YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA, İNFAK

“Size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten önce infak eden ve savaşanlar (başkasıyla) bir olmaz. İşte onlar, derece olarak sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Allah, her birine en güzel olanı vadetmiştir. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” Hadid 57/10
YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA, İNFAK
ALINTI HABER
ALINTI HABER
Eklenme Tarihi : 6.06.2024
Okunma Sayısı : 35

YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA, İNFAK 

Size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten önce infak eden ve savaşanlar (başkasıyla) bir olmaz. İşte onlar, derece olarak sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Allah, her birine en güzel olanı vadetmiştir. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Hadid 57/10

           Kur’an’da çokça zikredilen infak kelimesinin türevleri farklı anlamlarda  kullanılmaktadır. Bu kelime ve kavramların bazılarına değinmek istiyorum. İnfak,kelime olarak harcama yapmak, masraf etmek anlamındadır. Dinî-ahlâkî bir terim olarak genellikle “Allah'ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması” demektir. Bu bakımdan infak, farz olan zekâtı ve gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içermektedir. Harcama yapmak manasını şu ayetlerde görebiliriz: "Onun ürünleri (afetlerle) kuşatılıverdi. Artık o, uğrunda harcadıklarına (enfeka) karşı avuçlarını (esefle) ovuşturuyordu. O (bağın) çardakları yıkılmış durumdaydı, kendisi de şöyle diyordu: "Keşke Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım." Kehf 18/42

             Başka bir ayette infak kelimesiyle aynı kökten gelen nefekan kelimesiyse tünel anlamında kullanılmaktadır"Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, onlara bir ayet getirmek için yerde bir tünel (nefekan) açmaya veya göğe bir merdiven dayamaya gücün yetiyorsa (yap). Eğer Allah dileseydi, onların tümünü hidayet üzere toplardı. Öyleyse sakın cahillerden olma." En’am 6/35

           Tünel, bir yandan öbür yana geçebilmek için yer altında, genellikle dağların içinde açılan yol yada şose, demiryolu gibi ulaşım yollarına geçit sağlamak amacıyla, çok kez dağlık yörelerde yapılan yeraltı geçenekleri, (Tdk sözlük) anlamındadır. Demek ki tünel normal bir yolun yapılamadığı, yol açılamayan yerlere açılan geçittir, yoldur. O zaman nefekan (tünel) kelimesini infakla birlikte düşünürsek yol bulamayana, yolu kalmayana, yolu olmayana yol açmaktır şeklinde anlayabiliriz.

              İnfak, yolu olmayana yol açmaktır. İhtiyacı olan için yaptığın harcamalarla ihtiyaç sahibinin ihtiyacını gidermektir. Fakat bu ihtiyaç giderme bir defaya  mahsus değil, sürekli olmalıdır. Zira her toplumda ihtiyaç sahipleri mutlaka bulunacaktır. Tünel nasıl ki ulaşımı sürekli kıliyor ve rahatlatıyorsa yapacağımız infak da ihtiyaç sahibini sürekli rahatlatır olmalıdır. Taki bir yol bulana, yâda Allah bir yol açana kadar.

               İnfakın diğer kök ortaklarından bir dlğeri de Nafaka dır ….Eğer onlar hamile iseler, çocuklarını doğuruncaya kadar nafakalarını verin… Talak 65/6.  Türkçede de kullandığımız bu kelime dilimize arapçadan geçmiştir. “Geçinmek için gerekli olan şeylerin bütünü, geçimliktir. Hukuki manada ise; birinin geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselere, mahkeme kararıyla bağlanan aylık" (Tdk sözlük). Nafaka sürekli olur. İnfakla ihtiyaç sahibinin durumunu ya tamamen giderirsin yada düzenli olarak yapacağın katkıyla durumunu iyileştirene kadar destek olursun, rahatlatırsın yani yol açarsın. 

               Tüm bu anlatılanlara göre infakın anlamını şu şekilde yapabiliriz: İnfak, yolu olmayan çaresizlere yol olmak, muhtaçlara yardım etmek, kötü durumda olanların durumlarını duzeltinceye kadar Allah için yardımda bulunmaktır. Küçük, büyük infak ettikleri her nafaka ve aştıkları her vadi, mutlaka Allah'ın yaptıklarının daha güzeliyle onlara karşılığını vermesi için, (bunlar) onlar adına yazılmıştır.” Tevbe 9/121. İyilik yolunda atılan her adım yapılan her türlü iş ve eylemin mutlaka bir karşılığı vardır. Yapılan her türlü iyilik fazlasıyla karşılık bulacaktır. Zîra yapılan en küçük iyiliğin karşılığı on misli olacaktır. "Her kim bir iyilik ile gelirse kendisi için onun on misli vardır. Ve her kim bir kötülük ile gelirse o ancak onun misli ile cezalandırılır. Ve onlar zulme uğramazlar". En'am 6/160  Allah iyiliklere daha fazlasıyla da karşılık vereceğini belirtiyor. "Mallarını Allah yolunda harcayanların örneği, her başağında yüz tanenin bulunduğu yedi adet başak çıkaran bir tohum tanesi gibidir. Allah dilediğine katlayarak verir, Allah (zât ve sıfatlarında) sınırsızdır, her şeyi bilmektedir" Bakara 2/261

              Peygamber efendimiz s.a.v şöyle buyuruyor: "Başka bir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde Allah Teala, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır:

- Adil devlet başkanı,

- Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç,

- Kalbi mescitlere bağlı Müslüman,

- Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan,

- Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit,

-Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,

-Tenhada Allah'ı anıp göz yaşı döken kişi." (Buhari, Ezan 36, Zekat 16, Rikak 24, Hudüd 19; Müslim, Zekat 91. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53; Nesaî, Kudat 2)

                    Hiç bir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde Arşın gölgesinde gölgeleneceklerden biri de sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimsedir. İnsan yaptığı her şeyi başkasından gizleyeblilr ancak kendisinden gizleyemez. Burada anlatılan farklı bir şey olmalıdır. Kişi bir işi bir defa yaparsa onu kolay kolay unutmaz. Kime ne kadar iyilik yaptığını, nerede ve ne zaman yaptığını hatirlar ve bazıları bunu ulu orta konuşada bilir. Fakat sürekli yaparsa; nerede,  kime  ve ne zaman yaptığını hatirlayamaz. İşte sağ elinin verdiğini sol elinden gizlemek böyledir, yani sürekli infak etmektir, infak etmeyi alışkanlık haline getirmektir. İnfak ve sadakanın sürekli olması önemlidir. Bu hem toplumsal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlayacak hemde veren kişiyi cimrilikten, mala aşırı baglılıktan ve başa kakmaktan kurtaracaktır. Zira İslâm dünya ile kişinin arasına bir yabancılık koyar. Mala, mulke ve makama tamahkarligi dünyevileşme olarak görür ve bundan insanı sakındırır. Çünkü mal ve makam sevgisi insanın içine nüfuz ederse ondan kurtulmak, uzaklaşmak çok zordur. Bu nedenle bazı şeylerin başlamaması için önceden önlem almak daha doğru ve daha kolay olacaktır. Peygamberimiz mal biriktirmeyi tavsiye etmemiş, bilakis hemen dağıtılmasını önermiştir."Evimde üç gece kalacak altınım olsun istemem. Ancak, üzerimdeki bir borç sebebiyle tek dinarı koruyabilir, gerir kalanın da Allah'ın kullarına şöyle şöyle dağıtılmasını emrederdim." (Elleriyle önüne, sağına, soluna dağıtma işareti yaptı." (Buhârî, Zekât 4, İstikrâz 3, Bed'u'l-Halk 6,

İsti'zân 30, Rikak 13, 14; Müslim, Zekât 34, Hadis no: 992) Mal sevgisi insanı dünyaya baglar ve elde ettikçe daha fazlasını isteyecektir. Bu da insanı asıl hedefinden saptiracak ve dünyaya bağlanmayı sağlayacaktır. "Âdemoğlu için iki vâdi dolusu mal olsaydı, mutlaka bir üçüncüyü isterdi. Âdemoğlunun iç boşluğunu (karnını) ancak toprak doldurur (gözünü toprak doyurur). Allah tevbe edenleri affeder." (Buhârî, Rikak 10; Müslim, Rikak 116). İnsanı bu düşüşten kurtaracak olan sürekli infaktir. 

                  İslâm'da efdal, daha faziletli olan, tavsiye edilen infak ve yardımlaşma hem gizli olan hemde yardım ettikten sonra başa kakmamaktır. "Eğer sadakaları açıktan verirseniz bu da iyidir. Ama onları gizler ve fakirlere gizlice verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Bu sayede Allah sizin bir kısım günahlarınızı bağışlar. Zira Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır" Bakara 2/173. “Ey îman edenler! Allâh’a ve âhiret gününe inanmadığı hâlde, insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak sûretiyle boşa çıkarmayın! Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve mâruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler…” (Bakara, 2/264). “Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma! (Müddessir, 74/6

            İyilik yapmak, insanlara infak ve yardımda bulunmak İslâm'ın en önemli ilkelerinden biridir. Yardım Allah için ve karşılıksız yapılmalıdır. Karşılık bekleyerek yapılan iyilik gerçek anlamda iyilik değildir. Yaptığı her iyilik ve yardımı sürekli hatırlayan, bunun söylenmesini, gündem yapılmasını isteyen kişinin asıl niyetinin Allah rızâsı değil dünyevî menfaatler olduğunu söyleyebiliriz. Zîra Allah için yapılan bir işin başkaları tarafından mutlaka bilinmesi cok fazla istenmez. İnfak ve yardımlaşma da aslolan gizliliktir. İyiliği yaptıktan sonra başa kakmak, yardım ettiği kimseyi minnet altında bırakmak yapılan iyiliği yok eder ve anlamsız kılar. Ayrıca yapılan iyilik çok görülmemelidir. Zîra iyilik çok görüldüğü zaman kişiyi iyilik ve yardım etmekten uzaklaştırır. Hâlbuki iyilik ve yardımın sürekli olması esastır. Şunu asla unutma ki sen infakla ihtiyaç sahiplerine yol açarsan Allah'ta sana yol açar. Sen bu dünyada iyilik yaparsan bunun karşılığı kat kat fazla olacaktır ve nihayeti Allah'ın izniyle kurtuluş, cennet olacaktır. 

              İnfak, yardım açıktan da yapılabilir gizli de. Gizli olması daha hayırlıdır. Çünkü gizli yapılan infak ve yardımda riya,  gösteriş ve başa kakmak olmaz. Hâlbuki açıktan yapılan infakta riya ve gösteriş olabilir. Gösteriş, riya ve başa kakmaktan kurtulmak için infak, yardımın gizlice yapılması daha güzeldir. Ancak açıktan yapılması birtakım yararları saglayacaksa açık yapılmasında da bir sakınca yoktur. "Eğer sadakaları açıktan verirsenizbu da iyidir. Ama onları gizler ve fakirlere gizlice verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.Bu sayede Allah sizin bir kısım günahlarınızı bağışlar. Zira Allah, yaptığınız her şeydenhaberdardır" Bakara 2/173.

               Rabbim! Bizleri senin için yol açıp, kendi yollarını açanlardan eyle. Sözlerimizdeki kusurları bağışla. (Amin)

Hüseyin KUBAT 

Mayıs 2024 Burhaniye

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Hikmet Akademisi'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!