapitalizme ister istemez baglidir. Bu arada, hukuk devletinin yurttaslarin yasalara saygisi olmadan gerçeklesemeyecegini de gördük. Bu saygi, yurttaslarin ötekinin malina ve kisiligine, verilen söze saygi ve ahlaki çürümeyi red gibi etik normlari zimnen ve çogunluk olarak kabul etmesi anlamina gelir. Burada basitçe hukuksal kurallar degil, ahlak kurallari söz konusudur. Eger insanlarin büyük çogunlugu buna katilmazlarsa, her bir yurttasin ardina bir polis ya da yargiç dikmek gerekir.(6)  Kominist idarecilerin ve yönetimlerin yillardir yapmaya çalistigi ama muvaffak olmayip “devlet kapitalizmi” olusturduklarinin bile farkina varmadan yahudi-siyonist sermeyaye hizmet ettikleri iste bu yanilsamadir…         

Çünkü sap ile samani karistirip, kapital, sermaye, mülkiyet, vb kavramlari yeterli bir açikliga karistirmazsaniz fasist idarelerinde, güya sözde islami idarelerinde gelip toslayacagi bu noktadir… Konudan ayrilmadan basta hedefimizi belirlemek için verdigimiz bir kuran ayeti ve bir hadis dogrultusunda Kuran’in su ayetlerinede sirasiyla baktigimizda ayni berrakliga sahit olacagiz insallah…            

- Rabbinin rahmetini onlar mi bölüstürüyorlar? Dünya hayatinda onlarin geçimliklerini aralarinda biz paylastirdik. Birbirlerine is gördürmeleri için, (çesitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kildik. Rabbinin rahmeti, onlarin biriktirdikleri (dünyalik) seylerden daha hayirlidir. Diyanet Meali :43-Zuhruf.32 

-…. O mallar, içinizden yalniz zenginler arasinda dolasan bir servet (ve güç) hâline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmistir). Peygamber size ne verdiyse onu alin, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karsi gelmekten sakinin. Süphesiz, Allah’in azabi çetindir."Diyanet Meali :59-Hasir.7            

- Allah, kullarina (tümüne birden) rizki bol bol verseydi, yeryüzünde mutlaka azginlik ederlerdi. Fakat O, rizki diledigi ölçüde indirir. Süphesiz O, kullarindan hakkiyla haberdardir ve onlari hakkiyla görendir. Sura 42/27). Diyanet Meali :            

- O, dereceleri hakkiyla yükseltendir, Ars’in sahibidir. Bulusma günü hakkinda (insanlari) uyarmak için, irâdesiyle ilgili vahyi kullarindan diledigine, kendi indirir. Diyanet Meali :40-Mu’min.15               

Kapital mefhumunun iyi tanimlanmadigini belirten ve kapital ile servet arasindaki farka deginen Mustafa Özel, kapital’i “muhtemel gelirin risk faktörü hesaba katilarak bugünden deger biçilmesi” olarak tarif ediyor... Peki, ya servet yani zenginlik? “Zenginligin kaynagi akistir.” diyen Özel, Defoe ve Goethe romanlarina atiflarla kapitalizm öncesi dönemin gelir kaynaklarinin üç yoldan saglandigini vurguladi: Savas, korsanlik ve ticaret. Cografi kesiflerden sonra Avrupa’ya altin ve gümüs akisi saglandi ve böylelikle para biriktirerek zengin olma olgusu sistematik bir durum kazandi. Bu akisin sonucunda enflasyon faktörü farkli bir servet/ zenginlik ölçütü getirdi. Zamanimizin göze çarpan zenginlik ölçütleri ise inovasyon ve rekabetçi üstünlük hususundaki yetkinlesmedir.(7 ) 1945'ten sonra Dogu'yla Bati'yi karsi karsiya getirmis olan soguk savas, 1991 yilinda SSCB'nin çökmesinin ardindan kapitalist sistemin kesin zaferiyle sonuçlandi. Inandirici bir alternatif sistemin yoklugunda kapitalizmin artik hiç rakiple karsilasmayacagi düsünülebilirdi. Ancak bundan daha yanlis bir sey olamaz: Lenin'in yazdigi gibi, olgular inatçiysa, ideolojilerin, önyargilarin ve düsünce sistemlerinin daha da inatçi oldugunu kabul etmek gerekir.(8 )                

Bilindigi üzere cahiliye kelimesi geleneksel dini kullanimda Islâm öncesi yani Arap yarimadasinda yasayan toplumlar arasinda Islâm’in yasakladigi alkol, kumar ve putperestlik gibi birçok davranisin yaygin oldugu dönemi ifade eder.  Fakat  Islam ve Kapitalizim Çatismasi kitabinin Yazari sehid S.Kutub’un terminolojisinde ise cahiliye,  bundan farkli olarak Islâm’i hayatin her alaninda rehber ilke olarak benimsemeyen bütün toplumlari ifade eden daha özel bir manaya kavusur. Böylece cahiliye, insanlarin yönetimine Allah’in yönetimi karsisinda öncelik tanindigi tarihin her döneminde ve her yerde ortaya çikabilecek bir toplumsal durumu ifade eder. Buradan hareketle Kutub Islâm’in, kapsayici ve bütünsel niteligiyle insan dogasina en uygun din oldugunu savunur.Ama Seyyid Kutub “Bugün ‘kurumlari millilestirme’ dedikleri sey Islamin temel prensiplerinden biridir der... Genel hizmetlere yarayan kurumlar ümmetin mali olmali ve gelirleri fertlerin degil devletin hazinesine akmali. Iste Islam budur.” derken, bir yandan günün sosyalistleriyle rekabet etmekte, öte yandan diger türlü Islamcilarla atismaktaydi. Ama seküler (laik) olmadigi kesindi. Ve ne yazik ki gelip dayandigi nokta da, devletçi (Keynesçi) bir kapitalizm modelinin savunusundan öteye gidemiyordu.O çag geçti, Keynes’in yerine Friedmanci kapitalizm yürürlüge girdi. “Eger devlet, diger ticarî ve sinâî islere el atarsa, kurup yürüttükten ve basari sagladiktan sonra bunlari ilk firsatta özellestirmelidir.” diyen Islam hukukçularimiz var artik. Bize Islam diye liberal kapitalizmi anlatir ve methederler.(9 )               

Fakat Seyyid Kutubun cahiliye tanimi iskalanmamalidir… Tekraren söylersek, yaygin kanaat, cahiliyenin Islâm’in gelisiyle aydinlandigi bir “bilgisizlik çagi” oldugudur. Ancak Izutsu, Goldziher’den sonra oryantalistlerin cehlin ilmin ziddi olmadigi görüsünde birlestiklerini ileri sürer ve ayetlerden, cahiliye siirlerinden örnekler vererek cehlin ziddinin hilm oldugunu ifade eder. Ona göre hilm; zayiflik degil ruhun aktif ve olumlu bir gücüdür ve insani saskina çevirecek olan ihtiras ve öfkesine yenik düsmemesi seklindeki üstün bir akil gücüne isaret eder (Izutsu, 192, 195). Cahiliye dönemi Araplari Allah’i hakiyla bilmedikleri, O’na süpheden uzak ve sirksiz iman etmedikleri, bireysel ve toplumsal hayat itibariyle bilgiden, nizamdan, sulh ve sükûndan uzak olduklari, güçlü ve asil sayilanlari daima hakli kabul ettikleri ve adaletten yoksun bir hayat yasadiklari için bu döneme cahiliye denilmistir (Fayda, VII: 17). Hz. Peygamber (s) döneminde Habesistan’a göç eden sahabilerin sözcüsü Ca’fer b. Ebû Tâlib’in Necasî’ye hitabi, o dönemde cahiliye kavraminin nasil anlasildiginin ipuçlarini vermektedir: “Ey hükümdar! Bizler cahiliye zihniyetine sahip bir kavim idik. Putlara tapar, ölü hayvan eti yer, fuhus yapardik. Akrabalik baglarina riayet etmez, komsularimiza kötülük ederdik, güçlü olanlarimiz zayiflari ezerdi” (Ibnu’l-Esîr, II: 81). (10 )

Çünkü bazilari tarih tekerrür ediyor desede, bizler hakikat arayisini birakip hak kavramini yanlis anlamaya baslarsak aslinda tarih tekamül ediyor… Gerard Menuhin, 20. Yüzyilin en önemli keman virtüözlerinden dünyaca ünlü sanatçi Yahudi Menuhin''in oglu. Geçtigimiz yillarda Israil karsiti söylemleri dolayisiyla babasi adina kurulan vakiftan uzaklastirilan ve bugün hala Almanya''da konusturulmayan ogul Menuhin,diyorki: “Köken olarak da Yahudi olmama ragmen, geleneksel Yahudiligin bugün gördügümüz militan, ulusalci Siyonizm ile bir ilgisi olmadigini düsünüyorum. Bu 19. yüzyilin geç döneminde ortaya çikmis ve maddi öncelikler üzerine kurgulanmis modern bir cemaattir. Daha çok bir fikir hastaligi. Bugün olan budur. Israil''i kuranlar da bu kapitalistlerdir. Inanç çok sahsi bir meseledir. Bir din adina savas yürütmek, ancak dinin siyasallastirilmasidir. Uzun dönemde Siyonistlerin plani Incil''e göre ''Eretz Israel'' (Büyük Israil)''e dâhil olan bütün ülkeleri isgal etmektir. Sonu gelmeyen bu sömürgelestirme yalnizca Filistin''de degil her yerdedir. Orta Dogu ülkelerinin hemen tamami bu sömürgelestirmeye ses çikarmiyorlar ancak sonraki basamak onlar olacak. Suçsuz, günahsiz kimselerin ölümüne herkes karsi çikmalidir.( 11 )              

60 yil önce su an mevcut yasanan ittifaklar sürecini bir mütefekkir ve arif sifatiyla gören Seyyid Kutub, asil mücadelenin maddi perspektife sahip Bati ile Islâm arasinda olacagini ifade eder: “Gelecekte gerçek mücadelenin komünizmle kapitalizm arasinda veya Dogu Bloku ile Bati Bloku arasinda olmayacagi açikça ortaya çikiyor. Fakat bu gerçek mücadele, yeryüzünün her tarafinda var olan maddecilik ile Islâm arasinda olacaktir. Veya daha dogru ve daha ince bir ifade ile: Yalnizca Allah’a kullugu kabul eden ve insanlari kullara kul olmaktan kurtarip yalnizca Allah’a ibadet etmeye ulastiran düzen ile, kullarin kullara kullugu temeli üzerine kurulu yeryüzü kaynakli diger beseri düzenler arasinda olacaktir” Ilk vahiy döneminden beri durum budur aslinda. Çünkü “Medine Pazari” Müslümanlarin Mekke’den Medine’ye göç etmesinden sonra Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Medine’de yaptigi uygulamalarin en önemlilerinden biridir. Müslümanlar Medine’ye geldikleri tarihte Medine yaklasik on bin nüfuslu bir sehirdi. Bu nüfusun dört bin kadari Yahudi, kalan alti bini ise Arap’ti. Ancak ticari hayat büyük ölçüde Yahudilerin kontrolündeydi. Üç büyük Yahudi sülalesi pazara hakimdi. Bunlardan birincisi Benu kaynuka sülalesi kuyumculukla ugrasirdi. Bugünkü lisanla para-kredi isleriyle ugrasir ve tefecilik yaparlardi. Ikinci Beni Nadir sülalesi ise tarimla ugrasirlar ve özellikle hurma üretimi yaparlardi. Üçüncüsü Beni Kureyza sülalesi ise debbag idiler. Basta çizme olmak üzere deri isleme ve deriden mamul esya üretirlerdi. Yahudiler ekonominin temelini olusturan bu sektörleri ellerinde tuttuklari için ticari hayata hakimdiler, pazarin kurallarini koyar ve fiyatlari belirlerdiler. Hz. Peygamber (s.a.v.)  “Medine Pazari” nin bu halini çok iyi gözlemledikten sonra alternatif bir pazar kurmanin geregini anladi. Kurdugu bu pazarda farkli ve önemli kurallar uyguladi. Örnegin pazarda sabit bir yer tutmayi yasaklayarak tekellesmeye son verdi. Böylece sabah kim erken gelirse en iyi yeri o tutar. Pazar vergisi (isgaliye )kaldirildi. Faiz yasaklandi. Stokçuluk kaldirildi haksiz rekabet kaldirilirken serbest rekabet tesvik edildi. Bir malin baska bir malla takas yasaklandi vb. Baslicalarinin bunlar oldugu kurallar koyarak ticareti bu kurallara göre yaparak iki sene gibi kisa bir sürede “Medine Pazari” nda dünyanin en cimri tüccarlari olan Yahudiler karsisinda üstünlügü ele geçirdiler… (12 )  Pazar kimin elindeyse iktidarada o yön veriyor demektir… Çünkü güç onun elinde ve yönetimindedir…           

Marx'in Gotha Programinin Elestirisi'ndeki (1875) deyisiyle, "herkesten yeteneklerine göre, herkese ihtiyaçlarina göre" Formülüne denk düsenin komünizm oldugu düsünülebilir. Komünizm kisa dönemde gerçeklesmeyecek gibi görünür; çünkü üretici güçlerin öyle gelismesi gerekmektedir ki, kitlik ortadan kaldirilmis ve insanlar ihtiyaç duyduklari seylere, paraya bile basvurmadan, dogrudan ve karsiliksiz erisebilir olmalidir. Ruslar, "savas komünizmi" (1918-1921) trajik deneyiminin ardindan gerçegi kabul etmek zorunda kalmislardi: Komünizm, acilen gerçeklestirilemeyecek bir idealdi.  Dolayisiyla, "herkesten yeteneklerine göre, herkese emegine göre" özdeyisi uyarinca uzun bir geçis  evresinden geçmek gerekecekti. "Sosyalizm", bu geçis  rejimine Ruslar'in verdikleri ad oldu.(13)               

Kapitalizmin mülk edinme ve zenginlesmeye yönelik yaklasiminin kontrolsüz  ve adaletsiz oldugunu iddia eden Seyyid Kutub, Islâm’in ferdi mülkiyet hakkini kapitalizm gibi, kayitsiz sartsiz ve sinirsiz olarak kabul etmedigini fakat bu hakka dair bazi esaslar ortaya koydugunu iddia eder. Islâm’in fert ve toplum maslahatini göz önünde bulundurdugunu ve asil olanin cemiyetin maslahati oldugunu düsünen Kutub, Islâm’in ekonomiye ahlaki ilkeler çerçevesinde baktigini söyler. Ona göre derdi mülkiyet hakki ile birlikte ferdin hakki olan Islâm’in belirledigi ilk esas: Insanin bu mal üzerinde toplumun bir vekili oldugudur. Insanin mali elinde bulundurmasi mülkten çok, bir vazifedir.(14 )               

Kapitalizme karsi gelistirdigi elestirileri komünizme de getiren Kutub’a göre burjuva-proleter ahlak ayrimi yoktur. Yalnizca Islâm ahlaki ve cahiliye ahlaki ayrimi vardir. Yani Islâmî degerler karsisinda onun düsmani olan cahili degerler vardir. Sehid Seyyid Kutub dine dayali politik ve ekonomik sistem konusunda sik sik Kuran ve Hadise basvurur ve söyle devam eder:  “Tek bir ulûhiyetin varligindan her canliyi kusatan ubudiyyet (kulluk) tasavvurundan, kaynaklanan degerlere karsilik, rububiyyetin çesitli görünümleriyle ortaya çikan pek çok rabbin varligini kabul etmekten kaynaklanan ve insan vicdanini ve insanlik hayatini çesitli rabler, arasinda parça parça bölen ahlak ve degerler vardir.” (15) ..Rablik iddiasindaki bu kapitalizim anlayisiyla KAPITALIZIM BÜYÜK GÜNAHTIR… HEMDE EN BÜYÜK GÜNAHTIR…Kapitalizme abdest aldirmak çözüm degildir

D I P N O T L A R :

1-Diyanet Meali :30 Rum.41

2--(Buhari, Rikak 42; Müslim, Cenaiz 61)

3-https://www.mardinlife.com/islam-kapitalizm-catismasi-seyyid-kutub-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi.html

4-Claude ]essua -KAPITALIZM-Dost Kitabevi Yay.Ankara 2. baski, Nisan 2015, sh-9

5-ANTHONY GIDDENS Kapitalizm ve Modem Sosyal Teori-iletisim yay.2.bsk.2010  Sh-72

NOT: Osman TEZGEL- https://dergipark.org.tr/tr/pub/cider/issue/29527/316957

“ÖzLatince “manu factum: el ile yapilmis” kelimelerinin birlesimi dogrultusunda el ile yapilan üretimi ifade eden manüfaktür, tek bir kapitalistin patronlugu altinda ayni is yerinde, bir ya da birden fazla isi gerçeklestiren el zanaatkârlarinin (handicraftsmen) türdes meta üretmek üzere bir arada çalismalardir. Kapitalist bir üretim tarzi olan manüfaktürün ortaya çikisi, Orta Çag zanaat üretiminin çesitli asamalardan geçmesi sonucunda olmustur. Manüfaktürde is birligi dogrultusunda is bölümünün isçiler arasinda yayginlasmasi, emegin üretkenliginde de gözle görülür bir artis ortaya çikarmistir. Manüfaktür,  makineli sanayi ile zanaat üretimi arasinda bir köprü görevi görerek, fabrika sistemine geçis için gerekli kosullari hazirlamistir.”

6-Claude ]essua -KAPITALIZM-Age-sh-109

7.Mustafa ÖZEL https://www.bisav.org.tr/Bulten/265/1589/kapitalist_cagda_iktisadi_adaletin_kuramsal_cercevesi

8-Claude ]essua -KAPITALIZM-Age-sh-97

9-Burhan Sönmez -https://www.birgun.net/haber/islam-kapitalizm-catismasi-5323

10-Murat KAYACAN-Seyyid Kutubun batiyi okuma biçimi-marife, yil. 6, sayi. 3, kis 2006, s. 217-246

NOT: Kutub’un cahiliye kavramina getirdigi yorumun kritigi için bkz. Abdülkadir Hamid, Kur’an ve Siyaset, Inkilâb Yayinlari, Istanbul, 2008.

11-https://www.yenisafak.com/yenisafakpazar/siyonistler-modern-kapitalist-bir-cemaattir-688488

12-Dr. Ögr. Üyesi Ihsan CORA- Medine pazari https: // dergipark. org. tr /tr / download / article-file/1137832

13-Claude ]essua -KAPITALIZM-Age-sh-10

14-Seyyid Kutub, Islâm-Kapitalizm Çatismasi, Beka Yayinlari, Istanbul, 2007.

15-Seyyid Kutub, Tevhidin Anlami, Sehadet Yayinlari, Istanbul, 2010.

Görsel: m.bianet.org

YORUMLAR
Selman Aydin
15.7.2022 08:53

Hocam yazinizi okudum gerçekten mükemmel anlatmissiniz emeginize saglik, Insallah bu yazilari okuyanlar az olsa ders çikarirlar

YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!