İSRAİL’İN ONBİR EYLÜLÜ !..

İsrail denilen Terör devleti kurulurken, 1940’larda Siyonist emellerini gerçekleştirmek için Haganah, Irgun gibi Yahudi gizli,silahlı örgütlerin yanında Palmach’ın en büyük operasyonları Filistin köylerine karşı yapılmış. Filistin’in her yerindeki köylere saldırılar düzenlenmiş ve topraklarını bırakıp kaçan köylülerin yerlerine de Yahudi göçmenler yerleştirilmiştir.
İSRAİL’İN ONBİR EYLÜLÜ !..
Hasan DÜNDAR
Hasan DÜNDAR
Eklenme Tarihi : 6.11.2023
Okunma Sayısı : 133

İSRAİL’İN ONBİR EYLÜLÜ !..

Kibbutz İsrail’de tarıma dayalı bir kollektif yaşam ünitesi. Bir çeşit bizdeki 1969’lar da ortaya atılıp 1973’lerde Sayın Ecevit’in  CHP Genel başkanı olduğu dönemde hayata geçirilmeye çalışılan projenin içeriği siyonizimin ve Yahudilik kuralları ile donatılmış daha felsefi ve örgütlü olanı.

 

İsrail denilen Terör devleti kurulurken, 1940’larda Siyonist emellerini gerçekleştirmek için Haganah, Irgun gibi Yahudi gizli,silahlı örgütlerin yanında Palmach’ın en büyük operasyonları Filistin köylerine karşı yapılmış. Filistin’in her yerindeki köylere saldırılar düzenlenmiş ve topraklarını bırakıp kaçan köylülerin yerlerine de Yahudi göçmenler yerleştirilmiştir. İsrail yerleşimcilerinin böylelikle oluşturduğu kibbutzlar çoğala çoğala İsrail devleti genişlemiş ve elli yılda son gördüğümüz haritalar ortaya çıkmış.  Aşşağılayıcı bir tavırla iddia edilen Filistinlilerin  pahalı toprak satmaları hikayesi tamamen bir kılıf uydurmadır.

 

İronik olarak yıllar sonra Filistinlilerle barış yaptığı için İsrailli bir radikal tarafından öldürülen İzak Rabin, Mossad’ın eski başkanlarından Moshe Dayan bu silahlı örgütlerin içinden geliyor. Bugün de yönetici elit kadronun babaları yada dedeleri bu tür ilk illegal silahlı yahudi terör örgütlerinden bulunumuşların nesilleri… Şimdide kalkmış kendi yaptıkları insanlık suçu faaliyetlerine karşı çıkan Filistin halkının haklı temsilcilerine terör örgütü diyorlar…

 

Peki, yaklaşık 50 yıldan beri İsrail siyonist teröristlerin yaptıkları gasp, ilhak, el koyma, kovma gibi insanlık dışı faaliyetleri sonucu köylerini bu terör eylemleri sonucu terk eden Filistinli köylüler nereye kaçmışlar? 1948’de İsrail devleti kurulunca İsrail devletinin kolunun uzanmadığı Negev çölünün ucunda denize ve Mısır’a en yakın topraklara.

 

Yani Gazze’ye.

 

Bu zorunlu göçlerle Gazze, 1947’de 17 bin nüfusluyken 1948’de 100 bin nüfusu aşmış. Ama çölün kenarında balıkçılık yapılan Gazze’de göçmenler için yerleşecek bir şehir de yokmuş. Perişan halde kaçan Filistinliler burada yıllarca çadırlardan kurulan kamplarda yaşamışlar.

 

Her saldırı sonrası kamp sayısı artmış. Yahudi örgütlerinden kaçan, köylerini boşaltılmış Filistinli köylüler aç perişan halde deniz kenarında tarıma da uygun olmayan Gazze’de yerleşmeye başlamış. Yani Gazze aslında toplu bir mülteci kampı. Mülteci kampından şehre dönüşmüş bir yer. Hala şehirde artık küçük şehirlere dönmüş büyük mülteci kamplarında yüzbinlerce insan yaşıyor.

 

Şati ya da Plaj Mülteci Kampı, Filistin’in şimdi hepsi İsrail şehirlerine dönüşen Lydd, Jaffa, Be’er Sheva köylerinden kaçan 25 bin kişi tarafından 1949’da kurulmuş. Hala yarım kilometre karede 90 bin insana ev sahipliği yapıyor. 1950’de kurulan Bureij Kampı’nda daha da küçük bir alanda 34,000, 1950’de kurulan Deir El-Balah’de 21 bin kişi, 1948’de 1,4 kilometrekarelik bir alanda kurulan Jabalia’de 110 bin kişi, 1948’de çadırlarla kurulan Refah’ta 100 bin, şimdi İsrail’in en büyük yedinci şehri olan Beerşeba’dan kaçan Filistinlilerin kurduğu Han Yunus’ta 72 bin Filistinli yaşıyor.

Gazze Şeridi, İsrail, Mısır ve Akdeniz arasında 41 kilometre uzunluğundaki topraklara verilen isim. Bölgede 2,3 milyon Filistinli yaşıyor. Bu bölge, dünyadaki en yüksek nüfus yoğunluğunun olduğu yerlerden biri. İsrail, Gazze hava sahasını ve kıyılarını kontrol ediyor; bölgeye malların girişini sınırlandırıyor. Öte yandan Gazze sınırından kimin geçip geçmeyeceğine ise Mısır karar veriyor. BM’ye göre Gazze nüfusunun yüzde 80’i uluslararası yardıma muhtaç. Her gün 1 milyon kadar insanın da gıda yardımına ihtiyacı var.

 

Hamas’ın operasyonu planlayan Kassam Tugayları komutanı Mahammed Dayf da 1965’te Gazze’deki Han Yunus mülteci kampında doğmuş, ikinci nesil bir mülteci. Doğduğunda Gazze Mısır’a bağlıyken, 1973’de İsrail’in eline geçmiş, 1993’de Oslo anlaşmalarıyla Filistin yönetimine verilmiş, en son 2005 seçimlerinde de Hamas seçimleri kazanınca da İsrail ablukası altında yaşamaya başlamış bir neslin mensubu. Birkaç nesilden 2 milyon insan 16 yıldır Beykoz büyüklüğünde 350 kilometrekarede yaşıyor. Hamas operasyonunda dumanı tüten külüstür bir dozerle yıkılan demir kafeslerle de etrafı çevrilmiş… 2 milyon Filistinliden beklenen de o kafesin içinde sessizce oturmalarıydı.(1)

 

Ama 2 milyon insanı sorun çıkarmasınlar diye 16 yıl bir kafese tıkarsan sonu başka nasıl bitebilirdi ki?.. Öyle de bitti. İyiniyetli olarak herkes “Şiddete başvurursanız İsrail’e de koz verirsiniz” diye akıl veriyor ama 75 yıllık bir tarih artık bu itidal çağrısını desteklemiyor. Çünkü sessizce oturduklarında da onlar için bir şey değişmedi. “Uslu” durduklarında da ödüllendirilmediler. İsrail devletini tanımak, barış anlaşmaları imzalamak kaderlerini değiştirmedi. İntifadanın piri Şeyh Ahmet Yasin’in deyimi ile : Dirensek de öldürüyorlar, direnmesek de öldürüyorlar. Biz de direnmeyi seçtik.

 

7 ekim 2023 cumartesi İsrail’lilerin cennete gitmek için çalışmaya ara verdikleri, elektronik alet kullanmadıkları Şabat gününün sabahında adeta cehenneme uyandılar. Aslında 50 yıl öncesine uyandılar desek daha anlaşılır olur. 
Zira 6 Ekim 1973'te Mısır'ın İsrail'e karşı başlattığı Yom Kippur (*)  Savaşı'nın 50. yıldönümünden saatler sonra Hamas topyekûn saldırıya geçti.
 Hamas'ın askeri kanadı Kassam Tugayları'nın "Aksa Tufanı" ismini verdiği saldırılar, İsrail tarafına 20 dakikada 5 bin roket fırlatılmasıyla başladı. İnternette İsrail şehirlerinde ve kırsalında kamyonetlerle dolaşan silahlı kişilerin asker, sivil bazı İsraillileri rehin aldıklarına dair görüntüler dolaşıyor. Hele Hamas mücahitlerinin paramotor ile İsrail’e girilen resimleri çok popüler oldu medyada…

 

Buna İsrail'in 11 Eylül'ü deniyor ve nedeni de açık şekilde ortada. Hamas'ın İsrail topraklarına yönelik emsalsiz istilası, Holokost'tan bu yana tek bir günde en fazla sayıda Yahudi'nin öldürülmesi, istihbarat servislerinin ve savunma gücünün halkı el yapımı silahlara sahip teröristlere karşı korumadaki başarısızlığı...(2)

 

Siyaset danışmanı Noal Pollak yazdığı gibi: “İsrail'e yönelik bu saldırı, 1973'teki Yom Kippur Savaşı sırasında Mısır ve Suriye'nin sürpriz saldırısından psikolojik olarak çok daha sarsıcıdır. Bugün İsrail'in 11 Eylül'ü! Terörist saldırıların ulusal yaşamın düzenli bir özelliği olduğu bir ülke hakkında bunu söylemek oldukça garip geliyor. Orta Doğu'daki olayları aşırı Amerikanlaştırma eğiliminin farkındayım ancak yaptığım gönderme bu gerçekten de çok doğru bir benzetme. 11 Eylül'de olduğu gibi bugün de dünya değişmiştir! Bu saldırının sebep olduğu sorular çok basittir: Bu nasıl olabilir İsrailli yetkililer nasıl bu kadar başarısız oldular?”(3)

 

Hamas saldırısından sonra İsrail’e gelen ABD başkanı; "Dünya, İsrail'in hiç olmadığı kadar güçlü olduğunu bilecek." diye konuşan Biden, 7 Ekim'deki saldırıları 11 Eylül'e benzeterek "İsrail ölçeğindeki bir ülke için bu 15 tane 11 Eylül'e bedeldir." dedi. (4) 

 

Bence herkesin şaşırdığı, Hamas’ın nasıl olup da bu kadar sofistike bir şey düzenleyebildiği ve İsrail istihbâratının bunu nasıl kaçırdığı. Bence asıl sürpriz olan oydu. Ama onun dışında, Batı tarafından, bölge ülkeleri tarafından, İsrail’in izlediği politikalar nedeniyle bu kadar rafa kaldırılmış bir Filistin meselesi var. Diğer tarafta, özellikle Gazze’de milyonlarca insan var; dünyanın en büyük açık hava hapishânesi Gazze. Birleşmiş Milletler standartlarına göre birkaç yıla kadar yaşanılabilir bir yer olmaktan çıkacak. Dolayısıyla bunun bir noktada patlaması beklenebilir bir şeydi. Fakat Hamas, nasıl oldu da en büyük sürpriz oldu? Nasıl oldu da bu denli sofistike ve askerî amacına ulaşan bir saldırı gerçekleştirebildi? 

 

İsrail’in çok övülen istihbarat sisteminin, Hamas'ın bu operasyon için görünüşe göre aylarca plan yapmasına ve silahlanmasına fırsat veren muazzam başarısızlığı hayret verici…. Şimdi ne olacak? İsrail hükümeti resmen savaşta olduğunu ilan etti. Netanyahu "muazzam şiddet" sözü verdi, Gazze'yi "enkaza" çevirmekle tehdit etti ve sakinlerine derhal burayı terk etmelerini söyledi ancak Gazzelilerin nereye gitmeleri gerek, orası belli değil.(5)  HAMAS’ın talimatlarına göre hiçkimse bir yere gitmeyecek… Bugün yaklaşık bir aydır başta ABD olmak üzere İngiltere ve tüm batılı devletlerin azami nakdi ve ayni yardımlarıyla İsrail Gazze’yi havadan, denizden bombardıman etmekte, karadan karaya attığı füze ve benzeri silahların eşliğinde Gazze topraklarına girmeye çalışmaktadır…

 

11 Eylül saldırısının ABD’yi cezalandırma değil, küresel düzeni değiştirme maksatlı olduğu sonradan ortaya çıkmıştır. Peki, Hamas’ın saldırısı bugün için de asıl hedef İsrail’in el koyamadığı ya da işgal edemediği Gazze ve Batı Şeria’yı da kendi toprakları içine katmanın bir öncü projesi olabilir mi? (6)

 

Bizim de bir parçası olduğumuz bu coğrafyada Lübnan’dan Suriye’ye, Irak’tan Kafkaslara birbiriyle iç içe geçmiş bir dizi dişli birlikte hareket ediyor. Bunların hemen hepsi ayrı bir kriz potansiyeli olarak önümüzde duruyor. 7 Ekim 2023’teki olaylardan sonra bu parçaların daha da fazla birbirini tetikleyeceği, risklerle dolu bir dünyaya adım atmış olabiliriz.(7)  Haktan hayırlısı…

 

D İ P N O T L A R:

1- Alıntı: https://www.karar.com/yazarlar/yildiray-ogur/kafeslerini-parcalayan-yari-hayvanlar-1597776

(*) - Yom Kippur, Yahudiliğin en mukaddes bayramıdır. Var olan şahsi günahlar için Yahudiler tarafından oruç tutularak tövbeler edilir. Yahudi Kutsal günleri arasında en kutsalı olmasından dolayı, birçok Yahudi tarafından takip edilir. Birçoğu için Yom Kipur, yıl içinde sinagoga uğradıkları tek gündür. Bu nedenle Yom Kipur günlerinde sinagoglar çok kalabalık olur.İbranice "Yom" gün demektir. "Kipur" ise günah ve saklamak gibi anlamlara sahiptir, böylece kefaret verme olarak anlaşılır. Bu nedenle, Yom Kipur, "Kefaret Günü" demektir.

2- Sean O'Grady-https://turkish.aawsat.com/dünya/4611076-eğer-bu-i̇srailin-11-eylülüyse-usame-bin-ladin-tuzağına-düşmemeliler

3- Noal Pollak-https://serbestiyet.com/featured/ceviri-bugun-israilin-11-eylulu-144813/

4- https://www.aa.com.tr/tr/dunya/biden-israil-olmasaydi-onu-icat-etmemiz-gerekirdi/3025099

5- Kim Sengupta -https://turkish.aawsat.com/arap-dünyasi/4598451-i̇srail-hamasa-savaş-ilan-etti-bundan-sonra-emin-olabileceğimiz-tek-şey-kan

6- https://www.yeniasya.com.tr/aytekin-coskun/israil-filistin-gazze-hamas-aksa-tufani-7-ekim-israil-in-11-eylul-u-mu-1_589022

HAMAS (Harake al-Mukaveme al-Islamiyye, İsami Direniş Hareketi)

YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!