Kaliteli İnsan Unsuru Olmadan Parti İçi Demokrasi ve Liyakat Nasıl Gerçekleşir?

Demokrasi çoğu zaman sandığa indirgenir. Oysa sandık, demokratik hayatın yalnızca görünen yüzüdür. Asıl belirleyici olan, sandığın arkasında kalan zihniyet, kurumların iç işleyişi ve o kurumları ayakta tutan ’İnsan Unsurudur.’ İşte tam da bu noktada, siyasal partilerin en hayati meselesi ortaya çıkar: ‘İnsan malzemesi.’
Kaliteli İnsan Unsuru Olmadan Parti İçi Demokrasi ve Liyakat Nasıl Gerçekleşir?
Asım DEMİRKÖK
Asım DEMİRKÖK
Eklenme Tarihi : 2.01.2026
Okunma Sayısı : 130

Kaliteli İnsan Unsuru Olmadan

Parti İçi Demokrasi ve Liyakat Nasıl Gerçekleşir?

Demokrasi çoğu zaman sandığa indirgenir. Oysa sandık, demokratik hayatın yalnızca görünen yüzüdür. Asıl belirleyici olan, sandığın arkasında kalan zihniyet, kurumların iç işleyişi ve o kurumları ayakta tutan ’İnsan Unsurudur. İşte tam da bu noktada, siyasal partilerin en hayati meselesi ortaya çıkar: İnsan malzemesi.

Bugün sıkça parti içi demokrasi’ ve ‘liyakat’ kavramlarını konuşuyoruz. Programlarda, tüzüklerde, bildirgelerde bu kavramlar neredeyse ezberlenmiş cümleler halinde yer alıyor. Ancak sahaya indiğimizde karşımıza bambaşka bir tablo çıkıyor. Çünkü şu soru çoğu zaman cesaretle sorulamıyor:
Kaliteli insan unsurunu barındırmayan bir parti, parti içi demokrasiyi ve liyakati nasıl hayata geçirebilir?

Bir partinin tüzüğünde demokrasi yazması, onu demokrat yapmaz. Ayrıca Liyakatilkesi kağıt üzerinde tanımlanabilir; fakat onu uygulayacak olan yine ‘İnsandır. Eğer parti kadroları; bilgiyle değil sadakatle, emekle değil yakınlıkla, yetkinlikle değilitaatle şekilleniyorsa, orada ne liyakat yeşerir ne de demokrasi kök salabilir.

Parti içi demokrasi, öncelikle eleştiriye tahammül ister. Farklı düşüneni düşman değil, zenginlik olarak gören bir zihniyet ister. Oysa nitelikli insan kaynağından yoksunyapılarda eleştiri tehdit olarak algılanır. Çünkü bilgi ve donanımı sınırlı kadrolar, koltuklarını ancak sessizlikle koruyabileceklerini düşünürler. Böylece parti içi demokrasi, slogan olmaktan öteye gidemez.

Liyakat ise daha da kırılgan bir kavramdır. Liyakat, yalnızca bir göreve kimin atanacağı meselesi değildir; aynı zamanda nasıl bir siyaset anlayışının benimsendiğinin göstergesidir. Liyakati dışlayan partiler, kısa vadede disiplinli gibi görünseler de uzun vadede çürürler. Çünkü ehliyetsiz kadrolar, ne politika üretebilir ne de toplumsal sorunlara çözüm geliştirebilir.

Asıl trajedi şudur:
Liyakatsiz kadrolar, zamanla liyakatli insanları sistem dışına iter. Siyasetimizin içinde‘Yaşanan, Yaşadığımız’ sayısal örneklerle bun çoğaltılabiliriz. Ama kişilere indirgemenin yazımızın konusu olmadığını söyleyebilirimDüşünen, sorgulayan, üreten insanlar ya susar ya da uzaklaşır. Geriye ise yalnızca emir alanlar’ kalır. Böyle bir yapıdan demokratik işleyiş beklemek, kuru toprakta ağaç yeşertmeye benzer.

Oysa siyasal partiler, toplumun aynası olmak zorundadır. Toplumun en iyi birikimini, en temiz niyetini, en güçlü vicdanını bünyesinde toplamayan partiler, iktidara gelseler bile yönetemezler. Çünkü devlet aklı, sloganla değil; bilgiyle, deneyimle ve ahlakiduruşla inşa edilir.

Sonuç olarak şunu açıkça söylemek gerekir:
Kaliteli insan unsurunu barındırmayan partilerde parti içi demokrasi de liyakat de bir temenniden ibarettir. Gerçek demokrasi; nitelikli insanı merkeze alan, emeğiödüllendiren, düşünceyi cesaretlendiren yapılarda filizlenir.

Siyasetin en büyük açmazı, sistem değil; insandır. Ve insanı ihmal eden hiçbir siyasi yapı, ne kendini ne de ülkeyi ileriye taşıyabilir.

22 Aralık 2025 Pazartesi günü Sonmanşet gazetesinde yayınlanan köşe yazım.

 AsımDemirkök

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Hikmet Akademisi'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!