Resulullah As’dan Sonra Yaşanan Hadiseler, Onun Mesajını (Yolunu) Değiştirmiştir/Saptırmıştır -1-

Başta şunu belirtelim ki dinin tahrif edilmesi büyük ölçüde hadisler üzerinden yapılmaktadır...
Resulullah As’dan Sonra Yaşanan Hadiseler, Onun Mesajını (Yolunu) Değiştirmiştir/Saptırmıştır -1-
Beşir İSLAMOĞLU
Beşir İSLAMOĞLU
Eklenme Tarihi : 8.10.2021
Okunma Sayısı : 73

Başta şunu belirtelim ki dinin tahrif edilmesi büyük ölçüde hadisler üzerinden yapılmaktadır. Sosyal medyada hemen her gün paylaşılan uydurma hadisleri rahatlıkla görebilmekteyiz. Dolayısıyla uydurma rivayetlerin önüne geçilmediği ve bu uydurmalar dinden temizlenmediği sürece Allah’ın dinini doğru anlayıp yaşayamayız. Kim temizleyecek? Elbette konunun uzmanları temizlemelidir. Aksi takdirde büyük vebal altındadırlar.

Dini tahrif eden rivayetleri görebilmek için Resulullah sonrası yaşanan olaylara bakmak lazım. Öyle ise Resulullah as sonrası neler yaşandığına bir göz atalım.

Resulullah as, vefat eder etmez, iktidar kavgaları başladı. Resulullah’ın ailesi “vefat şoku” içerisindeyken, Beni Sakife’de halife seçimi için Ensar ile Muhacirler karşı karşıya geldiler. Kazanan taraf Muhacirler olunca, Ensar’ın (Medinelilerin) bir kısmı muhallif olmaya başladılar. Böylece ilk muhalefet, halife seçimi ile başlamış oldu.

Sonrasında öyle karışıklıklar çıktı ki üç halife (Hz. Ömer, Osman ve Ali) görevleri başında öldürüldüler. Sonra, Hz. Aişe ve arkadaşları ile Hz. Ali taraftarları arasında “Cemel” adıyla bilinen savaş yaşandı; binlerce kişi öldürüldü. Ardından devlet başkanı Hz. Ali ile Şam valisi Muaviye arasında “Sıffin” denilen yerde büyük bir savaş oldu; bu savaşta da binlerce insan öldürüldü.

Ardından; Muaviye’nin devlet başkanı olması ve sonrasında oğlu yezidi veliaht tayin etmesi, Muhammed as’ın biricik torunları Hz. Hasan ve Hüseyin katledilmesi, Abdullah bin Zübeyr’in Mekke muhasarası ve Haccac tarafından öldürülmesi, Yezid’in emriyle yaşanan Harre vahşeti ve diğer bölgelerdeki katliamlar, savaşlar ve ayrışmalar Müslüman toplumu büyük bir çıkmaza soktu.

Bu savaş ve ayrışmalar neticesinde Hariciler, Şia, gulatı Şia (rafıza), kaderiye, mürcie, Cehmiye, Müşebbihe, Mutezile, Selefiye, Eşariye, Maturidiye gibi pek çok fırka ve mezhepler ortaya çıktı. Ortaya çıkan bu fırka ve mezhepler, başta hilafet (yönetim) olmak üzere kader, günahlar, hayır-şer, irtidat, Kur’an’ın mahluk oluşu gibi konular üzerinde tartıştılar, pek çoğu Nebi as üzerinden hadis uydurarak kendi yolunu belirlemeye çalıştırlar. 

İki büyük mezhep olarak bilinen Şia ile E. Sünnet de kendi içinde onlarca fırkaya bölündüler ve birbirlerini ciddi şekilde yaraladılar. E. Sünnetin iki büyük fıkhi mezhebi olan Hanefiler ile Şafiiler bile yer yer kavgaya tutuştular, Camilerini ayırdılar, hatta evlilikleri yasakladılar. 

Resulullah sonrası yaşanan hadiseler konusunu uzatmaya gerek yok; bu hadiseleri zaten herkes az çok bilmektedir; ben sadece bir hatırlatmada bulundum; asıl üzerinde durmamız gereken husus, bu hadiselerin dini nasıl etkilediğidir!

Kabul etmek gerekir ki dini değiştirmenin en kolay yolu, Resulullah’ın Kur’an dışında söylediklerini ve yaptıklarını değiştirmektir; zira Kur’an metinlerini değiştirmek veya uydurmak kolay bir iş değildir; ama hadisleri değiştirmek ve uydurmak gayet kolaydır ki bunu başardılar. Binaenaleyh hadis çalışmalarının yapıldığı ilk üç asırda yaşanan hadiseler dikkate alınmadan asla sağlıklı bir neticeye varılamaz; çünkü pek çok fırka ve şahıs, kendi yolunu doğru göstermek ve başkalarını kötülemek için hadis uydurma yoluna gittiler.

Nebi as’ın yaşadığı dönemde hem kendisinin, hem de bütün Müslümanların gözü kulağı Allah’tan gelen vahiyde idi. “Allah kendilerine hangi mesajları verecek, kendilerinden ne isteyecek” onu merak edip duruyorlardı. İnen ayetleri görevliler ezberleyerek muhafaza ediyorlardı; ancak Nebi’nin vahiy dışı sözlerini, ezberleyip koruyan görevliler yoktu. Nebi tarafından böyle bir görev kimseye verilmemişti.

Nebi vefat ettikten sonra dört halife döneminde de –yaklaşık otuz yıl- çok az sayıda hadis tespit edilmişti. Başta halife Ömer olmak üzere pek çok sahabi hadis tespiti ve tedvinine karşı çıkıyordu; zira iki büyük tehlikesi vardı:

1. Toplanan hadisleri/rivayetleri, Kur’an’ın önüne geçirmek ve Kur’an’ın itibarsızlaştırmak.

2. Nebi’nin sözlerini doğru anlamamak ve doğru tespit etmemek

Maalesef, tarihi süreç içerisinde iki tehlike de gerçekleşti. Yüz, iki yüz sene sonra “hadis” adı altında topladıkları rivayetleri kitaplaştırarak Kur’an’ın önüne geçirdiler ve Kur’an’ı itibarsızlaştırdılar.

“Hadis” adı altında uydurulan sözler, her ne sebeple uydurulursa uydurulsun, büyük bir günahtır. “Kim bana ait olmayan bir sözü, bana ait kılarsa, ateşe hazırlansın” buyuran Nebi as’a yalan isnat etmek, başkasına yalan isnat etmeye benzemez; zira Nebi’den aktarılan sözler din olarak kabul edilir.

Hadis tarihine baktığımızda bazı hadis alimleri, cerh-ta’dil ilkesini koyarak ravileri adalet ve zabt yönünden değerlendirmeye almışlar ve kendilerince “sika/güvenilir” olanlardan hadis almaya çalışmışlarsa da pek başarılı olamamışlardır; zira asırlar önce ölmüş birinin güvenilirliğini (o dönemin konjonktürü içinde) tespit etmek kolay değildir.

Onun için gerçek hadis münekkitleri, dönemin siyasi ve ekonomik şartlarını, sosyolojisini dikkate alarak, hadislerin sahihliği için cerh-tadil yönteminin ve rivayet zincirinin (isnad sisteminin) pek işe yaramadığını ortaya koymuşlardır; zira işi bilenler için rivayet zinciri oluşturmak hiç de zor değildir; istediğini oluşturabilirler. Binaenaleyh, hadis münekkitleri, bir hadisin sahih kabul edilmesi için, Kur’an’a, akla, deney, his ve gözlemlere, Nebi’nin yaşantısına, tarihi bilgi ve gerçeklere uyması gerektiğini deklere etmişlerdir.

Evet, hadisler bu ölçülere göre değerlendirilmelidir; aksi takdirde, yazıya dökülmeden şifahi olarak yüz, iki yüz sene nesilden nesile aktarılan sözlerin sahihliği, salim akılları ikna edemez ve tartışma son saate/kıyamete kadar devam eder. Kaldı ki zaten tüm hadisler lafız olarak sağlam bir şekilde tespit edilemediği için, mana/anlam olarak kaynaklarda yerini almıştır ve hiçbiri lafız olarak mütevatir değildir.

Şimdi kaynaklarda “hadis” diye yerini almış birkaç rivayeti örnek vererek Nebi as’a nasıl iftira edildiğini gözler önüne serelim.

Akıl ve vicdanı körelmemiş olanlara soralım; “Muhammedülemin” vasfına haiz olan Nebi as,  sizce bunları söyler/yapar mı?

1. Namazın önünden geçen birine beddua edip kötürüm olmasını sağlar mı?

2. İslam dinini terk edenler için öldürme talimatı verir mi?

3. Namaz kılmayanlar için dünyada her hangi bir cezai müeyyide uygulanmasını ister mi?

4. “Hac ve cihat dışında gemi seyahati yapmayın” der mi?

5. “Hz. Havva’dan dolayı kadınlar kocalarına ihanet ettiler” der mi?

6. “Ben olmasaydım bu kainat olmazdı” der mi?

Devam edecek inşallah…

Selam ve muhabbetlerimle…

BEŞİR İSLAMOĞLU

(Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakış açısını yansıtmayabilir.)

 

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 Resulullah As’dan Sonra Yaşanan Hadiseler, Onun Mesajını (Yolunu) Değiştirmiştir/Saptırmıştır -2-2 Resulullah As’dan Sonra Yaşanan Hadiseler, Onun Mesajını (Yolunu) Değiştirmiştir/Saptırmıştır -1-3 Hak Gaspı, İbadetlerin Kazancını Tüketir4 Ahlakın Şartı Kaçtır?5 Her İyi Müslüman, Aynı Zamanda İyi İnsandır6 Kurban İbadetini (Kurban Etmeden!) Doğru anlamak -2- 7 Hayvanlar İhtiyaç Üzerine Kesilir; Geleneğe Kurban Edilemez -1-8 Kur’an’ın Hükümlerinde Tahrifat Yapmak, “Dine Karşı Din” Uydurmaktır -6-9 Kur’an’ın Hükümlerinde Tahrifat Yapmak, “Dine Karşı Din” Uydurmaktır -5-10 Dinde Tahrifat Yapmak, Apaçık Bir Bühtandır -4-11 Dinde Tahrifat Yapmak, Apaçık Bir Günahtır -3-12 Dinleri İle İlgili Uydurdukları Kendilerini Aldatmıştı -2-13 Dinleri İle İlgili Uydurdukları Kendilerini Aldatmıştı -1-14 İnsan Hayatının Güvencesi Kısastır15 İnsanca Yaşamanın Ön Koşulu, Nesil Emniyetidir16 Er Kişi Niyetine17 Buhari’nin “Camiu’s-Sahih” Adlı Eserinin, Kur’an’la Eşitlenmesi Çabaları Üzerine18 Akılla Temellendirilmeyen İman, Koftur -2-19 Vahiy ve Akılla Temellendirilmeyen İman, Koftur -1-20 Güçlünün Yanında Yer Almak21 Mesafe, Maske ve Temizlik Sadece Coronavirüse Karşı Değil22 Müslümanlar Kimlik Krizi Mi Yaşıyor; Yoksa Sahte Kimlik Mi Taşıyor?23 İbn Rüşd Müktesebatının Temeli Akıldır24 İmam Gazali’yi Doğru Anlamak25 Bilim Geliştikçe Din Tasavvuru Da Değişir26 Dava Sahipleri Nerdesiniz? 27 Şahitlik, (Şehitlik), Hak ve Adaletin Gerçekleşmesi İçindir28 Görevimiz “İman Sorgulamak” Değil, Zulmü Sorgulamaktır29 Kaluu Bela Allah İle Ahitleşmektir. Bakın Nasıl!30 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (6)31 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (5)32 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (4)33 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (3)34 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (2)35 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (1)36 Dini 21. Asrın Aklıyla Anlamak / Yorumlamak
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ

Bulgur ve Adalet

 Abdülaziz KIRANŞAL

Abdülaziz KIRANŞAL

Dinden Soğutan Dindarlık

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

İnsanı Kendi Olmaktan Çıkartan Bir Çağın İçindeyiz

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!