Zekât Kurumunun Güncellenmesi (6)

Zekât kurumunun güncellenerek aktif hale getirilmesi ile ilgili son yazıya gelmiş bulunuyoruz...
Zekât Kurumunun Güncellenmesi (6)
Beşir İSLAMOĞLU
Beşir İSLAMOĞLU
Eklenme Tarihi : 18.02.2021
Okunma Sayısı : 294

Zekât kurumunun güncellenerek aktif hale getirilmesi ile ilgili son yazıya gelmiş bulunuyoruz.

Birinci yazıda “zekâtın anlam ve önemi”, ikinci yazıda “zekâtın, Sadaka ve İnfak ile İlişkisi”, üçüncü yazıda “zekât-vergi ilişkisi”, dördüncü yazıda “zekâtın nelerden verilmesi gerektiği ve zekât mükellefiyeti”, beşinci yazıda da “kazançlarımızın ne kadarını, kime, nasıl infak edeceğimiz” üzerinde durmuştuk.

Bugün de -sonuç olarak- “Zekâtın güncellenmesi” başlığı ile yazdığımız beş yazıyı özetleyerek maddeler halinde vermeye çalışacağız.

1. Zekât, sosyal dayanışma sisteminin vazgeçilmez temellerinden biridir; fakirin zenginde olan hakkıdır; zira yüce Allah: “onların mallarında muhtaç ve yoksulların hakkı vardır” (Zariyat,19)

2. Sosyal dayanışma sisteminin vazgeçilmez temellerinden biri de sadakadır. Sadaka, her türlü “iyi ve yararlı iş” demektir. Zekât da her türlü mali ve ahlaki sorumlulukları kapsadığı -iyi ve yararlı bir iş- olduğu için, sadakanın bir parçası olarak kabul edilmiştir.

3. Zekât vermek, sadaka vermek demektir. Tövbe suresinde, “zekâtın verileceği yerler” olarak kabul edilen ayette (60) zekât değil, “sadakat/sadakalar” olarak ve hem de “feride/farz” olarak geçmektedir.

4. Zekât, Kur’an’da sadakanın bir parçası olarak tanıtılırken, zamanla İslam fıkhında bütün infakların başı kabul edilmiştir.

5. Kur’an’da zekât ile ilgili herhangi bir ayrıntı yoktur. Zekât ile ilgili ayrıntılar, tamamen “sünnet” denilen Nebi as’ın uygulamalarıyla şekillenmiştir. Bu da zekât uygulamalarının değişkenliğini göstermektedir.

6. Fıkıh literatüründe- zekât ayrı, vergi ayrı tanımlanmış ise de “hakkın edası” anlamında ikisi de vergidir. Dolayısıyla “zekât vergisi” olarak ifade etmenin hiçbir sakıncası yoktur.

7. Nebi as ve ilk iki halife döneminde zekât sadakası bir vergi (hak) olarak yönetim/idare tarafından hazinede toplatılır, sonra ihtiyaç sahiplerine dağıtılırdı.

8. Zekâta tam bir işlerlik kazandırıp faal hale getirmek için Türkiye’de “sosyal güvenlik bakanlığı” adıyla bir bakanlık kurulmalı, “zekât” adı altında her türlü sadakalar (infaklar/yardımlar) bu bakanlık eliyle ve belgeyle toplanarak “Kur’an’ın öngördüğü” ihtiyaçlara harcanmalıdır.

9. Kurulacak olan “sosyal güvenlik bakanlığı” köylere varıncaya kadar şubeler açmalı ve tüm ülkede ihtiyaç sahiplerini hakkaniyetle tespit ederek derecelendirmeli (mesela 1. 2. 3. Derecede ihtiyaç sahibidir) ve her yıl bilgileri güncellemelidir. 

10. Kimlerin “zekât mükellefi” olacağı, “zekât kurulu” tarafından, İstatistik Kurumu’nun verileri –sosyo-ekonomik durum- dikkate alınarak hazırlamalı ve ihtiyaç duyulduğunda veriler yenilemelidir.

11. Zekât mükellefi olmak için Türkiye’de bugün itibariyle -İstatistik Kurumu’nun verileri dikkate alındığında, dört kişilik bir ailenin yeme, içme, giyinme, iskan, ısınma, enerji, sağlık, eğitim, iletişim, ulaşım, seyahat gibi zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması için yaklaşık aylık beş bin liraya ihtiyaç olduğu görülür. Dört kişilik bir aile için nisap miktarı “beş bin lira” ise, iki kişilik bir aile için de “üç bin lira” kabul edilebilir.

12. Zenginlik ölçüsü (nisap); 80 gram altın, 40 koyun/keçi gibi belli miktarda mala-servete-ticarete sahip olmak değil, ne kadar rızıklandığımız (kullandığımız, yararlandığımız) ile ölçülmelidir. Mesela; maaş 5 bin, ticaret 3 bin, zirai ürünlerden 2 bin, hayvan ürünlerinden bin lira (toplam 11 bin lira) gibi.  

13. Aylık 5 bin,  yılda (5x12) 60 bin lirayı esas alarak “altın kıymeti” üzerinden bir nisap miktarı (zenginlik ölçüsü) çıkarmanın hiçbir yararı ve anlamı yoktur; zira hayat standartları sürekli değiştiği için bu rakamlar göreceli ve sürekli değişmektedir. Onun için her yıl zekât vergisi –tıpkı fıtır/fitre sadakası gibi- yenilenmesi zorunludur.

14. Zekât mükellefiyeti konusunda Müslümanları üç sınıfta toplamak mümkündür. Birinci sınıf; zekât vermek zorunda olanlardır ki onların dört kişilik aylık gelir/gideri beş bin liranın üzerindedir.

İkinci sınıf: Orta halli kimseler; bunlar ne zekât verir, ne de alır ki onların da dört kişilik aylık gelir/gideri beş bin liranın altındadır.

Üçüncü sınıf: Muhtaç kimseler; bunlar zekât alanlardır ki onların da dört kişilik aylık gelir/gideri çok düşüktür. Tabi, bunların sınıflandırılması gerekir. (1. 2. 3. Derce gibi)

15. “Zekât nelerden verilmelidir” sorusunun cevabı, nelerden rızıklanıyorsak (faydalanıyorsak, harcıyorsak) onların toplamından verilmelidir. Yeme, içme, giyinme, mefruşat, iskan, ısınma, enerji, sağlık, eğitim, iletişim, ulaşım, seyahat gibi ihtiyaçlarının tümünün toplamı olmalıdır.

Özellikle belirtelim, kendi evinde oturanlar, yaklaşık bir kira belirleyerek harcamalara katmaları gerekir. Arabası olanlar da arabalarından yararlandıkları ölçüde gider kaydedeceklerdir. Dolayısıyla lüks konut/villada oturanlar ve lüks arabalar kullananlar, yararlandıkları o lüks nimetlerin bedelini zekât vergisi olarak ödemelidirler.

16. Resmi tapusu bizde olsa bile, rızıklanmadıklarımız (faydalanmadıklarımız) mal ve servetin zekât vergisi yoktur. Zira Allah’ın istediği, “RIZIK” olarak faydalandıklarımızdan vermektir.

“Size rızık olarak verdiklerimizden infak edin.” (Bakara 3, 254, Kasas 54, Ra’d 22 gibi)

17. Allah’ın nimetlerinden yararlandığımız ölçüde zekât vergisini ödemeliyiz. Tıpkı evlerimizde su, elektrik, gaz kullanıp faturasını ödediğimiz gibi. Nasıl kullanmadığımız su, elektrik ve gaz için bir ödeme yapmıyorsak, kullanmadığımız (faydalanmadığımız) Allah’ın nimetlerinden de zekât vergisi ödemek zorunda değiliz.

18. Yararlandıklarımızın vergisini devlete veriyorsak -su, elektrik, gaz gibi- o harcamalar da zekât giderlerine dahil olduğundan, ayrıca “vergi zekât yerine geçer mi” sorusu da önemini yitirmiş olur; lakin yararlanmadığımız bir mal için verdiğimiz vergi, zekât giderlerine dahil edilemez. O verginin zekât harcamalarında yeri yoktur. Arsa vergisi gibi

19. Borç ödeyenlerin ödedikleri para, zekât gelir/giderlerine eklenip eklenmediği hususunda neye borçlandıklarına bakmak gerekir. Nimetlerden yararlanmak için borçlanmışlar ise, zekât gelir/giderlerine dahil edilmelidir. İnşaat, arsa, tarla gibi gayri menkule yatırım yapmak için borç ödüyorlar ise, dahil edilemez; zira o inşaat, arsa, tarladan henüz yararlanmamışlardır ve kimlerin yararlanacağını da ancak Allah bilir.

20. Günümüzde zekât vergisi Müslümanların vicdanına bırakıldığı için, Müslümanlar, -tıpkı namaz, oruç gibi- ciddiye almalı, Allah’ın kullarına olan borcunu titizlikle ödemelidirler.

Şunu özellikle belirtelim ki “zekât” başlığı altında dile getirdiklerimiz -zekât kurumuna işlerlik kazandırmak maksadıyla hazırlanan- bir taslaktır. Yeni bir takım ilkeler önerirken, başata Nebi as olmak üzere “öncekiler yanlış yapmıştır” demiyorum. Onlar kendi konjonktüründe belki en doğrusunu yapmışlardır; ancak yaşadığımız bu 21. Asırda tüm gelişmeleri dikkate alarak “hakkaniyet üzere bir paylaşım ortaya koymaktan başka çaremiz yoktur” diye inanıyorum.

“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir. Allah’ın lütfu geniştir. O her şeyi bilendir.” (Bakara,  261)

Selam ve muhabbetlerimle…
Beşir İSLAMOĞLU

 

YAZARA AİT BÜTÜN YAZILAR
1 Hak Gaspı, İbadetlerin Kazancını Tüketir2 Ahlakın Şartı Kaçtır?3 Her İyi Müslüman, Aynı Zamanda İyi İnsandır4 Kurban İbadetini (Kurban Etmeden!) Doğru anlamak -2- 5 Hayvanlar İhtiyaç Üzerine Kesilir; Geleneğe Kurban Edilemez -1-6 Kur’an’ın Hükümlerinde Tahrifat Yapmak, “Dine Karşı Din” Uydurmaktır -6-7 Kur’an’ın Hükümlerinde Tahrifat Yapmak, “Dine Karşı Din” Uydurmaktır -5-8 Dinde Tahrifat Yapmak, Apaçık Bir Bühtandır -4-9 Dinde Tahrifat Yapmak, Apaçık Bir Günahtır -3-10 Dinleri İle İlgili Uydurdukları Kendilerini Aldatmıştı -2-11 Dinleri İle İlgili Uydurdukları Kendilerini Aldatmıştı -1-12 İnsan Hayatının Güvencesi Kısastır13 İnsanca Yaşamanın Ön Koşulu, Nesil Emniyetidir14 Er Kişi Niyetine15 Buhari’nin “Camiu’s-Sahih” Adlı Eserinin, Kur’an’la Eşitlenmesi Çabaları Üzerine16 Akılla Temellendirilmeyen İman, Koftur -2-17 Vahiy ve Akılla Temellendirilmeyen İman, Koftur -1-18 Güçlünün Yanında Yer Almak19 Mesafe, Maske ve Temizlik Sadece Coronavirüse Karşı Değil20 Müslümanlar Kimlik Krizi Mi Yaşıyor; Yoksa Sahte Kimlik Mi Taşıyor?21 İbn Rüşd Müktesebatının Temeli Akıldır22 İmam Gazali’yi Doğru Anlamak23 Bilim Geliştikçe Din Tasavvuru Da Değişir24 Dava Sahipleri Nerdesiniz? 25 Şahitlik, (Şehitlik), Hak ve Adaletin Gerçekleşmesi İçindir26 Görevimiz “İman Sorgulamak” Değil, Zulmü Sorgulamaktır27 Kaluu Bela Allah İle Ahitleşmektir. Bakın Nasıl!28 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (6)29 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (5)30 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (4)31 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (3)32 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (2)33 Zekât Kurumunun Güncellenmesi (1)34 Dini 21. Asrın Aklıyla Anlamak / Yorumlamak
YORUMLAR
YENİ YORUM YAP
güvenlik Kodu
ALINTI YAZARLAR TÜMÜ
 Abdülaziz KIRANŞAL

Abdülaziz KIRANŞAL

Dinden Soğutan Dindarlık

Ali BULAÇ
Ali BULAÇ

Taliban Üzerine

Vahdettin İNCE

Vahdettin İNCE

Taliban’dan Beklentim

Salih TUNA

Salih TUNA

Tehlike ve Müjde!

Taha ÖZHAN

Taha ÖZHAN

Tunus’a Darbe

Byung- CHUL HAN

Byung- CHUL HAN

Yorgunluk Virüsü…

Ramazan BEYHAN

Ramazan BEYHAN

Darbe İnsanlık Suçudur

Tanıl BORA

Tanıl BORA

Üç Terzi

Cemile BAYRAKTAR

Cemile BAYRAKTAR

Yüzyılın İşgali

Mehmet ALAGAŞ

Mehmet ALAGAŞ

Biyografi

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

Prof. Dr. Ulvi SARAN (Malatya Eski Valisi)

İnsanı Kendi Olmaktan Çıkartan Bir Çağın İçindeyiz

Bizimle sosyal ağlarda bağlantı kurun!