Tenkit, Bir Tezin Doğruluğu İçin Zaruridir; Ancak Cedele Dönüştürülmemelidir

Cedel sözlük olarak; "ipi sağlamca bükmek; birini sert bir yere düşürmek; düşmanlık veya tartışmada çetin olmak, cephe almak” gibi anlamlara gelir...
Tenkit, Bir Tezin Doğruluğu İçin Zaruridir; Ancak Cedele Dönüştürülmemelidir
Beşir İSLAMOĞLU
Beşir İSLAMOĞLU
Eklenme Tarihi : 18.05.2022
Okunma Sayısı : 172

Cedel sözlük olarak; “ipi sağlamca bükmek; birini sert bir yere düşürmek; düşmanlık veya tartışmada çetin olmak, cephe almak” gibi anlamlara gelir.

Tenkit ise; bir tezin doğruluk veya yanlışlığını, bir düşüncedeki çelişkileri tartışarak gösteren bir kıyas sanatıdır. Daha geniş bir ifadeyle, bir şahsı, bir eseri, bir konuyu, bir düşünceyi doğru veya yanlış, olumlu ya da olumsuz yönleriyle değerlendirmeye tabi tutmaktır. Tenkitin Türkçesi, eleştiridir.

Sokrat’a göre ise, diyalektik gerçeğe ulaşmak, kavramları açıklığa kavuşturmak ve tarif etmek için tez ve antitez halinde yürütülen karşılıklı konuşma yöntemidir. (İsl. Ansk.)

Esasen cedel de tenkit de bir çeşit eleştiridir, tartışma yöntemidir; ancak tartışma sert ve kırıcı yapılınca adı “cedel” olmaktadır. Yapılan mücadele esnasında üstünlük sağlama duygusu, böbürlenme, kendini temize çıkarma ön planda ise orada cedel vardır. Yine, karşıdaki muarızları çekememe, onlara karşı kin besleme, yerine göre tekfir etme, hatta kavgaya dönüştürme, ötekileştirme durumu söz konusu ise orada tenkit değil, cedel vardır. Binaenaleyh kimi alimler, cedel tartışması kardeşlik ve beraberlik ruhuna zarar verdiği için tartışmaların “münazara” metoduyla yapılmasını istemişlerdir.

Her insan, fıtratı gereği yanlış düşünebilir ve yanlış söyleyebilir. Dolayısıyla yanlışların ortaya çıkması için tenkit/eleştiri yönteminin kullanılması bir zarurettir. Başka türlü doğruların ortaya çıkması beklenemez. Tenkit, bir fikir ve bir inancı zorla kabul ettirmek veya hasmı susturmak için yapılmamalı, bütünüyle doğru bilgilerin ortaya çıkması için yapılmalıdır. Her işin bir ahlakı ve bir hukuku olduğuna göre, eleştirinin de bir ahlakı ve hukuku olmalıdır. Aksi takdirde doğrular ortaya çıkmayacağı gibi, daha da girift hale gelir.

Kur’an kitabı, baştan sona yanlış düşünce ve söylemlere karşı ağır tenkit ve tehditler yaparak, muhataplarından söylemlerini ispata (delillendirmeye) çağırmaktadır. Onun içindir ki Kur’an, gerçek bilgiye ve kesin delile dayanmayan bilgi ve söylemleri ret eder. (16/125) Bu anlamda Kur’an, bir tenkit ve eleştiri kitabıdır.

Birçok ayette, peygamberlerin kendi kavimleriyle aralarında geçen tartışmalardan da örnekler verilir. Yapılan tartışmalarda değişik metotların kullanıldığı, yanlışlarda ısrar edenlere karşı insanın bütün yetenek ve özellikleri dikkate alınarak, yerine göre sosyolojik psikolojik, felsefi ve tarihi bilgiler ihtiva eden delillerden yararlanıldığı görülür.

Nebiler, sadece muhataplarını değil, kendilerini de hatalarına karşı eleştirir ve Allah’tan mağfiret dilerler. Hatta Allah, Nebi as için “vesteğfir li zenbike”: “günahın için istiğfar dile” (47/19) demektedir.

Bu makalede Müslümanlar arasında maalesef sağlıklı bir zeminde yapılmayan eleştiri ve tartışma üzerinde durmaya çalışacağız.

Eleştiri; (ister tenkit, ister cedel, ister münazara adıyla yapılsın) hakikatin ortaya çıkması için kaçınılmaz bir yöntemdir. Eleştiri, yanlış bilgileri, yanlış uygulamaları, yanlış metotları eleyerek atmaktır. Nasıl ki pirinci taş parçacıklarından ayıklamadan alıp pişiremiyorsak, (pişirip yediğimiz takdirde dişlerimize zarar veriyorsa) insan hayatı için lüzumlu olan bilgilerden yanlışları eleyip temizlemek görevimiz olmalıdır.  

Eleştiri yaparken öncelikle kendimizden başlamamız lazım. Öz eleştiri yaparak kendimizi aynaya tutmamız, sorgulamamız ve temizlememiz lazım. Allah’a karşı sorumluluklarımız ve günahlarımız için istiğfarda bulunmamız, tövbe etmemiz ve arınmamız lazım; zira arınan (kendisini eleştirerek arındıran) kurtuluşa erecektir. (35/18)

Eleştiri, bir usul, ahlak ve hukuk çerçevesinde yapılmalıdır. Bunun için de şu hususlara mutlaka dikkat edilmelidir:

1. Her insan ontolojik yapısı gereği zaaf sahibidir ve yanılır. Nebiler bile yanılmışlardır. Dolayısıyla hiç kimsenin lideri, önderi, hocası, imamı, şeyhi, babası, dedesi masumiyet (yanılmazlık) vasfına sahip değildir. Yanlışlar kimden gelirse gelsin, rahatlıkla ilkesel davranarak usul ve edep çerçevesinde eleştirilmelidir.

2. Eleştiri yaparken maksadımız, kendimizi haklı çıkartmak ve muhatabı susturmak olmamalı, bütünüyle hakikatin ortaya çıkması olmalıdır. Dolayısıyla bir fikir sana göre ne kadar uç, şaz ve sapma olursa olsun, saygı duyulmalı, kötü niyet aranmamalı, eleştirilecek ise, kinle değil, yine fikirle eleştirilmelidir. Korkma, senin gibi düşünmüyor diye “din” elden gitmez. 

3. Eleştirdiğimiz konu hakkında yeterli bilgimiz ve sağlam kanıtlarımız olmalıdır. Bir eseri tenkit edebilmek için önce o eseri altını çizerek, metotlu bir şekilde sonuna kadar okumak gerekir.

4. Eleştiri yapılırken vicdan ve akıl merkeze alınarak yapılmalıdır. “Bizden değil” veya bizim gibi düşünmüyor” diye düşmanca saldırıya geçilmemeli, asla kimseye hakaret edilmemeli, aşağılanmamalı ve dışlanmamalıdır. Anlaşma sağlanmadığı noktada “ senin düşüncen sana, benim düşüncem bana” ve “selam” deyip ayrılmak lazım. Muhatabını din kardeşin görmüyorsan, bari “insan” kardeşin olarak görmelisin. 

5. Usul ve edep çerçevesinde yapılan eleştirilere tahammül edilmeli ve söylenenler dikkate alınmalıdır. Maalesef insanlık tarih boyunca hakikate ve doğrulara karşı çıkan, eleştiriye tahammül etmeyen güruh, hep kibir sahibi narsisitler ve çıkarcılar olmuştur. Onlara hakikat anlatmak mümkün değildir.

6. Muhataplarımız bize göre ne kadar aykırı konuşurlarsa konuşsunlar, “ya hayır konuşmalıyız, ya da susmalıyız.” Bizim gibi düşünmüyorlar diye ötekileştirmemeliyiz ve düşmanlaştırmamalıyız.

7. Kur’an, Musa as’ı Firavuna gönderirken, “ona güzel davran” derken ve yine Muhammed as’ “sen katı davransaydın etrafında kimse kalmazdı” buyururken, Müslümanların birbirlerine karşı tahammülsüz olması ve güzel davranmaması kabul edilemez.

8. Din ile kin bir arada olamaz. Dolayısıyla dini tekeline alıp, kendi gibi düşünmeyenleri aforoz edip hedef tahtasına koymak ve linç kampanyasına tabi tutmak İslam’ın izin verdiği bir durum değildir.

9. Herhangi bir fikri doğru bulmayıp çürütmek istiyorsak, sağlam kanıtlarla ve düzgün ifadelerle ortaya çıkmalıyız. Aksi takdirde, kin ve düşmanlıktan öte bir kazancımız (!) olamaz.

10. Doğru kimsenin tekelinde olmadığı gibi, çoğunluğun sahip olduğu da her zaman doğru değildir. Kur’an, çoğunluğun görüşlerini değil, ayetlere ve burhana (delile) dayalı hakikatleri esas alır. Aksine, çoğunluğun yanıldıklarını dile getirmektedir; zira aklını kullanmayan, tefekkür ve tedebbürle düşünmeyen insanlar, sürüleşir ve körü körüne taklit etmekten kendilerini kurtaramaz.

11. Medeni diyebileceğimiz toplumlar, sempozyumlarda, panellerde konferanslarda ve yayımladıkları makalelerde tezlerini bilimsel olarak kanıtlayarak tartışır ve gerekli eleştirilerini yaparlar. Maksatları muarızlarını küçük düşürüp ötekileştirmek değil, onlara doğruları göstermektir. İşte, tartışmalarda bu yöntem örnek alınmalıdır.

Hülasa; eleştiri olmadan doğrularla yanlışlar birbirinden ayrıt edilemez. Hangi toplumlarda sağlıklı eleştiri varsa, orada hakikat ortaya çıkmış ve toplum medenileşmiştir. Kabul etmek gerekir ki “Doğu” toplumlarında eleştirel kültür olmadığı veya bir usul ve edep çerçevesinde yapılmadığı için ilerleme sağlanamamıştır. Onun içindir ki bu gerilemeyi gören Aliya, “elimde olsa doğu medreselerine eleştirel dersler koyardım” demiştir.

Selam ve muhabbetlerimle… BEŞİR İSLAMOĞLU

(Bu yazıda yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakış açısını yansıtmayabilir.)

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 Din Öğrenmede Kıstas Nedir?2 Kur' an-ı Reyi İle Tefsir Edenler Kafir Olur Mu?3 Tenkit, Bir Tezin Doğruluğu İçin Zaruridir; Ancak Cedele Dönüştürülmemelidir4 Dava, Hakka Riayet Etmekle Kazanılır5 Geceyi Kadir Yapan, Kur'an'dır6 Salatın, Namazla İlişkisi Üzerine…7 Kur'an'ın Maksat ve Misyonu, Sorun Çözmektir8 Kur'an'da Ne Aradınız Da Bulamadınız? 9 Toplumda Allah'ın Dini Yerine "Karma” Dinler Tercih Edilmektedir. Siz Hangi Dini Seçtiniz?10 "Kur'an Bize Yeter” Üzerine Yapılan Tartışmalar11 Şirk Koşmanın Temel Nedeni, Allah'a Olan Güvensizliktir12 İmanlarına Zulüm Bulaştırmayanlar Ancak Güvendedir 13 Haddini Bilmek, İnsan Olmanın Temel Şartıdır14 Hakikat, Batıni Yollarla Öğrenilebilir Mi? 15 Din Üzerinden Yapılan Zulümler16 Zulüm Devam Ediyorsa, Tövbe ve Helalleşme Anlamsızdır17 Gençlik Niçin İslam'a Mesafelidir? (Enes Kara ve benzer durumlar üzerine)18 "Kabir Ehlinden Yardım İsteyiniz”! "Allah İle Beraber Başka Bir İlah! Öyle Mİ”?19 Kimin Işığıyla Nurlanıyorsunuz?20 Hangi Unsurlar Şirke Götürür?21 İslam, Kişi Odaklı Değil, İlke Odaklı Bir Sistemdir 22 Kur'an'ın Doğru Anlaşılmasına Yönelik Sorun, Zihniyet Sorunudur23 Erdemli Toplum Nasıl Oluşur?24 İslam’da İlkeler Kadim ve Bakidir, İçtihat İse Hadis ve Konjonktureldir25 Siyaseti Dinleştirmek ve Dini Siyasallaştırmak Üzerine…26 Sünnete Kimler Daha Bağlıdır?27 Ehl-i Sünnet Bir Koalisyondur; Homojen Bir Yapı Değildir28 Aliya İzzetbegoviç’i Mütefekkir Kılan Faktörler29 Allah Hakkında Delilsiz Konuşmak, Ona İftira Atmaktır30 Resulullah As’dan Sonra Yaşanan Hadiseler, Onun Mesajını (Yolunu) Değiştirmiştir/Saptırmıştır -2-31 Resulullah As’dan Sonra Yaşanan Hadiseler, Onun Mesajını (Yolunu) Değiştirmiştir/Saptırmıştır -1-32 Hak Gaspı, İbadetlerin Kazancını Tüketir33 Ahlakın Şartı Kaçtır?34 Her İyi Müslüman, Aynı Zamanda İyi İnsandır35 Kurban İbadetini (Kurban Etmeden!) Doğru anlamak -2- 36 Hayvanlar İhtiyaç Üzerine Kesilir; Geleneğe Kurban Edilemez -1-37 Kur’an’ın Hükümlerinde Tahrifat Yapmak, “Dine Karşı Din” Uydurmaktır -6-38 Kur’an’ın Hükümlerinde Tahrifat Yapmak, “Dine Karşı Din” Uydurmaktır -5-39 Dinde Tahrifat Yapmak, Apaçık Bir Bühtandır -4-40 Dinde Tahrifat Yapmak, Apaçık Bir Günahtır -3-41 Dinleri İle İlgili Uydurdukları Kendilerini Aldatmıştı -2-42 Dinleri İle İlgili Uydurdukları Kendilerini Aldatmıştı -1-43 İnsan Hayatının Güvencesi Kısastır44 İnsanca Yaşamanın Ön Koşulu, Nesil Emniyetidir45 Er Kişi Niyetine46 Buhari’nin “Camiu’s-Sahih” Adlı Eserinin, Kur’an’la Eşitlenmesi Çabaları Üzerine47 Akılla Temellendirilmeyen İman, Koftur -2-48 Vahiy ve Akılla Temellendirilmeyen İman, Koftur -1-49 Güçlünün Yanında Yer Almak50 Mesafe, Maske ve Temizlik Sadece Coronavirüse Karşı Değil51 Müslümanlar Kimlik Krizi Mi Yaşıyor; Yoksa Sahte Kimlik Mi Taşıyor?52 İbn Rüşd Müktesebatının Temeli Akıldır53 İmam Gazali’yi Doğru Anlamak54 Bilim Geliştikçe Din Tasavvuru Da Değişir55 Dava Sahipleri Nerdesiniz? 56 Şahitlik, (Şehitlik), Hak ve Adaletin Gerçekleşmesi İçindir57 Görevimiz “İman Sorgulamak” Değil, Zulmü Sorgulamaktır58 Kaluu Bela Allah İle Ahitleşmektir. Bakın Nasıl!59 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (6)60 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (5)61 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (4)62 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (3)63 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (2)64 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (1)65 Dini 21. Asrın Aklıyla Anlamak / Yorumlamak
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
EDİTÖRDEN
ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
Ahmet TAŞGETİREN

Ahmet TAŞGETİREN

O İşin Matematiği Var

Fatih OKUMUŞ

Fatih OKUMUŞ

Müslüman Orucu

Necip CENGİL

Necip CENGİL

Hayata ve Bilmeye Dair

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Mustafa Yazgan’ın Ardından…

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!