Zekât Kurumunun Güncellenmesi (4)

Zekât, Tapu Üzerinden Değil, Rızık Üzerinden Verilmelidir...
Zekât Kurumunun Güncellenmesi (4)
Beşir İSLAMOĞLU
Beşir İSLAMOĞLU
Eklenme Tarihi : 5.02.2021
Okunma Sayısı : 310

Zekât, Tapu Üzerinden Değil, Rızık Üzerinden Verilmelidir

Zekât kurumunun güncellenerek aktif hale getirilmesi ile ilgili makaleye devam ediyoruz. Birinci yazıda “zekâtın anlam ve önemi”, ikinci yazıda “zekâtın, Sadaka ve İnfak ile İlişkisi”, üçüncü yazıda “zekât-vergi ilişkisi” üzerinde durmuştuk; bugün de “kim, nelerden, ne kadarını, kime, nasıl infak edeceğini ve nasıl bir organizasyonun yapılması gerektiği” üzerinde duracağız inşallah…

Zekâtı Kimler, Nelerden ve Ne Kadar vermelidir?

Kimlerin, nelerden ve ne kadar zekât vermeleri gerektiği konusuna değinmeden önce, zekât/sadakanın veriliş amacına dikkat çekmek isterim.

Bilindiği gibi bütün varlıklar içerisinde Allah’ın, akıl ve irade verdiği, her şeyi onun hizmetine sunup sorumlu kıldığı ve muhatap aldığı tek varlık İNSANdır. İnsanın vazifesi, Rabbini ve verdiği nimetleri/rızıkları unutmaması ve bu nimetleri diğer insanlarla paylaşarak şükrünü eda etmesidir.

Allah dileseydi elbette tüm insanları eşit kılardı; ama öyle yapmadı; farklı derecelerle birbirlerine muhtaç kıldı ki koyduğu sistem/düzen yürümüş olsun. Kişiler hangi derecede olurlarsa olsunlar, fıtraten asildirler, muhteremdirler. Kendilerini değiştirmedikçe kendilerine hürmet etmek vaciptir.

İnsanların yaşamlarını onurlu bir şekilde sürdürmeleri için yeme, içme, giyinme, iskan, ısınma, sağlık, eğitim, iletişim, ulaşım, seyahat gibi temel maddi gereksinimlere ihtiyaçları vardır. Hatta şefkat, merhamet, sevgi, saygı, dua, ibadet gibi manevi değerler de insan için vazgeçilmezdir. İşte insanın, sahip olduğu bütün bu değerlerin (nimetlerin, rızıkların) zekâtını/sadakasını vermesi dinen zorunludur.

Rabbimiz; “Ey inanalar! Hiçbir iltimasın, dostluğun, alışverişin olmayacağı o gün gelmeden önce, Allah’ın size verdiği RIZKI ihtiyaç sahipleriyle paylaşın. Şükrünü ödemeyip nankörlük edenler, zalimlerin ta kendileridir” (Bakara 254) buyurarak, yararlandıklarımızın sadakasını vermemizi istemektedir.

Evet, RIZIK, hayatımızı sürdürürken faydalandığımız (kullandığımız, harcadığımız, tükettiğimiz) bütün nimetlerin ortak adıdır. Yani, insanın geçimini sağlayan, ona faydası olan tüm maddi-manevi değerler rızıktır. Dolayısıyla Allah’ın verdiği rızıkları (nimetleri) kullandığımız ölçüde sadakasını vererek şükrümüzü eda etmemiz zorunludur.

DİKKKAT; resmi evrakla sahip olduklarımızın değil, faydalandıklarımızın zekât vergisini vermeliyiz. Yani, Allah’ın bizden istediği, RIZIK olarak faydalandıklarımızdan vermektir. Rızık olarak faydalanmadıklarımız –tapusu bizde olabilir- bizim değildir. Mesela, birkaç tane tarlanız, bağınız, bahçeniz olsun… Oralardan faydalanmadıkça (rızıklanmadıkça) sizin değildir. Zaten -bilindiği gibi- tarladan değil, ürünlerden zekât alınmaktadır.

İster arazileriniz, ister fabrikalarınız, işletmeniz olsun, ister mağazalarınız, ticarethaneleriniz olsun, ister otelleriniz, restoranlarınız olsun, ister katlarınız, yatlarınız olsun; bunlardan kazandığınız ölçüde sizindir.

Sürülerinizin olduğunu var sayalım; o sürülerin ticaretinden, etinden, sütünden ve yününden yararlandığınız ölçüde sizindir ve zekât vergisine tabidir.

Zekât açısından değerlendirildiğinde yararlanılmadığı sürece bu varlıkların hiç bir önemi yoktur. Sahibi görünen kişi, bütün bunlardan rızıklandığı/yararlandığı ölçüde temlik/hak sahibidir; değilse başkasınındır. Öyle mülk-servet sahibi kimseler vardır ki servetinden milyonda bir rızıklanmadan ölüp gider ve mülk-servet başkasına kalır.

Evet Kur’an’da Allah, başta hayvanlar olmak üzere, zirai ürünler, su, seyahat araçları (gemiler) gibi pek çok nimetler verdiğini ve o nimetlerden rızıklandığımızı belirtilmektedir. (Müminun 18-22, Yasin 71-73)

Yine pek çok ayette Allah, “size rızık olarak verdiklerimizden infak edin” buyurmaktadır. (Bakara 3, 254, Kasas 54, Ra’d 22 gibi)

Bu ayetler dikkate alındığında zekât vergisinin servet/mal üzerinden değil, kazanç/rızık üzerinden verilmesi gerektiği aşikardır. Şöyle itirazlar gelebilir: Milyarlarca servete sahip olan biri, sadece beş bin lira maaşı olan biri ile eşit hale gelmez mi? Cevap, gelebilir, fakat bu adaletsizlik değildir. Kişi, ne kadar servet sahibi olursa olsun, rızıklandığı (fayda gördüğü) kadar kendisinindir; değilse mülk Allah’ındır, başkasına kalacaktır.

Şunu da belirtelim ki servet sahibi kimselerin harcamaları da genellikle servetleriyle orantılıdır. Mesela; kiraya verildiği takdirde ayda beş-on bin liralık gelir getirecek konutta oturur. Bindiği araç beş yüz-bir milyonluktur. Her yıl yüz-iki yüz bin lira harcayarak tatil yapar. Lüks restoranlarda yemek yer. Çocukları en pahalı özel okullarda eğitim görür. En yüksek dereceli hastanelerden yararlanır vs. Tabi ki bütün bu harcamaların (rızıklanmaların) faturası da zekât vergisine yansıyacaktır. 

Bu çıkarımları dikkate aldığımızda; birinci temel ilke olarak diyebiliriz ki zekât vergisi, mal (mülk-servet) üzerinden değil, rızık (yararlandığımız, harcadığımız nimetler) üzerinden verilmelidir. “Nedir bunlar” derseniz, hayatımızı sürdürürken faydalandığımız (kullandığımız, harcadığımız, tükettiğimiz) bütün nimetlerdir. O halde, “hangi mallardan zekât verilir, hangilerinden verilmez” sorusunun bir ehemmiyeti yoktur. Rızıklandığınız bütün nimetler, “size “rızık” olarak verdiğimizi ihtiyaç sahipleriyle paylaşın” emri gereği, zekât kapsamındadır.

İkinci temel ilke; zekât mükellefi olabilmek için belli bir rızka/nimete (yararlanmaya, harcamaya, tüketime) sahip olmak gerekir. Bu da aile reisinin, aylık harcamaları için defter tutmasıyla ortaya çıkacaktır.

Örneğin; mutfak giderleri 2000, iskan/konut 1000, enerji-yakıt 1000, giyim-kuşam 500, sağlık 300, eğitim 300, iletişim 100, ulaşım 100, seyahat-turizm 200, diğer vergiler 500 olmak üzere dört kişilik bir ailenin toplam harcamaları 6 bin lira olsun. Bu ailenin zekât mükellefiyeti olabilmesi için Türkiye’deki “asgari geçim ve hayat standartı”na bakmamız lazım.

Türkiye’de bugün itibariyle -İstatistik Kurumu’nun verileri dikkate alındığında- diyebiliriz ki dört kişilik bir ailenin yeme, içme, giyinme, iskan, ısınma, enerji, sağlık, eğitim, iletişim, ulaşım, seyahat gibi zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması için yaklaşık aylık beş bin liraya ihtiyaç vardır.

Beş bin rakamın altında bir gelir/gidere sahip olanlar, zekât mükellefi sayılmamaları gerekir. Aylık 5 bin lira,  yılda (5x12) 60 bin lira eder. Bu rakamı altın vb. değerlere dönüştürüp bir nisap miktarı (zenginlik ölçüsü) çıkarmanın hiçbir yararı ve anlamı yoktur; zira hayat standartları sürekli değiştiği için bu rakamlar göreceli ve sürekli değişmektedir. Onun için her yıl –tıpkı fıtır/fitre sadakası gibi- yenilenmesi zorunludur.

Bugünkü yazımızı/tezimizi özetlersek;

1) Zekât, mülk-servet üzerinden değil, rızık (kazanç, fayda, harcama) üzerinden verilmelidir. Yani, Allah’ın nimetlerinden yararlandığımız ölçüde zekât vergisi söz konusu olmalıdır. Hizmet alımı gibi

2. Zenginlik ölçüsü (nisap); 80 gram altın, 40 koyun/keçi gibi belli miktarda mala-servete-ticarete sahip olmak değil, ne kadar rızıklandığımız (kullandığımız, yararlandığımız) ile ölçülmelidir.

Mesela; maaş 5 bin, ticaret 3 bin, zirai ürünlerden 2 bin, hayvan ürünlerinden bin lira (toplam 11 bin lira) gibi.

3. Zekât sadece birkaç maldan değil, rızıklandığımız (kazanç, fayda, harcamalardan) bütün gelirlerden verilmelidir.

4. Fıtır/fitre sadakası nasıl her yıl güncellenerek veriliyorsa, zekât sadakası da aynı şekilde –sosyo-ekonomik durum dikkate alınarak-güncellenmelidir.

Bu kriterler dikkate alınarak zekât verildiğinde, inanıyorum ki kimseye haksızlık olmayacak, adalet yerini bulacak ve her Müslüman severek-isteyerek zekâtını ödeyecektir.

NOT: Zekât konusuna devam edeceğiz inşallah…

Selam ve muhabbetlerimle…
Beşir İSLAMOĞLU 4.02.21

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 Hak Gaspı, İbadetlerin Kazancını Tüketir2 Ahlakın Şartı Kaçtır?3 Her İyi Müslüman, Aynı Zamanda İyi İnsandır4 Kurban İbadetini (Kurban Etmeden!) Doğru anlamak -2- 5 Hayvanlar İhtiyaç Üzerine Kesilir; Geleneğe Kurban Edilemez -1-6 Kur’an’ın Hükümlerinde Tahrifat Yapmak, “Dine Karşı Din” Uydurmaktır -6-7 Kur’an’ın Hükümlerinde Tahrifat Yapmak, “Dine Karşı Din” Uydurmaktır -5-8 Dinde Tahrifat Yapmak, Apaçık Bir Bühtandır -4-9 Dinde Tahrifat Yapmak, Apaçık Bir Günahtır -3-10 Dinleri İle İlgili Uydurdukları Kendilerini Aldatmıştı -2-11 Dinleri İle İlgili Uydurdukları Kendilerini Aldatmıştı -1-12 İnsan Hayatının Güvencesi Kısastır13 İnsanca Yaşamanın Ön Koşulu, Nesil Emniyetidir14 Er Kişi Niyetine15 Buhari’nin “Camiu’s-Sahih” Adlı Eserinin, Kur’an’la Eşitlenmesi Çabaları Üzerine16 Akılla Temellendirilmeyen İman, Koftur -2-17 Vahiy ve Akılla Temellendirilmeyen İman, Koftur -1-18 Güçlünün Yanında Yer Almak19 Mesafe, Maske ve Temizlik Sadece Coronavirüse Karşı Değil20 Müslümanlar Kimlik Krizi Mi Yaşıyor; Yoksa Sahte Kimlik Mi Taşıyor?21 İbn Rüşd Müktesebatının Temeli Akıldır22 İmam Gazali’yi Doğru Anlamak23 Bilim Geliştikçe Din Tasavvuru Da Değişir24 Dava Sahipleri Nerdesiniz? 25 Şahitlik, (Şehitlik), Hak ve Adaletin Gerçekleşmesi İçindir26 Görevimiz “İman Sorgulamak” Değil, Zulmü Sorgulamaktır27 Kaluu Bela Allah İle Ahitleşmektir. Bakın Nasıl!28 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (6)29 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (5)30 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (4)31 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (3)32 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (2)33 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (1)34 Dini 21. Asrın Aklıyla Anlamak / Yorumlamak
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
 Abdülaziz KIRANŞAL

Abdülaziz KIRANŞAL

Dinden Soğutan Dindarlık

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

İnsanı Kendi Olmaktan Çıkartan Bir Çağın İçindeyiz

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!