Miadını Doldurmuş Konularda, Misyonsuz Tartışmalar Yapmak

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettiği zamanlarda İstanbul içerisindeki Hristiyanların daha doğrusu din bilgini papazların “meleklerin cinsiyeti” konularını tartıştığını söylüyor tarihçiler...
Miadını Doldurmuş Konularda, Misyonsuz Tartışmalar Yapmak
Hasan DÜNDAR
Hasan DÜNDAR
Eklenme Tarihi : 10.02.2021
Okunma Sayısı : 782

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettiği zamanlarda İstanbul içerisindeki Hristiyanların daha doğrusu din bilgini papazların “meleklerin cinsiyeti” konularını tartıştığını söylüyor tarihçiler... Bir düşünce ve mücadele sahibi insanlar elbette bir davanın izinde  gidiyorlar.Genel itibari ile bu davalar, siyasi olarak sağcı, solcu, sosyalist faşist, milliyetçi, ırkçı, ulusalcı, dinci, cihatçı, islamcı vb. adlandırılmakla beraber, bu davaların içinde yada taraftarı olanların kendilerince kabul edip takındıkları yapı, grup, örgüt, STK, cemaat, parti, hizip isimlerinide düşünürsek epeyce bir yekün oluşturan bu insanlar, alt üst oluşlarında ve ilişkilerinde, çeşitli dillerde farklı olayları değişik şekillerde gündem yaparak düşünüyorlar, yazıyorlar, konuşup anlaşıyor yada tartışyorlar...                

Amaçlar, ülküler, gayeler, hedefler... Devlet kurmak isteyen devlet gibi yapılanmalı. İster sağcı, solcu,sosyalist, faşist, milliyetçi, ırkçı,ulusalcı, dinci,cihatçı,islamcı v.b olsun söylemler ne olursa olsun  “GİZLİ AJANDA” da olan tek gerçek DEVLET... Bu birilerinin kaleme alıp yazdığı bir kitab değil,basbayağı kurum ve kuruluşları ile koskocaman bir mekanizma.İster fikirleri din ve ideolojileri Devlet olmuş ama savunanlarınca kabul edilemeyen yapılar olsun; yada kendi coğrafyaları ve de ülkelerinin dışında kurulu devletlere sırılsıklam aşık olanlar olsun,yada Devlet aşamasında olup hala mücadelesini sürdürenler,Devleti ele geçirmiş olup iktidar olmak isteyenler,Devletin iktidarı ilken bu iktidarı sürdürmek için binbir türlü zahmete katlananlar...Kimse  İMKANSIZ BİR DEVLETİN peşinde koşmuyor tabi.Herkes kendi devletini kuracak Atatürk’ün kurduğu devletin yerine...              

Bir anlaşabilseler belki birşey olabilir.Anlaşma dediysem Özalvari öyle dört yerine kırkdört eğilimin bir araya gelip anlaşıp birleşmesinden bahsetmiyorum.Bir BEN vardı, birde ÖTEKİ vardı diye hikaye başlıyordu ya ! İşte BEN’in içindeki ÖTEKİ  hortlak gibi karşımızda duruyor.Hatta bu ÖTEKİ “bir ben vardır benden içeri” olanından olmayan ama aslında basbayağı BEN...Karşıdan bakıldığında hep beraber gibi gözüken,iri ve diri bir topluluk, gurup, yapı, cemaat, tarikat, örgüt, parti,cephe...Kafanızı şöyle bir uzatın bakalım,yada kulağınızı o tarafa doğru seyirtin isterseniz.Aman Allah’ım islamcıların 73 fırkası hak getire.Sağdan, soldan, aşağıdan, yukarıdan,ne isimler,ne bölünmeler,ne çekişmeler,ne tartışmalar, öteki, nefret, küfür, itham,vuruşma,kavga,ispiyon,ucuz satışlar,ama hepsi DAVA için,LİDER için... BEN’in  içindeki ÖTEKİ öyle iflah olmaz bir DÜŞMAN’ki başka ÖTEKİ aramaya gerek bile yok. İşte “meleklerin cinsiyetini tartışanlar” ,benin içindeki bu ötekiler...               

Buyurun soralım sol ve sosyalist çevrelere...Çevre dedim, çünkü herkes esas oğlan... Yani BEN,kendisinin dışındakilerde ÖTEKİLER... Neden bir türlü rahat olamıyorsunuz? Neden bir türlü amaçladığınız DEVRİM gerçekleşmiyor? Devrimi o kadar büyüttünüz ki bir türlü DEVRİM TEK YOLA SIĞMADI..Devrim yapmak için gençler Filistin’e gitti,kamp eğitimlerinde hiç askeri eğitim elbise giymeyip, burnu sivri yumurta topuk ayakkabıda ısrar eden, kominist önderler ; ülkeye döndüklerinde gerilla kamplarında giymedikleri askeri parka, askeri botlarını üniForma gibi sivil hayatta üstlerinden hiç çıkarmadılar.(1) Adına ordu dedikleri iki elin parmaklarını geçmeyen insanın oluşturduğu örgütleri (2) ile Amerikan emperyalizmine karşı mücadele ederlerken belki kardeşleri olan askerler tarafından öldürüldüler.(3).Sağ kalanlar ise hazır mahkemelerce idama gönderildiler.(4)  Şehir gerillasımı, kır gerillasımı olmalı tartışırken, Devrim hamalları doğuda Malatya (Akçadağ ) kırsalında gerçekten ser verip sır vermezken ,şimdinin bazı DANIŞMANLARI batıda Aydın(Söke)  ormanlarında AYDINLIK’TA  KIR GERİLLACILIĞI  yapıyorlardı.(5)  Devrim,enternasyonilist ,emperyalist derken birde sosyal faşistleriniz oldu.Rusya Çekovoslakya’da işgale başlamıştı bile.(6) Rusçuluk işinize gelmediğinden hemen MAO’ya sarılmadınız. Leninin gerçekleştirdiği bir EKİM DEVRİMİ olmadığınıda bilmiyordunuz.(7) Aslında Rus devrimin 1917 Nisan’da olduğu halde nasıl 1917 Ekim devrimi olduğunu bilseydiniz zoraki değilde belki gerçekten ATATÜRK’çü olurdunuz. KADRO’larınız bir türlü YÖN bulmadı azizim.Ne Ho amca nede Enver hocada adeta HALKIN SÜLALESİ olarak adlandırdığınız örgütleriniz önderliğinde ne CEPHE ne PARTİ nede DEVLET olmak için DEVRİM yapabildiler.Ben üç beş cümle ile özetledim belki ama senin için hala Kitaplar yazılıp dergiler çıkarılıyor,fakat bir türlü DEVRİM olmuyor...Yoksa sendemi “Meleklerin cinsiyetini”sol ve sosyalistçe  hala tartışıyorsun ?...              

Sol yanım ağrıyorken SAĞ yanım düğün yapmıyor herhalde. Sağ olarak değerlendirilenler Demokrat Partiden başla Adalet, Doğru Yol, Milliyetçi Cepheler ve ANAP. Ne denilirse denilsin sağın amiral gemisi Milliyetçi Hareket Partisi ve Kaptanı Deryası Rahmetli Alparslan TÜRKEŞ’tir. Solun Faşist olarak nitelediği ve isimlendirdiği bu SAĞ KESİM’in süreci soldan çok farklı değildir. Atsızlar, kafatasçılık, Arvasi hazretleri, tarikat ehli, ETKO, TİŞKO, Ağrı dağı kadar Türk, Hira dağı kadar müslüman. Ey Türk titre kendine dön. Kanımız aksada zafer islamın. Ama en acısı “fikri iktidar da iken ,kendisi hapiste.”(8) olmaktı. Bütün dünyada milliyetçilik yükselişte iken Türkiye’de düşüşte değildi elbette. Fakat yükselen milliyetçilik usta bir  İYİ’leştirme ile fiziken  İKTİDAR’dan uzaklaştırıldı. Muktedir olmakla beraber işte benim KIZILELMAM diyeceği olmayanlar, sizdemi acaba “meleklerin cinsiyetini” tartışıyorsunuz...           

İslamcıların meleklerin cinsiyetini tartışmadığını biliyorum, çünkü ben de aynı mahalleden birisiyim. Fakat her ne kadar basına düşen azgın örgüt isimlerimiz var ise de bizim fiiliyata bir numaramız yok. Biz İslamcılar Gandhi’yi çok  okumadık, zaten şiddete karşı olan Cevdet Said’in de Suriye’de olduğundan haberimiz yokturdu, şimdi İstanbul’da yaşadığından haberimizin olmadığı(!) gibi.              

Dışa dönük mücadelemiz hep kendi hemcinslerimiz ileydi.Yani bir sol,sağ,yada başka bir düşünce sahibinin fikirlerine karşı ne bir davetimiz nede bir tebliğimiz vardı. Çünkü iyi ve yeni bir yol yapımı için “yol yapılacak yerin molozlardan temizlenmesi gerekiyordu.” Hakkını yemeyelim milli görüş çizgisini takib edenler, Risale-i Nurcular, muhafazakarlar, tarikat ve tasavvuf ekipleri dışa dönük bir savunma ve cehd içerisindeler idi. Özellikle radikal çevreler ne kadar keskinleştilerse, biraz önce bahsini yaptığım gurup, camia ve cemaatlerde kemiyet olarak gelişiyorlardı. Şimdilerde o dönemlere Tevhidi gelişim süreci diye paye verilen radikal oluşum dönemlerinde temel kelime ve kavramlar olarak özellikle rahmetli Mevdudi’nin DÖRT TERİM’indeki DİN, İLAH, RAB ve İBADET üzerinde duruluyordu. Fakat okumalar ve söylemler öyle bir hal alıyorduki dinini garibanca yaşamak isteyen anneler , babalar, halalar, dayılar, akrabalar, komşular, arkadaşlar hep kötü rollerin sahibi olmaktan kurtulamıyordu. Kafir onlardı, müşrik onlardı. (9) Tabi bu arada tasavvuf,tarikat,güme giderken islamın İRFAN ve ZİKİR dünyasında eser kalmıyordu.Şeyh rabıta ilişkileri reddedilirken abilerimiz ve liderlerimizi okuduğumuz sahabelere hatta asrı saadetin dört Halife’sine benzettiğimiz ve öyle hürmet ettiğimizin farkında olmuyorduk.İşimiz gücümüz TEVHİD ve ŞİRK anlatmaktı.Metod tartışmaları gırla gidiyordu.PARTİLİ yada PARTİSİZ Rabbani metod tartışmalarının yanında Hz.Musa için söylenen “EVLER HAZIRLAYIN”(10 ) ayetleri ile İLLEGALİTE ve SIR vazgeçilmezimizdi.                

Kıymetli okuyucu bunlar hep olsun problem yok, bugünde konuşuruz bunları. Mahzuru yok tartışmaların ama bunları konuşurken aslında “meleklerin cinsiyetini tartışıyorduk” adeta.Çünkü bizim dışımızdaki herkes hep müşrik ,kafir,münafık,belam,tağuti güç,şeytanın askerleri oluyordu.Nurcuları hep kırmızı kitaplara kafalarını gömmüş diye nitelerken ve aslında onların Bediiüzzamanı anlayamadıklarını söylerken, bizde kafamızı siyah ciltli kitaplara gömmüştük;(11) Ama biz Seyyid Kutub‘u ne kadar anlayabilmiştik ve onun kemiklerini ne kadar sızlatmıştık, şimdi insaf sahibi çoğu kimse düşünmek bile istemez...             

Şimdi o dönemi canlı yaşıyan hiçbirimiz “meleklerin cinsiyetini tartıştığımızı “ kabul etmeyiz.Çünkü biz çok SAMİMİYDİK.Şimdilerde kim samimiyetsiz yada neden samimiyetsiz Onu’da bilen yok.Cihad ediyorduk,hareket başlatmıştık,Dünyanın çaresi müslümanlarda ve İslami çözümde idi,Dünya ülkemize (12) bakıyordu,ülkemizde de herkesin gözü ..........’da (13) idi.Türkiye islamcıları arasında,Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler...Fitne kalkıncaya kadar cihad...Darül Harp,Darul İslam tartışmaları öylesine bir boyut almışt ki ,Mehmet Alagaş’ın Darul Cahiliye açılımı bizi sendeletti isede CUMA NAMAZ’ını kılmamaya devam ettik. 1983 te kalıp hala cuma namazı kılmayan islamcı örgüt zihniyetli arkadaşlar bilmeliler ki; Bu ülkede cuma namazı kılınmaz fetvası veren çalıştığı kurumdan sakalını kesmemek için ayrılan, verdiği fetvaya rağmen CUMA NAMAZINI HİÇ TERKETMEYEN (14 ) o dönemin ünlü yazarı ağabeyimizin yanında, 12 Eylül sonrası MEMURLARIN YEMİNİ yada YEMİN METNİNİ imzalama fetvasını veren rabbimden rahmet ve mağfiretini dilediğimiz molla Hocaefendi’mizin; Bu yeminin yapılabileceğini yada metninin imzalanacağını ŞAFİİ MEZHEBİNE göre mümkün olduğunu söyleyecekti.Bizde kendi kendimize oluşturduğumuz  AKİDEVİ (15) meselelerde mezhep olduğunu böylelikle öğrenecektik.Memurluktan istifa edenler bir şekilde hayata tutunmaya çalışırken, en acıklı vaziyette ÖĞRETMEN arkadaşlarımızın durumu idi.Kafir rejimin kendilerine teslim ettikleri öğrencilerle okulda beraber olup Tağuti rejimden ücret bile alırken, sonraları o öğrencileri ile irtibat kurmak için, günlerce okul önlerinde dolaşıp durup çeşitli bahaneler üreterek iş- aş arası İslami harekete katkı verdiler.Lütfen bunları dalgaya alarak aşşağılama için yazdığımı kimse zannetmesin.Sadece “meleklerin cinsiyetini nasıl tartışdığımızı”ifade etmek istiyorum.Çünkü dışarıda adeta hürgeneral iken kılmadığımız cuma namazını bu sefer 28 şubatın zindanlarında kılmaya başladık.28 şubat şartlarında bu cezaevinde cuma namazı kılınmaz diye karşı çıktığımda da yine beyhude tartışmalara sebep olmuş ve koğuş değiştirmek mecburiyetinde kalmıştık.(16) Ne günlerdi be, bir koğuşta topu topu 30-40 kişiydik ama bunun yarısı kadar sayıda örgüt ismi geçiyordu iddianamelerimizde...               

12 Eylül sonrası okuma araştırma serüveni sonrası bunları konuşup tartıştık,bunların ise “meleklerin cinsiyeti ile “ hiçmi hiç alakası yoktu.28 şubat sonrası güya çökertilen islamcı örgütlerin yerine yepyeni dernek, STK, PlatForm, dergi vb. gibi LEGAL organizasyonlar başladı.İrşad ya Resulullah deyimi gibi, İnşaat ya Resulullah mucibince kocaman kocaman süslü bina ve mekanlarımız oldu. Türedi yazarlarımız.panelistlerimiz, konferansçılarımız,TV oturumcuları,ortalığı doldurdu. Özelde NAMAZ PLATFORMU çalışmalarını ayrı tutuyorum. Binbir türlü okuma,  anlama, yorumlama ve fikirler gırla gidiyordu.Beterin beteri var derler ya, işte öyle bir şey.Eskiden birileri sus otur dediğinde karşılığı olabilirken, yeni dönemde sanki boyunduruğundan boşalmış esir insanların hürriyete koşuşmasını andırırcasına “yaydan çıkan oklar gibiydik.”Bu sefer hiçmi hiç “meleklerin cinsiyetini”  konuşmadık...                 

Adına mealci denilen kuran talebesi diyebileceğimiz insanları fersah fersah geride bırakan öyle kuraniyuncular(17)  türediki milletin feleği şaştı.Tarihselcilik diye bir türkü tutturup işlerine gelmeyen hüküm ve ahkam ayetlerini yok sayma yada çerçeveletip duvara asıp müzelik Forma sokma girişimleri hala hız kesmeden devam ediyor.Kimse mezhep imamlarına hakaret etmedi belki ama mezhep işinde de “eskilerin masalı”  dercesine bir tavra gidildi.Kuran bize yeter,Kuran islamı,gibi kulağa hoş gelen söylemlerin altında “postacı peygamber” anlayışı türedi.Kuran’ın tek şahidi peygamberimiz iken,peygamberlik te  ikiye bölündü. Resul ve Nebi. Resule itaat edilir ama Nebi’ye itaat edilmez konusunda isminin önünde epeyce ünvan kalabalığı olan beyzadeler cilt cilt kitaplar yazdılar ve hala yazıyorlar...Konuşmalarınızda yahut yazılarınızda “Allah ve resulü” diyecek oluyorsunuz hemen birileri itiraz ediyor. “Sizde mi limited şirketçi oldunuz?” ...Hayırdır ne demek dediğinizde.Siz Resulü Allah’a ortak mı koşuyorsunuz ki “Allah ve Resulü” diyorsunuz diyorlar...Wallahi abartmıyorum...Kitab ve sünnete göre diyorsunuz.Lütfen dikkat ediniz “sünneti kurana şirk koşuyorsunuz diyorlar...Bu İslami entel dantel arkadaşlarımıza göre “Ehli sünnet” dediğinizde hemen “ortodoks müslüman” oluyorsunuz.Bu hengamede NAMAZ zaten çoktan DUA oldu.İkamesi tertibi,düzeni bir yana çoğu islamcının NAMAZ kılmadığı bir dünyada biz asla “meleklerin cinsiyetini hiç tartışmıyoruz”.Çünkü o kadar konu varki; hala kaç Adem olduğunda anlaşamadık,Evrim teorisinde Darwinin elinden alacağız evelallah.Freudun cinsi sapıklıklarınıda ayetlerle süsleyip ortaya fikir diye süreceğiz.                 

Biz meleklerin cinsiyetini hiçmi hiç tartışmıyoruz fakat “Miadını doldurmuş konularda,misyonsuz tartışmalar yapıyoruz.” Ben’in içindeki ben, yani benim ötekimle,başka bir ötekiye hiç ihtiyaç bırakmadan öyle bir mücadele içindeyiz ki sorma gitsin...Ben ve Öteki sorunun başlangıcı insanın öncelikle “kendisiyle barışık olmasıdır”.Benim içimde binlerce öteki var iken,gerçek öteki kim olabilir.Bu tesbit anında, benin içindeki öteki her türlü nefret söylemi ile ötekileştirmeye yar olacak.İftira, karalama,sövme,kavga,darp etme,örgüt içi infazlar düşün düşünebildiği kadar...Bukalemunu bilirsiniz,herbirimiz bukalemun olmadan,biz maskeleri terkettiğimiz zaman,sağcısı,solcusu,islamcısı,liberali,ateisti,deisti,Kürdü Türkü,Alevi’si,Sünnisi,kadını,erkeği,genci yaşlısı beldemin, şehrimin, ülkemin, dünyamın güzel insanları, önce hemcinslerimiz ile yani içimizdeki ötekiler ile barışacağız. Benim içimdeki ben ile barışmadan, içimizdeki ötekiler ile barışmadan, Ötekiler ile barışamayız. Bu yüzleşme olmaksızın aynalar bize hep yanlış şeyler gösterecek.Yani belki “meleklerin cinsiyetini tartışmayacağız” sözüm ona; ama”Miadını doldurmuş meselelerde misyonsuz tartışmalar yaparak” gücümüzü yanlış yerlede harcamış olacağız.Ama doğru zamanlarda, doğru zeminlerde,doğru şeyler konuşabilirsek güzel günler hepimizi bekliyor olacak.       

D İ P N O T L A R :     

1-Oktay Duman “Devrimcilerin Filistin günlüğü” ayrıntı yay. 2015/ sh.254,255,257
2-THKO(Deniz Gezmiş),THKP-C(Mahir Çayan),TİKKO(İbrahim Kaypakkaya)
3-30 mart 1972 Kızıldere olayı.
4-12 Eylül !980 darbesi sonrası bir sağdan bir soldan örgüt elemanı atfedilen insanların idam edilmesi.
5-Oya Baydar-Melek Ulagay/Bir dönem iki kadın-Can Yay.2011-(shf -176/İbrahim Kaypakkaya (Malatya-kürecik) -shf-191-229 Doğu Perinçek (Aydın-Söke)
6-20 Ağustos 1968'te yaklaşık saat 23.00'da dört Varşova Paktı ülkesinden – Sovyetler Birliği, Bulgaristan, Polonya ve Macaristan'dan – oluşan Doğu Bloku orduları Çekoslovakya'yı işgal etti.
7-Gün Zileli-Rusya Devriminden Tek Parti Diktatörlüğüne-Bilim sanat yay.2019 -F.Başkayanın Önsözü./ayrıca sh-120-121
8-12 Eylül darbesi sonrası A.Türkeş’e atfedilen söz
9-Bu roller için Bkz.Ali Yalçın-Fetret (Bir dönemin hikayeleri) çıra yay.2018
10-Yunus suresi 87-DİB﴿ Mûsâ’ya ve kardeşine şöyle vahyettik: "Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın, evlerinizi ibadet mahalli yapın ve namazı kılın. (Ey Mûsâ!) İnananları müjdele."
11-Seyyid Kutub- Fizilal-il Kuran-16 cilt Hikmet yayınları
12-Herkes kendi ülkesini yazabilir...
13-Herkes kendi yaşadığı şehri yazabilir...
14-Yusuf Kerimoğlu (Hüsnü AKTAŞ)-Birebir görüşme şahadetiyle
15-Yeni islamcıların akidevi konuları
16-Malatya E tipi cezaevi-şubat 2000
17-Arap aleminde mealcilik akımına verilen isim.

 

YORUMLAR
Hikmet bir
11.2.2021 01:54

Belki genellemeye uygun olsun diye Fatih'in İstanbul'u almasina "Fetih" ifadesini kullaniyorsunuz, belki de bilerek "Fetih" diyorsunuz. Niyetinizi bilemem. Gerek sol için gerek sağ (islamcilar dahil) için yaptiğiniz değerlendirmelerde eleştirilecek hususlar olsa da "Fetih" ifadesinin sol için tam olmasa da islamcilar için çok iyi bir motivasyon kaynağidir. "Fetih" kavramini biraz zorlarsak her iki kesim için de bir ortak payda olabilir. (Afganistan örneği). Sol için içerde/dişarda ortaklaşilarak guc birliği ile halklarin kardeşliğni saglamak, islamcilar için de son halife toprağini milli misak (!) sinirlarinda bakiye kalan insanlarin önderliğinde olmak şartyla içeri halledilince dişarisini islamilştirmek gibi pazarlansa da esas olarak geçim kaynaği olarak "Fetih" iyi ambalaj görevi sağladiği tarihsel bir gerçeklikdir. Bu "Fetih"e ilave olarak "Kıliç" hakki da olunca ki bu ifadeyi sn.Ali Bulaç'in belirttiğine gore 1000'li yillarda literature girmiş. Evet "Fetih ve Kiliç" hakki ayri ayri yada yan yana durdukça Her zaman Meleklerin cinsiyeti veya başka absurd bir konuyu tartişacak insanlar olacaktir. Sizlerin özellikle geçmişe ait yaptiğiniz değerlendimelerin sonunda gelinen noktada bakinca, insanlarin bir din olarak islama yöneleşin kişisel bir din ihtiyacina dayanmakla beraber bir İslamizasyon, bir yeşil kuşak veya bir ulul"emr arayişiyle oyalanilmiş gibi gorunuyor, değil mi? peki, oluşan bu kitle için bir adim sonraki plan ne? Son zamanlrda içerde temel kaynak olarak "Medine Vesikasi" çervesinde islamcilarin "Mutabakat" metinleriyle, sizlerin de ifade ettiği gibi "Ben"in içindeki "Öteki"yi ötekileştirmeden "Ben" olarak kabul etmekle barişin olabileceğini belirtiyorsunuz. Ancak, yanı başimizda HTŞ liderinin takim elbiseli yeni bir vizyonla Amerikali bir gazeciyle üç gunluk mülakati yan yana gelince (Herkesin iyi niyetli olduğunu varsayarak, en azinda kişisel olarak ben söylenenlerin bir adim daha ilerisinde kendimi konumlandirirken) islamizasyonun bir adim otesine yonelik yeni bir plan mi var? Bir kez kullanimlik bir şeye bu kadar yatirim yapmak, yatirimci açisindan ekonomik olarak fizibil olmayacağini duşunuyorum. Ne....?

Hikmet bir
11.2.2021 01:44

Merhaba

Eyüp Polat
10.2.2021 15:01
Selam ve dua ile İlkbasta bu çalışmayı bir öz eleştiri olarak kabul edip ona göre tavır belirlemek düşünen ve akleden bireyler için önemli bir çalışma olmus. Bu sürece nasıl gelindi,bu sürecin sponsorları kimlerdi ve ne adına niçin ve neden bir ülkenin hatta bir coğrafyanın insanlarını ( ki bana göre tamamen enerjilerini ve güçlerini boş ve bir o kadar da gereksiz bir şekilde meşgul etmek olan)enerjilerini bu yönde kullanmak sureti ile asıl gündemimiz olması gereken İslam toplumunun ozgurlestirilmesi ve koleliklerinin sonlandırılması noktasında harcanmadi da nice beyinler kavram kargasasi içerisinde boğulup gittiler. En nihayetinde 20 yüzyıla şöyle bir göz attığımızda özellikle İslam dünyasında vukuu bulan fikri hadiselerin ana teması bu meyan da cereyan etmiş hep kavramsal bir atmosferin dışına cikamamislar dir. Küresel aktörlerin temel felsefesi de zaten bu minvalde yığınların kavram çekişmesi ve birbirlerini bu atmosferde acımasızca eleştirmenlerini hatta dahada ileri giderek toplumsal kargaşanın çıkmasını zaten istiyor ve bunları da el altından destekliyorlar di. Dünya çapında ki küresel imparatorluğun devamı noktasında en başta gelen argüman kendi saltanatlarinin hedef tahtasına konulması kadar korkunç bir durum yoktu,özellikle İslam dünyasında ki bireysel çıkışları da uşak yönetimler sayesinde bertaraf etmişler,toplumsal bir güce dönüşmesini de engellemisler takı bazı bölgelerde ileri karakol görevi üstlenen kukla sistemleri gidene kadar,önemli olan ise bundan sonraki süreci sağlıklı bir zihin yapısı ile okuyabilmek ve bir duruş sergileyebilmek tır. Saygilarimla

M. Kamuran TÜRKER
10.2.2021 12:49
"Fakat okumalar ve söylemler öyle bir hal alıyorduki dinini garibanca yaşamak isteyen anneler , babalar, halalar, dayılar, akrabalar, komşular, arkadaşlar hep kötü rollerin sahibi olmaktan kurtulamıyordu. Kafir onlardı, müşrik onlardı." Doğrusu bu tesbit, bu rolleri kesenlere şahid olan biri olarak, çok hoşuma gitti.

YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
 Abdülaziz KIRANŞAL

Abdülaziz KIRANŞAL

Dinden Soğutan Dindarlık

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

İnsanı Kendi Olmaktan Çıkartan Bir Çağın İçindeyiz

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!