Secdede Düşen Bedenler, Ayağa Kalkamayan Zihinler
Yeni bir akım var. Adına trend diyorlar.
Bir grup genç namazda. Secdeye varılıyor. Derken içlerinden biri…
— Hop!
Kendini yere bırakıyor.
Diğerleri gülüyor.
Video bitiyor. Beğeni yağıyor. Algoritma memnun.
Soru şu: Peki akıl nerede?
Din psikolojisiyle uğraşan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bu videolar namazla değil, ergen zihinlerin aidiyet krizleriyle ilgilidir. Secdeye düşen kişi Allah’a değil, arkadaş grubunun onayına kapanmaktadır. Orada aranan şey huşû değil, kahkahadır. İbadet değil, reaksiyondur.
Ama gelin dürüst olalım:
Bu çocuklar sabah kalkıp “Bugün Allah’la dalga geçeyim” diye uyanmıyor.
Onlar daha çok şunu diyor:
“Beni fark edin. Güldürün. Paylaşın.”
İnançsızlık mı? Hayır. Kimliksizlik.
Psikolojide buna aidiyet üzerinden var olma denir.
Genç, bir yere ait olmak ister.
Eğer o aidiyet değer üreterek sağlanmamışsa, değerle alay ederek sağlanır.
Namaz burada bir hedef değil, araçtır.
Aslında namazla dalga geçilmiyor;
Ciddiyetle, derinlikle, anlamla dalga geçiliyor.
Ve bu noktada işin dinî boyutuna gelelim.
Peki bunun İslam’daki karşılığı nedir?
İslam’da ibadetle alay etmek, hafife almak ya da onu eğlence nesnesine dönüştürmek, “şaka” kapsamına girmez. Niyet “eğlenmek” olsa bile hüküm hafiflik üzerinden değil, tahkir üzerinden değerlendirilir ve kişi dinden çıkar.
Ama burada ince bir çizgi var.
Bu gençlerin çoğu küfrü seçmiş bilinçli isyankârlar değil.
Onlar daha çok, anlam eğitimi almamış, ritüeli tanımış ama niçinini hiç duymamış çocuklar.
Problem, namazın sadece hareket olarak öğretilmesi.
Biz yetişkinler masum muyuz?
Hiç sanmıyorum.
Namazı yıllarca “kılmak zorundasın” diye anlatıp,
onu ruhu olmayan bir görev listesine çevirirsek,
bir gün biri çıkıp o görevle dalga geçtiğinde
şaşırmamamız gerekir.
Çünkü genç şunu yapıyor:
“Siz bana bu ibadetin neden önemli olduğunu anlatmadınız, ben de onunla eğleniyorum.”
Bu bir meydan okuma değil.
Bu bir anlam boşluğunun kahkahasıdır.
Asıl trajedi nerede biliyor musunuz?
Secdede kendini yere atan genç değil asıl mesele.
Asıl mesele,
hayatın ağırlığı karşısında secdeye kapanamayan zihinler.
Çünkü namaz, insanı yere düşürmez.
İnsan, yere düşmüş hâlini namazda fark eder.
Ama bu farkındalık anlatılmadığında,
secde sadece bir “poz” olur.
Ve pozlar da sosyal medyada bozulur.
Bu videolar bizi güldürmemeli.
Öfkelendirmeden önce düşündürmeli.
Çünkü burada alay edilen şey Allah değil,
Allah’ı hayatına hiç dahil edememiş bir gençliğin boşluğudur.
Ve boşluk, gülerek dolmaz.
Ancak anlamla dolar.
İşte bizim asıl imtihanımız da burada başlıyor.
Dr. Ahmet Rifat Sağlam ile Din ve Psikoloji
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Hikmet Akademisi'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.