Kurban İbadetini (Kurban Etmeden!) Doğru anlamak -2-

Geçen hafta “hayvanlar ihtiyaç üzerine kesilir; geleneğe kurban edilemez” şeklinde bir başlık atarak, “gelenek adına hayvanların kesilmemesi...
Kurban İbadetini (Kurban Etmeden!) Doğru anlamak -2-
Beşir İSLAMOĞLU
Beşir İSLAMOĞLU
Eklenme Tarihi : 8.08.2021
Okunma Sayısı : 82

Geçen hafta “hayvanlar ihtiyaç üzerine kesilir; geleneğe kurban edilemez” şeklinde bir başlık atarak, “gelenek adına hayvanların kesilmemesi, ihtiyaç üzerine kesilmesi gerektiğini, aksi takdirde israf olacağını yazmıştım. Bu yazıyı okuyan arkadaşlarımın bir kısmı, geleneğin ağır baskısı ile olacak ki bir türlü anlamak istemediler.

Başta şunu belirtelim ki insanların bütün konularda ittifak etmesi mümkün değildir. Elbette farklılıklarımız olacaktır; hatta bu farklılıklar zenginlik olarak kabul edilmelidir; ancak geleneğin ağır baskısı altında olup, “at gözlüğü” ile konulara bakanlar, konuları anlamakta güçlük çekerler ve hakikati göremezler.

Esasen “kurban” mevzusunu –müminler daha salim bir akılla düşünsünler diye- bilerek bayramdan sonra yazdım ve “ne olması” gerektiğini kısaca açıkladım; ancak yapılan kimi yorumlardan anladım ki mevzuyu istenen şekilde açıklayamamışız. Dolayısıyla daha detaylı yazma gereği duydum.

Öncelikle belirtelim ki insanların hukuka (her türlü haklara) sahip çıkması bir insanlık görevidir ve zorunludur. İnsanların iletişimini sağlayan dil, kelime, sözcük, deyim ve kavramları yerli yerinde kullanmak da hukukun gereğidir; zira yerinde kullanılmayıp anlamı dışında kullanılan veya saptırılan sözcükler büyük haksızlıklara ve tahribatlara yol açar. Onun içindir ki Allah, kelimeleri yerinde kullanmayanları ve tahrif edenleri kınayarak uyarmaktadır. (Maide 13, 41)

İslam literatüründe yanlış kullanılan kavramlardan biri de “kurban” kavramıdır. Kurban Arapça “karabe” fiilinden gelen bir isim olup, “yaklaşmak, yakın olmak” anlamlarına gelmektedir. (“Akraba” kelimesi de bu fiilden gelmektedir) Dini terim olarak kurban, Allah’a yaklaştıran tüm infak ve iyiliklerin adıdır.

“Kurban” terimi Kur’an’da üç ayette geçmektedir. Birincisi, Hz. Adem’in iki oğlu için kullanılmaktadır: “Onlara Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti.” (Maide suresi, 27).

Bu ayette kurban olarak takdim edilen şeyin ne olduğu hakkında bir açıklama yoktur. Allah’a yaklaşmak için o günkü kıymetli bir varlığı (muhtemelen hayvan veya ziraat olabilir) adayarak sunmuşlardı (ihtiyaç sahiplerine vermişlerdi).

İkinci ayet ise, Hud kavmi ile ilgilidir. Ayet şöyle buyurmaktadır: “Peki, madem öyle, Allah’ı bırakarak tanrı diye yaklaştıkları o varlıklar, kendilerine yardım etselerdi ya! Hayır, tersine onları yüz üstü bıraktılar...” (Ahkaf suresi, 28).

Bu ayette de kurban terimi, putlar hakkında kullanılmıştır. “Kurbanen aliheh” (yaklaştıkları ilahlar) ifadesi kullanılmaktadır ki burada da her hangi bir hayvan kesiminden söz edilmemektedir.

Üçüncüsü ise Yahudilerle alakalıdır. Ayet şöyle geçmektedir: “Yakılarak sunulan bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamızı bize Allah emretmiştir” iddiasında bulunanlara gelince...” (Ali İmran suresi,183)

Bu ayette de Yahudilerin Resulullah’ı kabule yanaşmadıkları ve bunun için bir mucize istedikleri anlaşılmaktadır. Ayrıca bunun, Allah’ın bir emri olduğunu iddia ederek Allah’a iftira ettikleri görülmektedir.

Görüldüğü gibi kurban terimi bizzat Allah tarafından “yakınlık” anlamında kullanılmaktadır. Sunduğunuz varlık (nimet) sizi kime yakınlaştırıyorsa, kurbanınız onadır. Sunduğunuz nimet Allah için ve sizi Allah’a yaklaştırıyorsa, Kurbanınız Allah’adır. Tabi Allah’ın rızasına uygun olabilmesi için, O’nun ilkelerine göre ve beklediği ihtiyaç sahiplerine içtenlikle verilmesi gerekir. Sözde “Allah rızası” için, özde ve pratikte başkaları için olan bir sunum, kurban kapsamında olamaz. Yani, sadece “Allah rızası” demekle Allah rızası olmaz; zira Allah rızasının ilkeleri vardır; o ilkelere uygun olması lazım.

Tabi insanı Allah’a yaklaştıran eylemler saymakla bitmez. Elbette bir hayvanın etini, sütünü, yününü, derisini muhtaç olanlara vermek, “iyilik ve yardımseverlik” olduğu ve sahibini Allah’a yaklaştırdığı için “kurban” olarak kabul edilir. Kesilen o hayvana da Türkçede “kurbanlık” denilir. Araplarda Kesilen hayvanlara “kurban” denilmez. Bayram günlerinde kesilen hayvanlara “udhiye”, hacda kesilenlere de “hediy” denilmektedir.

Hayvan kesme, Kur’an’da ‘zibh’ ifadesi ile geçmektedir. Türkçede kullanılan “mezbaha” da oradan gelmektedir. Mesela bir ayette şöyle denilmektedir: “Musa kavmine, “Allah bir sığır kesmenizi emrediyor” demiştir.” (Bakara suresi, 67)

Yine, İbrahim as : “Yavrucuğum rüyamda seni boğazladığımı görüyorum...” (Saffat suresi, 102) ifadesinde de “zibh” (ezbehuke) kullanılmıştır. Ayetin devamında: “Biz oğluna büyük bir zibh (kesilecek koyun) verdik” (Saffat suresi, 107) denilmektedir. Kurban kavramı bu ayette de kullanılmamaktadır.

Hac suresinde de rızık olarak verilen ve üzerinde Allah’ın adı anılarak kesilmesi istenen hayvan “mensek” olarak geçmektedir. Menasik, hac eylemleri veya hac ibadeti olduğuna göre, “mensek” diye ifade edilen hayvan da hacda kesilen hayvan demektir.

Kevser suresinde, “nahr” (venhar) kelimesi -başka anlamlara gelse de- ağırlıklı olarak “boğazlamak” anlamına gelmektedir. Başında “Rabbin için” denildiğinden dolayı müfessirler ayeti Türkçeye çevirince, “kurban kes” şeklinde galat/hatalı olarak çevirdiler; hatalı diyorum, zira kurban kesilmez, hayvan kesilir. Kesilen hayvan Allah’a adanmış ise, yani Allah’ın ilkelerine ve rızasına uygun kesilip dağıtılmış ise, o takdirde “kurban ibadeti” içerisinde yer alır; değilse yer almaz; zira hayvanlar çeşitli sebeplerle, çeşitli zamanlarda ve çeşitli varlıklar için kesilebilir. Onun için kesilen hayvanın ne sebeple ve kim için kesildiği “kurban ibadeti” açısından son derece önem arz etmektedir.

Hayvanlar elbette bizlere bir nimet olarak verilmiştir. Hac suresinde (28) belirtildiği gibi, “behimetül enam” yani “dört ayaklı hayvanlar” insanlara rızık olarak verilmiştir. O hayvanları kestirenlerin hem kendileri hem de ihtiyaç sahipleri yiyeceklerdir.

Muhammed as da hem hac yolculuğu esnasında, hem de Medine’de ihtiyaç halinde hayvanları kestirip etlerinden yararlanırlardı. (Düşünün! Hac yolculuğunda hayvanlar olmazsa binlerce insanın karnını nasıl doyuracaklardır?) Hac esnasında kesilenlere “hediy” (ibadet niyetiyle sunulan), bayram günlerinde kesilen hayvanlara “udhiye” denilmektedir. Udhiye, bayramın birinci günü duha (kuşluk) vaktinde kesilen hayvan demektir. Dolayısıyla ne Kur’an’da, ne de Nebi’nin uygulamasında “kurban kesmek” ifadesi kullanılmamaktadır. Onun için diyorum ki  “kurban ibadetini (kurban etmeden!) doğru anlamak” zorundayız.

(devam edecek inşallah…)

Selam ve muhabbetlerimle…
BEŞİR İSLAMOĞLU

Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakış açısını yansıtmayabilir.

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 Resulullah As’dan Sonra Yaşanan Hadiseler, Onun Mesajını (Yolunu) Değiştirmiştir/Saptırmıştır -2-2 Resulullah As’dan Sonra Yaşanan Hadiseler, Onun Mesajını (Yolunu) Değiştirmiştir/Saptırmıştır -1-3 Hak Gaspı, İbadetlerin Kazancını Tüketir4 Ahlakın Şartı Kaçtır?5 Her İyi Müslüman, Aynı Zamanda İyi İnsandır6 Kurban İbadetini (Kurban Etmeden!) Doğru anlamak -2- 7 Hayvanlar İhtiyaç Üzerine Kesilir; Geleneğe Kurban Edilemez -1-8 Kur’an’ın Hükümlerinde Tahrifat Yapmak, “Dine Karşı Din” Uydurmaktır -6-9 Kur’an’ın Hükümlerinde Tahrifat Yapmak, “Dine Karşı Din” Uydurmaktır -5-10 Dinde Tahrifat Yapmak, Apaçık Bir Bühtandır -4-11 Dinde Tahrifat Yapmak, Apaçık Bir Günahtır -3-12 Dinleri İle İlgili Uydurdukları Kendilerini Aldatmıştı -2-13 Dinleri İle İlgili Uydurdukları Kendilerini Aldatmıştı -1-14 İnsan Hayatının Güvencesi Kısastır15 İnsanca Yaşamanın Ön Koşulu, Nesil Emniyetidir16 Er Kişi Niyetine17 Buhari’nin “Camiu’s-Sahih” Adlı Eserinin, Kur’an’la Eşitlenmesi Çabaları Üzerine18 Akılla Temellendirilmeyen İman, Koftur -2-19 Vahiy ve Akılla Temellendirilmeyen İman, Koftur -1-20 Güçlünün Yanında Yer Almak21 Mesafe, Maske ve Temizlik Sadece Coronavirüse Karşı Değil22 Müslümanlar Kimlik Krizi Mi Yaşıyor; Yoksa Sahte Kimlik Mi Taşıyor?23 İbn Rüşd Müktesebatının Temeli Akıldır24 İmam Gazali’yi Doğru Anlamak25 Bilim Geliştikçe Din Tasavvuru Da Değişir26 Dava Sahipleri Nerdesiniz? 27 Şahitlik, (Şehitlik), Hak ve Adaletin Gerçekleşmesi İçindir28 Görevimiz “İman Sorgulamak” Değil, Zulmü Sorgulamaktır29 Kaluu Bela Allah İle Ahitleşmektir. Bakın Nasıl!30 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (6)31 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (5)32 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (4)33 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (3)34 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (2)35 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (1)36 Dini 21. Asrın Aklıyla Anlamak / Yorumlamak
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ

Bulgur ve Adalet

 Abdülaziz KIRANŞAL

Abdülaziz KIRANŞAL

Dinden Soğutan Dindarlık

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

İnsanı Kendi Olmaktan Çıkartan Bir Çağın İçindeyiz

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!