Zekât Kurumunun Güncellenmesi (2)

Unutmayalım! İnfak ettiklerimiz (verdiklerimiz) bizim olacak (kat kat bize dönecek), vermeyip biriktirdiklerimiz başkalarının olacaktır...
Zekât Kurumunun Güncellenmesi (2)
Beşir İSLAMOĞLU
Beşir İSLAMOĞLU
Eklenme Tarihi : 30.01.2021
Okunma Sayısı : 407

“Unutmayalım! İnfak ettiklerimiz (verdiklerimiz) bizim olacak (kat kat bize dönecek), vermeyip biriktirdiklerimiz başkalarının olacaktır.”

Bir önceki hafta “dini, 21. asrın aklıyla anlamak/yorumlamak” başlığı altında, dini konuların pek çoğunun (özellikle sosyo-ekonomik ayağı olanların) yeniden ele alınması ve güncellenmesi gerektiğini dile getirmiş ve bunların başında da zekât konusun geldiğini belirttikten sonra –birinci yazı olarak- “zekâtın anlam ve önemi” üzerinde durmuştuk.

Bu ikinci yazıda da “zekât-sadaka ve zekât-vergi ilişkisini belirttikten sonra, zekâtı kimlerin, nelerden, kimlere vermesi ve nasıl bir organizasyonun yapılması gerektiği” üzerinde duracağız.

Zekâtın, Sadaka ve İnfak ile İlişkisi

Sözcük olarak sadaka; “sıdk” kökünden türemiş, “doğru söylemek ve sözünü tutmak” anlamlarına gelmektedir.

Terimsel olarak geniş bir alanı kapsayan sadaka şöyle tanımlanabilir: Bir kişinin, bir başkasına sevgi ve merhamet duygularıyla gönüllü olarak yaptığı her türlü karşılıksız yardımdır. Kısaca, “her türlü hasenat ve salihat” (iyi ve yararlı iş) sadakadır.

Sadaka sözcüğünün kök anlamı olan “doğru söylemek ve sözünü tutmak” Allah katında büyük bir “değer” olduğu için, “ her iyi ve yararlı iş” terimsel olarak “sadaka” adını almıştır.

Zekât da her türlü mali ve ahlaki sorumlulukları kapsadığı, -iyi ve yararlı bir iş- olduğu için, sadakanın bir parçası olarak kabul edilmiştir.

Esasen, “zekât vermek”, “sadaka vermek” demektir. Zaten Tövbe suresinde, “zekâtın verileceği yerler” olarak kabul edilen ayette (60) zekât değil, “sedakat/sadakalar” olarak ve hem de “feride/farz” olarak geçmektedir.

Evet Kur’an’da “zekât veriniz” emri, “sadakalarınızı vermek suretiyle kendinizi ahlaken tezkiye ediniz ve malınızı bereketlendiriniz” demektir. Yani, size emanet edilen ihtiyaç sahiplerini gözetin (hakkını verin) ki sadakanızı vermiş ve dolayısıyla sadakatinizi -dürüstlüğünüzü, samimiyetinizi- göstermiş olasınız.

Esasen zekât ve sadakayı içerisine alan daha kapsamlı bir kavram vardır; o da İNFAK’tır. Kur’an’da onlarca ayette, Allah yolunda infak edenler övülmekte ve kendilerine kat kat verileceği ifade edilmektedir. Dolayısıyla İnfak; zekât ve sadakayı da içerisine alan -Allah yolunda (fisebilillah) yapılan- her türlü maddi ve manevi yardımlaşma ve paylaşmadır.

“Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe kavuşamazsınız. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.” (Al-i İmran, 92)

Bilindiği gibi, Kur’an’da zekât ile ilgili herhangi bir ayrıntı yoktur; sadece “zekâtı veriniz” emredilmektedir. Kimlere verileceği ile ilgili Tövbe suresinde (60) sekiz sınıf belirtilmekte, ancak bu sınıflar zekât kavramıyla değil, sadaka kavramıyla açıklanmaktadır. Dolayısıyla zekâtın nerelere verileceği, sadaka ayetiyle açıklık kazanmıştır. Zekât ile ilgili diğer ayrıntılar ise, tamamen “sünnet” denilen Nebi as’ın uygulamalarıyla şekillenmiştir. Bu da zekât uygulamalarının değişkenliğini göstermektedir.

O halde, infakın (nafakanın) kategorileri olan zekât ve sadakaların, tedrici bir şekilde İslam hukukunda yer aldığını söyleyebiliriz.

Birinci aşamada (Mekke’de) “zekât veriniz” emri yer almakta, ancak ayrıntılara yer verilmemiştir. “Zekât veriniz” emri ile sadece ihtiyaç sahiplerinin gözetilmesi istenmiştir. Nebi as da Mekke’de zekât/sadaka ile ilgili detaylara yer vermemiştir.

İkinci aşamada (Medine’de) nelerden ve kimlere zekât/sadaka verileceği belirtilirken, üçüncü aşamada da -daha detaylı bir şekilde- zekâtın/sadakaların düzenlendiği ve devlet eliyle toplatılıp dağıtıldığı görülmektedir. Böylece 23 yıllık nübüvvet döneminde “zekât hukuku” oluşturularak ihtiyaç sahipleri gözetilmiş ve bu uygulama, halifeler döneminde de kısmen devam etmiştir.

Tarih boyunca –İslam hukukunda- zekât, ayrıntıları/kuralları belli ve Müslümanlar için zorunlu bir vergi olarak kabul edilirken, sadaka da ayrıntıları/kuralları belli olmayan, tamamen kişilerin isteklerine terk edilen zekât dışındaki her türlü vergi olarak kabul görmüştür. Bir anlamda zekât özel bir vergi, sadaka da genel bir vergi olmuştur. Bu algı ve ilkeleri değiştirmek artık mümkün değildir; ama bilelim ki zekât, sadakanın bir parçasıdır ve ikisinin de adı “infak”tır.

Nebi as, sadakanın ne denli önemli ve kapsamlı olduğunu -Buhari’den gelen bir rivayette- şöyle açıklamaktadır:

“Her Müslüman’ın sadaka vermesi gerekir” deyince, Ashab şöyle sordu: “Ey Allah’ın resulü! Kişi sadaka verecek bir şey bulamayınca ne yapsın?” Resulullah; “eliyle çalışsın, hem kendisi faydalansın, hem de tasadduk etsin” buyurdu. Ashab; “yapacak iş bulamazsa” deyince, Resulullah; “ ister mazlum, ister aciz olsun ihtiyaç sahibine yardım etsin” buyurdu. Ashab; “şayet onu da bulamazsa” deyince, Resulullah; “iyilikle amel etsin ve kötülüklerden sakınsın; bu da onun için bir sadakadır” buyurdu.”

Özetle belirtelim ki, zekât ve sadaka infakı, muhtaçlar için hayat kaynağıdır. Bu kaynağın (zekât hukukunun) ayrıntıları her yıl –tıpkı fıtır sadakasında olduğu gibi- güncellenmesi gerekir; zira Türkiye konjonktüründe –sosyo-ekonomik alanda- her yıl önemli değişiklikler yaşanmaktadır. Bu değişiklikler dikkate alınmazsa, ciddi hak ve adaletsizlikler yaşanır ve zenginler ile fakirler arasında “köprü” olma vasfını kaybeder.

Zekât kurumunun güncellenmesiyle ilgili makaleye devam edeceğiz. Zekât/sadak ile vergi ilişkisini değerlendirdikten sonra, kim, nelerden, ne kadarını, kime, nasıl infak edeceğini imkanlar ölçüsünde yazacağız inşallah…

Selam ve muhabbetlerimle…
Beşir İSLAMOĞLU 26.01.2021

 

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 Resulullah As’dan Sonra Yaşanan Hadiseler, Onun Mesajını (Yolunu) Değiştirmiştir/Saptırmıştır -2-2 Resulullah As’dan Sonra Yaşanan Hadiseler, Onun Mesajını (Yolunu) Değiştirmiştir/Saptırmıştır -1-3 Hak Gaspı, İbadetlerin Kazancını Tüketir4 Ahlakın Şartı Kaçtır?5 Her İyi Müslüman, Aynı Zamanda İyi İnsandır6 Kurban İbadetini (Kurban Etmeden!) Doğru anlamak -2- 7 Hayvanlar İhtiyaç Üzerine Kesilir; Geleneğe Kurban Edilemez -1-8 Kur’an’ın Hükümlerinde Tahrifat Yapmak, “Dine Karşı Din” Uydurmaktır -6-9 Kur’an’ın Hükümlerinde Tahrifat Yapmak, “Dine Karşı Din” Uydurmaktır -5-10 Dinde Tahrifat Yapmak, Apaçık Bir Bühtandır -4-11 Dinde Tahrifat Yapmak, Apaçık Bir Günahtır -3-12 Dinleri İle İlgili Uydurdukları Kendilerini Aldatmıştı -2-13 Dinleri İle İlgili Uydurdukları Kendilerini Aldatmıştı -1-14 İnsan Hayatının Güvencesi Kısastır15 İnsanca Yaşamanın Ön Koşulu, Nesil Emniyetidir16 Er Kişi Niyetine17 Buhari’nin “Camiu’s-Sahih” Adlı Eserinin, Kur’an’la Eşitlenmesi Çabaları Üzerine18 Akılla Temellendirilmeyen İman, Koftur -2-19 Vahiy ve Akılla Temellendirilmeyen İman, Koftur -1-20 Güçlünün Yanında Yer Almak21 Mesafe, Maske ve Temizlik Sadece Coronavirüse Karşı Değil22 Müslümanlar Kimlik Krizi Mi Yaşıyor; Yoksa Sahte Kimlik Mi Taşıyor?23 İbn Rüşd Müktesebatının Temeli Akıldır24 İmam Gazali’yi Doğru Anlamak25 Bilim Geliştikçe Din Tasavvuru Da Değişir26 Dava Sahipleri Nerdesiniz? 27 Şahitlik, (Şehitlik), Hak ve Adaletin Gerçekleşmesi İçindir28 Görevimiz “İman Sorgulamak” Değil, Zulmü Sorgulamaktır29 Kaluu Bela Allah İle Ahitleşmektir. Bakın Nasıl!30 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (6)31 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (5)32 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (4)33 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (3)34 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (2)35 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (1)36 Dini 21. Asrın Aklıyla Anlamak / Yorumlamak
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
Ümit AKTAŞ
Ümit AKTAŞ

Bulgur ve Adalet

 Abdülaziz KIRANŞAL

Abdülaziz KIRANŞAL

Dinden Soğutan Dindarlık

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

İnsanı Kendi Olmaktan Çıkartan Bir Çağın İçindeyiz

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!