Allah’ın Boyası Ne Renk ???

Yemyeşil şeriat, kara kara çarşaflar, siyah bayraklar, üç hilalli kırmızı sancaklar, sarımtırak vaftiz suyu, mor cepkenli papaz cüppeleri...
Allah’ın Boyası Ne Renk ???
Hasan DÜNDAR
Hasan DÜNDAR
Eklenme Tarihi : 14.06.2021
Okunma Sayısı : 255

Yemyeşil şeriat, kara kara çarşaflar, siyah bayraklar, üç hilalli kırmızı sancaklar, sarımtırak vaftiz suyu, mor cepkenli papaz cüppeleri, yeşil takkeler üstüne beyaz sarıklar, Allah’ın boyası olarak gökkuşağı gibi bir renk cümbüşünden bahsetmiyorum tabiki; SIBGATULLAH deniliyor kitabı kadimde Allah’ın boyasına...İstiva, yed, yemin, Samed, İstihza, Nur, Nefs, Rüyetullah, Rahmet, Rahim,Gazab, Qurb, Vech, Hicab gibi kelime , deyim ve sıfatlarla kitabı kadimde  bahsedilen Allah; insanın düşüncesinde nasıl tasavvur edilirse (1), insanın hayatında  da Allah öyle bulunur...(2)  Yoksa "Her çocuk tabii fıtrat üzere doğar"(3) hadisi nötr bir durumdan bahseder(4), ergen yani akıl baliğ olup, vahye muhatap olacak zamana erişince (aklı erip, akletmeye başlayınca ) kişinin öncelikle anne- babası,yakınları, akraba,arkadaş ve yakın çevresinden başlayarak içerisinde yaşadığı toplum, camia, cemiyet yani alem onu ister istemez etkiler.İşte o zaman adeta fıtrat dualizmi başlar. Yani kişilik kimlik kazanmaya başlar. Kimliklerine göre insanlar tanınırlar ve adlandırılıp çağrılırlar.Yoksa başkasının hayatını yaşayarak vücut bulanlar, sahte kimlikle dolaşanlardır...Çünkü ırsi suç, ırsi iyilik yoktur.(5 ) Adem babanın çocukları olarak suçlu olmadığımız gibi,vahiyden önce (6) ”emin” sıfatı kazanan bir peygamberin ümmeti olmak iddiası bizim kişiliğimize ( Çamur - Ruh ) kimlik kazandırmaz. Çünkü her iddia isbat gerektirir.

Allah’ı insan gibi zannetme yada insan olarak kabul edip emir erine dönüştürmek sadece modern zamanlardaki insanın davranış türü değildir.Fiili duamızı etmeden,kavli duanın gereklerini yerine getirmeden merhum şair Mehmet Akif’in dizeleriyle “.Demek Ki : Her Şeyin Allah… Yanaşman, Irgadın O:

Çoluk Çocuk Ona Ait: Lalan, Bacın, Dadın O; Vekil-İ Harcın O;  Kahyan, Müdür-İ Veznen O; Alış Seninse De, Mesul Olan Verişten O;     (7)” herşeyi Allah’a yada tanrıya havale etmek bütün çağlarda olan bir anlayıştır. Onun için bütün tek tanrılı çok tanrılı farketmeden bu anlayış hep kendini Allah’ın adamı(tanrısının adamı) ötekinide şeytanın adamı kabul edegelmiştir. Herzaman kendisinin içinde olduğu gurub, camia, tarikat, mezhep fırkay-ı naciye, Allah taraftarı ve ötekiler ise müşrik, kafir, mürted, apostasia, düşkün ve  hizbuşşeytandır... Yaratan Allah yerine, yaratılan ilah anlayışı... Yada ilah ve ilahelerin cirit attığı bir din (hayat felsefesi) veyahut tanrısız bir dünya anlayışı yanında Allah’ın var olduğunu kabul etmekle birlikte etkisiz elemancısına bir anlayışla (Deist)  dünyayı kurgulamak...Ey iman edenler iman ediniz (Nisa-136) işareti mucibinde Allah’a Allah’ın istediği gibi bir iman ve hayatı bu imana göre kurgulamak...

İşte fıtratın karar anı:Yani fıtrat yarmak,ikiye ayırmak,icat etmek, anlamındaki FaTR kökünün isim halidir. Adeta bomboş bir kab. İnsanoğlunun kadimde ,elest  bezminde yaptığı misaka’a bağlı kalarak yada yapacağı yeni sözleşmeleriyle adeta doldurulup şekillenecek bu kab...Fıtratın “ hakikate yatkınlık ve hak olanı benimseme eğilimi olarak yorumlanması ve buna göre fıtratın,  iman-küfür,  kabul-ret, hidayet- delalet gibi insanın geleceğini belirleyici anlamlarını içermez...( 8) İmam-ı Azam Ebu- Hanife de fıtratı, Kur’an’da anahtar terimlerden biri durumundaki misak ile birlikte ele  almaktadır...(9) Yani insan fıtrat üzerede doğsa,sonradan anne-babası yada başka birileride  etkilese yolunu kendisi belirliyor,kararı kendisi veriyor,çünkü sonuçta faturasınıda kendisi ödeyecek...

İnsanoğlu baskısız,  yönlendirmesiz, etkilenmeksizin cibilliyetinden (doğuşundan kendisine işlenen karekter kodları ) var olan cevher ile bir olanı birleşecek yetiye güç yetirebilir...Fıtrat kelimesinin Kuran’dan önce geçmişi yoktur. İlk kez Kuran bu kelimeyi insan için kullanmıştır.(10) Müfredat yazarı”fıtratı insana Allah’ın yerleştirdiği bilme yeteneği olarak tanımlar,  bu yeteneğin en birincil niteliğinin de Allah’ı bilmek olduğunu söyler. Bunu desteklemek için Zuhruf suresinin 87. ayetini delil olarak kullanır.  “Müşriklere, kendilerini kimin yarattığını sorsan; Allah diyeceklerdir”  buna göre kendilerine bir şey öğretilmeden önce insanlarda Allah’ın varlığını bilme yetisi geliştirilmiştir(11) Peki öyle ise bugün bir yada birkaç tanrıya inanan insanların sayısı neden hiçbirşeye inanmayanlardan azdır? Hatta Allah’a inanan insanların sayısı neden herkesten daha azdır. İşte burada fark kimliği, kimlikte farkı gerekli kılıyorsa... Benim kimliğim, sectiğim, istediğim ya da rıza gösterdiğim şeylerden çok, ne olduğum ve nasıl tanındığımdır. Seçme, isteme ve rıza gösterme yoğun benlikten duvarlar bu yoğunluk olmadan bu edimler olmaz,  bu edimlerin benim olduğu ancak bu yoğunluk sayesinde anlaşılır. Aynı şekilde bizim kimliğimizde  de olduğumuz şey ve yola çıktığımız temeldir.(12)

Yani “Ben dediğimizde aklımıza 100 trilyon hücreden oluşan maddi bedenimiz herhalde gelmemekte, yani nefsimizde bütünleşmiş ruhumuzu kast etmekteyiz. Çünkü bedenimiz ben’imizi oluştursaydı her sene tekrar eden %98 değişmeyle ben de değişecekti.Oysa böyle bir değişiklik hiçbir insanda olmamaktadır. Yunus Emre bu gerçeği çok güzel ifade etmektedir. “Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm.” hepimizin olduğu gibi Yunus’tan da gerçek “ben”i ruhudur. Burada söylediği gibi dünyaya gelince bir beden içine yerleşmiş öyle görünür olmuştur. Onun ayrıca “Bir ben vardır bende, benden içeru”  deyişinde de ruh kastedilmektedir. Yani herkeste olduğu gibi görünen  “Ben”in ardında saklı bir “gerçek ben” yani ruh vardır.(13)

Bunun için “Fıtrat terimi insanın hem içten ayartılmalarına (şeytan/vesvese) hem de dıştan yönlendirmelere karşı direnç noktasıdır. Yaşam ayarlarının bozulup bozulmadığını, kendisine göre denetleyeceği temel varlık kodlarıdır. Bütün insanlarda bunların varlığını kabul etmek fiziği metafizikle irtibatlandırma ya da içine kapalı bir evren tasarlamayla ilgili olduğu için salt insan idesini tartışmanın ötesinde bir anlama sahiptir (14) Kurani kerim de din teriminin ismi ve vasıfları zikr edilirken muhtelif yerlerde üç değişik kelime kullanmıştır. Fıtrat, sıbğat ve hanif ... Yani din hakkında hem fıtratullah, hem sıbğatullah ve hem de hanif denilmiştir. Konumuz olan ve Bakara-138 ayette geçen sıbğatullah kelimesi sıbğat, sebğ ve sebbağ  gibi kelimelerin kökündendir. Sebğ boyamak, sebbağ boyacı, sıbğet  ise özel bir boyama anlamına gelir. Sıbğatullah Allah’ın bu ayet metninde verdiği bir çeşit boya,  yani ilahi renktir .(15) .İlaveten Rum 30 ayettede bu ilahi rengin Haniflik olduğu ifade edilmekte ve yüzün ikamesinin (Kimliğin oluşumu) bu  yönde olması istenmektedir.Hanif kelimesinin yorumunda farklı görüşler ortaya konulmuştur. “Hanifın müslüman veya hacı anlamına geldiği belirtilmiş, ayrıca şöyle denilmiştir: Kendisinden sonra müslim  kelimesinin zikredildiği her hanif kelimesi hacı, zikredilmediği yerlerde ise müslüman (müslim) demektir. Bir de şu yorum yapılmıştır: Hanif hakka ve İslam'a meyledip onları tercih eden kimsedir.” (16)

Kimliğin oluşumu değerler ile olur.Kimlik kişiliğin bir fotoğrafı değildir. Kimliğe kişinin fotoğrafı iliştirilir...Kimlik değerdir...İnsanın değeri... “Değer olup biteni yargılamada doğru ya da yanlışı görebilme de kullandığımız temel ölçüttür. Bir değerin doğruluğunu ve geçerliliğini sağlayan şey ise bilgi/delil zeminde inşa edilmesi, iş tutarlığa/mantığa sahip olması, ıslahı hedeflemesi ve faydalı bir eyleme kaynaklık etmesidir. Bu geniş zemin dolayısıyla değerler evrensellik niteliği kazanırlar. Bu güçlü temel değerleri askıda kalan bilgi nesneleri olmaktan çıkarmakta ve hayat ırmağına renk veren bir Erdem’e dönüştürmektedir. Değerlerin temel niteliği kalıcılık ve evrenselliktir. Bu evrensellik ve kalıcılık değerlerin ilahi olanla irtibatından kaynaklanmaktadır. buna işaret etmek üzere değerler Kuran’da Allah’a izafe edilerek yüceltilmektedir.(17) Yani beden bir boyaya bandırılacak yani boyanacak yani renklenecek. Hangi renk ? Sıbğatullah ! Allah’ın boyası... Peki , Allah’ın boyası hangi renk ?   Kimliklerimiz hangi rengi taşıyor?

Ayetleri sloganlaştırmadan, soğukkanlıkla bir kimlik tesbitine gitsek; kimlik iddiamıza rağmen acaba neciyiz,nereliyiz, kimiz, hangi etiketi  taşıyoruz, aidiyatımız ne? Bizi nasıl görüyorlar, kaba softa, ham yobaz, mistik, uyuşuk, işe yaramaz, silik yada bavul gibi içi boşaltılmış bir boş kimlik sahibimiyiz? Yeryüzü firavunlarını rahatsız eden bir kimlikmi yoksa egemenlere akredite olmuş bir kimlikmi? Allah’a kulluk ile “hükümlü” bir kimlik mi yoksa beyaz adamın ideolojisine uygun hale getirilmiş “hükümsüz” bir kimlik mi taşıyoruz?               Farklılıklarımız elbet olacak,farklılıklarımızla birlikte var olacağız ve beraber yaşayacağız.”Çünkü biz bir gülün yüz yaprağı olsakta kokumuz birdir.” (18)  Fakat beni bize tercih etmeden, kendi dünyasını cennete çevirmek adına, başkalarının hayatlarını cehenneme çevirmeyen. Adalet deyip zulmedenlerle ortak olmayı reddeden.Konjonktür ne olursa olsun tercihini Hak'tan ve adaletten yana kullanan. Zulmedenlere karşıyım deyip bir kısım zalimlere karşı gelmemeyi zulüm olarak bilen ve inanan. Mazlumun dini sorulmaz deyip mazlumun inanç ve ırkını sorma hastalığına yakalanmayan.Haklarımı koruyayım derken, başkasının hak ve hukukunu çiğnemek bir kenara aksine koruyan ve gözeten. Zulmün tüm renklerini eleştiren.  Zulme uğramışların rengini sorgulamayan.Sadece dünün değil günün zalimlerine de boyun eğmeyi reddedebilen. Her türlü fanatizmden kurtulmanın gerekliliğini idrak eden. Bir kimlik, hepimizin ortak kimlik rengidir.

En güzel boyaya bulanmıştır insanoğlu; var oluşun en parlak en canlı renklerini üzerinde taşır. Her tondan mevcuttur üzerinde, ama uyumsuzluk yoktur renkler arasında. Ömür denen sayfamız, doğum ve ölüm arasında geçen süredir; doğarken beyaz ölürken siyaha boyanır. Aslına bakılırsa renklerin özü de bu iki renktir. Siyah ve beyaz… Bu iki rengin ışıkla buluşması gözümüze hitap eden pek çok tonun kaynağıdır. Renksizlikten rengârenk hâle gelir hayat…Doğum yeni bir hayata başlangıçtır kısa süreli de olsa, bu yüzden kendini beyaza boyamıştır yani nötrdür, renksizdir. Işığı algılamasıyla boyar kâinatı ve pigment adı verilen moleküllerin ışık, göz ve beyin arasındaki muazzam derece karmaşık ilişkisidir renk cümbüşünü ömür sermayemize katan. Siyah ise ölümün rengine boyanmıştır. Sanılır ki mâtem rengidir siyah…Oysa ki o da renksizdir, ama diğer renklerin vazgeçilmezi ve inşâcısıdır. Siyah vuslatın rengidir, kavuşmanın ilk anını temsil eder ve orada yaşanan ruh haline göre binler renk tezahür eder. Siyah ve beyaz, aynı zamanda aslı korumaya da işarettir. Beyaz doğar insan, yani tertemiz, söz verdiği üzere, istikameti kucaklamış vaziyette. Sonra rengârenk boyalara bulandırır kendini her biri Rahman’dan hediye sunulmuş. Ve sonunda her rengi yutan siyaha döner yüzünü. Hani diyorlardı ya: Sürekli aydınlık için bir dakika aydınlık...Çünkü dönüş sadece O’nadır. Kula düşen ömür sermayesini Allah’ın boyasıyla boyamaktır. Meşakkatli olmasının yanında kader resmimizi de anlamlandırandır boyalar… Bedenlerimiz bile türlü renklerle boyanmışken ruhlarımız nasıl aynı kalır?

Fakat işte bu ruh boyalarının test aracı tornisol kağıdı ise rengini ; Vicdan namına eser kalmadığı, doğru olanı yazmanın/konuşmanın cezalandırıldığı, Hakkı söylemenin yasaklandığı, talimatlarla konuşulduğu, emirlerle yazılıp çizildiği, soytarılığın prim yaptığı, İnananların deistleştiği, mağdur ve mazlumların kurban edildiği, ülkelerin  felakete sürüklendiği, herkes ve herşeyin bir kişiye yada bir zümreye  feda edildiği, yanlışların doğru diye empoze edildiği, aykırı düşüncelerin imha edildiği...İnsani ve evrensel değerlerin ayaklar altına alındığı, "zulüm bizdense ben susmalıyım" inancının hakim kılınmaya çalışıldığı, "bizden olsun çamurdan olsun" mantığının hafızalara kazındığı, kırmızı çizgilerin unutturulmaya çalışıldığı, itaatten başka bir yolun olmadığı algısının pompalandığı, herkesin itaate veya susturulmaya çalışıldığı  karanlık dönemlerde... belli olur...

Renklere de hangi taraftan baktığımız bu açıdan önemlidir. Kırmızı kan rengidir kimine göre kötülüğü temsil eder, kimine göre gücü ifade eder.  Mavi kimine göre sessizliğin ve hüznün rengi görülürken kimine göre özgürlüğün rengi olmuştur. Sarı kimine göre ayrılığın ve bitişlerin rengi iken, kimine göre yeni başlangıçların ve neşenin timsalidir. Aslı itibariyle bakılırsa Allah’ın boyasıyla boyananlardan daha güzel bir varlık bu sahada var olmamıştır.

Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi? (18). Bu sebeple her renk güzeldir lâkin “kulluğun rengi” en güzelidir. İster onu sarıya, ister kırmızıya, ister maviye, ister yeşile boya…Gözyaşının da rengi yok zannedilir...Fakat acı feryat ile dökülen gözyaşı ile sevinç gözyaşları aynı renkte olsalar bile  nasıl bir olabilirler? Timsah gözyaşları nasıldır?  Bileniniz varmı?  Bilmiyorum ama, zannedersem Allah’ın boyasının ne renk olduğunu biliyorsunuzdur...!

D İ P N O T L A R

1-M.Mutahhari-İnsan Düşüncesiinde Allah-Önsöz Yay.İst.1.bsk.2016
2-M.Mutahhari-İnsan Hayatında Allah-Önsöz Yay.İst.1.bsk.2016
3- Fıtrat hadisi için bk. Buhari, "Cenaiz", 8, 93; Müslim, "Kader 22-25.
4-Krş.biz.Şaban Ali Düzgün-Kimliksiz Hakikatler-sh.13-Otto yay.ist.2.bsk.2017
5-Max Scheler-Hınç-sh-170 / Alfa yay.ist.1.baskı.2015
6- Şuara-52-“...sen kitab nedir,iman nedir bilmezdin...”
7-Mehmet Akif Ersoy-Safahat – 4. Kitap (Fatih Kürsüsünde) – S.267-8
8-İmam-ı Kurtubi El-Camul Ahkam’l Kuran 13.cilt-sh-473 Buruc Yay.2002
9-Ebu Hanife-İmam-ı Azam’ın beş eseri/4.bsk.sh.72.MÜİFV yay 2008
10-M.Mutahhari-Fıtrat-sh.13-Önsüz yay.ist.1.bsk.2014
11-Müfredat Kur'an Kavramları Sözlüğü-Rağıb el-isfahani-FTR sh.800 3.Bsk:İst.2012 Çıra yay.
12- William E.Connolly-Kimlik ve Farklılık-sh-92-Ayrıntı yay.ist.1.bsk.1995
13-Dr.Kemal Tekden-İnsanın Sırrı- sh-61- Hayat yay.ist.2013
14-Şaban Ali Düzgün-Kimliksiz Hakikatler-sh.33-Otto yay.ist.2.bsk.2017
15- M.Mutahhari-Fıtrat-sh.23-Önsüz yay.ist.1.bsk.2014
16-Matüridi Te'vilatü'l-Kur'i.n Tercümesi -C-1 sh-280 -İst: Ensar Neşriyat 2015
17-Şaban Ali Düzgün-Kimliksiz Hakikatler-sh.35-Otto yay.ist.2.bsk.2017
18-Muhamed İkbal-İslami benliğin içyüzü-sh-35-Hece yay.Ank.2.baskı.2012
19-Mülk suresi -67/22.ayet

 

YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!